Nisâ suresi

Nisâ suresi, 158. ayet

Nisâ suresi, 158. ayet. بَل رَّفَعَهُ ٱللَّهُ إِلَيْهِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

ber rafe`ahü-llâhü ileyh. vekâne-llâhü `azîzen ḥakîmâ.

Diyanet İşleri

Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 155–161 · surenin 158. ayeti / 176

Konu Kitap ehlinin istekleri ve yaptıkları Nisâ 153–162 3

  1. Nisâ 155

    Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve "kalplerimiz muhafazalıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar.

  2. Nisâ 156–157

    (156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.

  3. 158

    Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

  4. Nisâ 159

    Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa'ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır.

  5. Nisâ 160–161

    (160-161) Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 153–158. ayetler için yazılmıştır.

153-158. “Kitap ehli senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler.” Kitap ehli peygamber Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’den böyle bir istekte bulunmuşlardı. Bu istek ise inatlaşma ve küstahça bir tekliften ibaret idi. Ayrıca bu isteklerinin karşılanması ya da karşılanmaması -güya- onların Peygamberi tasdik etmelerini ya da yalanlamalarını belirleyecekti. Böylece onlar Peygamber’den Tevrat ve İncil’in indiği gibi Kur’ân’ın da üzerlerine toptan ve bir defada indirilmesini istemişlerdi. Bu ise onların aşırı bir zulümleri ve cehaletleridir. Çünkü Peygamber bir beşerdir, Allah’ın bir kuludur ve O’nun idaresi altındadır. Onun elinde hiçbir şey yoktur. Aksine emir ve her türlü iş Allah’ın elindedir. Kuluna risalet veren ve onu dilediğini indiren O’dur. Nitekim Yüce Allah müşriklerin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e kendilerine bir takım mucizeleri göstermesini teklif ettiklerini söz konusu ettiği âyetlerde Rasûlü hakkında şöyle buyurmaktadır: “De ki: Rabbimi tenzih ederim! Ben Peygamber olarak gönderilmiş bir insandan başka bir şey miyim ki?” (el-İsra, 17/93)

Aynı şekilde onların hak ile batılı ayırt eden ölçü olarak sadece kitabın toptan ya da bölüm bölüm indirilmesini kabul etmeleri, delili de münasebeti de bulunmayan ve hiçbir şüphe taşımayan boş bir iddiadır. Peygamberlerden herhangi birisi hakkında: Size bölüm bölüm indirilmiş bir kitap getiren rasûle iman etmeyin ve onu tasdik etmeyin diye bir hüküm nerede vardır? Aksine Kur’ân-ı Kerîm’in duruma göre bölüm bölüm indirilmiş olması, Kur’ân’ın azametine ve Allah’ın, üzerine bu Kitabı indirdiği zata gereken itinayı ve ihtimamı gösterdiğine dair delillerden biridir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Kâfirler dediler ki: Ona bu Kur’ân topluca, bir defada indirilmeli değil miydi? Biz onunla kalbine sebat verelim diye böyle yaptık ve onu ağır ağır okuduk. Onlar sana bir örnek getirdikleri her seferinde muhakkak ki biz, sana hakkı ve daha güzel bir açıklamayı getirmişizdir.” (el-Furkan, 25/32-33)

Yüce Allah onların bu tutarsız itirazlarını söz konusu ettikten sonra, bunun onların alışılmadık bir tutumları olmadığını haber vermektedir. Aksine onlar bundan önce hem de kendisine iman ettiklerini iddia ettikleri peygambere karşı çok daha büyük çirkinlikler yapmışlardı. Nitekim ondan açıkça Allah’ı göstermesini istemişlerdi. Gözleri ile başkalarının görmediği pek çok delil ve mucizayi gördükten sonra buzağıyı ilâh edinip ona tapınmışlardı. Ayrıca kitapları olan Tevrat’ta yer alan hükümleri de kabul etmemişlerdi de nihayet Tur başlarının tepesi üzerine kaldırılmış ve iman etmeyecek olurlarsa üzerlerine yıkılacağı tehdidinde bulunulmuştu. O vakit onlar bunu, zorunluluktan ve çaresizlik halindeki imana benzeyen bir iman ile kabul etmişlerdi.

