Nisâ suresi

Nisâ suresi, 94. ayet

Nisâ suresi, 94. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا ضَرَبْتُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَتَبَيَّنُوا۟ وَلَا تَقُولُوا۟ لِمَنْ أَلْقَىٰٓ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَٰمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا تَبْتَغُونَ عَرَضَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فَعِندَ ٱللَّهِ مَغَانِمُ كَثِيرَةٌ كَذَٰلِكَ كُنتُم مِّن قَبْلُ فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ فَتَبَيَّنُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ ḍarabtüm fî sebîli-llâhi fetebeyyenû velâ teḳûlû limen elḳâ ileykümü-sselâme leste mü'minâ. tebtegûne `araḍa-lḥayâti-ddünyâ. fe`inde-llâhi megânimü keŝîrah. keẕâlike küntüm min ḳablü femenne-llâhü `aleyküm fetebeyyenû. inne-llâhe kâne bimâ ta`melûne ḫabîrâ.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, "Sen mü'min değilsin" demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 91–97 · surenin 94. ayeti / 176
  1. Nisâ 91

    Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.

  2. Nisâ 92

    Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü'min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü'min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü'min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü'min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkan bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  3. Nisâ 93

    Kim bir mü'mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, lanet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.

  4. 94

    Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, "Sen mü'min değilsin" demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

  5. Nisâ 95–96

    (95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  6. Nisâ 97

    Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: "Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)" Onlar da, "Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik" derler. Melekler, "Allah'ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

94. Yüce Allah mü’min kullarına kendi yolunda cihad etmek ve rızasını aramak üzere çıktıkları takdirde iyice araştırmalarını, şüpheli bütün hususlarda işlerini sağlama bağlamalarını emretmektedir. Çünkü işler açık ve net olanlarla açık ve net olmayanlar olmak üzere iki kısımdır. Açık ve net olanların iyice araştırılmaya ihtiyacı yoktur. Çünkü böyle bir araştırma zaten mevcut olan sonucu elde etme gibi anlamsız bir çabadır. Açık olmayan, içinden çıkılamayan hususlarda ise insanın iyice araştırmaya ve konuya açıklık kazandırmaya, bu işi yapıp yapmama konusunda açık bir hükme varmasına ihtiyacı vardır.

Çünkü bu gibi hususlarda işi iyice araştırıp sağlama bağlamak sureti ile pek çok faydalar elde edilir, birçok kötülüklerden de uzak kalınabilir. Bu gibi araştırmalarla kişinin dini, aklı ve ağırlığı bilinip ortaya çıkar. Hâlbuki işin başında hükmü kendisi için gereği gibi açıklık kazanmadan önce acelecilik eden bir kimse, ulaşmaması gereken sonuçlara ulaşır. Tıpkı gereği gibi araştırmayıp kendilerine selam veren bir kimseyi öldürdükleri için Yüce Allah’ın kendilerini azarladığı kimselerin başından geçtiği gibi. Ki bu zat ile birlikte, kendisine ait birkaç koyun yahut da başkasına ait bir miktar mal vardı. O selam vermekle onların kendisini öldürmelerini önleyeceğini zannetmişti. Ancak onların bu zatı öldürmeleri bir yanlışlıktı. Bundan dolayı Yüce Allah onları: “Size selam verene dünya hayatının menfaatini umarak: Sen mü’min değilsin, demeyin. Zira Allah’ın katında nice ganimetler vardır” yani geçici ve az bir dünya malı sizleri olmaması gereken davranışlara iterek, Allah’ın nezdindeki kalıcılık ve pek çok mükâfatlardan mahrum kalmaya itmesin. Çünkü Allah’ın nezdindeki mükâfat daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

Bu buyrukta şuna işaret vardır: Kul eğer nefsinin heva ve isteklerine meylettiğini görürse ve bunlar ona zararlı olabilecekse Allah’ın, nefsini hevasından alıkoyan kimseler için hazırladığı mükâfatları, Allah’ın rızasını kendi rızasından önde tutanlara hazırladığı mükâfatları nefsine hatırlatmalıdır. Çünkü böyle bir şey Allah’ın emrine uymak hususunda nefse bir teşviktir, isterse bu ona ağır gelsin.

