Nisâ suresi

Nisâ suresi, 156. ayet

Nisâ suresi, 156. ayet. وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلَىٰ مَرْيَمَ بُهْتَٰنًا عَظِيمًا

vebiküfrihim veḳavlihim `alâ meryeme bühtânen `ażîmâ.

Diyanet İşleri

(156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 153–159 · surenin 156. ayeti / 176

Konu Kitap ehlinin istekleri ve yaptıkları Nisâ 153–162 3

  1. Nisâ 153

    Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Musa'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa'ya apaçık bir güç ve yetki verdik.

  2. Nisâ 154

    Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle "Tur"u üzerlerine kaldırdık ve onlara, "Tevazu ile kapıdan girin" dedik. Yine onlara, "Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın" dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.

  3. Nisâ 155

    Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve "kalplerimiz muhafazalıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar.

  4. 156–157

    (156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.

  5. Nisâ 158

    Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

  6. Nisâ 159

    Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa'ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 153–158. ayetler için yazılmıştır.

153-158. “Kitap ehli senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler.” Kitap ehli peygamber Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’den böyle bir istekte bulunmuşlardı. Bu istek ise inatlaşma ve küstahça bir tekliften ibaret idi. Ayrıca bu isteklerinin karşılanması ya da karşılanmaması -güya- onların Peygamberi tasdik etmelerini ya da yalanlamalarını belirleyecekti. Böylece onlar Peygamber’den Tevrat ve İncil’in indiği gibi Kur’ân’ın da üzerlerine toptan ve bir defada indirilmesini istemişlerdi. Bu ise onların aşırı bir zulümleri ve cehaletleridir. Çünkü Peygamber bir beşerdir, Allah’ın bir kuludur ve O’nun idaresi altındadır. Onun elinde hiçbir şey yoktur. Aksine emir ve her türlü iş Allah’ın elindedir. Kuluna risalet veren ve onu dilediğini indiren O’dur. Nitekim Yüce Allah müşriklerin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e kendilerine bir takım mucizeleri göstermesini teklif ettiklerini söz konusu ettiği âyetlerde Rasûlü hakkında şöyle buyurmaktadır: “De ki: Rabbimi tenzih ederim! Ben Peygamber olarak gönderilmiş bir insandan başka bir şey miyim ki?” (el-İsra, 17/93)

Aynı şekilde onların hak ile batılı ayırt eden ölçü olarak sadece kitabın toptan ya da bölüm bölüm indirilmesini kabul etmeleri, delili de münasebeti de bulunmayan ve hiçbir şüphe taşımayan boş bir iddiadır. Peygamberlerden herhangi birisi hakkında: Size bölüm bölüm indirilmiş bir kitap getiren rasûle iman etmeyin ve onu tasdik etmeyin diye bir hüküm nerede vardır? Aksine Kur’ân-ı Kerîm’in duruma göre bölüm bölüm indirilmiş olması, Kur’ân’ın azametine ve Allah’ın, üzerine bu Kitabı indirdiği zata gereken itinayı ve ihtimamı gösterdiğine dair delillerden biridir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Kâfirler dediler ki: Ona bu Kur’ân topluca, bir defada indirilmeli değil miydi? Biz onunla kalbine sebat verelim diye böyle yaptık ve onu ağır ağır okuduk. Onlar sana bir örnek getirdikleri her seferinde muhakkak ki biz, sana hakkı ve daha güzel bir açıklamayı getirmişizdir.” (el-Furkan, 25/32-33)

Yüce Allah onların bu tutarsız itirazlarını söz konusu ettikten sonra, bunun onların alışılmadık bir tutumları olmadığını haber vermektedir. Aksine onlar bundan önce hem de kendisine iman ettiklerini iddia ettikleri peygambere karşı çok daha büyük çirkinlikler yapmışlardı. Nitekim ondan açıkça Allah’ı göstermesini istemişlerdi. Gözleri ile başkalarının görmediği pek çok delil ve mucizayi gördükten sonra buzağıyı ilâh edinip ona tapınmışlardı. Ayrıca kitapları olan Tevrat’ta yer alan hükümleri de kabul etmemişlerdi de nihayet Tur başlarının tepesi üzerine kaldırılmış ve iman etmeyecek olurlarsa üzerlerine yıkılacağı tehdidinde bulunulmuştu. O vakit onlar bunu, zorunluluktan ve çaresizlik halindeki imana benzeyen bir iman ile kabul etmişlerdi.

