Tâhâ suresi

Tâhâ suresi, 86. ayet

Tâhâ suresi, 86. ayet. فَرَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوْمِهِۦ غَضْبَٰنَ أَسِفًا قَالَ يَٰقَوْمِ أَلَمْ يَعِدْكُمْ رَبُّكُمْ وَعْدًا حَسَنًا أَفَطَالَ عَلَيْكُمُ ٱلْعَهْدُ أَمْ أَرَدتُّمْ أَن يَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبٌ مِّن رَّبِّكُمْ فَأَخْلَفْتُم مَّوْعِدِى

ferace`a mûsâ ilâ ḳavmihî gaḍbâne esifâ. ḳâle yâ ḳavmi elem ye`idküm rabbüküm va`den ḥasenâ. efeṭâle `aleykümü-l`ahdü em erattüm ey yeḥille `aleyküm gaḍabüm mir rabbiküm feaḫleftüm mev`idî.

Diyanet İşleri

Bunun üzerine Musa, öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. "Ey kavmim! Rabbiniz, size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti, yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tâhâ 83–89 · surenin 86. ayeti / 135
  1. Tâhâ 83

    (Musa, Tur'a varınca): "Seni, acele ile kavminden uzaklaştıran nedir, ey Musa?" (dedik.)

  2. Tâhâ 84

    Musa, şöyle dedi: "Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim."

  3. Tâhâ 85

    Allah, "Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Samiri onları saptırdı" dedi.

  4. 86

    Bunun üzerine Musa, öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. "Ey kavmim! Rabbiniz, size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti, yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?" dedi.

  5. Tâhâ 87

    Şöyle dediler: "Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Samiri de aynı şekilde attı."

  6. Tâhâ 88

    Böylece (Samiri) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. (Samiri ve adamları) "Bu sizin de ilahınızdır, Musa'nın da ilahıdır. Öyle iken Musa, (ilahını burada) unuttu (da onu Tur'da aramaya gitti)" dediler.

  7. Tâhâ 89

    Onlar bu heykelin, sözlerine karşılık vermediğini, kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

86. “Mûsâ kızgın ve kederli bir şekilde” yani öfke, gam ve kederle dolu olarak “kavmine” geri “döndü” onları azarlayarak ve yaptıkları işin çirkinliğini ifade ederek “dedi ki: Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmadı mı?” Bu, Tervat’ı indirme vaadidir. “Aradan geçen süre size uzun mu geldi?” Yani benim aranızdan ayrılışım kısa bir süre olmakla birlikte siz bu süreyi uzun mu buldunuz? Müfessirlerin çoğunun açıklaması bu şekildedir. Anlamının şöyle olma ihtimali de vardır: Yoksa nübüvvet ve risalet üzerinden çok zaman geçti de bu konuda sizin hiçbir bilginiz mi kalmadı? Aradan geçen uzun zaman dolayısıyla o nübüvvet ve risaletin bütün izleri büsbütün silinip gitti de elinizde hiçbir şey kalmadı mı? Cehaletin baskın gelmesi ve risaletin bilgisinin ortadan kalkması dolayısıyla mı Allah’tan başkasına ibadet ettiniz? Yani durum hiç de öyle değildir. Aksine aranızda peygamberlik işte dimdik ayaktadır, ilim de ortadadır. İleri sürebileceğiniz hiçbir mazeret kabul edilemez. Yoksa sizler, bu yaptıklarınızla “üzerinize Rabbinizden bir gazabın inmesini mi istediniz” Yani Allah’ın gazabını ve azabını gerektiren işleri yaptınız ve bunları işleme cesaretini gösterdiniz. Ben size dosdoğru olmanızı emredip size başınızda kalmak üzere Hârûn’u tayin ettiğim halde “bana olan sözünüzden caymadınız.” Böylelikle siz, yanınızda bulunmayan bir kimsenin hukukuna riâyet etmediğiniz gibi yanınızda bulunan kimseye de saygı göstermediniz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Musa -aleyhisselam- kavminin buzağıya tapması sebebiyle onların yanına kızgın ve üzgün bir şekilde döndü. Musa -aleyhisselam- şöyle dedi: "Ey Kavmim! Yüce Allah size Tevrat'ı indirmek, sizi cennete koymak gibi güzel bir vaatte bulunmadı mı? Aradan çok uzun bir zaman mı geçti ki bunu unuttunuz? Yoksa bu yaptığınızla Rabbinizin sizin üzerinize gazabının inmesini ve azabının size ulaşmasını istediniz de, sizin yanınıza dönene kadar O'na itaat etmede sebat etmek için bana verdiğiniz sözden mi döndünüz?"

