Nisâ suresi

Nisâ suresi, 161. ayet

Nisâ suresi, 161. ayet. وَأَخْذِهِمُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَقَدْ نُهُوا۟ عَنْهُ وَأَكْلِهِمْ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَٰطِلِ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

veaḫẕihimü-rribâ veḳad nühû `anhü veeklihim emvâle-nnâsi bilbâṭil. vea`tednâ lilkâfirîne minhüm `aẕâben elîmâ.

Diyanet İşleri

(160-161) Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 158–164 · surenin 161. ayeti / 176

Konu Kitap ehlinin istekleri ve yaptıkları Nisâ 153–162 3

  1. Nisâ 158

    Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

  2. Nisâ 159

    Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa'ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır.

  3. 160–161

    (160-161) Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık.

  4. Nisâ 162

    Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükafat vereceğiz.

  5. Nisâ 163

    Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyüb'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyetmiştik. Davud'a da Zebur vermiştik.

  6. Nisâ 164

    Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. Allah, Musa ile de doğrudan konuştu.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 160–161. ayetler için yazılmıştır.

160-161. Daha sonra Yüce Allah, Kitap ehline önceleri kendilerine helâl olan hoş ve temiz pek çok şeyi haram kıldığını haber vermektedir: Bu haram kılma, ceza amaçlı bir haram kılma idi ve sebebi de haksızlıkları, haddi aşmaları, insanları Allah’ın yolundan alıkoyarak hidayet yolunu izlemelerine engel olmaları ve kendilerine yasak kılınmış olduğu halde faizi almaları idi ki bunun sonucunda onlar, alışveriş yaptıkları muhtaç kimseleri adaletten mahrum bırakmışlardı. Allah da onları yaptıklarının benzeri bir cezayla cezalandırdı ve kendilerine helâl olan pek çok hoş ve temiz şeyi kullanmalarını onlara yasakladı.

Bu ümmet (Muhammed ümmeti) için haram kılınan şeylere gelince bunlar, onların din ve dünyalarında kendilerine zarar verebilecek pis ve murdar şeylerden uzak kalmalarını sağlamak için haram kılınmıştır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah’ın kendilerine yasaklamasına rağmen, faizi kullanmaları ve insanların mallarını gayrimeşru olarak haksız yere almaları sebebiyle onlardan kâfir olanlara acı verici bir azap hazırladık.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَخْذِهِمُ ve ehzihimu ve almalarından ötürü kök: اخذ
  2. ٱلرِّبَوٰا۟ r-riba riba kök: ربو
  3. وَقَدْ vekad rağmen
  4. نُهُوا۟ nuhu menedilmelerine kök: نهي
  5. عَنْهُ anhu ondan
  6. وَأَكْلِهِمْ ve eklihim ve yemelerinden ötürü kök: اكل
  7. أَمْوَٰلَ emvale mallarını kök: مول
  8. ٱلنَّاسِ n-nasi insanların kök: نوس
  9. بِٱلْبَـٰطِلِ ۚ bil-batili haksız yere kök: بطل
  10. وَأَعْتَدْنَا ve ea'tedna ve hazırladık kök: عتد
  11. لِلْكَـٰفِرِينَ lilkafirine inkar edenlere kök: كفر
  12. مِنْهُمْ minhum içlerinden
  13. عَذَابًا azaben bir azab kök: عذب
  14. أَلِيمًۭا elimen acı kök: الم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)

    Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve…

  • Aynı kök: ربو (20 geçiş) · Aynı kök: نهي (56 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah,…

  • Aynı kök: ربو (20 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin…

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet…

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin.…

  • Aynı kök: ربو (20 geçiş) · Aynı kök: بطل (36 geçiş)

    O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek…

  • Aynı kök: عتد (16 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş)

    Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, "İşte ben şimdi tövbe ettim" diyen kimseler ile kafir…

  • Aynı kök: عتد (16 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş)

    (9-10) Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendilerine yasaklanmasına rağmen faizi almaları ve insanların mallarını batıl yollarla yemelerinden dolayı içlerinden kâfirler için elem verici bir azap hazırladık. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayete göre inkâr ve yasakları işlemek "sebep", elem verici azaba çarptırılmak ise "sonuç"tur.