Secde ederek ve mağfiret dileyerek girmeleri emredilen o şehrin kapısından girmeye yanaşmayıp onlara söylemeleri emredilen sözü de yapmaları istenilen fiili de değiştirdiler. Yine aralarından bazı kimseler cumartesi yasağı hususunda haddi aştılar. Allah da onları o ağır ceza ile cezalandırdı. Onlardan ağır bir ahit almakla birlikte onlar bu ahdi arkalarına attılar. Allah’ın âyetlerini inkar ettiler, haksız yere O’nun peygamberlerini öldürdüler. Onların bir başka büyük suçları da İsa Mesih’i öldürüp haça gerdiklerini iddia etmeleridir. Gerçekte ise onlar İsa’yı ne öldürdüler, ne de astılar. Aksine ondan başkası ona benzer gösterildi, onlar da ondan başkasını öldürüp astılar. Bir de onlar kalplerinin kılıflı olduğunu ve kendilerine söylenenleri kavrayamayıp anlayamadıklarını da iddia ettiler. İnsanları Allah yolundan alıkoydular, hakka uymalarını önlediler ve onları, izlemekte oldukları sapıklık ve azgınlığa davet ettiler. Ayrıca haram malları ve faizi alıp yediler. Oysa Yüce Allah bunları alıp yemelerini yasaklamış ve bu konuda onlara ağır tehditte bulunmuştu. İşte bunca kötülükleri işleyenlerin, Allah’ın son Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’den üzerlerine semadan bir kitap indirmesini istemeleri de garipsenmez.

Bu yol, batıl üzere bulunan bir hasmı delil ile susturmak için izlenecek en güzel yoldur. Şöyle ki: Böyle bir hasmın batıl bir itirazı söz konusu olur da bunu hakkı reddetmek ve hem kendisi hem de başkası için bir şüphe unsuru olmak üzere ileri sürerse bu hasmın bu yaptığından daha çirkin birtakım kötü fiilleri ve berbat hali ortaya konmalıdır. Böylelikle herkes, bu seviyesiz kişinin ileri sürdüğü böyle bir itirazın aslında bir geçmişi olduğunu ve bu itirazının da bu kötü geçmiş arasında mütalâa edilmesi gerektiğini bilmiş olur.

Yine bunların Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in peygamberliğine itiraz olmak üzere ileri sürdükleri her bir iddianın ya aynısının ya da daha kuvvetlisinin, onların iman ettiklerini iddia ettikleri kimselerin peygamberliği hakkında ileri sürülmesi de mümkündür. Böyle bir tutum ile onların kötülükleri bertaraf edilmiş ve batıl iddiaları kökten sökülüp atılmış olur. Çünkü onların kendisine iman ettiklerini ileri sürdükleri her bir peygamberin peygamberliğini ortaya koyarken delil diye ortaya koydukları her bir hususun bir benzeri yahut da ondan daha güçlü olanı Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in peygamberliğine de delildir ve onu ortaya koymaktadır.

Yüce Allah’ın onların yaptıkları bu çirkin fiillerini saymaktan maksadı, onlara böyle bir cevap vermek olduğundan dolayı onların bu çirkin fillerini geniş geniş açıklamamaktadır. Sadece bunlara işaret ile yetinmekte ve ilgili yerlere havale etmektedir. Bunları Yüce Allah açıklanmaları uygun olan başka bir yerde genişçe açıklamış bulunmaktadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Küfürleri ve Meryem -aleyhesselam-'a yalancı şahitlik ederek zina iftirası atmaları sebebiyle biz onları rahmetimizden kovduk.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَبِكُفْرِهِمْ ve bikufrihim ve küfürlerinden (ötürü) kök: كفر
  2. وَقَوْلِهِمْ ve kavlihim ve sözlerinden kök: قول
  3. عَلَىٰ ala karşı
  4. مَرْيَمَ meryeme Meryem'e
  5. بُهْتَـٰنًا buhtanen bir iftira kök: بهت
  6. عَظِيمًۭا azimen büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بهت (8 geçiş)

    Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, "Benim Rabbim…

  • Aynı kök: بهت (8 geçiş)

    Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira…

  • Aynı kök: بهت (8 geçiş)

    Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Bir de) inkâr etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından dolayı dipnot 1 (onları cezalandırmıştık).

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Meryem 19:27. ayetle birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Bir de inkarları, Meryem'e korkunç bir iftira atmaları

Muhammed Esed

ve hakikati inkar ettikleri ve Meryeme korkunç bir iftira attıkları için

Ahmed Hulusi

Hakikati inkar etmeleri ve Meryem'e çok büyük iftira atmaları yüzünden!

Ali Bulaç

(Bir de) İnkara sapmaları ve Meryem'in aleyhinde büyük bühtanlar söylemeleri,

Ali Özek ve heyeti

(Kalblerinin mühürlenmesinin diğer bir sebebi de, Îsâ’yı) inkar etmeleri ve Meryem’e büyük bir iftirada bulunmalarıdır.