Kelimeler

26 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَرَجَعَ feracea bunun üzerine döndü kök: رجع
  2. مُوسَىٰٓ musa Musa
  3. إِلَىٰ ila
  4. قَوْمِهِۦ kavmihi kavmine kök: قوم
  5. غَضْبَـٰنَ gadbane çok kızgın bir halde kök: غضب
  6. أَسِفًۭا ۚ esifen üzüntülü kök: اسف
  7. قَالَ kale dedi kök: قول
  8. يَـٰقَوْمِ ya kavmi Kavmim kök: قوم
  9. أَلَمْ elem
  10. يَعِدْكُمْ yeidkum size va'detmemiş miydi? kök: وعد
  11. رَبُّكُمْ rabbukum Rabbiniz kök: ربب
  12. وَعْدًا vea'den bir va'adle kök: وعد
  13. حَسَنًا ۚ hasenen güzel kök: حسن
  14. أَفَطَالَ efetale uzun mu geldi? kök: طول
  15. عَلَيْكُمُ aleykumu size
  16. ٱلْعَهْدُ l-ahdu süre kök: عهد
  17. أَمْ em yoksa
  18. أَرَدتُّمْ eradtum mi istediniz? kök: رود
  19. أَن en diye
  20. يَحِلَّ yehille insin kök: حلل
  21. عَلَيْكُمْ aleykum üstünüze
  22. غَضَبٌۭ gadebun bir gazabın kök: غضب
  23. مِّن min -den
  24. رَّبِّكُمْ rabbikum Rabbiniz- kök: ربب
  25. فَأَخْلَفْتُم feehleftum bu yüzden caydınız kök: خلف
  26. مَّوْعِدِى mev'idi bana verdiğiniz sözden kök: وعد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: اسف (5 geçiş) · Aynı kök: غضب (24 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur'an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu).…

  • Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız kaydıyla, okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar,…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    "Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Şöyle dediler: "Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte…

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtararak…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Bunun üzerine) Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak kavmine dönmüş dipnot 1 ve onlara şöyle demişti: "Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmamış mıydı? Size zaman mı çok uzun geldi; yoksa Rabbinizin gazabının size gelmesini mi istediniz ve bana verdiğiniz sözden döndünüz?"

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: A‘râf 7:150.

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine Musa hüzünle karışık bir kızgınlıkla toplumuna döndü; "Ey kavmim!" dedi, "Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmamış mıydı? Yoksa (bu sözün) vadesi size çok uzun (ve bedeli çok ağır) mı geldi? Veya, Rabbinizin gazabını üzerinize çekmeye can mı atıyorsunuz? İşte, sonuçta bana verdiğiniz sözden dönmüş oldunuz!"

Muhammed Esed

Bunun üzerine Musa öfke ve üzüntüyle dolu olarak kavminin yanına döndü (Ve onlara:) "Ey kavmim!" diye çıkıştı, "Rabbiniz size güzel bir söz vermemiş miydi? Peki, bu söz(ün gerçekleşmesi) size çok mu uzak göründü? Yoksa, Rabbinizin gazabına uğramanıza mı karar verildi ki bana verdiğiniz sözden böyle döndünüz?"

Ahmed Hulusi

Musa, kızgın ve üzgün olarak kavmine döndü. . . Dedi ki: "Ey halkım. . . Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmamış mıydı? Bu söz süreci size uzun mu geldi? Yoksa Rabbinizin gazabının üzerinizde açığa çıkmasını dilediniz de bu yüzden mi sözünüzü tutmadınız?"

Ali Bulaç

Bunun üzerine Musa, kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndü. Dedi ki: "Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Size (verilen) söz (ya da süre) pek uzun mu geldi? Yoksa Rabbinizden üzerinize kaçınılmaz bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?"

Ali Özek ve heyeti

Bunun üzerine Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak kavmine döndü. Ey kavmim! dedi, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmamış mıydı? Şu halde size zaman mı çok uzun geldi, yoksa üstünüze Rabbinizin gazabının inmesini mi istediniz ki, bana olan vaadinizden döndünüz?

