Nisâ suresi

Nisâ suresi, 37. ayet

Nisâ suresi, 37. ayet. ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبُخْلِ وَيَكْتُمُونَ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا

elleẕîne yebḫalûne veye'mürûne-nnâse bilbuḫli veyektümûne mâ âtâhümü-llâhü min faḍlih. vea`tednâ lilkâfirîne `aẕâbem mühînâ.

Diyanet İşleri

Bunlar cimrilik eden, insanlara da cimriliği emreden ve Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 34–40 · surenin 37. ayeti / 176

Konu Ana babaya iyilik; cimrilik, gösteriş ve şahitlik günü Nisâ 36–42 3

  1. Nisâ 34

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkardırlar. Allah'ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da "gayb"ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür.

  2. Nisâ 35

    Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.

  3. Nisâ 36

    Allah'a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.

  4. 37

    Bunlar cimrilik eden, insanlara da cimriliği emreden ve Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

  5. Nisâ 38

    Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah'a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır.

  6. Nisâ 39

    Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah'ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı, kendilerine ne zarar gelirdi? Allah, onları en iyi bilendir.

  7. Nisâ 40

    Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükafat verir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 36–37. ayetler için yazılmıştır.

36. Şanı Yüce Allah, kullarına hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca kendisine ibâdet etmelerini emretmektedir. O’na ibâdet ise adeta O’nun köleliği altına girmek, zahiri ve batıni bütün ibâdetlerde ihlâsla, zilletle ve sevgiyle O’nun emir ve yasaklarına boyun eğmektir. Yine Yüce Allah küçük olsun, büyük olsun kendisine şirk koşmayı yasakladığı gibi, kişiye hiçbir fayda sağlayamayan, ondan hiçbir zararı önleyemeyen, ölüme, hayata ve öldükten sonra diriltme imkânına sahip bulunmayan varlıkları, ister melek olsun, ister peygamber olsun, ister veli olsun herhangi bir şeyin kendisine şirk koşulmasını da yasaklamaktadır. Kulların tek tek yerine getirmekle yükümlü oldukları ilk görev, mutlak kemale bütün yönleri ile sahip olan, tam ve mükemmel şekli ile kâinatı idare eden, hiç kimse kendisine ortak olmayan ve bu konuda kimsenin yardımına muhtaç olmayan zata ihlâsla ibâdet etmektir.

Yüce Allah kendisine ibâdeti ve hakkını yerine getirmeyi emrettikten sonra, yakınlık sırasına göre kullarının haklarını yerine getirmeyi emretmekte ve şöyle buyurmaktadır:

“Ana babaya” güzel sözlerle, nazik hitaplarla, güzel davranışlarla, emirlerine itaatle, yasaklarından uzak durmakla, onlara harcamada bulunarak nafakalarını sağlamakla, onlarla alakası bulunanlara ikramda bulunmakla ve ancak kendileri vasıtası ile söz konusu olan akrabalık bağlarını gözetmek sureti ile onlara iyi davranın. İyi davranmanın (ihsanın) zıttı olan iki şey vardır: kötü davranmak ve iyi davranmamak ki her ikisi de yasaktır.

“Akrabaya” da iyi davranmak gerekir. Bu yakın ya da uzak olsunlar bütün akrabalara sözlü ve fiili olarak iyilikte bulunmayı ve akrabalık bağını söz ya da davranış ile kesmemeyi gerektirmektedir.

“Yetimlere” yani küçükken babalarını kaybetmiş kimselere de iyilik yapın. Bunlar akraba olsunlar ya da olmasınlar, müslümanlar tarafından bakılmaya, kendilerine iyilikte bulunulmaya, gönüllerinin hoş edilmesine, güzel bir şekilde eğitilmeye, din ve dünya ile ilgili maslahatlarında en güzel şekilde terbiye edilmeye hak sahibidirler.

“Yoksullar” ihtiyacın ve fakirliğin kendilerini hareketsiz bıraktığı, yeterli ihtiyaçlarını elde edemeyen, bakmakla görevli oldukları kimselerin ihtiyaçlarını karşılayamayan kimselerdir. Yüce Allah bunların ihtiyaçlarını görmek, eksiklerini gidermek, bu konuda teşvikte bulunmak ve mümkün olanı da yerine getirmek sureti ile onlara iyilikte bulunmayı emretmektedir.