Ali Rıza Safa

Nankörlük ettikleri ve Meryem'e büyük bir karalama yaptıkları için.

Bayraktar Bayraklı

- Bir de, inkar etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmaları ve"Allah'ınpeygamberi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden onları lanetledik. Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar; fakat sadece onlara öyle olmuş gibi göründü. Onun hakkında ihtilafa düşenler, bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.

Edip Yüksel

İnkarlarından ve Meryem hakkında büyük bir yalan uydurmalarından ötürü...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnkarlarından ve Meryem hakkında büyük bir yalan uydurmalarından ötürü...

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yine inkarları ve Meryem'e büyük bir iftirada bulunmaları

Elmalılı Hamdi Yazır

Yine küfürleri ve Meryeme karşi azim bir bühtan söylemeleri

Erhan Aktaş

Küfretmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmaları;

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Küfretmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmaları;

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayarak nankörlük etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmaları;

Gültekin Onan

(Bir de) küfretmeleri ve Meryem'in aleyhinde büyük bühtanlar söylemeleri,

Hasan Basri Çantay

Bir de onların (İsayı) inkar ile kafir olmaları, Meryemin aleyhhinde büyük iftira atıb söylemeleri.

İbni Kesir

Küfür etmeleri ve Meryem'e büyük iftirada bulunmalarından.

Mehmet Alagaş

(153-162) Kitap halkı, senden gökten bir kitap indirmeni istiyor / sual ediyor. (Parçalı değil bütün bir kitabı tek seferde istiyorlar.) Bundan daha büyüğü Musa’ya sual edilmişti / Musa’dan istenmişti, dediler ki açık ve net bir şekilde Allah’ı bize göster. Bu zulümleri nedeniyle onları yıldırım çarptı, sonra kendilerine açıklamaların gelmesinin ardından da buzağıyı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa’ya da büyük bir delile dayalı otorite / sultanlık verdik. Onlarla sözleşme yaparken Tur dağını üstlerine kaldırdık ve onlara dedik ki; secde ederek kapıdan girin ve yine onlara dedik ki cumarteside / sabitlik gününde / şabat ta haddi aşmayın. Onlardan sert / galiz bir söz aldık. (Galiz; Fidanın sertleşmesi gibi) Sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini yok saymaları, gerçeğe dayanmadan / haksız yere Resulleri öldürmeleri ve de kalplerimiz kılıflıdır / perdelidir demeleri nedeniyle Evet Allah ta onların kalplerin e küfürleri dolayısıyla mühür vurdu. Onların çok azı iman etti. Küfretmeleri ve Meryem hakkında uydurdukları büyük şeyler. Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demeleri. Onu öldürmediler ve Onu asmadılar, lakin onlara o şekilde benzetildi / teşbih edildi. Bu konuda ihtilaflı görüş ileri sürenler / ihtilafa düşenler onun hakkında şüphe içindeler. Onların, onun hakkında zanna uymak dışında herhangi bir bilgileri yoktur. Onu kesin bir şekilde / yakın bir şekilde öldüremediler. Bilakis Allah onu kendine kaldırdı. Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Kitap halkından kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman edecek ler. Kıyamet gününde de O, aleyhlerine şahit olacaktır. (Ölümlerinden önce İsa’ya iman edip öyle ölecekler.) Bu zulümleri ve çoklarını Allah’ın yolundan saptırmaları ve de kesinlikle yasaklandıkları halde faiz almaları, ayrıca insanların mallarını gerekçesiz bir şekilde yemeleri nedenleriyle, Yahudilere, onlara helal edilmiş temiz olan şeyleri haram ettik. Onlard an kafir olanlar için acıtıcı bir azap hazırladık. Oysa ki onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler; sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler, namaza kalkıp kılanlardır, zekâtı verenlerdir, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara ilerde çok büyük bir ücret / ecir vereceğiz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bu, küfürleri ve Meryem’e büyük bir iftirada bulunmaları sebebiyledir.

Süleyman Ateş

Küfürlerinden ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından;

Süleymaniye Vakfı

Kafirlikleri ve Meryem'e büyük bir iftirada bulunmaları sebebiyle de dışlandılar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunun bir sebebi de ayetleri görmezlikten gelmeleri ve Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalarıdır.

Şaban Britch

Bu, küfürleri ve Meryem’e büyük bir iftirada bulunmaları sebebiyledir.

Şaban Piriş

Bu, küfürleri ve Meryem'e büyük bir iftirada bulunmaları sebebiyledir.

Yaşar Nuri Öztürk

Küfürleri yüzünden, Meryem aleyhinde büyük bir yalan söylemeleri yüzünden...