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, Musa, hem üzüntü hem de öfkeyle toplumuna döndü. Dedi ki: "Ey toplumum! Efendiniz, size güzel bir söz vermemiş miydi? Süre size uzun mu geldi; yoksa Efendinizin öfkesinin üzerinize inmesini mi istediniz? Bana verdiğiniz söze, bu yüzden mi uymadınız?"

Bayraktar Bayraklı

Musa, toplumuna kızgın ve üzgün olarak döndü. "Ey ulusum! Rabbiniz size güzel vaadde bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı geçti, yoksa Rabbinizin öfkesine mi uğramak istediniz de, bana verdiğiniz sözden caydınız?" dedi.

Edip Yüksel

Musa, kızgın ve hayal kırıklığına uğramış olarak halkına döndü ve "Halkım, Efendiniz size güzel bir söz vermemiş miydi? Bekleyemediniz mi? Yoksa, Efendinizin gazabına uğramak için mi benimle yaptığınız sözleşmeyi bozdunuz?" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Musa, kızgın ve hayal kırıklığına uğramış olarak halkına döndü ve, 'Halkım, Rabbiniz size güzel bir söz vermemiş miydi? Bekleyemediniz mi? Yoksa, Rabbinizin gazabına uğramak için mi benimle yaptığınız sözleşmeyi bozdunuz,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak hemen kavmine döndü: "Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir va'dde bulunmadı mı? Zaman mı uzadı, yoksa başınıza Rabbinizden bir gazap inmesini arzu ettiniz de mi bana verdiğiniz sözü tutmadınız?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derhal Musa kavmine gadabnak esefnak olarak döndü, ey kavmım dedi: rabbınız size güzel bir va'd va'detmedi mi? Zaman mı uzadı? Yoksa üzerinize rabbınızdan bir gadab inmesini arzu ettinizde mi bana olan va'dinize hulfettiniz

Erhan Aktaş

Bunun üzerine Musa, halkına öfkeli ve üzüntülü bir şekilde geri döndü: "Ey halkım, Rabb'iniz size iyi bir söz vermedi mi? Şimdi bu süre size uzun mu geldi? Yoksa Rabb'inizin gazabının üzerinize inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden döndünüz?" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine Musa, halkına öfkeli ve üzüntülü bir şekilde geri döndü: "Ey halkım, Rabb'iniz size iyi bir söz vermedi mi? Şimdi bu süre size uzun mu geldi? Yoksa Rabb'inizin gazabının üzerinize inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden döndünüz?" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine Musa, halkına öfkeli ve üzüntülü bir şekilde geri döndü: "Ey halkım, Rabb'iniz size iyi bir söz vermedi mi? Şimdi bu süre size uzun mu geldi? Yoksa Rabb'inizin gazabının üzerinize inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden döndünüz?" dedi.

Gültekin Onan

Bunun üzerine Musa, kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndü. Dedi ki: "Ey kavmim, rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Size (verilen) söz (ya da süre) pek uzun mu geldi? Yoksa rabbinizden üzerinize kaçınılmaz bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?"

Hasan Basri Çantay

Derhal Musa öfkeli ve tasalı olarak kavmine döndü: "Ey kavmim, dedi, Rabbiniz size güzel bir va'd ile söz vermedi mi? Yoksa (ayrılışımın üzerinden) sizce çok zaman mı (geçib) uzadı? Yahud Rabbinizden size bir gazab vacib olmasını mı istediniz de bana olan vadinizden caydınız"?

İbni Kesir

Musa kavmine kızgın ve üzgün olarak döndü ve: Ey kavmim; Rabbınız size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı geçti aradan, yoksa Rabbınızın gazabına uğramak istediniz de mi bana verdiğiniz sözden caydınız? dedi.

