Diyanet İşleri
"Sabretmenize karşılık selam sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!"
Ra'd suresi
Ra'd suresi, 24. ayet. سَلَٰمٌ عَلَيْكُم بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى ٱلدَّارِ
selâmün `aleyküm bimâ ṣabertüm feni`me `uḳbe-ddâr.
"Sabretmenize karşılık selam sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Akıl sahiplerinin vasıfları ve Adn cennetleri Ra'd 19–26 3
Onlar, Allah'ın riayet edilmesini emrettiği haklara riayet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır.
Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.
Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler):
"Sabretmenize karşılık selam sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!"
Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozanlar, Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya; işte lanet onlara, yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır.
Allah, rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Halbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir.
İnkar edenler diyorlar ki: "Ona (Muhammed'e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 23–24. ayetler için yazılmıştır.
23. “(Bu güzel son) Adn” yani devamlı kalacakları, ayrılmayacakları, başka bir yere nakledilmeyi istemeyecekleri “cennetleridir” Çünkü ondan daha üstün bir mükâfat olmadığını bileceklerdir. Zira bu cennetlerde pek çok nimetler, bütün istek ve arzuların nihai derecesini teşkil edecek her tür sevinç onların olacaktır. Onların nimetlerini ve göz aydınlıklarını tamamlayıcı bir unsur olmak üzere de “onlar, oraya ana-babalarından, eşlerinden ve zürriyetlerinden” erkek veya kadın fark etmez “salih olanlarla birlikte gireceklerdir.” Aynı şekilde kendileri ile benzer durumda olan kimseler, arkadaşları ve sevdikleri de onlarla birlikte olacaktır. Çünkü bunlar da onların eşleri ve zürriyetleri kabilindendir. “Melekler de her kapıdan onların yanına girip…” esenliğe kavuştukları için, Yüce Allah’ın bu lütuf ve ikramları dolayısı ile onları tebrik ederek şöyle derler:
24. “Sabretmenize karşılık” sabretmeniz sebebi ile “selâm olsun sizlere!” Yani size Allah’tan selâm ve esenlik dilekleri vardır ve siz buna kavuşmuş bulunuyorsunuz. Bu ise hoşlanılmayan her bir şeyin ortadan kaldırılmasını ihtiva eden, arzu edilen her bir şeyin de gerçekleştirilmesini gerektiren bir ifadedir. İşte sizleri bu üstün mevkilere ve bu değerli cennetlere ulaştıran bu sabırdır. “Dünya yurdunun ne güzel sonudur (bu cennet)!” Öyleyse gerçek anlamda kendisinin iyiliğini isteyen, kendisine değer veren kimsenin, bu akıl sahiplerinin niteliklerinden bir pay almak için nefsi ile gereken mücahedeyi yapması gerekmektedir. Olur ki böylelikle nefsi, bütün nefislerin temennisi ve her türlü lezzet ve sevinçleri kapsayan, ruhların sürurunu gerektiren o yurda kavuşabilir. İşte amelde bulunacaklar böylesi için amel etsinler. Hayırlı amellerde birbirleri ile yarışacaklar bunun için yarışmalıdırlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Melekler onların yanına her girdiklerinde şu sözleri ile onları selamlarlar: Allah'a itaat etmeye, sizin açınızdan üzücü olan kadere ve günah işlememeye karşı sabrınız sebebiyle belalardan selamette oldunuz. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir.
Aynı kök: دور (55 geçiş) · Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş)
Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan…
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Musa, kavmine, "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah'a karşı…
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah'a…
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: İslâm
"Sen sırf, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: İslâm
İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: İslâm
Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru…
Aynı kök: دور (55 geçiş) · Aynı kök: عقب (80 geçiş)
De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de (görevimi) yapacağım. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(23, 24) (O yurt) durmaya değer cennetlerdir; oraya babalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla birlikte gireceklerdir. dipnot 1 Melekler de "Sabretmenize karşılık size selam olsun! Dünya yurdunun sonu (cennet) ne güzeldir!" (diyerek) her kapıdan onların yanına varacaklardır.