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Also, their infidelity and their slanderous discourse against Maryam - Blessed Virgin Mary- ( B. V.M.).

Abdul Haleem

and because they disbelieved and uttered a terrible slander against Mary,

Abdullah Yusuf Ali

That they rejected Faith; that they uttered against Mary a grave false charge;

Abul A'la Maududi

and for their going so far in unbelief dipnot 1 as uttering against Mary a mighty calumny, dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This marks the resumption of the main theme of the discourse.
  2. metne dön, dipnot 2
    The Jews had ho grounds for suspicion regarding the miraculous birth of Jesus. The day he was born God made the entire Jewish people witness that it was the birth of an extraordinary person, and that his birth had taken place miraculously rather than as the result of an act of moral corruption. When this unmarried girl, of a highly esteemed and pious Israelite family, produced a new-born infant, thousands of people of all age groups thronged to her house out of curiosity. Instead of replying to their queries verbally, Mary pointed to the baby, indicating that he would himself reply. The wonder-struck crowd inquired if they were expected to direct their questions to the infant child who lay in the cradle. To their amazement the child addressed the crowd in a clear and eloquent style: 'I am indeed a servant of God, and to me has He vouchsafed Revelation, me has He made a Prophet'. (Surah Maryam 19: 30.)Thus God demolished every basis for casting doubt on the birth of Jesus. When Jesus was young no one accused Mary of either unchastity or Jesus of being born illegitimately. When Jesus reached the age of thirty he launched his prophetic mission, censuring the Jews for their misdeeds and reproaching the rabbis and the Pharisees for their hypocrisy. He also called attention to the moral degeneration to which they had sunk, urging people to rise up and engage in the perilous struggle to establish the hegemony of God's religion. Such a struggle called for all kinds of sacrifices and involved confrontation with Satanic forces on all fronts. Once Jesus launched this mission these criminals decided to spare no weapon, however base, in their bid to silence this fearless voice of truth. It was at this point that they flung at Mary the accusation of unchastity and at Jesus that of illegitimate birth. They made these accusations despite full knowledge that both mother and child were absolutely chaste and innocent. That is why this accusation is not characterized as either a wrong or a falsehood. It is rather branded as disbelief (kufr) since the calumny was motivated chiefly by the desire to obstruct the path of true faith and not just to bring an innocent woman into disrepute.

Aisha Bewley

And on account of their kufr, and their utterance of a monstrous slander against Maryam,

Al-Hilali & Khan

And because of their (Jews) disbelief and uttering against Maryam (Mary السلام عليهما) a grave false charge (that she has committed illegal sexual intercourse);

Ali Quli Qarai

And for their faithlessness, and their uttering a monstrous calumny against Mary,

Amatul Rahman Omar

And (The Lord has done this) because of their denying (Jesus) and because of their uttering a great calumny against Mary,

Arthur John Arberry

and for their unbelief, and their uttering against Mary a mighty calumny,

Bijan Moeinian

They turned their back to the faith and accused Mary of having committed a great sin.

E. Henry Palmer

and for their misbelief, and for their saying about Mary a mighty calumny,

Edip-Layth

For their rejection and them saying about Mary a great falsehood,

George Sale

And for that they have not believed on Jesus, and have spoken against Mary a grievous calumny;

Hamid S. Aziz

And because of their disbelief, and because of their utterance of a mighty calumny against Mary;

Mahmoud Ghali

And for their disbelief and their speaking against Maryam (Mary) a tremendous all-malicious (calumny).

Marmaduke Pickthall

And because of their disbelief and of their speaking against Mary a tremendous calumny;

Mohamed Ahmed - Samira

And because they denied and spoke dreadful calumnies of Mary;

Muhammad Asad

and for their refusal to acknowledge the truth, and the awesome calumny which they utter against Mary,

Mustafa Khattab

and for their denial and outrageous accusation against Mary,[1]

Progressive Muslims

And for their rejection and them saying about Mary a great falsehood.

Rashad Khalifa

(They are condemned) for disbelieving and uttering about Mary a gross lie.

Sahih International

And [We cursed them] for their disbelief and their saying against Mary a great slander,

Sam Gerrans

And because of their denial, and their saying against Mary a tremendous calumny,

Shabbir Ahmed

And for their disbelief to the extent that they brought a terrible charge against Mary.

Syed Vickar Ahamed

And because they rejected Faith; And they talked against Maryam (Mary) a seriously false charge;

Taqi Usmani

- and for their disbelief and for what they said against Maryam as a grim imputation,

The Monotheist Group

And for their rejection and their saying about Mary a great falsehood.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 156. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 156. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 156. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