Ra'd suresi

Ra'd suresi, 31. ayet

Ra'd suresi, 31. ayet. وَلَوْ أَنَّ قُرْءَانًا سُيِّرَتْ بِهِ ٱلْجِبَالُ أَوْ قُطِّعَتْ بِهِ ٱلْأَرْضُ أَوْ كُلِّمَ بِهِ ٱلْمَوْتَىٰ بَل لِّلَّهِ ٱلْأَمْرُ جَمِيعًا أَفَلَمْ يَا۟يْـَٔسِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن لَّوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ لَهَدَى ٱلنَّاسَ جَمِيعًا وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ تُصِيبُهُم بِمَا صَنَعُوا۟ قَارِعَةٌ أَوْ تَحُلُّ قَرِيبًا مِّن دَارِهِمْ حَتَّىٰ يَأْتِىَ وَعْدُ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ

velev enne ḳur'ânen süyyirat bihi-lcibâlü ev ḳuṭṭi`at bihi-l'arḍu ev küllime bihi-lmevtâ. bel lillâhi-l'emru cemî`â. efelem yey'esi-lleẕîne âmenû el lev yeşâü-llâhü lehede-nnâse cemî`â. velâ yezâlü-lleẕîne keferû tüṣîbühüm bimâ ṣane`û ḳâri`atün ev teḥullü ḳarîbem min dârihim ḥattâ ye'tiye va`dü-llâh. inne-llâhe lâ yuḫlifü-lmî`âd.

Diyanet İşleri

Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur'an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah'ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah'ın sözü yerine gelinceye kadar, inkar edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ra'd 28–34 · surenin 31. ayeti / 43

Konu Kalpler Allah'ı anmakla huzur bulur; mucize isteği Ra'd 27–31 3

  1. Ra'd 28

    Onlar, inananlar ve kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.

  2. Ra'd 29

    İnanan ve salih amel işleyenler için, mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır.

  3. Ra'd 30

    (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki, onlar Rahman'ı inkar ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. De ki: "O, benim Rabbimdir. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Ben yalnız O'na tevekkül ettim, dönüşüm de yalnız O'nadır."

  4. 31

    Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur'an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah'ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah'ın sözü yerine gelinceye kadar, inkar edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez.

  5. Ra'd 32

    Andolsun, senden önce de nice peygamberler alaya alındı da ben inkar edenlere bir süre (mühlet) verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Benim cezalandırmam nasılmış!

  6. Ra'd 33

    Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkar edilir mi? Halbuki onlar, Allah'a ortaklar koştular. De ki: "Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O'na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?" Hayır, inkar edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur.

  7. Ra'd 34

    Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah'ın azabından koruyacak kimse de yoktur.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

31. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’in indirilmiş diğer kitaplara üstünlüğünü beyan etmek üzere şöyle buyurmaktadır: “Eğer kendisi ile dağların” yerlerinden kopartılıp “yürütüldüğü veya yerin” bahçelerle ve ırmaklarla “parça parça edildiği yahut ölülerin konuşturulduğu” ilâhi kitaplar arasından “bir Kur’an olsaydı” elbetteki o, bu Kur’an olurdu. “Fakat bütün emir (ve idare) yalnız Allah’ındır.” O nedenle hikmetinin gerektirdiği mucizeleri O gönderir. O halde yalanlayıcılara ne oluyor ki onlar bu gibi mucizelerin indirilmesini kendileri talep ediyorlar? Onların da başkalarının da emir ve idareden herhangi bir payları var mıdır?

“İman edenler hâlâ şu gerçeği anlamadılar mı ki Allah dileseydi elbette insanların tümünü hidâyete erdirirdi!” Bilsinler ki O, onların tümünü hidâyete erdirmeye kadirdir. Ancak böyle bir şeyi dilememektedir. Aksine O, dilediğini hidâyete erdirir, dilediğini de sapıklıkta bırakır. “Allah’ın” kendilerine kaldırılmasına imkân bulunmayan kesintisiz azabın ineceğine dair “vaadi gelinceye kadar kâfirlerin başına işledikleri yüzünden sürekli ani bir musibet gelip çatacak yahut da yurtlarının yakınına çökecektir.” Buna kadar da kâfirler böylece küfürleri üzerine kalacaklar, bir türlü ibret ve öğüt almayacaklardır. Allah, onlara ardı arkasına yurtlarında olsun, yurtlarına yakın bir yerde olsun türlü musibetleri başlarına getirmekle birlikte yine de Allah’ın azabı kendilerine gelinceye kadar küfürleri üzerinde ısrar edeceklerdir. “Şüphesiz Allah vaadinden dönmez.” Bu, Allah’ın küfür, inat ve zulümlerine karşılık onları tehdit etmiş olduğu azabın ineceğine dair bir korkutma ve tehdit mahiyetindedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Eğer ilahi kitaplardan birisinin kendisi ile dağların yerinden yürütüleceği ya da yeryüzünün yarılıp nehirlere ve pınarlara dönüşeceği yahut ölülere okunup dirilecekleri bir özelliği olsaydı - Bu sana indirilen Kur'an olurdu- Ey Resul!- O apaçık delildir. Eğer sizin kalpleriniz takvalı olsaydı tesiri çok azametli olurdu. Ancak onlar inkâr ettiler. Bilakis mucizelerin indirilmesinde ve diğer hususlardaki bütün emir yalnızca Allah'ındır. Allah'a iman eden Müminler bilmiyorlar mı ki, şüphesiz Allah ayetler indirmeden bütün insanların hidayetini isteseydi onların hepsine hidayet ederdi. Ancak O, bunu dilemedi. Allah'ın kesintisiz azap vaadi gerçekleşene kadar, Allah'ı inkâr edenlerin başlarına ya da diyarlarının yakınlarına, içinde bulundukları küfür ve günahlar sebebiyle bir felaket isabet etmeye devam edecektir. Şüphesiz ki Allah, vaadi için belirlenen vakit geldiğinde onu uygulamayı terk etmez.