Mehmet Alagaş

(77-98) Musa'ya kullarımı yürütmesi için vahyettik, vur! onlar için denizde kuru bir yol aç. Yakalanmaktan korkmayın ve de ürpermeyin. Firavun ve ordusu onları taki p etti. Onları denizden ne kaplayacaksa sarıp kapladı. Firavun ordusunu saptırdı, onlar da yolu bulamadılar. Ey İsrail oğulları sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Sizle Tur'un sağ tarafında vaatleştik, size helva ve bıldırcın indirdik. Sizi rızıklandırdıklarımızın hoş olanlarından yiyin, bu konuda taşkınlık etmeyin yoksa üzerinize öfkem / gazabım size uyg un hale gelir / helal olur. Kim azabım a uygun hale gelirse artık boşlu ğa dönüşür. Ben vazgeçip salih amel işleyeni ve sonrasında doğruya yöneleni her defasında bağışlayanım. Soy topluluğun / Kavmin konusunda seni acele ettiren nedir ? Ey Musa! Dedi ki işte onlar izim üzere ler, acelem de hoşnut olman / razılığını kazanmak için Rabbim sanadır. Dedi ki senden sonra biz kavmini sınadık, samiri onları saptırdı. Musa kavmine yakıştıramamış halde ve öfkeli bir şekilde geri döndü. Dedi ki Ey kavmim Rabbinizden size güzel bir vaatte bulunulmadı mı? V aatleşmede ki süre mi uz un geldi? Ya da muradınız Rabbinizden öfke sinin gelmesi mi? ki sözleşmemizden caydınız? Sana olan vaadimizden caymadık lakin biz kavmin ziynet eşyalarından yüklenmiştik işte onları ateşe fırlatıp attık, samiri de aynı şekilde ateşe bıraktı dediler. Onlardan bir buzağı bedeni / cesedi çıkardı onun böğürmesi de vardı, dediler ki sizin ilahınız da ve Musa ’nın unuttuğu ilah da bu işte. Peki görmüyorlar mı ki onlara bir söz geri döndüremi yor, onlara zarara yahut faydaya güç yetiremiyor. Kesin olan şu ki öncesinde Harun onlara ey kavmim bununla sınanıyorsunuz, Rabbiniz acıyandır bana uyun emirime boyun eğin diye söylemişti. Musa gelinceye kadar adanmış bir şekilde / tutkun bir şekilde bunu yapmaya / buzağıya tapmaya devam edeceğiz dediler. dedi ki Ey Harun sen onların sapıttığını gördüğünde sana ne engel oldu / ne mâni oldu da bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın? isyan mı ettin? Dedi ki ey anamın oğlu sakalımı da başımı da tutma. Gerçekten ben, niye sözümü gözetmedin de İsrail oğulları arasında ayrılık çıkardın ? demenden ürktüm. Peki ya, senin amacın neydi ey samiri? Dedi. Onların göremedikleri şeyleri ben gördüm dedi. Ve de Resul'ün izinden bir avuç avuçladım. Onu da Ateşe attım böyle bir şey i yapmaya beni nefsim sürükleyiverdi. Dedi ki git! muhakkak ki sen hayatında artık temas yok diyeceksin, sana vaat edilene de muhalefet edilmeyecek, t utkulu bir şekilde üzerinde ısrar ettiğin ilahına bir bak, muhakkak onu yakacağız tozunu Derya'ya savur acağız. Sizin ilahınız kesinlikle Allah'tır ve ondan başka ilah ta yoktur, her şeyi ilmen kaplamıştır. Bu şekilde sana, geçmişte öne çıkan haberleri anlatıyoruz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Mûsâ kızgın ve kederli bir şekilde kavmine döndü. Dedi ki: “Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmadı mı? Yoksa aradan geçen süre size uzun mu geldi, yahut üzerinize Rabbinizden bir gazabın gelmesini mi istediniz de bana olan vaadinizde durmadınız?”

Süleyman Ateş

Bunun üzerine Musa, çok kızgın ve üzüntülü bir halde kavmine döndü: "Ey Kavmim, dedi, Rabbiniz size güzel bir va'idde bulunmamış mıydı? Süre mi size uzun geldi (zamanla verdiğiniz sözü unuttunuz mu)? Yoksa Rabbinizden bir gazabın üstünüze inmesini mi istediniz ki, bana verdiğiniz sözden caydınız (beni izlemediniz)?"

Süleymaniye Vakfı

Musa öfkeli ve üzüntülü bir şekilde halkına döndü dipnot 1 . Dedi ki: "Ey halkım! Rabbiniz size güzel bir söz vermedi mi? O sözün üzerinden çok mu zaman geçti? Yoksa Rabbinizin öfkesinin üzerinize çökmesini istediniz de onun için mi bana verdiğiniz sözden döndünüz?"

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa hemen halkına döndü. Öfkeli ve üzüntülüydü. Dedi ki "Ey halkım! Rabbiniz size güzel bir söz vermedi mi? O sözün üzerinden çok mu zaman geçti? Yoksa Rabbinizin gazabını (öfkesini) hak etmek mi istediniz de bana verdiğiniz sözden de caydınız?"