Daha sonra Yüce Allah, İslâm ile hidâyet bulmadan önceki ilk hallerini hatırlatarak şöyle buyurmaktadır: “Hem önceleri siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu.” Yani Yüce Allah size sapıklığınızdan sonra hidâyet verdiği gibi sizden başkalarına da hidâyet verir. Hidâyeti elde edişiniz nasıl ki peyderpey olduysa, başkalarının durumu da böyledir. O bakımdan kâmil olan bir kimsenin, eksik olan önceki halini gözünün önüne getirerek önceki haline benzer bir halde bulunanlara kendisinin ilk halinin gereği ne ise öylece muamele etmesi ve onu hikmet ve güzel öğüt ile davet etmesi, ona fayda sağlamanın en büyük sebeplerinden biridir. Bundan dolayı Yüce Allah iyice araştırma emrini bir daha tekrarlamaktadır: “O halde iyice araştırın.”

Allah yolunda cihad ve Allah’ın düşmanları ile mücadele için yola çıkıp onlara zarar vermek için çeşitli şekillerde hazırlık yapan kimse, kendisine selam verenleri iyice araştırmakla emrolunmuştur. Savaşta kişinin kendisine gelecek bir zarar korkusu ve ölümden kurtulmak maksadı ile selam vermiş olma ihtimali gerçekten güçlüdür. Bu durumda böyle bir emir veriliyorsa bu, iyice araştırma emrinin bir tür şüphenin söz konusu olduğu bütün hallerde emredilmiş olduğunun delilidir. Kul, bu durumda iş kendisi için açıklık kazanıncaya, doğru ve hakkın hangisi olduğunu açık seçik tespit edinceye kadar araştırma yoluna gitmelidir.

“Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” O bakımdan herkese -onların durum ve niyetlerine dair bilgisine göre- işlediği amel ve niyetlerine uygun karşılığı verecektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Allah'a iman eden ve resulüne ittiba edenler! Eğer Allah yolunda cihada çıkarsanız savaşacağınız kişiler konusunu iyice araştırıp anlayınız. Sizlere Müslüman olduğuna delalet eden şeyleri gösteren kimselere; "Sen Mümin değilsin! Kendini Müslüman gibi gösterme sebebin canının ve malının korkusudur." demeyin. Ondan elde edilecek ganimet gibi değersiz dünya malını arzulayarak onu öldürmeyin. Oysa Allah’ın katında birçok ganimetler vardır. Onlar dünya malından daha hayırlı ve daha büyüktürler. Sizler de daha önce bunun gibi kendi kavminizden imanınızı gizleyenlerdendiniz. Allah da sizi İslam diniyle nimetlendirdi ve canlarınızı korudu. Öyleyse sizler de iyice araştırıp anlayınız. Şüphesiz amellerinizden hiçbir şey ne kadar az olursa olsun Allah'a gizli kalmaz ve sizlere bu amellerinizin karşılığını verecektir.

Kelimeler

39 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوٓا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  4. إِذَا iza zaman
  5. ضَرَبْتُمْ derabtum savaşa çıktığınız kök: ضرب
  6. فِى fi
  7. سَبِيلِ sebili yolunda kök: سبل
  8. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  9. فَتَبَيَّنُوا۟ fetebeyyenu iyi anlayın, dinleyin kök: بين
  10. وَلَا ve la
  11. تَقُولُوا۟ tekulu demeyin kök: قول
  12. لِمَنْ limen kimseye
  13. أَلْقَىٰٓ elka veren kök: لقي
  14. إِلَيْكُمُ ileykumu size
  15. ٱلسَّلَـٰمَ s-selame selam kök: سلم
  16. لَسْتَ leste sen değilsin kök: ليس
  17. مُؤْمِنًۭا mu'minen mü'min kök: امن
  18. تَبْتَغُونَ tebtegune gözeterek kök: بغي
  19. عَرَضَ arade geçici menfaatini kök: عرض
  20. ٱلْحَيَوٰةِ l-hayati hayatının kök: حيي
  21. ٱلدُّنْيَا d-dunya dünya kök: دنو
  22. فَعِندَ feinde çünkü yanında kök: عند
  23. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  24. مَغَانِمُ meganimu ganimetler vardır kök: غنم
  25. كَثِيرَةٌۭ ۚ kesiratun çok kök: كثر
  26. كَذَٰلِكَ kezalike böyle idiniz
  27. كُنتُم kuntum siz de kök: كون
  28. مِّن min
  29. قَبْلُ kablu önceden kök: قبل
  30. فَمَنَّ femenne lutfetti kök: منن
  31. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  32. عَلَيْكُمْ aleykum size
  33. فَتَبَيَّنُوٓا۟ ۚ fetebeyyenu o halde iyice anlayın kök: بين
  34. إِنَّ inne çünkü
  35. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  36. كَانَ kane kök: كون
  37. بِمَا bima şeyleri
  38. تَعْمَلُونَ tea'melune yaptıklarınız kök: عمل
  39. خَبِيرًۭا habiran haber almaktadır kök: خبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde…