"Selam sizlere! (Bu Rabbinizin rızasını elde etme yolundaki) direncinizin bir sonucudur. Bakın işte: dâr(-ı dünyanın) ardından gelen mutlu son, ne muhteşemdir!"
"Size selam olsun! Çünkü siz (iyilikte) sebat ettiniz!" (diyecekler). (Hal) böyleyse, ahirette erişilecek olan bu mutlu son ne hoş ve ne güzel!
"Selamun aleyküm (Selam ismiyle işaret edilen kuvvesi sizde açığa çıksın) sabretmenizin sonucu. . . Son vatan ne güzel!" ("Vatan sevgisi imandandır" hadisinde işaret edilen "vatan" budur. A. H. )
"Sabrettiğinize karşılık selam size. (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel."
(Melekler:) Sabrettiğinize karşılık size selam olsun! Dünya yurdunun sonu (cennet) ne güzeldir! (derler).
"Dirençli olmanıza karşılık, size selam olsun! Artık, ne güzeldir ülkenin sonucu!"
"Sabrettiğiniz için selam size. Ahiret yurdunun ödülü ne güzeldir!" derler.
"Sabrettiğinizden ötürü selam (barış ve huzur) size olsun. Bu ne güzel son durak!"
'Sabrettiğinizden ötürü selam (barış ve huzur) size olsun. Bu ne güzel son durak!'
"Selam sizlere, sabrettiğiniz için! Bakın dünya yurdunun ne güzel sonucu!"
Selam sizlere, sabrettiğiniz için bakın ne güzel: yurdun ukbası
"Sabretmeniz dipnot 1 nedeniyle size selam olsun. Dünya yurdunun sonu ne güzeldir."
"Sabretmeniz dipnot 1 nedeniyle size selam olsun. Dünya yurdunun sonu ne güzeldir."
"Sabretmeniz dipnot 1 nedeniyle size selam olsun. Dünya yurdunun sonu ne güzeldir."
"Sabrettiğinize karşılık selam size. (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel."
"Sabretdiğiniz şeylere mukaabil sizlere selam (ve selamet). Dar (-i dünyan) ın en güzel sonucudur bu"!
Sabrettiğiniz için selam size. Burası dünyanın en güzel karşılığıdır, derler.
(18-28) Rablerine icabet edenlere, daha güzeli vardır, O’na icabet etmeyenler ise yerdeki olanların tümünü ve bir o kadarını da fidye olarak verirlerdi, hesabın kötü olanı işte onlar içindir, varacakları yer de cehennemdir, ne kötü oturulacak yerdir / mahattır. Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse kör biri mi gibidir? Muhakkak ki akıl uluları bunu düşünürler. Allah’a verdiği söze vefalı davrananlar, sözleşmelerini bozmazlar. (Yunqızu, enkaz, yıkmak) Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyin ulaştır ılmasını sağlarlar, Rablerinden tedirgin olurlar ve hesabın kötüsünden korkarlar , Allah’ın yüzüne kavuşmak amacıyla sabredenler, namazı kılarlar, onları rızıklandırdıklarımızdan gizli ve aleni harcarlar , kötülüğü güzellikle savarlar , n etice yurdu / akıbet yurdu işte onlar içindir , Adn cennetleri, oraya girecekler ve babalarından zevcelerinden ve soylarından ıslah olanlar da oraya girecekler , melekler de onların yanına her kapıdan girerler, selam sabrınızdan dolayı size, akıbet yurdu bir nimettir. Allah’a verdikleri sözü, sözleştikten sonra bozanlar ve ulaştırılması gereken Allah’ın emrini koparanlar ve arzda bozgunculuk yapanlar, işte onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü vardır, Allah rızkı istediğine basitleştirir ve de sınırlandırır, dünya hayatı ile sevindiler, dünya hayatı ise ahiret hayatı için ancak tüketim / geçim malzemedir. Kafirler, keşke Onun Rabbinden üzerine bir ayet indirilseydi ya derler de ki Muhakkak ki Allah istediğini saptırır , O’na yöneleni de yola sokar , o kimseler iman etmişlerdir ve Allah’ı hatırla yıp anmayla kalpleri doygunluğa ermiştir / tatmin olmuştur. Dikkat edin kalpler ancak Allah’ı hatırlayıp anmakla / zikir ile tatmin olur.