Secde ederek ve mağfiret dileyerek girmeleri emredilen o şehrin kapısından girmeye yanaşmayıp onlara söylemeleri emredilen sözü de yapmaları istenilen fiili de değiştirdiler. Yine aralarından bazı kimseler cumartesi yasağı hususunda haddi aştılar. Allah da onları o ağır ceza ile cezalandırdı. Onlardan ağır bir ahit almakla birlikte onlar bu ahdi arkalarına attılar. Allah’ın âyetlerini inkar ettiler, haksız yere O’nun peygamberlerini öldürdüler. Onların bir başka büyük suçları da İsa Mesih’i öldürüp haça gerdiklerini iddia etmeleridir. Gerçekte ise onlar İsa’yı ne öldürdüler, ne de astılar. Aksine ondan başkası ona benzer gösterildi, onlar da ondan başkasını öldürüp astılar. Bir de onlar kalplerinin kılıflı olduğunu ve kendilerine söylenenleri kavrayamayıp anlayamadıklarını da iddia ettiler. İnsanları Allah yolundan alıkoydular, hakka uymalarını önlediler ve onları, izlemekte oldukları sapıklık ve azgınlığa davet ettiler. Ayrıca haram malları ve faizi alıp yediler. Oysa Yüce Allah bunları alıp yemelerini yasaklamış ve bu konuda onlara ağır tehditte bulunmuştu. İşte bunca kötülükleri işleyenlerin, Allah’ın son Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’den üzerlerine semadan bir kitap indirmesini istemeleri de garipsenmez.

Bu yol, batıl üzere bulunan bir hasmı delil ile susturmak için izlenecek en güzel yoldur. Şöyle ki: Böyle bir hasmın batıl bir itirazı söz konusu olur da bunu hakkı reddetmek ve hem kendisi hem de başkası için bir şüphe unsuru olmak üzere ileri sürerse bu hasmın bu yaptığından daha çirkin birtakım kötü fiilleri ve berbat hali ortaya konmalıdır. Böylelikle herkes, bu seviyesiz kişinin ileri sürdüğü böyle bir itirazın aslında bir geçmişi olduğunu ve bu itirazının da bu kötü geçmiş arasında mütalâa edilmesi gerektiğini bilmiş olur.

Yine bunların Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in peygamberliğine itiraz olmak üzere ileri sürdükleri her bir iddianın ya aynısının ya da daha kuvvetlisinin, onların iman ettiklerini iddia ettikleri kimselerin peygamberliği hakkında ileri sürülmesi de mümkündür. Böyle bir tutum ile onların kötülükleri bertaraf edilmiş ve batıl iddiaları kökten sökülüp atılmış olur. Çünkü onların kendisine iman ettiklerini ileri sürdükleri her bir peygamberin peygamberliğini ortaya koyarken delil diye ortaya koydukları her bir hususun bir benzeri yahut da ondan daha güçlü olanı Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in peygamberliğine de delildir ve onu ortaya koymaktadır.

Yüce Allah’ın onların yaptıkları bu çirkin fiillerini saymaktan maksadı, onlara böyle bir cevap vermek olduğundan dolayı onların bu çirkin fillerini geniş geniş açıklamamaktadır. Sadece bunlara işaret ile yetinmekte ve ilgili yerlere havale etmektedir. Bunları Yüce Allah açıklanmaları uygun olan başka bir yerde genişçe açıklamış bulunmaktadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Aksine Allah İsa -aleyhisselam-'ı onların tuzaklarından kurtardı, onu bedeniyle ve ruhuyla kendi katına yükseltti. Allah mülkünde Aziz'dir ve hiçbir kimse O'na galip gelemez. Yönetmesinde, yargılamasında, kanunlarında ve şeriatında hikmet sahibidir.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. بَل bel hayır
  2. رَّفَعَهُ rafeahu onu yükseltti kök: رفع
  3. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  4. إِلَيْهِ ۚ ileyhi kendisine
  5. وَكَانَ ve kane ve kök: كون
  6. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  7. عَزِيزًا azizen daima üstündür kök: عزز
  8. حَكِيمًۭا hakimen hüküm ve hikmet sahibidir kök: حكم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet

    "Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet…

  • Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: رفع (29 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet

    Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtararak…

  • Aynı kök: رفع (29 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet

    Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah'a aittir. Güzel sözler ancak O'na yükselir. Salih ameli de güzel sözler…

  • Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet · Ortak kavram: Hikmet

    "Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…

  • Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet · Ortak kavram: Hikmet

    Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer yine de yan çizerseniz, bilin ki Allah, gerçekten mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  • Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet · Ortak kavram: Hikmet

    Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: "Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer…

  • Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Ortak kavram: Hikmet

    Ve Allah ona kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretecek.