“Yakın komşuya” yani hem komşuluk hakkı hem akrabalık hakkı olmak üzere iki hak sahibi bulunan komşunuza iyi davranın. Böyle bir komşunun, komşusu üzerinde örfe raci olmak üzere iyilikte bulunulma hakkı vardır.

“ve uzak komşuya” yani akrabalık hakkı bulunmayan komşunuza iyilikte bulunun. Kapısı ne kadar yakın ise komşunun hakkı, o kadar güçlüdür. O bakımdan kulun, komşusunu hediye, sadaka, davet, söz ve davranışlarla nazik davranmak, söz ve davranışla ona eziyette bulunmamak suretiyle gözetmesi gerekir.

“Yanınızdaki arkadaşa” bundan kastın yol arkadaşı olduğu söylendiği gibi hanım olduğu da söylenmiştir. Mutlak olarak bütün arkadaşlardır diyenler de olmuştur ki bunun daha uygun olma ihtimali vardır. Çünkü bu ifade, hem ikamet hem yolculuk halinde bulunan arkadaşı kapsadığı gibi hanımı da kapsar. Arkadaşın, arkadaşına karşı müslümanlık hakkından başka, din ve dünya işlerinde ona yardımcı olmak, ona samimiyetle nasihat edip iyiliğini istemek, kolaylık ve zorlukta, hoşa giden ve gitmeyen hallerde ona vefalı olmak gibi hakları vardır. Yine kendisi için sevdiği şeyi arkadaşı için de sevmeli, kendisi adına hoşlanmadığı şeylerden arkadaşı adına da hoşlanmamalıdır. Arkadaşlık ne kadar ileri ise hak da o kadar güçlü ve o kadar ileri olur.

“Yolda kalmışa” bu, muhtaç olsun ya da olmasın yabancı olduğu bir beldede (gurbette) bulunan yabancı kimsedir. Bunun da ihtiyacının ileri derecede olması, yurdundan uzakta bulunması sebebi ile müslümanlar üzerinde hakları vardır: Gitmek istediği yere onu ulaştırmak yahut maksatlarını kısmen de olsa gerçekleştirmesine yardımcı olmak, ona ikramda bulunmak ve arkadaş olmak vb. gibi

“Ellerinizin altında bulunanlara” yani ister insan, ister hayvan olsun elleriniz altında bulunanların yeterli şekilde ihtiyaçlarını karşılamak, ağır gelecek şeyleri onlara yüklememek, yüklediğiniz takdirde onlara yardımcı olmak ve maslahatlarına uygun şekilde onları terbiye etmek sureti ile “iyilik edin.”

Kim bütün bu emrolunan hususları yerine getirecek olursa işte o Rabbine itaat eden, Allah’ın kullarına karşı da alçak gönüllü davranan, Allah’ın emir ve şeriatına bağlı olan bir kimsedir. Böyle bir kimse pek büyük bir mükâfata ve çok güzel övgülere hak kazanır. Bunu gereği gibi yerine getirmeyen kimse ise Rabbinden yüz çeviren, emirlerine bağlı olmayan, insanlara karşı da alçak gönüllü davranmayan bir kimsedir. Aksine böyle bir kimse Allah’ın kullarına karşı büyüklenen, kendisini beğenen ve kendi sözleri ile böbürlenen bir kimsedir. İşte bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz Allah büyüklenip” kendisini beğenip insanlara karşı büyüklük taslayan “böbürlenenleri” Allah’ın kullarına karşı şımararak, pnları küçük görerek kendisini övüp durap kimseleri “sevmez.” İşte bu gibi kimselerin büyüklenip böbürlenmeleri, söz konusu hakları gereği gibi yerine getirmelerine engel olur. Bundan dolayı Yüce Allah onları şöylece yermektedir:

37. “Onlar hem” yerine getirmeleri gereken hakları yerine getirmeyerek “kendileri cimrilik ederler, hem de insanlara” söz ve davranışları ile “cimriliği emrederler ve Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiğini” kendisi vasıtası ile sapmışların hidâyet bulduğu ve cahillerin doğru yolu gördükleri ilmi “gizlerler.” Bu cimriler ilmi sapkın ve cahillerden gizlerken, onlara hakkı görmelerine engel teşkil edecek batılı açıklarlar. Böylelikle hem malda ve ilimde cimriliği, hem de gerek kendilerinin hüsrana uğraması, gerek başkalarının ziyana uğraması için çalışıp çabalamayı bir arada işlemiş olurlar. İşte bu da kâfirlerin nitelikleridir. Bundan dolayı Yüce Allah: “Biz kafirler için alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.” buyurmuştur. Yani Allah’ın kullarına karşı büyüklenmeleri, Allah’ın haklarını yerine getirmemeleri, cimrilik yapmaları ve hidâyeti bulma konusunda başkalarına engel olmalarından dolayı Allah can yakıcı bir azap ve sürekli bir aşağılanma ile onları hakir kılmıştır. Allahım, her türlü kötülükten sana sığınırız.

Daha sonra Yüce Allah riyakarlık yaparak, başkalarının işitmesi niyetiyle yapıklan ve Allah’a imandan kaynaklanmayan infaklar hakkında şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah, kendilerine vermiş olduğu rızıktan infak etmeyi farz kıldığı kimselerin infak olarak vermeleri gereken kişilere bunu vermemelerini, bu yaptıklarının aynısını başkalarına da söz ve fiilleriyle emrederek yapmalarını istemelerini, Allah’ın lütuf olarak bahşettiği rızık, ilim ve diğer nimetleri gizlemelerini ve insanlara gerçeği açıklamamalarını asla sevmez. Bilakis onlar hakkı gizleyerek batıl olanı insanlara gösterirler. İşte bu hasletler kâfirlere ait özelliklerdir. Bundan ötürü bizler de kâfirler için utanç verici bir azap hazırladık.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine bunlar
  2. يَبْخَلُونَ yebhalune cimrilik ederler kök: بخل
  3. وَيَأْمُرُونَ ve ye'murune ve emrederler kök: امر
  4. ٱلنَّاسَ n-nase insanlara kök: نوس
  5. بِٱلْبُخْلِ bil-buhli cimriliği kök: بخل
  6. وَيَكْتُمُونَ ve yektumune ve gizlerler kök: كتم
  7. مَآ ma şeyi
  8. ءَاتَىٰهُمُ atahumu kendilerine verdiği kök: اتي
  9. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  10. مِن min -nden
  11. فَضْلِهِۦ ۗ fedlihi bol hazinesi- kök: فضل
  12. وَأَعْتَدْنَا ve ea'tedna (biz de) hazırlamışızdır kök: عتد
  13. لِلْكَـٰفِرِينَ lilkafirine inkarcılar için kök: كفر
  14. عَذَابًۭا azaben bir azab kök: عذب
  15. مُّهِينًۭا muhinen alçaltıcı kök: هون

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بخل (12 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…

  • Aynı kök: بخل (12 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Fakat Allah, lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler.

  • Aynı kök: هون (26 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne…

  • Aynı kök: عتد (16 geçiş) · Aynı kök: هون (26 geçiş)

    (150-151) Şüphesiz, Allah'ı ve peygamberlerini inkar edenler, Allah'a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, "(Peygamberlerin)…

  • Aynı kök: بخل (12 geçiş)

    Eğer onları sizden isteyip de sizi zorlasaydı, cimrilik ederdiniz, O da kinlerinizi ortaya çıkarırdı.

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Ne Kitab ehlinden inkar edenler ve ne de Allah'a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar, cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden, dipnot 1 Allah'ın kendilerine lütfundan verdiğini gizleyen kişilerdir. Biz, kâfirler için küçük düşürücü bir azap hazırlamış (olacağız).

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Hadîd 57:24.

Mustafa İslamoğlu

kendisi cimrilik yapan ve başkalarına cimriliği öneren, Allah'ın kendilerine bağışladığı nimetleri saklayanları da... Ve kafirler için utanç veren bir azap hazırladık.