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden "mükatebe"…

  • Aynı kök: منن (27 geçiş) · Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    (Savaşta) inkar edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ…

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Dünya hayatını ahirete tercih edenler, (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya, işte onlar derin bir…

  • Aynı kök: غنم (9 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine…

  • Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize…

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Allah yolunda (savaş) yolculuğuna çıktığınız zaman (durumu) iyice araştırın! Size selam verene (barış teklif edene), dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek "Sen mümin değilsin!" demeyin! dipnot 1 (Çünkü) Allah'ın katında sayısız ganimetler vardır. Önceden siz de böyleyken Allah size lütfetmişti; (durumu) iyice araştırın! Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet savaş yolculuklarında bile karşılaşılan insanların sözlerine itibar edilmesi ve onların mümin olmadıklarının söylenmemesi gerektiğini hükme bağlamaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman son derece sorumlu davranın; ve size barış teklif edene bu dünya hayatının geçici zevkine göz dikerek "Sen mü'min değilsin!" demeyin! Çünkü asıl ganimet Allah katındadır. Siz de daha önce onların durumundaydınız, fakat Allah'ın lutfuna nail oldunuz. Artık çok dikkatli davranın: zira Allah tüm yaptıklarınızdan haberdardır.

Muhammed Esed

(O halde) siz ey iman edenler, Allah yolunda (sefere) çıktığınız zaman karşılaştığınız durumu açıkça kavramaya çalışın ve size barış teklif edene bu dünyevi hayatın gelip geçici kazançlarına duyduğunuz (özlem ve) isteklerle "Sen mümin değilsin!" demeyin. Çünkü asıl kazanç Allah katındadır. Siz de bir zamanlar aynı durumdaydınız, ama Allah size karşı lütufkar davranmıştı. Öyleyse muhakemenizi kullanın. Şüphesiz Allah, yaptığınızdan her zaman haberdardır

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler. . . Allah için sefere çıktığınızda iyice araştırın ve size selam verene (anlaşmak isteyene), dünya hayatının geçici menfaatini arayarak, "Sen iman eden değilsin" demeyin. . . Allah indinde çok ganimetler var. . . Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu. . . O halde iyice araştırın. . . Muhakkak ki Allah yapmakta olduklarınızın yaratanı olarak Habiyr'dir.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, Allah yolunda adım attığınız (savaşa çıktığınız) zaman gerekli araştırmayı yapın ve size (İslam geleneğine göre) selam verene, dünya hayatının geçiciliğine istekli çıkarak: "Sen mü'min değilsin" demeyin. Asıl çok ganimet, Allah katındadır, bundan önce siz de böyle idiniz; Allah size lütufta bulundu. Öyleyse iyice açıklık kazandırın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.