Kelimeler

51 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْ velev eğer olsaydı
  2. أَنَّ enne
  3. قُرْءَانًۭا kur'anen bir Kur'an kök: قرا
  4. سُيِّرَتْ suyyirat yürütüldüğü kök: سير
  5. بِهِ bihi kendisiyle
  6. ٱلْجِبَالُ l-cibalu dağların kök: جبل
  7. أَوْ ev yahut
  8. قُطِّعَتْ kuttiat parçalandığı kök: قطع
  9. بِهِ bihi kendisiyle
  10. ٱلْأَرْضُ l-erdu arzın kök: ارض
  11. أَوْ ev yahut
  12. كُلِّمَ kullime konuşturulduğu kök: كلم
  13. بِهِ bihi kendisiyle
  14. ٱلْمَوْتَىٰ ۗ l-mevta ölülerin kök: موت
  15. بَل bel hayır
  16. لِّلَّهِ lillahi Allah'a aittir kök: اله
  17. ٱلْأَمْرُ l-emru işler kök: امر
  18. جَمِيعًا ۗ cemian bütün kök: جمع
  19. أَفَلَمْ efelem
  20. يَا۟يْـَٔسِ yeyesi hala anlamadılar mı? kök: ياس
  21. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  22. ءَامَنُوٓا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  23. أَن en
  24. لَّوْ lev şayet
  25. يَشَآءُ yeşa'u dileseydi kök: شيا
  26. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  27. لَهَدَى leheda hidayet verirdi kök: هدي
  28. ٱلنَّاسَ n-nase insanlara kök: نوس
  29. جَمِيعًۭا ۗ cemian bütün kök: جمع
  30. وَلَا ve la ve
  31. يَزَالُ yezalu geri durmaz kök: زيل
  32. ٱلَّذِينَ ellezine kimselere
  33. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(lere) kök: كفر
  34. تُصِيبُهُم tusibuhum isabet etmesi kök: صوب
  35. بِمَا bima yüzünden
  36. صَنَعُوا۟ saneu yaptıkları işler kök: صنع
  37. قَارِعَةٌ kariatun bir bela kök: قرع
  38. أَوْ ev yahut
  39. تَحُلُّ tehullu konar kök: حلل
  40. قَرِيبًۭا kariben yakınına kök: قرب
  41. مِّن min
  42. دَارِهِمْ darihim yurtlarının kök: دور
  43. حَتَّىٰ hatta kadar
  44. يَأْتِىَ ye'tiye gelinceye kök: اتي
  45. وَعْدُ vea'du va'di kök: وعد
  46. ٱللَّهِ ۚ llahi Allah'ın kök: اله
  47. إِنَّ inne şüphesiz
  48. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  49. لَا la
  50. يُخْلِفُ yuhlifu caymaz kök: خلف
  51. ٱلْمِيعَادَ l-miaade sözünden kök: وعد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: زيل (10 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Onlar, inkar edenler ve sizi Mescid-i Haram'ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer,…

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Bunun üzerine Musa, öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. "Ey kavmim! Rabbiniz, size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok…

  • Aynı kök: قطع (36 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)

    Konukları şöyle dedi: "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse…

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…

  • Aynı kök: زيل (10 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    (118-119) Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam…

  • Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Hala Kur'an'ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.

  • Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Şüphesiz bu Kur'an, İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor.

  • Aynı kök: سير (27 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. Kara avı ise ihramlı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Okunan bir (kitapla) dağlar yürütülseydi veya onunla yer parçalansaydı veya onunla ölüler konuşturulsaydı (o kitap yine bu Kur'an olurdu). dipnot 1 Fakat bütün işler, Allah'a aittir. İman edenler (şunu) bilmediler mi: Allah dileseydi bütün insanları doğru yola ulaştırırdı! dipnot 2 Allah'ın vaadi gelinceye kadar kâfir olanlara, yaptıklarından dolayı ya ansızın büyük bir bela dipnot 3 gelmeye devam edecek veya o (bela) evlerinin yakınına inecek. Allah vaadinden (sözünden) dönmez. dipnot 4

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ifade müşriklerin mucize istekleri bağlamında şöyle de anlaşılabilir: "Bu Kur'an'la dağlar yürütülseydi, yeryüzü yarılıp parçalansaydı veya ölüler konuşturulsaydı ya! (Buna karşılık Allah şöyle buyurmuştur): Aksine işler bütünüyle ve sadece Allah'a aittir."
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Mâide 5:48; En‘âm 6:35, 107, 149; Yûnus 10:99; Hûd 11:118-119; Nahl 16:9, 93; Secde 32:13; Şûrâ 42:8.
  3. metne dön, dipnot 3
    Ayette geçen [kâri‘a] kelimesi başında [eliflâm] olmadığı için herhangi bir bela, çarpıp gelen şey demektir. Başında [eliflâm] olan kullanımlarda ise kastedilen Kâkka 69:4 ve Kâri‘a 101:1-3'te olduğu gibi Son Saat'in şiddetli çarpmasıdır.
  4. metne dön, dipnot 4
    Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:9, 194; İbrâhîm 14:47; Hacc 22:47; Rûm 30:6; Zümer 39:20.