Mustafa İslamoğlu

mesela yasaklandığı halde faiz alıyorlar ve başkalarının malını haksız yere yiyorlardı. Neticede onlardan inkara gömülenler için şiddetli bir azap hazırladık.

Muhammed Esed

yasaklandığı halde faiz alıyorlardı ve başkalarının malını haksız yere harcıyorlardı. (Böylece,) onlar arasından hakikati inkar (etmeye devam) edenler için şiddetli bir azap hazırladık.

Ahmed Hulusi

Yasaklandığı halde riba almaları ve insanların mallarını haksız olarak yemeleri dolayısıyla idi (bu haram). Hakikati inkarı sürdürenler için feci azap hazırladık!

Ali Bulaç

Ondan nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri nedeniyle (öyle yaptık.) Onlardan kafir olanlara pek acıklı bir azab hazırlamışızdır.

Ali Özek ve heyeti

kendilerine yasaklandığı halde faizi almaları ve insanların mallarını haksız yolla yemeleri yüzünden, kendilerine helâl kılınmış olan temiz nimetleri onlara haram kıldık ve onlardan kâfir olanlar için de acı bir azâp hazırladık.

Ali Rıza Safa

Yasaklanmış olmalarına karşın faiz alıyorlar ve insanların mallarını haksızlıkla yiyorlardı. Onların nankörlük edenleri için acı bir ceza hazırladık.

Bayraktar Bayraklı

Yasaklanmış olmalarına rağmen faizi almaları ve haksız yollarla insanların mallarını yemeleri yüzünden onların küfre sapmalarına korkunç bir azap hazırladık.

Edip Yüksel

Menedildikleri halde tefecilik yapmalarından ve halkın parasını haksızlıkla yemelerinden ötürü... Onların inkarcılarına acıklı bir azap hazırladık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Menedildikleri halde tefecilik yapmalarından ve halkın parasını haksızlıkla yemelerinden ötürü... Onların inkarcılarına acıklı bir azap hazırladık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları ve halkın mallarını haksızlıkla yemeleri sebebiyle. Onların kafir olarak kalanlarına acı bir azap hazırladık.

Elmalılı Hamdi Yazır

ve nehyedildikleri halde riba almaları ve halkın emvalini haksızlıkla yemeleri ve kafir kalanlarına elim bir azab hazırladık

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yine, yasaklandığı halde, onlardan riba dipnot 1 alan ve haksız yoldan insanların mallarını yiyen Kafirlere dipnot 2 ; çok acı bir azap hazırladık.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 2:275. Ayetin dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yine, yasaklandığı halde riba dipnot 1 almaları ve haksız yoldan insanların mallarını yemelerinden dolayı; Biz; onlardan, gerçeği yalanlayarak nankörlük edenler için, çok acı bir azap hazırladık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Açıklama için 2/Bakara, 279

Gültekin Onan

Ondan nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri nedeniyle (öyle yaptık). Onlardan kafirlere pek acıklı bir azab hazırlamışızdır.

Hasan Basri Çantay

(160-161) Yahudilerden (taşan) bir zulüm, onların (insanlardan) bir çoğunu Allah yolundan alıkoymaları, (Tevratda) nehy edilmelerine rağmen riba (faiz) almaları, halkın mallarını haksız yere yemeleri sebebleriyledir ki biz, (evvelce) kendileri için halal kılınan temiz ve güzel şeyleri üzerlerine haram etdik. İçlerinden kafirlere pek acıklı bir azab hazırladık.

İbni Kesir

Kendilerine yasaklanan faizi almaları ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden ötürü. Onların küfür içinde olanlarına elem verici bir azab hazırladık.