Ali Özek ve heyeti

Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek «Sen mümin değilsin» demeyin. Çünkü Allah’ın nezdinde sayısız ganimetler vardır. Önceden siz de böyle iken Allah size lütfetti; o halde iyi anlayıp dinleyin. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Allah'ın yolunda yürüdüğünüzde gerekli araştırmayı yapın. Size selam verene, dünya yaşamının geçici çıkarlarını gözeterek, "Sen, inanmıyorsun!" demeyin. Gerçek getiri, Allah'ın katındadır. Daha önce, siz de böyleydiniz; Allah, size lütufta bulundu. Öyleyse iyice araştırın. Kuşkusuz, Allah, yaptıklarınızdan Haberlidir.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyiniz. Size barış teklif edene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek "Sen mümin değilsin" demeyiniz. Çünkü Allah'ın nezdinde sayısız ganimetler vardır. Önceden siz de böyleyken Allah size lütfetti; o halde iyi anlayıp dinleyiniz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar, ALLAH yolunda çarpışmaya çıktığınız zaman dikkatli olun. Size barış önerene, dünya hayatının geçici yararını gözeterek "Sen onaylamıyorsun" demeyin. Çünkü ALLAH'ın yanında çok ganimetler var. Daha önceleri siz de onlar gibiydiniz; fakat ALLAH size lütfetti. Öyleyse iyice araştırıp emin olun. ALLAH yaptıklarınızdan Haberdardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlar, ALLAH yolunda çarpışmağa çıktığınız zaman dikkatli olun. Size barış önerene, dünya hayatının geçici yararını gözeterek 'Sen inanmıyorsun,' demeyin. Çünkü ALLAH'ın yanında çok ganimetler var. Daha önceleri siz de onlar gibiydiniz; fakat ALLAH size lütfetti. Öyleyse iyice araştırıp emin olun. ALLAH yaptıklarınızdan Haberdardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, Allah yolunda adım attığınız vakit, iyice anlayın, dinleyin. Size İslam selamı veren kimseye -dünya hayatının geçici metaına göz dikerek- "Sen mümin değilsin!" demeyin. Allah katında çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyleydiniz, Allah kerem buyurdu da sizleri iman ile tanıştırdı. Onun için iyice anlayın, dinleyin! Gerçekten Allah, ne yaparsanız haberdardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! Allah yolunda adım attığınız vakıt iyi anlayın dinleyin size islam selamı veren kimseye -dünya hayatının geçici metaına göz dikerek- sen mü'min değilsin demeyin, Allah yanında çok ganimetler var, önce siz de öyle idiniz, Allah kerem buyurdu da sizleri iyman ile tanıttı onun için iyi anlayın dinleyin, muhakkak ki Allah ne yaparsanız habir bulunuyor.

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, dipnot 1 iyice araştırın; dipnot 2 size selam veren kimseye; dipnot 3 dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek: "Sen Mü'min değilsin." demeyin. Allah'ın yanında sayısız ganimetler vardır. Daha önce siz de öyleydiniz de Allah size iyilik yaptı. Öyleyse, iyice araştırın. Kuşkusuz, Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Savaşa çıktığınız zaman.
  2. metne dön, dipnot 2
    Emin oluncaya kadar.
  3. metne dön, dipnot 3
    Eman, eminlik/güven dileyene. Barış dileyene.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman dipnot 1 , iyice araştırın dipnot 2 ; size selam veren kimseye dipnot 3 ; dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek: "Sen Mü'min değilsin." demeyin. Allah'ın yanında sayısız ganimetler vardır. Daha önce siz de öyleydiniz de Allah size iyilik yaptı. Öyleyse, iyice araştırın. Kuşkusuz, Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Savaşa çıktığınız zaman.
  2. metne dön, dipnot 2
    Emin oluncaya kadar.
  3. metne dön, dipnot 3
    Eman, eminlik/güven dileyene. Barış dileyene.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman dipnot 1 , iyice araştırın dipnot 2 ; size selam veren kimseye dipnot 3 ; dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek: "Sen mü'min değilsin." demeyin. Allah'ın yanında sayısız ganimetler vardır. Daha önce siz de öyleydiniz de Allah size lütufta bulundu. Öyleyse, iyice araştırın. Kuşkusuz, Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Savaşa çıktığınız zaman.
  2. metne dön, dipnot 2
    Emin oluncaya kadar.
  3. metne dön, dipnot 3
    Eman, eminlik/güven dileyene. Barış dileyene.

Gültekin Onan

Ey inananlar, Tanrı yolunda adım attığınız (savaşa çıktığınız) zaman gerekli araştırmayı yapın ve size [islam geleneğine göre] selam verene, dünya hayatının geçiciliğine istekli çıkarak: "Sen inançlı değilsin" demeyin. Asıl çok ganimet Tanrı katındadır. Bundan önce siz de böyle idiniz; Tanrı size lütufta bulundu. Öyleyse iyice açıklık kazandırın. Şüphesiz Tanrı yaptıklarınızdan haberi olandır.

Hasan Basri Çantay

Ey imanedenler, Allah yolunda harbe çıkdığınız zaman (mes'elelerin) tam açıklanmasını bekleyin. Size (müslümanca) selam verene, dünya hayaatının (geçici) menfeatini arayarak, "Sen mü'min değilsin" demeyin. İşte Allahın katında bir çok ganimetler vardır. Evvelce siz de böyle iken Allah size lutfetdi. O halde (mes'elelerin) iyice açıklanmasını bekleyin. Şübhesiz ki Allah ne yaparsanız hakkıyle haberdardır.