  • Aynı kök: رفع (29 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet

    İşte kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimiz.. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Aksine Allah onu (İsa'yı) kendine (katına) yükseltmiştir. dipnot 1 Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Al-i İmrân 3:55 ve Mâide 5:116-117. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayette Hz. İsa'nın ölmediği değil, düşmanları tarafından asılamadığı ve öldürülemediği dile getirilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Bilakis, Allah onu kendi katına yüceltti. Zira Allah mutlak üstün ve yüce olandır, her hükmünde tam isabet sahibidir.

Muhammed Esed

Hayır, Allah onu Kendi katına yüceltti. Allah gerçekten kudret ve hikmet sahibidir.

Ahmed Hulusi

Bilakis Allah Onu kendine yüceltti! Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.

Ali Bulaç

Hayır; Allah onu kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Ali Özek ve heyeti

Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir.

Ali Rıza Safa

Hayır! Allah, Onu, Kendisine yükseltmiştir. Çünkü Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

Bayraktar Bayraklı

Hayır, Allah onu kendi katına yüceltti. Allah gerçekten kudret ve hikmet sahibidir.

Edip Yüksel

Tersine, ALLAH onu kendisine yükseltti; ALLAH Üstündür, Bilgedir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Tersine, ALLAH onu kendisine yükseltti; ALLAH Üstündür, Bilgedir

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğrusu Allah, O'nu kendine doğru yükseltti. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

doğrusu Allah onu kendine doğru ref'eyledi, Allah bir aziz, hakim bulunuyor

Erhan Aktaş

Aksine Allah, onu kendisine yükseltti. dipnot 1 Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Onu değerli kıldı, ona yüksek dereceler verdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Aksine Allah, onu kendisine yükseltti. dipnot 1 Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Onu değerli kıldı, ona yüksek dereceler verdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Aksine Allah, onu kendisine yükseltti. dipnot 1 Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ona yüksek dereceler verdi.

Gültekin Onan

Hayır; Tanrı onu kendine yükseltti. Tanrı üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Hasan Basri Çantay

Bil'akis Allah onu yükseltib kendisine kaldırmışdır. Allah, mutlak gaalibdir, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.

İbni Kesir

Bilakis Allah, onu kendi katına yükseltmiştir. Allah; Aziz'dir, Hakim'dir.

Mehmet Alagaş

(153-162) Kitap halkı, senden gökten bir kitap indirmeni istiyor / sual ediyor. (Parçalı değil bütün bir kitabı tek seferde istiyorlar.) Bundan daha büyüğü Musa’ya sual edilmişti / Musa’dan istenmişti, dediler ki açık ve net bir şekilde Allah’ı bize göster. Bu zulümleri nedeniyle onları yıldırım çarptı, sonra kendilerine açıklamaların gelmesinin ardından da buzağıyı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa’ya da büyük bir delile dayalı otorite / sultanlık verdik. Onlarla sözleşme yaparken Tur dağını üstlerine kaldırdık ve onlara dedik ki; secde ederek kapıdan girin ve yine onlara dedik ki cumarteside / sabitlik gününde / şabat ta haddi aşmayın. Onlardan sert / galiz bir söz aldık. (Galiz; Fidanın sertleşmesi gibi) Sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini yok saymaları, gerçeğe dayanmadan / haksız yere Resulleri öldürmeleri ve de kalplerimiz kılıflıdır / perdelidir demeleri nedeniyle Evet Allah ta onların kalplerin e küfürleri dolayısıyla mühür vurdu. Onların çok azı iman etti. Küfretmeleri ve Meryem hakkında uydurdukları büyük şeyler. Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demeleri. Onu öldürmediler ve Onu asmadılar, lakin onlara o şekilde benzetildi / teşbih edildi. Bu konuda ihtilaflı görüş ileri sürenler / ihtilafa düşenler onun hakkında şüphe içindeler. Onların, onun hakkında zanna uymak dışında herhangi bir bilgileri yoktur. Onu kesin bir şekilde / yakın bir şekilde öldüremediler. Bilakis Allah onu kendine kaldırdı. Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Kitap halkından kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman edecek ler. Kıyamet gününde de O, aleyhlerine şahit olacaktır. (Ölümlerinden önce İsa’ya iman edip öyle ölecekler.) Bu zulümleri ve çoklarını Allah’ın yolundan saptırmaları ve de kesinlikle yasaklandıkları halde faiz almaları, ayrıca insanların mallarını gerekçesiz bir şekilde yemeleri nedenleriyle, Yahudilere, onlara helal edilmiş temiz olan şeyleri haram ettik. Onlard an kafir olanlar için acıtıcı bir azap hazırladık. Oysa ki onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler; sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler, namaza kalkıp kılanlardır, zekâtı verenlerdir, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara ilerde çok büyük bir ücret / ecir vereceğiz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Aksine Allah, onu kendi katına yükseltti. Allah, Aziz'dir, Hakim'dir.