Mustafa İslamoğlu

Eğer bu kendisi sebebiyle dağların yürütüldüğü, yerlerin paramparça edildiği, ölülerin konuşturulduğu bir hitab olsaydı, (yine de inanmazlardı). Bilakis, iş ve oluş tümüyle Allah'ın yasasına bağlıdır: Peki mü'minler, 'Allah isteseydi bütün insanları hidayete erdirirdi' gerçeğini anlayıp da (herkesi mü'min yapma) sevdasından vazgeçmediler mi? Ama inkarda ısrar edenlere gelince: Yapıp ettikleri onların başından felaketi eksik etmeyecektir; ya da yurtlarının yanı başına ansızın konuverecektir, ta ki Allah'ın verdiği söz yerini bulsun: Çünkü Allah sözünden asla caymaz.

Muhammed Esed

(Onlar) kendisiyle dağların yürütüldüğü, yeryüzünün yarılıp açıldığı, ölülerin konuşturulduğu (ilahi) bir metin (dinlemiş olsalardı ona da inanmazlardı)! Oysa, olacak olan her şeye karar verme gücü yalnızca Allah'a aittir. Peki, inananlar hala anlamadılar mı ki, eğer Allah öyle olmasını dileseydi bütün insanlığı doğru yola yöneltirdi? Fakat, o hakkı inkara şartlanmış olanlara gelince, işledikleri kötülüklerden ötürü, böylelerinin başlarına her an beklenmedik bir felaket çullanmaktan ya da yurtlarının yanına / yakınına inmekten geri kalmaz, ta ki Allah'ın verdiği söz yerine gelinceye kadar; gerçek şu ki, Allah verdiği sözü yerine getirmekten asla geri durmaz!

Ahmed Hulusi

Eğer ki, kendisi (okunarak) dağların yürütüldüğü yahut arzın parça parça edildiği veya kendisiyle ölülerin konuşturulduğu bir Kur'an olsaydı bu (gene iman etmezlerdi)! Hayır, Hüküm tümüyle Allah'ındır! İman edenler açıkça bilmediler mi, eğer Allah dileseydi elbette insanların hepsini hakikate erdirirdi! Hakikat bilgisini inkar edenlere gelince, kendi eserleri dolayısıyla; kendilerine veya yurtlarının yakınına bir musibet isabet etmekten geri kalmaz. . . Ta ki Allah vaadi gelinceye kadar. . . Muhakkak ki Allah vaadinden dönmez!

Ali Bulaç

Eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü, yerin parçalandığı veya ölülerin konuşturulduğu bir Kur'an olsaydı (yine bu Kur'an olurdu). Hayır, emrin tümü Allah'ındır. İman edenler hala anlamadılar mı ki, eğer Allah dilemiş olsaydı, insanların tümünü hidayete erdirmiş olurdu. İnkar edenler, Allah'ın va'di gelinceye kadar, yaptıkları dolayısıyla ya başlarına çetin bir bela çatacak veya yurtlarının yakınına inecek. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. (Veya miadını şaşırmaz.)

Ali Özek ve heyeti

Eğer okunan bir kitapla dağlar yürütülseydi veya onunla yer parçalansaydı yahut onunla ölüler konuşturulsaydı (o kitap yine bu Kur'an olacaktı). Fakat bütün işler Allah'a aittir. İman edenler hâlâ bilmediler mi ki, Allah dileseydi bütün insanları hidayete erdirirdi. Allah’ın vaadi gelinceye kadar inkâr edenlere, yaptıklarından dolayı ya ansızın büyük bir belâ gelmeye devam edecek veya o belâ evlerinin yakınına inecek. Allah, vaadinden asla dönmez.

Ali Rıza Safa

Kendisiyle dağların yürütüldüğü veya yeryüzünün parçalandığı veya ölülerin konuşturulduğu bir Kur'an mı olsaydı? Hayır! Tüm buyruklar, Allah'a özgüdür. İnananlar yine de anlamadılar mı? Allah dileseydi, tüm insanları doğru yola eriştirirdi. Allah'ın sözünü verdiği gerçekleşinceye dek, nankörlük edenlerin yaptıklarına karşılık, başlarına veya ülkelerinin yakınına apansız bir yıkım gelecektir. Kuşkusuz, Allah, verdiği sözden asla dönmez.

Bayraktar Bayraklı

Eğer, Kur'an ile dağlar yürütülmüş veya yeryüzü parçalanmış yahut ölüler konuşturulmuş olsaydı, kafirler yine inanmazlardı. Halbuki bütün işler Allah'a aittir. İnananlar hala anlamadılar mı; Allah dilerse, bütün insanları yola getirebilirdi. Allah'ın sözü yerine gelene kadar, yaptıklarından ötürü, inkar edenlerin ya başlarına yahut evlerinin yakınına düşecek bir vurucu felaketin gelmesi kaçınılmazdır. Doğrusu, Allah verdiği sözden caymaz.