İbni Kesir

Ey iman edenler; Allah yoluna koyulduğunuz zaman, iyice araştırın. Size selam verene; dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek; sen mü'min değilsin, demeyin. Allah katında çok ganimetler vardır. Önce siz de öyleydiniz ama Allah size lütfetti. Onun için iyice araştırın. Muhakkak ki Allah; yaptıklarınızdan haberdardır.

Mehmet Alagaş

(94) Ey iman edenler, Allah yolunda vuruşmaya çıktığınızda iyice ortaya çıkmalarını bekleyin, sizinle teslimiyet için buluşana da dünya hayatının geçici olan menfaatini / ganimetleri gözeterek sen iman etmiş değilsin demeyin, Allah’ın yanındaki ganimetler çoktur , Daha önceden de siz , öyleydiniz, Allah size inayette bulundu o halde iyice ortaya çıkmalarını / belirmelerini bekleyin. Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberi olandır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınızda durumu iyice araştırıp anlamadan size selam veren kimseye, dünya hayatını arzulayarak; “Sen Mümin değilsin!” demeyin. Zira Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önceden siz de öyleydiniz de, Allah size ihsan etti. Öyleyse iyice araştırıp anlayın. Allah şüphesiz yaptıklarınızdan haberdardır.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayın, dinleyin, size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatini gözeterek: "Sen mü'min değilsin!" demeyin. Çünkü Allah'ın yanında çok ganimetler vardır. Önceden siz de öyle idiniz, Allah size lutfetti (imana geldiniz). O halde iyice anlayın (dinleyin, peşin hüküm vermeyin). Çünkü Allah yaptıklarınızı haber almaktadır.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Allah yolunda (savaşa) çıktığınızda iyice araştırın. Size barış teklifinde bulunan birine dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek, "Sen mümin değilsin!" demeyin (bu gerekçeyle onun barış teklifini geri çevirmeyin). dipnot 1 Allah katında pek çok ganimet vardır. Önceden siz de onlar gibiydiniz, dipnot 2 Allah size iyilikte bulundu (da mümin oldunuz). Öyleyse (amaçlarını) iyice araştırın. Allah, yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetteki (أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ ) ifadesine genelde "size selam veren" şeklinde anlam verilir. Oysa burada, savaş durumunda silah bırakarak barış teklifiyle gelen kişi konu edilmektedir. Benzer ifadeler Nisa 4/90 ve 91. ayetlerde de geçer ve oralarda "selam verme" değil, "barış teklifinde bulunma" anlamı verilir. "Selam verme" ile ilgili hükümler Nisa 4/85-87. ayetlerde geçti. Bütün bu ayetlere göre bir kişiye, can ve mal güvenliği vermemiz için onun mümin olması gerekmez. Ama hakkında her türlü araştırmayı yapma, güvenilir olup olmadığını tespit etme zorunluluğu vardır (Bakara 2/190, Nisa 4/90-91, Enfal 8/61-62).
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey İnanıp güvenenler! Allah yolunda yürürken iyice dinleyip anlayın. Size, müslüman olduğunu bildirene dipnot 1 , dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek: "Sen mümin değilsin!" demeyin. Allah katında çok ganimetler vardır. Bir zamanlar siz de aynı durumdaydınız; Allah size ikramda bulundu. Öyleyse iyice dinleyip anlayın. Allah, yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a teslim olduğunu beyan edene

Şaban Britch

Ey iman edenler, Allah yolunda savaş için sefere çıktığınızda teenni ile (aceleye kapılmadan) dikkatli olun; size selam veren kimseye, dünya hayatını arzulayarak “Sen mümin değilsin!” demeyin. Zira Allah katında pek çok ganimetler vardır. Önceden siz de öyleydiniz de Allah, size iyilikte bulundu. Öyleyse iyice araştırıp anlayın. Allah şüphesiz yaptıklarınızdan haberdardır.