Süleyman Ateş

Hayır, Allah onu kendisine yükseltti. Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Süleymaniye Vakfı

Aslında Allah, onu kendine yükseltmiştir dipnot 1 . Daima üstün olan ve bütün kararları doğru olan Allah'tır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Al-i İmran 3/55'e göre İsa aleyhisselam öldürülmemiş, Allah onu vefat ettirmiş (Meryem 19/33) ve Yahudilerin elinden kurtarmıştır. Onun ahirette söyleyeceği "Ne zaman ki beni vefat ettirdin onları gözetim altında tutan sadece sen oldun." sözü (Maide 5/117), normal şekilde vefat ettiğini gösterir. Zümer 39/42'ye göre vefat, işi biten ruhun bedenden ayrılmasıdır. Allah ruhu iki şekilde vefat ettirir, biri uykuya daldığında, diğeri de öldüğünde olur. Ruh, bilgisayarın işletim sistemi gibi bütün bilgileri korur. Onun için Allah, hem uyuyan hem de ölen bedenin ruhunu koruma altına alır. Uyuyan insanın ruhu uyandığında, ölen kişinin ruhu da vücut yeniden yaratıldığında geri döner (Müminun 23/100 ve Tekvir 81/7). İsa aleyhisselamın Allah'ın katına yükseltilmesi, öldükten sonra ruhunun yükseltilmesidir (Araf 7/40, Mearic 70/4). Dünyaya tekrar gelmesi diye bir şey yoktur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hayır! Allah, onu kendine yükseltmiştir. Allah güçlüdür, doğru kararlar verir.

Şaban Britch

Aksine Allah, onu kendi katına yükseltti. Allah, Aziz'dir, Hakim'dir.

Şaban Piriş

Aksine Allah, Onu kendi katına yükseltti. Allah, azizdir, hakimdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Tam aksine, Allah onu kendisine yükseltti. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But Allah had taken him up to His August presence, and Allah has always been Azizun (almighty) and Hakimun.

Abdul Haleem

God raised him up to Himself. God is almighty and wise.