Edip Yüksel

Kendisiyle dağlar yürütülen, yahut yeryüzü parçalanan, yahut ölüler dirilten bir Kuran olsaydı bile (onlar yine onaylamazdı). Tüm işler ALLAH'ın kontrolündedir. Gerçeği onaylayanlar hala anlamadılar mı ki ALLAH dileseydi tüm insanları doğruya ulaştırırdı. İnkar edenler, ALLAH'ın sözü yerine gelinceye kadar yaptıklarına karşılık olarak ya başlarına ya da yakınlarına konacak bir felakete uğrayıp duracaklardır. ALLAH sözünden dönmez.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendisiyle dağlar yürütülen, yahut yeryüzü parçalanan, yahut ölüler dirilten bir Kuran olsaydı bile (onlar yine inanmazdı). Tüm işler ALLAH'ın kontrolündedir. İnananlar hala anlamadılar mı ki ALLAH dileseydi tüm insanları doğruya ulaştırırdı. İnkar edenler, ALLAH'ın sözü yerine gelinceye kadar yaptıklarına karşılık olarak ya başlarına ya da yakınlarına konacak bir felakete uğrayıp duracaklardır. ALLAH sözünden dönmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kendisiyle dağların yürütüldüğü veya yerin parçalandığı yahut kendisiyle ölülerin konuşturulduğu bir Kur'an olsaydı... Fakat bütün emir Allah'ındır! İman edenler, kafirlerden ümidi kesip daha anlamadılar mı ki, Allah dileseydi elbette insanlara hep birden hidayet buyururdu; o küfredenler, onların kendi sanatları yüzünden başlarına musibet inip duracak ya da yurtlarının yakınına konacak. Nihayet Allah'ın va'di gelecek! Şüphesiz ki Allah va'dinden şaşırmaz!

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir kur'an, onunla dağlar yürütülse veya onunla Arz parçalansa veya onunla ölüler konuşturulsa!.. Fakat bütün emir Allahın, daha iyman edenler, kafirlerden ümidi kesip anlamadılar mı ki Allah dilese idi elbette insanlara hep birden hidayet buyurdu, o küfredenler onların kendi san'atlar ile başlarına musibet inip duracak veyahud yurtlarının yakınına konacak, nihayet Allahın va'di gelecek, her halde Allah miadını şaşırmaz

Erhan Aktaş

Kur'an'la dağlar yürütülseydi veya onunla yeryüzü yarılıp parçalansaydı veya onunla ölüler konuşturulsaydı yine de bir şey değişmezdi. Hayır! Bütün işler Allah'a aittir. İman Edenler hala anlamadılar mı ki Allah dileyecek dipnot 1 olsa bütün insanları doğru yola iletir. Yaltaklanmalarından dipnot 2 dolayı Kafirler bela ile karşı karşıya kalıp duracaktır. Veya evlerinin yanı başına inecek. Allah'ın vadi gelinceye kadar bu böyle sürüp gidecektir. Kuşkusuz Allah sözünden dönmez.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnsanlara dilediğini seçme hakkı ve irade özgürlüğü veren Allah'tır. Allah, isterse bu hakkı vermez ve insanın iman etmekten başka seçeneği olmazdı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yaltaklanmak olarak çevirdiğimiz ve diğer çevirilerde "yaptıkları işler" olarak çevrilen "sanau" kelimesi bir nevi köçeklik etmek; kıvırtarak oynamak demektir. Ayetteki karşılığı ise kişiliksiz, tutarsız ve ilkesiz olmaktır; deyim yerinde ise güce ve iktidara yaltaklanmaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kur'an'la dağlar yürütülseydi veya onunla yeryüzü yarılıp parçalansaydı veya onunla ölüler konuşturulsaydı yine de bir şey değişmezdi. Hayır! Bütün işler Allah'a aittir. İman edenler hala anlamadılar mı ki Allah tercih edecek dipnot 1 olsa bütün insanları doğru yola iletir. Yaltaklanmalarından dipnot 2 dolayı Kafirler bela ile karşı karşıya kalıp duracaktır. Veya evlerinin yanı başına inecek. Allah'ın vaadi gelinceye kadar bu böyle sürüp gidecektir. Kuşkusuz Allah sözünden dönmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnsanlara dilediğini seçme hakkı veren Allah'tır. Allah, istese bu hakkı vermez ve insanın inanmaktan başka seçeneği olmazdı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yaltaklanmak olarak çevirdiğimiz ve diğer çevirilerde "yaptıkları işler" olarak çevrilen " Sanau" sözcüğü bir nevi köçeklik etmek; kıvırtarak oynamak demektir. Ayetteki karşılığı ise kişiliksiz, tutarsız ve ilkesiz olmaktır; deyim yerinde ise güce ve iktidara yaltaklanmaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kur'an'la dağlar yürütülseydi veya onunla yeryüzü yarılıp parçalansaydı veya onunla ölüler konuşturulsaydı yine de bir şey değişmezdi. Hayır! Bütün işler Allah'a aittir. İman edenler hala anlamadılar mı ki Allah dileyecek dipnot 1 olsa bütün insanları hidayete iletir. Allah'ın sözü gerçekleşinceye kadar, küfredenler, yaltaklanmalarından dipnot 2 dolayı kendileri veya yurtları büyük bir bela ile karşı karşıya kalıp duracaktır. Kuşkusuz Allah, sözünden dönmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnsanlara dilediğini seçme hakkı veren Allah'tır. Allah, istese bu hakkı vermez ve insanın inanmaktan başka seçeneği olmazdı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yaltanmak olarak çevirdiğimiz ve diğer çevirilerde "yaptıkları işler" olarak çevrilen " Sanau" sözcüğü bir nevi köçeklik etmek; kıvırtarak oynamak demektir. Ayetteki karşılığı ise kişiliksiz, tutarsız ve ilkesiz olmaktır; deyim yerinde ise güce ve iktidara yaltaklanmaktır.

Gültekin Onan

Eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü, yerin parçalandığı veya ölülerin konuşturulduğu bir Kuran olsaydı [yine bu Kuran olurdu]. Hayır, buyruğun tümü Tanrı'nındır. İnananlar hala anlamadılar mı ki eğer Tanrı dilemiş olsaydı, insanların tümünü hidayete erdirirdi. Küfredenler, Tanrı'nın vaadi gelinceye kadar, yaptıkları dolayısıyla ya başlarına çetin bir bela çatacak veya yurtlarının yakınına inecek. Şüphesiz Tanrı verdiği sözden dönmez (veya miadını şaşırmaz).