Şaban Piriş

- Ey iman edenler, Allah yolunda savaş için sefere çıktığınızda teenni ile (aceleye kapılmadan) hareket edin; size selam veren kimseye, dünya hayatını arzulayarak "sen mümin değilsin!" demeyin. Zira Allah katında pek çok ganimetler vardır. Önceden siz de öyleydiniz de Allah, size iyilikte bulundu. Öyleyse iyice araştırıp anlayın. Allah şüphesiz yaptıklarınızdan haberdardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman edenler! Allah yolunda gaza için dolaştığınızda, iyice anlayıp dinleyin de size selam verene/barış teklifi sunana "Sen mümin değilsin!" demeyin. İğreti hayatın menfaatine göz dikiyorsunuz ama Allah katında çok ganimetler vardır. Önceden siz de öyle idiniz ama Allah size lütufta bulundu. O halde, iyice araştırın, anlayın dinleyin. Çünkü Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you who have conformed to Islam: When you journey into a foreign land in Allah's cause, you must distinguish by the sight and by other senses the disposition of the people whether or not they have conformed to Islam lest you spoil your best designs by faulty actuation. Nor should you say to anyone who greets you: "You are not a Muslim;" prompted by selfish motive principles of considering him a fit subject for plunder, in quest of the fleeting and evanescent glory of life below when glory, valuables, possessions and all graces abound in heaven's realm. Remember, if he is not a believer in Allah, thus were you before but Allah graced you with guidance to His path of righteousness. Therefore, discern the truth from what is false; Allah is ever 'Alimun of all that you do

Abdul Haleem

So, you who believe, be careful when you go to fight in God’s way, and do not say to someone who offers you a greeting of peace, ‘You are not a believer,’ out of desire for the chance gains of this life- God has plenty of gains for you. You yourself were in the same position [once], but God was gracious to you, so be careful: God is fully aware of what you do.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! When ye go abroad in the cause of Allah, investigate carefully, and say not to any one who offers you a salutation: "Thou art none of a believer!" Coveting the perishable goods of this life: with Allah are profits and spoils abundant. Even thus were ye yourselves before, till Allah conferred on you His favours: Therefore carefully investigate. For Allah is well aware of all that ye do.

Abul A'la Maududi

Believers! When you go forth in the way of Allah, discern (between friend and foe), and do not say to him who offers you the greeting of peace: 'You are not a believer.' dipnot 1 If you seek the good of this worldly life, there lies with Allah abundant gain. After all, you too were such before, and then Allah was gracious to you. dipnot 2 Discern, then, for Allah is well aware of what you do.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In the early days of Islam the greeting as-salam 'alaykum ('peace be on you') was a distinguishing symbol of the Muslims. When a Muslim greeted another Muslim with this expression it signified that he was a member of the same community, that he was a friend and well-wisher, one who wished peace and security, from whom he need entertain no fear of hostility and towards whom, in return, he should not behave with hostility. The Islamic greeting occupied virtually the same position among Muslims as the passwords used by sentries to distinguish friend from foe. This was particularly important in those days because there were no distinctions in dress, language and so on by which Muslims could be conclusively marked off from their non-Muslim Arab compatriots.The Muslims also encountered a strange problem on the battlefield. Whenever a Muslim was in danger of being harmed inadvertently by other Muslims during the fighting, he resorted to either the Islamic greeting (as-salam 'alaykum) or the Islamic creed There is no god save Allah' (ili-Jl^y) in order to indicate that he was their brother-in-faith. The Muslims, however, often suspected this to be merely a ruse of the enemy and therefore sometimes disregarded the utterance of the Islamic greeting or of the Islamic creed, and killed such people and seized their belongings as booty. Although whenever the Prophet (peace be on him) came to know of such incidents, he severely reproached the people concerned, it, nevertheless, continued to take place. In the end God solved the problem by revelation. The purport of the verse is that no one has the right summarily to judge those who profess to be Muslims, and assume them to be lying for fear of their lives. At least two possibilities exist: the claim may either be true or it may be false. The truth can only be ascertained by proper investigation. While it is impossible to investigate a person's case properly during fighting and this may enable him to save his life by lying, it is equally possible that an innocent, true believer might be put to death by mistake. The error of letting an unbeliever go unpunished is preferable to that of killing a true believer.
  2. metne dön, dipnot 2
    The Muslims are now told that there was a time when they were scattered among different tribes of unbelievers. They were, therefore, forced to conceal the fact of being Muslims since they feared that they would be subjected to persecution and hardship. In those days they had nothing else besides their verbal profession to testify to their faith. Later on, some time before these verses were revealed, God benevolently enabled the Muslims to develop a collective entity of their own and thus to raise the banner of Islam in the face of strong opposition from the unbelievers. That the Muslims should fail to appreciate the hardships which other Muslims were enduring, and which they themselves had endured until not long before, and not to treat them with consideration and forbearance, did not seem an adequate way of thanking God for His benevolence.