Mehmet Alagaş

(153-162) Kitap halkı, senden gökten bir kitap indirmeni istiyor / sual ediyor. (Parçalı değil bütün bir kitabı tek seferde istiyorlar.) Bundan daha büyüğü Musa’ya sual edilmişti / Musa’dan istenmişti, dediler ki açık ve net bir şekilde Allah’ı bize göster. Bu zulümleri nedeniyle onları yıldırım çarptı, sonra kendilerine açıklamaların gelmesinin ardından da buzağıyı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa’ya da büyük bir delile dayalı otorite / sultanlık verdik. Onlarla sözleşme yaparken Tur dağını üstlerine kaldırdık ve onlara dedik ki; secde ederek kapıdan girin ve yine onlara dedik ki cumarteside / sabitlik gününde / şabat ta haddi aşmayın. Onlardan sert / galiz bir söz aldık. (Galiz; Fidanın sertleşmesi gibi) Sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini yok saymaları, gerçeğe dayanmadan / haksız yere Resulleri öldürmeleri ve de kalplerimiz kılıflıdır / perdelidir demeleri nedeniyle Evet Allah ta onların kalplerin e küfürleri dolayısıyla mühür vurdu. Onların çok azı iman etti. Küfretmeleri ve Meryem hakkında uydurdukları büyük şeyler. Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demeleri. Onu öldürmediler ve Onu asmadılar, lakin onlara o şekilde benzetildi / teşbih edildi. Bu konuda ihtilaflı görüş ileri sürenler / ihtilafa düşenler onun hakkında şüphe içindeler. Onların, onun hakkında zanna uymak dışında herhangi bir bilgileri yoktur. Onu kesin bir şekilde / yakın bir şekilde öldüremediler. Bilakis Allah onu kendine kaldırdı. Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Kitap halkından kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman edecek ler. Kıyamet gününde de O, aleyhlerine şahit olacaktır. (Ölümlerinden önce İsa’ya iman edip öyle ölecekler.) Bu zulümleri ve çoklarını Allah’ın yolundan saptırmaları ve de kesinlikle yasaklandıkları halde faiz almaları, ayrıca insanların mallarını gerekçesiz bir şekilde yemeleri nedenleriyle, Yahudilere, onlara helal edilmiş temiz olan şeyleri haram ettik. Onlard an kafir olanlar için acıtıcı bir azap hazırladık. Oysa ki onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler; sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler, namaza kalkıp kılanlardır, zekâtı verenlerdir, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara ilerde çok büyük bir ücret / ecir vereceğiz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kendilerine yasaklanmış olmasına rağmen faiz almaları ve insanların mallarını batıl yolla yemeleri dolayısıyla, kâfir olanlar için acı veren bir azap hazırladık.

Süleyman Ateş

Menedildikleri halde riba almalarından ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden ötürü (böyle yaptık). İçlerinden inkar edenlere de acı bir azab hazırladık.

Süleymaniye Vakfı

(Bunun diğer sebepleri de) Kendilerine yasak edildiği halde faiz almaları dipnot 1 ve insanların mallarını batıl dipnot 2 yollarla yemeleridir. İçlerinden kafir olanlara acıklı bir azap da hazırladık.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayete göre Tevrat çevirilerinde yer alan "Yabancıdan faiz alabilirsin..." ibaresinin doğru olma ihtimali yoktur. Kelimeleri işlerine geldiği gibi sağa sola çeken Yahudilerin burada da bir tahrif yaptıkları çok açıktır. Yabancıdan aldıkları faizi helal, kardeşlerinden aldıkları faizi haram saymaları Tevrat'ın iç bütünlüğüne de aykırıdır. Tevrat'taki genel bir kaide şöyledir: "Yerli yabancı herkes için tek bir yasanız olacak. Tanrınız RAB benim." (
    Levililer 24:22 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Levililer 24:22

    Yerli yabancı herkes için tek bir yasanız olacak. Tanrınız RAB benim.› ”