Hasan Basri Çantay

Bir Kur'an ki eğer onunla dağlar (yerlerinden koparılıb) yürütülseydi veya onunla yer parça parça edilseydi, yahud onunla ölüler konuşdurulsaydı (İşte o, ancak bu kitab-ı kerim olurdu). Fakat bütün emir (ve kudret-i mutlaka) yalınız Allahındır. iman edenler haala şu hakikati bilmediler mi ki Allah dileseydi elbette insanların hepsine birden hidayet ederdi. O kafirler (e gelince:) Allahın va'di (erişinceye) kadar kendi sun (-u taksıyrleri, küfürleri, kötü amel) leri yüzünden ya ansızın başlarına büyük bela çatıb duracak, yahud (o bela) yurdlarının yakınına konacakdır. Şübhesiz ki Allah va'dinden dönmez.

İbni Kesir

Şayet Kur'an ile; dağlar yürütülmüş veya yeryüzü parçalanmış, yahut ölüler konuşturulmuş olsaydı; kafirler yine de inanmazlardı. Halbuki bütün işler Allah'a aittir. İnananlar hala anlamadılar mı ki; Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Ve yaptıklarından dolayı Allah'ın vaadi yerine gelene kadar küfredenlerin ya başına veya evlerinin yakınına bir bela gelirdi. Şüphesiz Allah, verdiği sözden caymaz.

Mehmet Alagaş

(29-34) İman edenler ve ıslah edici faaliyetler yapan kimselere, mutluluk / tuba vardır ve gelinen güzel bir yer vardır. Böyle ce seni bir toplum içine gönderdik, onlardan önce de toplumlar geldi geçti, seni onlara, sana vahyettiğimizi sesli okuman için gönderdik. Onlar sa rahmanı yok sayıyorlardı , de ki O benim Rabbimdir , O’ndan başka ilah yoktur. (Ondan başka yönelinebilecek üçüncü şahıs yoktur) Onu vekil tayin ettim (vekaletim ondadır) tövbem de / vazgeçmelerim de O’nadır. Oysa ki bu Kuran, Onunla dağların yürütüldüğü yahut arzın onunla kesildiği / parçalandığı veya ölülerin onunla konuşturulduğu bir kuran olsa. (Ki öyle değil) Hayır bilakis işlerin hepsi Allah’ındır , iman edenler ümitsizliğe mi kapıldılar? Oysa Allah istese, insanların hepsi yola iletilir / hidayet bulurdu. Kafir kimselere ürettiklerinden dolayı çarpıcı / vurucu şeyler isabet etmeye devam edecek veya Allah’ın vaadi yerine gelince, yurtlarının yakınında halledilecekler, muhakkak ki Allah sözünden dönmez / söz ünün hilafına / karşıtı bir şey yapmaz . Kesin olan şu ki s enden önce de Resullerle alay edildi. / dalga geçildi. (Alış bunlara) Kafirlere süre verdim / süre tanıdım , sonra onları yakaladım / ele geçirdim, misillemem nasıl oldu? Herkesin yaptıklarının başında durup gözleyen biri, başka kim olabilir? Allah’a ortaklar yaptılar, onların isimlerini dile getirin. (Varsa Allah’a ortak söyleyin) yoksa Allah’a bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz. (Allah, bunu da kullarım sayesinde öğrendim mi diyecek) Yoksa ortaya çıkmış boş bir laf mı? (Laf olsun diye mi konuşuyorsunuz) Evet, kafirler için tuzak kurmak süslendi / zevkli hale getirildi , yoldan saptırıldılar, Allah kimi saptırırsa ona artık kılavuzluktan / rehberlikten bir şey yoktur, onlara dünya hayatında bir azap vardır ve ahirette de daha parçalayıcı / ayırıcı olan azap vardır. Onları Allah’tan kurtaracak yoktur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emirler yalnız Allah’ındır. İman edenler bilmiyorlar mı ki, Allah dileseydi bütün insanlara hidayet ederdi. Allah’ın vaadi yerine gelinceye kadar devamlı olarak yaptıkları işler sebebiyle kâfirlere ya ansızın büyük bir bela gelecek veya o bela evlerinin yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, vaadinden asla dönmez.

Süleyman Ateş

Eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü, yahut arzın parçalandığı, yahut ölülerin konuşturulduğu bir Kur'an olsaydı!.. Hayır, bütün işler Allah'a aittir. İnananlar hala anlamadılar mı ki, Allah dileseydi, bütün insanları yola iletirdi? Yaptıkları işler yüzünden inkar edenlerin başlarına ani bela(lar) gelmeğe devam edecek, yahut yurtlarının yakınına konacak (yahut sen onların yurtlarının yakınına konacaksın), Allah'ın va'di gelinceye kadar bu böyle sürüp gidecektir. Allah sözünden caymaz.