Muhammed Esed

(ve) cimrilik yapan, başkalarına da cimriliği tavsiye eden ve Allahın kendilerine bağışladığı nimetleri gizleyenleri de... Böylece hakikati inkar eden herkes için utanç verici bir azap hazırladık.

Ahmed Hulusi

Onlar hem cimridirler hem de insanların cimrilik yapmalarını emrederler ve Allah'ın fazlından onlara verdiklerini gizlerler. Hakikati inkar edenler için aşağılatıcı azap hazırladık.

Ali Bulaç

Onlar, cimrilikte bulunurlar, insanlara da cimriliği emreder (önerir)ler. Allah'ın fazlından kendilerine verdiğini gizli tutarlar. Biz o kafirlere aşağılatıcı bir azab hazırlamışızdır.

Ali Özek ve heyeti

İşte o kimseler, hem cimrilik ederler; hem de insanlara cimriliği emrederler ve Allah'ın lûtfu kereminden kendilerine verdiği şeyi gizlerler. Biz, o kâfirler için zelîl edici bir azâp hazırladık.

Ali Rıza Safa

Onlar, cimrilik yaparlar ve insanlara cimrilik yapmayı öğütlerler. Allah'ın, Kendi lütfundan onlara verdiğini de gizlerler. Nankörler için, aşağılayıcı bir ceza hazırladık.

Bayraktar Bayraklı

Bunlar, cimrilik eden ve insanlara cimriliği emreden, Allah'ın kendilerine lütfundan verdiğini gizleyen kimselerdir. Biz, kafirler için alçaltıcı bir azap hazırladık.

Edip Yüksel

Bunlar üstelik cimridirler ve halka cimriliği öğütlerler. ALLAH'ın kendi lütfundan onlara verdiğini gizlerler. İnkarcılara acıklı bir azap hazırladık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bunlar üstelik cimridirler ve halka cimriliği öğütlerler. ALLAH'ın kendi lütfundan onlara verdiğini gizlerler. İnkarcılara acıklı bir azap hazırladık

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar ki hem kıskanırlar, hem de herkese kıskançlık tavsiye ederler ve Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği şeyleri saklarlar; oysa Biz de öyle nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar ki hem kıskanırlar hem de herkese kıskançlık tavsıye ederler ve Allahın kendilerine fazlından verdiği şeyleri saklarlar, biz de öyle nankörlere terzil edici bir azab hazırlamışızdır

Erhan Aktaş

Cimrilik edenler, insanları da cimri olmaya teşvik ederler; Allah'ın kendi lütfundan verdiklerini gizlerler. Biz, o kafirler dipnot 1 için alçaltıcı bir azap hazırladık.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nankörler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Cimrilik edenler, insanları da cimri olmaya teşvik ederler; Allah'ın kendi lütfundan verdiklerini gizlerler. Biz, o Kafirler dipnot 1 için alçaltıcı bir azap hazırladık.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nankörler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Cimrilik ederler, insanları da cimri olmaya teşvik ederler; Allah'ın kendi lütfundan verdiklerini gizlerler. Biz, o nankörler için alçaltıcı bir azap hazırladık.

Gültekin Onan

Onlar, cimrilikte bulunurlar, insanlara da cimriliği buyururlar. Tanrı'nın fazlından kendilerine verdiğini gizli tutarlar. Biz o kafirlere aşağılatıcı bir azab hazırlamışızdır.

Hasan Basri Çantay

Onlar, hem (binnefs) cimrilik yapan, hem insanlara cimriliği emredenler, Allahın lutf-ü inayetinden kendilerine verdiğini gizleyenlerdir. Biz o nankörlere hor ve hakir edici bir azab hazırlamışadır.

İbni Kesir

Onlar ki; hem cimrilik ederler, hem de insanlara cimrilik tavsiye ederler ve Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği şeyleri saklarlar. Biz, kafirler için hor ve rüsvay edici bir azab hazırladık.