Şaban Britch

Musa kavmine kızgın ve üzgün olarak döndü. Ey Kavmim, dedi, Rabbimiz size güzel bir vaatte bulunmadı mı? Aradan çok uzun bir zaman mı geçti; yoksa Rabbinizden üzerinize gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden döndünüz?

Şaban Piriş

-Musa kavmine kızgın ve üzgün olarak döndü. -Ey Kavmim, dedi, Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmadı mı? Aradan çok uzun bir zaman mı geçti yoksa; Rabbinizin gazabına uğramayı istediniz de bana verdiğiniz sözden döndünüz?

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine Musa, öfkeli ve ümidi kırık bir halde kavmine döndü. Dedi: "Ey toplumum! Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmadı mı? Süre mi size uzun geldi yoksa Rabbinizden üzerinize bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze ters davrandınız?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And there, Mussa returned to his people provoked to wrath and grieved indeed. He said to them: "My people, did Allah, your Creator, not afford you ground of expectation and led you to expect a handsome promise!" "Did you believe it took too long or did you intend to come within the measure of His wrath and by consequence you failed to keep your promise to me -to remain faithful-!"

Abdul Haleem

Moses returned to his people, angry and aggrieved. He said, ‘My people, did your Lord not make you a gracious promise? Was my absence too long for you? Did you want anger to fall on you from your Lord and so broke your word to me?’

Abdullah Yusuf Ali

So Moses returned to his people in a state of indignation and sorrow. He said: "O my people! did not your Lord make a handsome promise to you? Did then the promise seem to you long (in coming)? Or did ye desire that Wrath should descend from your Lord on you, and so ye broke your promise to me?"

Abul A'la Maududi

Moses returned to his people full of wrath and grief, and said: "My people! Has your Lord not made good an excellent promise He made to you? dipnot 1 And has a long time passed since those promises were fulfilled? dipnot 2 Or was it to incur the wrath of your Lord that you broke your promise with me?" dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, did not Allah fulfill the promises He made with you of showing His favors to you? For instance, He safely brought you out of Egypt and not only freed you from the slavery of your enemy but also destroyed him totally. He provided you with provisions in the desert and in the mountainous regions. It may also be translated like this: Did not Allah make a good promise with you? In that case, it will mean: He made a promise that he will give you the law and guidance. Was this not a good promise for your well being and betterment?
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, had a long time passed since those great favors were done to you that you forgot them? Had long ages passed since you were afflicted with persecution by your enemy that you committed such a blasphemy? It may also be translated like this: Had you to wait for a long time for the fulfillment of God’s promise that you became so impatient? In that case, the meaning is obvious: You had not to wait for a long time to see the fulfillment of the promise of guidance. Therefore there was no excuse for what you did.
  3. metne dön, dipnot 3
    This covenant was the one which every community makes with its Prophet and promises that it will steadfastly follow the guidance brought by him and will not worship anyone except Allah.

Aisha Bewley

Musa returned to his people in anger and great sorrow. He said, ‘My people, did not your Lord make you a handsome promise? Did the fulfilment of the contract seem too long to you or did you want to unleash your Lord’s anger upon yourselves, so you broke your promise to me?’

Al-Hilali & Khan

Then Mûsâ (Moses) returned to his people in a state of anger and sorrow. He said: "O my people! Did not your Lord promise you a fair promise? Did then the promise seem to you long in coming? Or did you desire that wrath should descend from your Lord on you, that you broke your promise to me (i.e disbelieving in Allâh and worshipping the calf)?"

Ali Quli Qarai

Thereupon Moses returned to his people, indignant and grieved. He said, ‘O my people! Did not your Lord give you a true promise? Did the period [of my absence]seem too long to you? Or did you desire that your Lord’s wrath should descend on you and so you failed your tryst with me?’

Amatul Rahman Omar

So Moses returned to his people indignant and sorrowful. (Reaching there) he said, `My people! did your Lord not make you a gracious promise? Did then the promised time (of forty nights and days) seem too long to you. Rather you desired that displeasure from your Lord should descend upon you that is why you failed in (your) promise with me.'