Süleymaniye Vakfı

Eğer kendisiyle dağlar yürütülecek veya yeryüzü parça parça edilecek ya da ölüler konuşturulacak bir Kur'an / okunan bir kitap olsaydı (o, yine bu Kur'an olurdu fakat onlar yine de inanmazdı). dipnot 1 Hayır! Bütün işler Allah'a aittir (her şeye o karar verir). dipnot 2 İnanıp güvenenler, tercihi Allah yaptığı takdirde tüm insanları yola getireceğini dipnot 3 bilip (herkesin inanacağından) hala ümitlerini kesmediler mi? Kafirlik edenlerin başlarına, yaptıkları şeyler sebebiyle felaket gelmeye devam eder veya felaket, yurtlarının yakınına iner. dipnot 4 Bu, Allah'ın vaadi gelinceye kadar devam eder. Allah vaadinden asla dönmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kur'an'la dağlar yürütülseydi, yer yarılsaydı, ya da ölülerle konuşulsaydı dipnot 1 ... Hayır! Her iş Allah'ın elindedir. İnanıp güvenenler bilmiyorlar mı ki eğer Allah tercih etseydi, bütün insanları yola getirirdi. Ayetleri görmezlikten gelenlerin yaptıkları sebebiyle başlarına ya da yakınlarına büyük bir şey gelince, işlediklerinden dolayı Allah'ın sözü yerine gelinceye kadar azap onların başlarına birdenbire inmekten ya da bu azap evlerinin yakınlarına kadar sokulmaktan geri kalmayacaktır. Allah sözünden dönmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayet Kur'an'dan olağanüstü olaylara ve mucizelere neden olabilecek bilgiler beklentisi olanların durumunu anlatıyor.

Şaban Britch

Eğer okunan bir Kur'an ile dağlar yürütülseydi veya onunla yer parçalansaydı yahut onunla ölüler konuşturulsaydı (o Kitap yine bu Kur'an olacaktı). Bilakis, bütün emir Allah’ındır. İman edenler bilmiyorlar mı ki, Allah dileseydi bütün insanlara hidayet ederdi. Allah’ın vaadi gelinceye kadar, yaptıkları işler sebebiyle kâfirlere ya ansızın büyük bir bela gelmeye devam edecek veya o bela evlerinin yakınına inecek Allah, vaadinden asla dönmez.

Şaban Piriş

Kur'an ile dağlar yürütülse veya yeryüzü parçalansa yahut ölüler konuşturulsa... Bilakis, bütün emir Allah'ındır. İman edenler bilmiyorlar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola iletebilirdi. Allah'ın sözü yerine gelinceye kadar, yaptıkları işler sebebiyle inkar edenlere bir belanın dokunması veya evlerinin yakınına inmesi devam eder durur. Allah, verdiği sözden dönmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendisiyle, dağların yürütüldüğü yahut yerkürenin parçalandığı yahut ölülerin konuşturulduğu bir Kur'an mı olsaydı! Hayır, iş ve oluşun tümü Allah'ındır. İman edenler hala ümidi kesip anlamadılar mı ki, Allah dileseydi elbette insanlara tümden hidayet verirdi. O küfre sapanlara gelince, sanayi olarak ürettiklerinin sonucu halinde başlarına gülle, tokmak türünden belalar inmeye devam edecek yahut o belalar onların yurtlarının yakınına konacak. Ta, Allah'ın vaadi gelinceye değin. Allah, vaadine asla ters düşmez.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And if there be a discourse that has a firm place in the realm of fact, a discourse by which mountains could be set in motion or the earth be torn apart or the dead be spoken to it would have been this Quran But, command, control, domination and decision are asserted as Allah's own. Further, do those whose hearts have been touched with the divine hand not realize that had Allah willed He could have guided mankind as a whole to His path of righteousness! Nonetheless, those whose hearts dare rise defiant against Allah -shall not cease to be bombarded with disaster hitting them directly in requital of their evil deeds or hits close enough to their homes -as a deterrent- until Allah's promised punishment comes to pass. Allah never fails to keep His promise.

Abdul Haleem

If there were ever to be a Quran with which mountains could be moved, the earth shattered, or the dead made to speak [it would have been this one], but everything is truly in God’s hands. Do the believers not realize that if God had so willed, He could have guided all mankind? As for the disbelievers, because of their misdeeds, disaster will not cease to afflict them or fall close to their homes until God’s promise is fulfilled: God never fails to keep His promise.

Abdullah Yusuf Ali

If there were a Qur'an with which mountains were moved, or the earth were cloven asunder, or the dead were made to speak, (this would be the one!) But, truly, the command is with Allah in all things! Do not the Believers know, that, had Allah (so) willed, He could have guided all mankind (to the right)? But the Unbelievers,- never will disaster cease to seize them for their (ill) deeds, or to settle close to their homes, until the promise of Allah come to pass, for, verily, Allah will not fail in His promise.

Abul A'la Maududi

And what would have happened were a Qur'an to be revealed wherewith mountains could be set in motion, or the earth cleft, or the dead made to speak? dipnot 1 (To show such signs is not at all difficult for) everything rests entirely with Allah. dipnot 2 So, do not the people of faith (still look forward to such a sign in response to the demand of the unbelievers and) despair as a result of knowing that had Allah so willed, He could have guided all to the Truth. dipnot 3 Misfortune continues to afflict the unbelievers on account of their misdeeds, or to befall on locations close to their habitation. This will continue until Allah's promise (of chastisement) is fulfilled. Indeed Allah does not go back upon His promise.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This verse has been addressed to the believers who were feeling uneasy that no such sign was being sent as was demanded by the disbelievers. They thought that such a sign would convince the disbelievers and they would accept Islam. Therefore when no such sign was sent, they became all the more uneasy for the lack of the fulfillment of the demand that gave rise to doubts about the Prophethood of the Messenger (peace be upon him). The question posed in this verse is meant to remove that uneasiness of the Muslims. It is like this: Do you think that they would have embraced Islam if such and such signs had been shown to them all of a sudden along with a Surah of the Quran? Are you under the delusion that they are quite ready to accept Islam and are waiting only for such a sign? Do you think that those people who have failed to see the light of the truth in the teachings of the Quran, in the phenomena of the universe, in the pure and spotless life of the Prophet (peace be upon him) and in the wonderful change in the lives of his companions, would see the light of the truth in the moving of the mountains, in the cleavage of the earth and in the coming out of the dead from the graves?
  2. metne dön, dipnot 2
    "But to Allah belongs the command entirely" and He can show any sign if He so desires. He is not showing any sign for it does not fit in the scheme laid down for the guidance of man. As the real object is to show guidance to mankind through the Prophet and not to compel them to believe in the Prophethood of a Prophet, He desires that the people should gain guidance by thinking and observing wisely and not by seeing signs.
  3. metne dön, dipnot 3
    That is, if the object had been to make human beings believers even without consciously understanding it, Allah could have created them believers by birth.