Mehmet Alagaş

(36-42) Allah’a ibadet edin, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, Anne babaya, yakınlığı olanlara, yetimlere, yoksunlara/ miskinlere, yakın komşuya, yan komşuya, yanınızda ki arkadaşınıza, yol çocuklarına ve elinizin altında çalışanlarınıza (kadın cariye veya erkek köle) güzel davranın, muhakkak ki Allah, kendini önemli göreni ve kendiyle övüneni / kendiyle iftihar edineni sevmez, onlar ki cimrilik ederler ve cimriliği de emrederler , Allah’ın fazlından kendilerine verdiklerini de saklarlar , kafirler için alçaltıcı / on ur kırıcı bir azap hazırladık. İnsanlara gösteriş olsun diye mallarını harcarlar , Allah’a iman etmiyorlar ve Ahiret gününe iman etmiyorlar , kimin yakın arkadaşı şeytan olmuşsa, o ne kötü bir yakın arkadaştır. Keşke Allah’a, ahiret gününe iman etselerdi ve de Allah’ın onları rızıklandırdıklarından harcasalardı, aleyhlerine ne olurdu ki? Allah onları bilendir. Allah kesinlikle zerre ağırlığınca dahi zulmetmez , O zerre, sizin için bir güzellik ise onu katlar / kat kat çoğaltır , katından da kocaman bir ödül / ecir ona verir. Her bir toplu m / ümmet şahitleri ile bize geldiklerinde nasıl olacak? Sen de bize, işte bunlar için şahit olarak geldiğinde nasıl olacak? O gün kafirler ve Resullere isyan edenler kendilerinin de arzla beraber dümdüz olmalarını arzu ederler, Allah’tan hiçbir sözü saklayamazlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar, cimrilik ederler ve de herkese cimriliği tavsiye ederler. Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimeti gizlerler. Biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.

Süleyman Ateş

Bunlar öyle insanlardır ki, cimrilik ederler ve insanlara da cimriliği emrederler, Allah'ın bol hazinesinden kendilerine verdiğini gizlerler. (Biz de) o nankörlere alçaltıcı bir azab hazırlamışızdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar hem cimrilik ederler, hem insanlara cimrilik tavsiyesinde bulunurlar. Allah'ın kendilerine yaptığı ikramı da gizlerler. Biz, ayetleri görmezlikten gelenlere aşağılayıcı bir azap hazırlamışızdır.

Şaban Britch

Onlar ki, cimrilik ederler ve de herkese cimrilik tavsiye ederler. Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimeti gizlerler. Biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.

Şaban Piriş

Cimrilik yapan, insanlara da cimriliği emreden, Allah'ın fazlından kendilerine verdiğini gizleyenler (Allah'ın sevmediği kimselerdir.) İşte o nankörler için aşağılatıcı bir azap hazırladık.

Yaşar Nuri Öztürk

Böyleleri cimriliğe saparlar, insanlara cimriliği emrederler ve Allah'ın lütfundan kendilerine verdiği şeyi saklarlar. Nankörler için biz, rezil edici bir azap hazırladık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Those who are miserly, unwilling to give in benevolence or spend in divine service and induce others to be mean and parsimonious, and hide Allah's grace in whom it abounds, have in effect permitted the forbidden and commended it to others. We have prepared for those who bid defiance to Allah and rise defiant against His ordinances a condign and humiliating punishment.

Abdul Haleem

who are miserly and order other people to be the same, hiding the bounty God has given them. We have prepared a humiliating torment for such ungrateful people.

Abdullah Yusuf Ali

(Nor) those who are niggardly or enjoin niggardliness on others, or hide the bounties which Allah hath bestowed on them; for We have prepared, for those who resist Faith, a punishment that steeps them in contempt;-

Abul A'la Maududi

who are niggardly and bid others to be niggardly and conceal the bounty which Allah has bestowed upon them. dipnot 1 We have kept in readiness a humiliating chastisement for such deniers (of Allah's bounty).

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Concealing God's bounty is to live, as if God had not bestowed that bounty. If anyone has considerable wealth and yet lives at a standard strikingly lower than that warranted by his income, if he shuns spending on himself and his family, and also on helping other creatures of God, and avoids providing financial support to any philanthropic cause, then he creates the false impression of being in a state of financial stringency. This is sheer ingratitude to God. The Prophet (peace be on him) is reported, according to a tradition, as saying: 'If God confers a bounty on somebody, He would like to see that benefaction displayed.' (Ibn Kathir, vol. 4, p. 486 - Ed.) This means that a person's day-to-day life, his eating and drinking, his dress and his abode and his spending on others, all these should reflect God's bounty.