Abdullah Yusuf Ali

Nay, Allah raised him up unto Himself; and Allah is Exalted in Power, Wise;-

Abul A'la Maududi

but Allah raised him to Himself. dipnot 1 Allah is All-Mighty, All-Wise.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is the truth revealed by God. What is categorically asserted here is merely that the Jews did not succeed in killing the Messiah, but that God raised him unto Himself. The Qur'an furnishes no detailed information about the actual form of this 'raising'. It neither states categorically that God raised him from the earthly sphere to some place in heaven in both body and soul, nor that his body died on earth and his soul alone was raised to heaven. Hence neither of the two alternatives can be definitely affirmed nor denied on the basis of the Qur'an. If one reflects on the Qur'anic version of the event one gets the impression that, whatever the actual form of this 'raising', the event was of an extraordinary character. This extraordinariness is evident from three things: First, the Christians believed in the ascension of the Messiah in both body and soul, which was one of the reasons for large sections of people to believe in the godhead of Jesus. The Qur'an does not refute that idea but employs the same term, raf (i.e. 'ascension'), employed by the Christians. It is inconceivable that the Qur'an, which describes itself as the 'Clear Book', would employ an expression that might lend support to a misconception it seeks to repudiate.Second, one might assume that either the ascension of the Messiah was of the kind that takes place at every person's death or that this 'ascension' meant merely the exaltation of a Prophet's position, like that of Idris: 'And We raised him to an exalted station' (Surah Maryam 19: 57). Had it been so, this idea would have been better expressed by a statement such as: And indeed they did not kill the Messiah; Allah delivered him from execution and caused him to die a natural death. The Jews had wanted to slight him but Allah granted him an exalted position. Third, if this raf (exaltation, ascension) referred to in the verse: 'Allah raised him to Himself was of an ordinary kind, the statement which follows, namely that 'Allah is All-Mighty, All-Wise', would seem altogether out of context. Such a statement is pertinent only in the context of an event which manifested, in a highly extraordinary manner, by the overwhelming power and wisdom of God.The only Qur'anic argument that can be adduced to controvert this view is the verse in which the expression mutawaffika see (Surah Al 'Imran 3: 55))is employed. But as we have pointed out (see Towards Understanding the Qur'an, vol. I, (Surah 3, n. 51), this word can denote either God's taking a man unto Himself in soul or taking him unto Himself in both body and soul. Arguments based on the mere use of this word are not enough to repudiate the arguments we have already adduced. Some of those who insist on the physical death of Jesus support their argument by pointing out that there is no other example of the use of the word tawaffa for God's taking unto Himself a man in body as well as in soul. But this argument is not tenable since the ascension of Jesus was a unique event in human history and, therefore, the quest for another example of the use of this term in the same context is meaningless. What is worth exploring is whether or not the use of the word in such a sense is valid according to Arabic usage. If it is, we will have to say that the choice of this particular word lends support to belief in the ascension of Jesus. If we reflect on this verse in the light of the assumption that Jesus died physically, it appears strange that the Qur'an does not employ those terms which would exclude signifying the simultaneous physical and spiritual ascension of Jesus. On the contrary, the Qur'an prefers a term which, since it is liable to both interpretations (i.e. it can mean both spiritual and physical ascension), lends support to belief in the physical ascension of Jesus, even though that notion was used as a basis to support the false belief in the godhead of Jesus. Belief in the physical ascension of Jesus is further reinforced by those numerous traditions which mention the return of Jesus, son of Mary, to the world and his struggle against the Anti-Christ before the end of time. (For these traditions see our appendix to Surah 33.) These traditions quite definitively establish the second coming of Jesus. Now it is for anybody to judge which is more reasonable: Jesus' return to this world after his death, or his being alive somewhere in God's universe, and returning to this world at some point in time?

Aisha Bewley

Allah raised him up to Himself. Allah is Almighty, All-Wise.

Al-Hilali & Khan

But Allâh raised him [‘Îsâ (Jesus)] up (with his body and soul) unto Himself (and he عليه السلام is in the heavens). And Allâh is Ever All-Powerful, All-Wise.

Ali Quli Qarai

Rather Allah raised him up toward Himself, and Allah is all-mighty, all-wise.

Amatul Rahman Omar

Rather Allâh exalted him with all honour to His presence. And Allâh is All-Mighty, All-Wise.

Arthur John Arberry

God raised him up to Him; God is All-mighty, All-wise.

Bijan Moeinian

Indeed not. God raised Jesus unto Him and God is Most Powerful [and can do such a thing] and the Most Wise [in doing so.]

E. Henry Palmer

nay, God raised him up unto Himself; for God is mighty and wise!

Edip-Layth

Instead, God raised him to Himself; and God is Noble, Wise.

George Sale

but God took him up unto Himself: And God is mighty and wise.

Hamid S. Aziz

Nay, Allah raised him up unto Himself; for Allah is ever Mighty and Wise!

Mahmoud Ghali

No indeed, Allah raised him up to Him; and Allah has been Ever-Mighty, Ever-Wise.

Marmaduke Pickthall

But Allah took him up unto Himself. Allah was ever Mighty, Wise.

Mohamed Ahmed - Samira

But God raised him up (in position) and closer to Himself; and God is all-mighty and all-wise.

Muhammad Asad

nay, God exalted him unto Himself - and God is indeed almighty, wise.

Mustafa Khattab

Rather, Allah raised him up to Himself. And Allah is Almighty, All-Wise.

Progressive Muslims

For God raised him to Himself; and God is Noble, Wise.

Rashad Khalifa

Instead, GOD raised him to Him; GOD is Almighty, Most Wise.

Sahih International

Rather, Allah raised him to Himself. And ever is Allah Exalted in Might and Wise.

Sam Gerrans

(Nay, God brought it before Him; and God is exalted in might and wise.

Shabbir Ahmed

Nay, Allah exalted him unto Himself. (They had plotted thinking that crucifixion was a death of dishonor. But Allah raised him in honor). Allah is Almighty, Wise.

Syed Vickar Ahamed

But! Allah raised him up to Himself, and Allah is Exalted in Power, All Wise—

Taqi Usmani

but Allah lifted him towards Himself. Allah is All-Mighty, All-Wise.

The Monotheist Group

Instead, God had raised him to Himself; and God is Noble, Wise.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 158. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 158. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 158. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