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    )
  2. metne dön, dipnot 2
    Batıl yollar için bkz. Nisa 4/29'un dipnotu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine yasak edildiği halde faiz alırlar dipnot 1 ve insanların mallarını uydurma (batıl) dipnot 2 yollarla yerler. Onların kafir olanlarına acıklı bir azap hazırlamışızdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    «Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız.  Yabancıdan faiz alabilirsiniz ama kardeşinizden almayacaksınız. Böyle yapın ki, mülk edinmek için gideceğiniz ülkede el attığınız her işte Tanrınız RAB sizi kutsasın. Tesniye Bap 23.
  2. metne dön, dipnot 2
    Batıl kelimesi için bakınız Bakara 2/42 ve dipnotu.

Şaban Britch

Kendilerine yasaklanmış olmasına rağmen faiz almaları ve insanların mallarını batıl yolla yemeleri dolayısıyla, kâfir olanlar için acı veren bir azap hazırladık.

Şaban Piriş

Kendilerine yasaklanmış olmasına rağmen faiz almaları ve insanların mallarını batıl yolla yemeleri dolayısıyla, kafir olanlar için acı veren bir azap hazırladık.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve ribayı almaları yüzünden -oysaki ondan yasaklanmışlardı- ve haksız yollarla insanların mallarını yemeleri yüzünden onların küfre sapanlarına korkunç bir azap hazırladık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Also, their ill gotten gain from usury which they have been utterly forbidden to practice and their unlawful organized scheme to eat people out of their property. And We have prepared for those of them who are disobedient rebels a condign punishment.

Abdul Haleem

for taking usury when they had been forbidden to do so; and for wrongfully devouring other people’s property. For those of them that reject the truth we have prepared an agonizing torment.

Abdullah Yusuf Ali

That they took usury, though they were forbidden; and that they devoured men's substance wrongfully;- we have prepared for those among them who reject faith a grievous punishment.

Abul A'la Maududi

and for their taking interest which had been prohibited to them, dipnot 1 and for their consuming the wealth of others wrongfully. And for the un believers among them We have prepared a painful chastisement. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Torah categorically lays down the injunction: 'And if you lend money to any of my people with you who is poor, you shall not be to him as a creditor, and you shall not exact interest from him. If ever you take your neighbour's garment in pledge, you shall restore it to him before the sun goes down; for that is his only covering, it is his mantle for his body; in what else shall he sleep? And if he cries to me, I will hear, for I am compassionate' (
    Exodus 22: 25-7 — Eski Ahit, Mısır'dan Çıkış; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Mısır'dan Çıkış 22:25

    “Halkıma, aranızda yaşayan bir yoksula ödünç para verirseniz, ona tefeci gibi davranmayacaksınız. Üzerine faiz eklemeyeceksiniz.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ). This is one of several passages of the Torah which embody the prohibition of interest. The followers of the Torah, however, are most conspicuously engaged in transactions involving interest and have become notorious the world over for their meanness and hard-heartedness in monetary matters.
  2. metne dön, dipnot 2
    God has kept in store a painful punishment both in this world and in the Next for those Jews who have deviated from the course of true faith and sincere obedience to God, and are steeped in rejection of faith and rebellion against God. The severe punishment which has befallen the Jews in this world is unique and should serve as a lesson for all. Two thousand years have gone by and they have remained scattered all over the world and have been treated everywhere as outcasts. There has been no period during the last two millennia when they have not been looked on ignominiously and there is no part of the world where they are respected despite their enormous riches. What is more, this nation has been left dangling between life and death, unlike other nations which once appeared on the stage of history and then vanished. Their condemnation to this state of suspension makes them a lesson for all nations till the end of time. It marks the tragic fate that meets a people who, despite enjoying the guidance of the Book of God, dare to defy God. It would seem that their punishment in the Hereafter must be even more severe than in the present world. (For the questions which arise about the validity of our view, in spite of the establishment of the state of Israel, see Towards Understanding the Qur'an, vol. I,(Surah 3: 112, n. 90.)