Aisha Bewley

As for those who are tight-fisted and direct others to be tight-fisted, and hide the bounty Allah has given them, We have prepared a humiliating punishment for those who are kafir,

Al-Hilali & Khan

Those who are miserly and enjoin miserliness on other men and hide what Allâh has bestowed upon them of His Bounties. And We have prepared for the disbelievers a disgraceful torment.[1]

Ali Quli Qarai

Those who are stingy and bid [other] people to be stingy, and conceal whatever Allah has given them out of His grace; and We have prepared for the faithless a humiliating punishment.

Amatul Rahman Omar

Regarding those who practise niggardliness and advocate to be niggardly and conceal that which Allâh has given them out of His bounty and grace, We have in store a humiliating punishment for such thankless people;

Arthur John Arberry

such as are niggardly, and bid other men to be niggardly, and themselves conceal the bounty that God has given them. We have prepared for the unbelievers a humbling chastisement,

Bijan Moeinian

Indeed God has an awful punishment for such people who try to cover the truth.

E. Henry Palmer

who are miserly and bid men be miserly too, and who hide what God has given them of His grace;- but we have prepared for the misbelievers shameful woe.

Edip-Layth

Those who are stingy and order the people to stinginess, and they conceal what God has given them from His bounty. We have prepared for these ingrates a painful retribution.

George Sale

for God loveth not the proud or vainglorious, who are covetous, and recommend covetousness unto men, and conceal that which God of his bounty hath given them, -- we have prepared a shameful punishment for the unbelievers; -

Hamid S. Aziz

Who hoard their wealth and bid men to (or promote) avarice, and who hide what Allah has given them of His Bounty. We have prepared for the disbelievers a shameful woe.

Mahmoud Ghali

The ones who are miserly and bid (other) men (Literally: command mankind) to be miserly, and (who) keep back whatever Allah has brought them of His Grace. And We have readied for the disbelievers a degrading torment.

Marmaduke Pickthall

Who hoard their wealth and enjoin avarice on others, and hide that which Allah hath bestowed upon them of His bounty. For disbelievers We prepare a shameful doom;

Mohamed Ahmed - Samira

Who are miserly and bid others to be so, and hide what God has given them in His largesse. We have prepared for unbelievers a shameful punishment.

Muhammad Asad

[nor] those who are niggardly, and bid others to be niggardly, and conceal whatever God has bestowed upon them out of His bounty; and so We have readied shameful suffering for all who thus deny the truth.

Mustafa Khattab

those who are stingy, promote stinginess among people, and withhold Allah’s bounties. We have prepared for the disbelievers a humiliating punishment.

Progressive Muslims

Those who are stingy and order the people to stinginess, and they conceal what God has given them from His bounty. We have prepared for these disbelievers a painful retribution.

Rashad Khalifa

The ones who are stingy, exhort the people to be stingy, and conceal what GOD has bestowed upon them from His bounties. We have prepared for the disbelievers a shameful retribution.

Sahih International

Who are stingy and enjoin upon [other] people stinginess and conceal what Allah has given them of His bounty - and We have prepared for the disbelievers a humiliating punishment -

Sam Gerrans

Those who are miserly and enjoin miserliness upon men, and conceal what God has bestowed upon them of His bounty; and We have prepared for the false claimers of guidance a humiliating punishment;

Shabbir Ahmed

Those who are stingy and advise others to be stingy, and hide what Allah has given them of His Bounty, for such ungrateful disbelievers We have prepared a humiliating punishment.

Syed Vickar Ahamed

(Nor) those who are miserly (and stingy) or invoke stinginess on others, and hide the bounties which Allah has bestowed on them; And We have prepared, for those who resist Faith, a punishment that pushes them in contempt—

Taqi Usmani

-those who are miserly and bid people to be miserly, and conceal what Allah has given them of His grace - and We have prepared for the disbelievers a humiliating punishment,

The Monotheist Group

Those who are stingy and order the people to stinginess, and they conceal what God has given them from His bounty. And We have prepared for the rejecters a humiliating retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 37. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 37. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 37. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