Aisha Bewley

You who have iman! when you go out to fight in the Way of Allah verify things carefully. Do not say, ‘You are not a mumin’, to someone who greets you as a Muslim, simply out of desire for the goods of this world. With Allah there is booty in abundance. That is the way you were before but Allah has been kind to you. So verify things carefully. Allah is aware of what you do.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! When you go (to fight) in the Cause of Allâh, verify (the truth), and say not to anyone who greets you (by embracing Islâm): "You are not a believer"; seeking the perishable goods of the worldly life. There are much more profits and booties with Allâh. Even as he is now, so were you yourselves before till Allâh conferred on you His Favours (i.e. guided you to Islâm), therefore, be cautious in discrimination. Allâh is Ever Well-Aware of what you do.

Ali Quli Qarai

O you who have faith! When you issue forth in the way of Allah, try to ascertain: do not say to someone who offers you peace, ‘You are not a believer,’ seeking the transitory wares of the life of this world. Yet with Allah are plenteous gains. You too were such earlier, but Allah did you a favour. Therefore, do ascertain. Allah is indeed well aware of what you do.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! when you set forth in the cause of Allâh, then make proper investigations (before you dub anyone as a disbeliever), and do not say to him who offers you `Salâm', (- peace, the Muslim salutation to show himself thereby a Muslim,) `You are not a believer. ' You seek the transitory goods of this life, but Allâh has good things in plenty with Him. You were such (disbelievers) before that (you accepted Islam), but Allâh has conferred His special favour on you, hence do make proper investigations. Surely, Allâh is Well-Aware of what you do.

Arthur John Arberry

O believers, when you are journeying in the path of God, be discriminating, and do not say to him who offers you a greeting, 'Thou art not a believer,' seeking the chance goods of the present life. With God are spoils abundant. So you were aforetime; but God has been gracious to you. So be discriminating; surely God is aware of the things you do.

Bijan Moeinian

If you leave for fight in the cause of God, you must make enough investigation [to be sure of the hostile intention of the enemy. ] If you are greeted and received a peace offer, do not refuse it by abruptly saying: "You are disbelievers." If you take such an attitude for the sake of making some money [by engaging in the war], remember that God can offer you more wealth [if you adopt righteousness.] Remember that you were in a similar (weak) situation and God blessed you with His grace. You must be absolutely sure [of the hostile intention of the enemy as well as your pure intention of fighting for the cause of God and not for making some fortune] before you strike keeping in mind that God is fully aware of what you are doing.

E. Henry Palmer

O ye who believe! when ye are knocking about in the way of God be discerning, and do not say to him who offers you a salutation, 'Thou art no believer,' craving after the chances of this world's life, for with God are many spoils! So were ye aforetime, but God was gracious to you, be ye then discerning; verily, God of what ye do is well aware.

Edip-Layth

O you who acknowledge, if you mobilize in the cause of God then make a clear declaration, and do not say to those who greet you with peace, "You are not a acknowledger!" You are seeking the vanity of this world; but with God are many riches. That is how you were before, but God favored you, so make a clear declaration. God is Ever-aware of what you do.

George Sale

O true believers, when ye are on a march in defence of the true religion, justly discern such as ye shall happen to meet, and say not unto him who saluteth you, thou art not a true believer; seeking the accidental goods of the present life; for with God is much spoil: Such have ye formerly been; but God hath been gracious unto you; therefore make a just discernment, for God is well acquainted with that which ye do.

Hamid S. Aziz

O you who believe! When you go forth in the way of Allah be discriminate, and do not say to him who offers you a salutation, "You art no believer," craving after the goods of this world's life (wishing to exploit him), for with Allah are abundant spoils! Even so were you before until Allah was gracious to you. Therefore, be you discriminate; verily, Allah is well Informed of what you do.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, when you strike (i. e. journey in the earth) in the way of Allah, then be discerning, and do not say to him who offers you the salutation, (Literally: casts the salutation, saying, "peace be upon you!") "You are not a believer, " inequitably seeking the advantage of the present (Literally: this lowly life, i.e., the life of this world) life; then in the Providence of Allah is plenteous booty. Thus you were earlier, then Allah has been bounteous to you, so be discerning. Surely Allah has been Ever-Cognizant of whatever you do.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! When ye go forth (to fight) in the way of Allah, be careful to discriminate, and say not unto one who offereth you peace: "Thou art not a believer," seeking the chance profits of this life (so that ye may despoil him). With Allah are plenteous spoils. Even thus (as he now is) were ye before; but Allah hath since then been gracious unto you. Therefore take care to discriminate. Allah is ever Informed of what ye do.