Aisha Bewley

and because of their practising usury when they were forbidden to do it, and because of their consuming people’s wealth by wrongful means, We have prepared for the kafirun among them a painful punishment.

Al-Hilali & Khan

And their taking of Ribâ (usury) though they were forbidden from taking it and their devouring of men’s substance wrongfully (bribery). And We have prepared for the disbelievers among them a painful torment.

Ali Quli Qarai

and for their taking usury —though they had been forbidden from it— and for eating up the wealth of the people wrongfully. And We have prepared for the faithless among them a painful punishment.

Amatul Rahman Omar

And (also on account of) their taking interest and usury though they were forbidden it, and because of their misappropriating people's belongings. And We have prepared a woeful punishment for those among them who disbelieve.

Arthur John Arberry

and for their taking usury, that they were prohibited, and consuming the wealth of the people in vanity; and We have prepared for the unbelievers among them a painful chastisement.

Bijan Moeinian

After all, they are the ones who loan money to earn interest (in spite of the fact that this was clearly prohibited for them) and devour people’s wealth. Know that I have prepared an awful punishment for those of them who have turned their back to the faith.

E. Henry Palmer

and for their taking usury when we had forbidden it, and for their devouring the wealth of people in vain,- but we have prepared for those of them who misbehave a grievous woe.

Edip-Layth

For practicing usury/interest when they were told not to, and for consuming people's money unjustly. We have prepared for the ingrates amongst them a painful retribution;

George Sale

and have taken usury, which was forbidden them by the law, and devoured men's substance vainly: We have prepared for such of them as are unbelievers a painful punishment.

Hamid S. Aziz

And for their taking usury when We had forbidden it, and for their vain devouring of the wealth of people by false pretences, We have prepared for those of them who disbelieve a grievous woe.

Mahmoud Ghali

And for their taking riba, (Usury and other tyoes of unlawful) and they were already forbidden it, and eating (up) the riches of mankind untruthfully; (Literally: with untruth) and We have readied for the disbelievers among them a painful torment.

Marmaduke Pickthall

And of their taking usury when they were forbidden it, and of their devouring people's wealth by false pretences, We have prepared for those of them who disbelieve a painful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

And because they practised usury although it had been forbidden them; and for using others' wealth unjustly. For those who are unbelievers among them We have reserved a painful punishment.

Muhammad Asad

and [for] their taking usury although it had been forbidden to them, and their wrongful devouring of other people's possessions. And for those from among them who [continue to] deny the truth We have readied grievous suffering.

Mustafa Khattab

taking interest despite its prohibition, and consuming people’s wealth unjustly. We have prepared for the disbelievers among them a painful punishment.

Progressive Muslims

And for them taking financial interest when they were told not to, and for them consuming peoples money unjustly. We have prepared for the disbelievers amongst them a painful retribution.

Rashad Khalifa

And for practicing usury, which was forbidden, and for consuming the people's money illicitly. We have prepared for the disbelievers among them painful retribution.

Sahih International

And [for] their taking of usury while they had been forbidden from it, and their consuming of the people's wealth unjustly. And we have prepared for the disbelievers among them a painful punishment.

Sam Gerrans

And for their taking of usury when they had been forbidden it, and their consuming the wealth of men in vanity; and We have prepared for the false claimers of guidance among them a painful punishment.

Shabbir Ahmed

Their clergy made usury permissible although it was forbidden, and they devoured the wealth of people with falsification. We have readied for the rejecters grievous suffering.

Syed Vickar Ahamed

And they took interest (usury), though they were forbidden to take it; And that they consumed men's belongings wrongfully— We have prepared for the disbelievers among them who reject Faith a painful punishment.

Taqi Usmani

and for their charging Ribā (usury or interest) while they were forbidden from it, and for their devouring of the properties of the people by false means. We have prepared, for the disbelievers among them, a painful punishment.

The Monotheist Group

And for their taking of usury, while they were prohibited from doing so, and for their consuming the money of the people unjustly. We have prepared for the disbelievers among them a painful retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 161. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 161. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 161. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