Aisha Bewley

Even if there was a Qur’an which moved mountains, or split the earth open or spoke to the dead. . .! On the contrary! The affair is Allah’s altogether. Do those who have iman not know that if Allah had wanted to He could have guided all mankind? Those who are kafir will not cease to be struck by disaster for what they have done – or a disaster will happen close to their homes – until Allah’s promise is fulfilled. Allah will not fail to keep His promise.

Al-Hilali & Khan

And if there had been a Qur’ân with which mountains could be moved (from their places), or the earth could be cloven asunder, or the dead could be made to speak (it would not have been other than this Qur’ân). But the decision of all things is certainly with Allâh. Have not then those who believed yet known that had Allâh willed, He could have guided all mankind? And a disaster will not cease to strike those who disbelieved because of their (evil) deeds or it (i.e. the disaster) settles close to their homes, until the Promise of Allâh comes to pass. Certainly, Allâh breaks not His Promise.

Ali Quli Qarai

If only it were a Qur’ān whereby the mountains could be moved, or the earth could be toured, or the dead could be spoken to. . . . Rather all dispensation belongs to Allah. Have not the faithful yet realised that had Allah wished He would have guided mankind all together? The faithless will continue to be visited by catastrophes because of their doings —or they will land near their habitations— until Allah’s promise comes to pass. Indeed Allah does not break His promise.

Amatul Rahman Omar

Had there been a Qur'ân whereby mountains could be moved, or whereby the earth could be torn asunder, or whereby the dead could be made to speak (it is this very Qur'ân indeed). Behold! the commandment and all power belongs to Allâh. Have not those who believe realized yet that if Allâh had (enforced) His will He would have indeed guided all mankind. And as for those who disbelieve, one calamity or the other will continue to befall them owing to their (evil) activities till you come to alight in their neighborhood, until the promise of Allâh (about the conquest of Makkah) comes to pass. Verily, Allâh will not fail (this) promise (of His).

Arthur John Arberry

If only a Koran whereby the mountains were set in motion, or the earth were cleft, or the dead were spoken to -- nay, but God's is the affair altogether. Did not the believers know that, if God had willed, He would have guided men all together? And still the unbelievers are smitten by a shattering for what they wrought, or it alights nigh their habitation, until God's promise comes; and God will not fail the tryst.

Bijan Moeinian

The disbelievers (who ask for a miracle) would not have believed, even if this Qur’an had made the mountains to move, the earth to open up or the dead to speak (as it happened in the case of the previous prophets. ) God is in control of everything. It is too soon for the believer to be disappointed (that an undeniable miracle is not being sent.) If God wills, He can guide all the people (which, by the way, happened in their own life time when after the fall of Mecca, disbelievers embraced Islam by groups.) The disbelievers will continuously suffer directly (as it happened battle after battle) or indirectly in account of their own mischief. The Lord’s promise will be fulfilled; He never fails to deliver.

E. Henry Palmer

And though it were a Qur'an by which the mountains were moved, or by which the earth were cut up, or the dead made to speak - nay, God's is the command altogether! Did not those who believed know that if God had pleased He would have guided men altogether? And a striking calamity shall not cease to overtake those who misbelieve for what they have wrought, or to alight close by their dwellings; until God's promise comes - verily, God fails not in His promise.

Edip-Layth

If there were a Quran/recitation with which mountains were moved, the earth were sliced, or the dead were made to speak… No, to God is all matters. Did not those who acknowledge know that if God wished He would have guided all the people? As for those who reject, until God's promise comes true, a disaster will continue to strike them or alight at near their homes because of what they do. God does not breach the appointment.

George Sale

Though a Koran were revealed by which mountains should be removed, or the earth cleaved in sunder, or the dead be caused to speak, it would be in vain. But the matter belongeth wholly unto God. Do not therefore the believers know, that if God pleased, He would certainly direct all men? Adversity shall not cease to afflict the unbelievers for that which they have committed, or to sit down near their habitations, until God's promise come: For God is not contrary to the promise.

Hamid S. Aziz

Thus have We sent you to a nation before which other nations have passed away, to recite unto them that which We have inspired in you, while they are disbelievers in the Beneficent. Say, "He is my Lord; there is no God but He; On Him do I rely, and unto Him do I turn."

Mahmoud Ghali

And if there had been a Qur'an whereby the mountains were made to travel or the earth were cut up (into pieces) or the dead were spoken to-no indeed, to Allah is the Command altogether. Have the ones who have believed then not learned (Literally: despaired "of human efforts") that, if Allah decided, He would indeed have guided mankind altogether? And a smiler will not cease afflicting the ones who have disbelieved for what they have worked, (i.e., what they have done) or it (i.e., the punishment) alights near their residence until the promise of Allah comes up to them. Surely Allah does not fail His promised appointment.