Mohamed Ahmed - Samira

O believers, when you go out on a journey in the way of God, be discreet and do not say to anyone who greets you in peace: "You are not a believer. " You desire the gain of earthly life, but there are prizes in plenty with God. You were also like him (an unbeliever) in the past, but God has been gracious to you. So be careful and discreet, for God is aware of what you do.

Muhammad Asad

[Hence, ] O you who have attained to faith, when you go forth [to war] in God's cause, use your discernment, and do not - out of a desire for the fleeting gains of this worldly life - say unto anyone who offers you the greeting of peace, "Thou art not a believer" for with God there are gains abundant. You, too, were once in the same condition - but God has been gracious unto you. Use, therefore, your discernment: verily, God is always aware of what you do.

Mustafa Khattab

O believers! When you struggle in the cause of Allah, be sure of who you fight. And do not say to those who offer you ˹greetings of˺ peace, "You are no believer!"—seeking a fleeting worldly gain.[1] Instead, Allah has infinite bounties ˹in store˺. You were initially like them then Allah blessed you ˹with Islam˺. So be sure! Indeed, Allah is All-Aware of what you do.

Progressive Muslims

O you who believe, if you attack in the cause of God then make a clear declaration, and do not say to those who greet you with peace: "You are not a believer!" You are seeking the vanity of this world; but with God are many riches. That is how you were before, but God favoured you, so make a clear declaration. God is expert over what you do.

Rashad Khalifa

O you who believe, if you strike in the cause of GOD, you shall be absolutely sure. Do not say to one who offers you peace, "You are not a believer," seeking the spoils of this world. For GOD possesses infinite spoils. Remember that you used to be like them, and GOD blessed you. Therefore, you shall be absolutely sure (before you strike). GOD is fully Cognizant of everything you do.

Sahih International

O you who have believed, when you go forth [to fight] in the cause of Allah, investigate; and do not say to one who gives you [a greeting of] peace "You are not a believer," aspiring for the goods of worldly life; for with Allah are many acquisitions. You [yourselves] were like that before; then Allah conferred His favor upon you, so investigate. Indeed Allah is ever, with what you do, Acquainted.

Sam Gerrans

O you who heed warning: when you go forth in the cause of God, verify; and say not to one who offers you peace: “Thou art not a believer,” seeking the transitory things of the life of this world; for with God are many spoils. Thus were you before, but God was gracious to you. So verify; God is aware of what you do.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! When you go forth in the Cause of Allah (to meet the armed challenge), use your discernment. And do not say, out of a desire for the fleeting gains of this worldly life, to anyone who offers you the greeting of peace, "You are not a believer." For with Allah are abundant gains. Remember, once you were ignorant, and you were weak like the disbelievers are now. Allah has been Gracious to you, so be gracious to His servants (9:128), (90:17). Use your discernment. Allah is always Aware of what you do.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! When you go abroad in the cause of Allah, find out (everything) carefully, and do not say to anyone who offers you a greeting: "You are not a believer!" While wanting the perishable goods of the worldly life. With Allah are plenty of profits and spoils. Even though, you were yourselves (like this) before, till Allah conferred on you His favors: Therefore carefully find out everything (and detail). Verily, Allah is All Aware (Khabeer) of all that you do.

Taqi Usmani

O you who believe, when you go out in the way of Allah, be careful, and do not say to the one who offers you the Salām (salutation), "You are not a believer" to seek stuff of the worldly life. So, with Allah there are spoils in abundance. In the same state you were before; then Allah favored you. So, be careful. Surely, Allah is All-Aware of what you do.

The Monotheist Group

O you who believe, if you strike in the cause of God, you shall investigate carefully. And do not say to he who greets you with peace: "You are not a believer!" You are seeking the vanity of this world; but with God are many riches. That is how you were before, but God graced you, so investigate carefully. God is expert over what you do.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 94. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 94. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 94. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