'Sabretmenize karşılık selâm sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan Cennet) ne güzeldir!''
"Sabretmenize karşılık selam size, yurdun sonu ne güzel!" (derler).
"Sabırlı davranmanıza /duruşunuzu bozmamanıza karşılık, selam olsun size! Dünya yurdunun sonucu ne güzeldir dipnot 1 !"
"Esenlik ve güvenlik sizedir (Selamun aleykum)! Bu, sabrınızın karşılığıdır. O dünyanın sonu ne güzel oldu!" derler.
Sabretmenize karşılık size selam olsun! Burası (Cennet) son yurt olarak ne güzeldir, derler.
-Sabretmenize karşılık size selam olsun; burası yurdun en iyisi, ne güzeldir! derler.
"Selam size, sabrettiğiniz için! Ne güzeldir şu sonsuzluk yurdu!" derler.
To bid them welcome and greet them with the welcoming salute: "Peace be upon you for your patience and endurance; how excellent and how blissful is this final and eternal abode!"
‘Peace be with you, because you have remained steadfast. What an excellent reward is this home of yours!’
"Peace unto you for that ye persevered in patience! Now how excellent is the final home!"
"Peace be upon you. dipnot 1 You merit this reward for your steadfastness." How excellent is the ultimate abode!
How wonderful is the Ultimate Abode!’
"Salâmun ‘Alaikum (peace be upon you) for you persevered in patience! Excellent indeed is the final home!"
‘Peace be to you, for your patience. ’ How excellent is the reward of the [ultimate] abode!
`Peace be ever upon you because you patiently persevered (in virtues and guarded against sin). ' How excellent and blissful is the reward of this abode in the Hereafter!
'Peace be upon you, for that you were patient. ' Fair is the Ultimate Abode.
They will be greeted by peaceful wishes; a reward for their patience which led them to such a wonderful place.
'Peace be upon you! for that ye were patient; and goodly is the recompense of the abode. '
"Peace be upon you for what you have been patient for. Excellent indeed is the final abode."
peace be upon you, because ye have endured with patience; how excellent a reward is paradise!
Gardens of perpetual bliss, into which they shall enter with the righteous amongst their fathers and their wives and their seed; and the angels shall enter unto them from every gate: -
"Peace be upon you, for that you endured patiently. " So favorable is the (Ultimate) Outcome of the Residence!
(Saying): Peace be unto you because ye persevered. Ah, passing sweet will be the sequel of the (heavenly) Home.
Saying: "(Welcome, ) peace on you, for you persevered. " How excellent the recompense of Paradise!
"Peace be upon you, because you have persevered!" How excellent, then, this fulfilment in the hereafter!
"Peace be upon you for your perseverance. How excellent is the ultimate abode!"
"Peace be upon you for what you have been patient for. Excellent indeed is the final abode."
"Peace be upon you, because you steadfastly persevered. What a joyous destiny."
"Peace be upon you for what you patiently endured. And excellent is the final home."
“Peace be upon you, because you were patient!” And excellent is the final abode.
Saying, "Peace be upon you, since you remained steadfast in your commitment! Ah, what an excellent final home!"
(With the welcome and praise): "Peace be upon you because you persevered (and worked hard) with patience! Now how wonderful is the final Home!"
(saying) "Peace on you for the patience you observed. So, how excellent is the ultimate abode."
"Peace be upon you for what you have been patient for. Excellent indeed is the final abode."