Marmaduke Pickthall

Had it been possible for a Lecture to cause the mountains to move, or the earth to be torn asunder, or the dead to speak, (this Qur'an would have done so). Nay, but Allah's is the whole command. Do not those who believe know that, had Allah willed, He could have guided all mankind? As for those who disbelieve, disaster ceaseth not to strike them because of what they do, or it dwelleth near their home until the threat of Allah come to pass. Lo! Allah faileth not to keep the tryst.

Mohamed Ahmed - Samira

Had there been a Qur'an which could have made the mountains move, or the earth to cleave asunder, or the dead to speak, yet all authority belongs to God. Have the believers not learnt that if God had so willed He could have guided all mankind? As for unbelievers, they will be visited by misfortune endlessly for what they have done; or it would sit in their homes till the promised threat of God comes to pass. Surely God does not go back on His promise.

Muhammad Asad

Yet even if [they should listen to] a [divine] discourse by which mountains could be moved, or the earth cleft asunder, or the dead made to speak - [they who are bent on denying the truth would still refuse to believe in it]! Nay, but God alone has the power to decide what shall be. Have, then, they who have attained to faith not yet come to know that, had God so willed; He would indeed have guided all mankind aright? But as for those who are bent on denying the truth-in result of their [evil] deeds, sudden calamities will always befall them or will alight close to their homes; [and this will continue] until God's promise [of resurrection] is fulfilled: verily, God never fails to fulfil His promise!

Mustafa Khattab

If there were a recitation that could cause mountains to move, or the earth to split, or the dead to speak, ˹it would have been this Quran˺. But all matters are by Allah’s Will. Have the believers not yet realized that had Allah willed, He could have guided all of humanity? And disasters will continue to afflict the disbelievers or strike close to their homes for their misdeeds, until Allah’s promise comes to pass. Surely Allah never fails in His promise.

Progressive Muslims

And if a Quran were to be used to move mountains, or to slice the Earth, or the dead were spoken to with it. No, to God is all matters. Did not those who believe know that if God wished He would have guided all the people As for those who reject, they continue to be stricken with disaster or it comes near to their homes, until God's promise comes true. God does not break the appointment.

Rashad Khalifa

Even if a Quran caused mountains to move, or the earth to tear asunder, or the dead to speak (they will not believe). GOD controls all things. Is it not time for the believers to give up and realize that if GOD willed, He could have guided all the people? The disbelievers will continue to suffer disasters, as a consequence of their own works, or have disasters strike close to them, until GOD's promise is fulfilled. GOD will never change the predetermined destiny.

Sahih International

And if there was any qur'an by which the mountains would be removed or the earth would be broken apart or the dead would be made to speak, [it would be this Qur'an], but to Allah belongs the affair entirely. Then have those who believed not accepted that had Allah willed, He would have guided the people, all of them? And those who disbelieve do not cease to be struck, for what they have done, by calamity - or it will descend near their home - until there comes the promise of Allah. Indeed, Allah does not fail in [His] promise.

Sam Gerrans

And were there a recitation whereby the mountains were set in motion, or the earth rent asunder, or the dead caused to speak[...]. The truth is, to God belongs the command altogether. Have not those who heed warning despaired that, had God willed, He would have guided mankind all together? And those who ignore warning: disaster will cease not to strike them for what they have wrought, or to descend near their abodes, until the promise of God comes; God will not break the appointment.

Shabbir Ahmed

Our Law precludes the possibility that a Lecture would move the mountains, tear the earth asunder, or make the dead speak. (The Qur'an is intended to move hearts, not mountains (6:7), (6:25), (6:112), (15:14-15), (17:90-93)). Nay, all Decree belongs to Allah. Do not the believers know that if Allah had Willed, He could have guided all mankind (by not giving them free will 10:100)? As for the rejecters of the Divine Laws, disasters will not cease to strike them for their deeds, even close to their homes until the Promise of Allah comes to pass. Verily, Allah never fails in His Promise. (Mankind will keep devising various political systems in search for the best. Those systems will keep collapsing and they will keep suffering far and close to their homes. Then, ultimately, they will realize that the Qur'an offers the solutions to all the problems facing humanity (41:53), (51:20-21)).

Syed Vickar Ahamed

And if there was a Quran with which mountains were moved, or the earth was split open, or the dead were to speak, (this Quran would be that Book!) but, truly, the command for all things is with Allah! Do the believers not know, that if Allah willed, He could have guided all mankind (to the Right)? But for the disbelievers— Disaster will never stop to grab them for their (ill) deeds, or fall close to their homes, until the promise of Allah has come true, because truly, Allah will not fail in His promise.

Taqi Usmani

And even if there were a Qur’ān wherewith the mountains could be moved, or the earth could be split apart, or wherewith the dead are spoken to, (they would not believe). In fact, every decision rests only with Allah. Are the believers not satisfied with the fact that, if Allah willed, He would have brought all the people to the right path?And the disbelievers are continually receiving affliction because of what they did, or it visits somewhere close to their homes, until Allah’s promise will come to pass. Surely, Allah does not go back upon His promise.

The Monotheist Group

Andif a revelation were to be used to move mountains, or to slice the earth, or the dead were spoken to with it! Indeed, to God are all matters. Did not those who have believed know that if God had wished He would have guided all the people? As for those who reject, they continue to be stricken with disaster or it comes near to their homes, until the promise of God comes true. God does not break the appointment.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ra'd suresi, 31. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ra'd suresi, 31. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ra'd suresi, 31. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