Arthur John Arberry

Then Moses returned very angry and sorrowful to his people, saying, 'My people, did your Lord not promise a fair promise to you? Did the time of the covenant seem so long to you, or did you desire that anger should alight on you from your Lord, so that you failed in your tryst with me?'

Bijan Moeinian

Moses returned to his people in rage and disappointment. He said: "Was your Lord not fair with you in keeping His Promise? Could you not wait? Perhaps you wish to be subjected to the anger of the Lord that you broke your promise to me (to worship none but God)?

E. Henry Palmer

And Moses returned to his people, wrathful, grieving! Said he, 'O my, people! did not your Lord promise you a good promise? Has the time seemed too long for you, or do you desire that wrath should light on you from your Lord, that ye have broken your promise to me?'

Edip-Layth

So Moses returned to his people angry and disappointed. He said, "My people, did not your Lord promise you a good promise? Has the waiting been too long, or did you want that the wrath of your Lord to be upon you? Thus you broke the promise with me."

George Sale

Wherefore Moses returned unto his people in great wrath, and exceedingly afflicted. And he said, O my people, had not your Lord promised you a most excellent promise? Did the time of my absence seem long unto you? Or did ye desire that indignation from your Lord should fall on you, and therefore failed to keep the promise which ye made me?

Hamid S. Aziz

Said He, "Verily, We have tested your people in your absence, and As-Samiri has led them astray. "

Mahmoud Ghali

So Mûsa returned to his people, angry (and) sorrowful. He said, "O my people, did your Lord not promise you a fair promise? Then did (the time of) the covenant seem long to you, or were you willing to have anger alight on you from your Lord so that you failed in (your) promise to me?"

Marmaduke Pickthall

Then Moses went back unto his folk, angry and sad. He said: O my people! Hath not your Lord promised you a fair promise? Did the time appointed then appear too long for you, or did ye wish that wrath from your Lord should come upon you, that ye broke tryst with me?

Mohamed Ahmed - Samira

So Moses returned to his people full of anger and regret. "O my people, " he said, "did not your Lord make you a better promise? Did the time of covenant seem too long to you? Or did you wish the wrath of your Lord to fall upon you that you broke the promise you had made to me?"

Muhammad Asad

Thereupon Moses returned to his people full of wrath and sorrow, [and] exclaimed: "O my people! Did not your Sustainer hold out [many] a goodly promise to you? bid, then, [the fulfilment of] this promise seem to you too long in coming? Or are you, perchance, determined to see your Sustainer's condemnation fall upon you, and so you broke your promise to me?"

Mustafa Khattab

So Moses returned to his people, furious and sorrowful. He said, "O my people! Had your Lord not made you a good promise?[1] Has my absence been too long for you? Or have you wished for wrath from your Lord to befall you, so you broke your promise to me?"[2]

Progressive Muslims

So Moses returned to his people angry and disappointed. He said: "My people, did not your Lord promise you a good promise Has the waiting been too long, or did you want that the wrath of your Lord be upon you Thus you broke the promise with me."

Rashad Khalifa

Moses returned to his people, angry and disappointed, saying, "O my people, did your Lord not promise you a good promise? Could you not wait? Did you want to incur wrath from your Lord? Is this why you broke your agreement with me?"

Sahih International

So Moses returned to his people, angry and grieved. He said, "O my people, did your Lord not make you a good promise? Then, was the time [of its fulfillment] too long for you, or did you wish that wrath from your Lord descend upon you, so you broke your promise [of obedience] to me?"

Sam Gerrans

So Moses returned to his people, wrathful and grieved. He said: “O my people: did not your Lord promise you a fair promise? Was the covenant long in coming for you, or did you wish that wrath from your Lord should descend upon you, so failed in your promise to me?”

Shabbir Ahmed

Moses went back to his people angry and sad, "O My people! Has not your Lord promised you many a goodly promise? Did, then, the fulfillment of this promise seem to you too long in coming? Or did you wish that your Lord's requital come upon you, and so you broke your promise to me?"

Syed Vickar Ahamed

Then Musa (Moses) returned to his people in a state of (slight) anger and sorrow. He said: "O my people! Did your Lord not make a fair (and valuable) Promise to you? Then did the Promise seem long (in coming) to you? Or did you want that Anger to come down from your Lord upon you, and so you broke your (own) promise to me?"

Taqi Usmani

So, Mūsā went back to his people, angry and sad. He said, "O my people, did your Lord not promise you a good promise? Did then the time become too long for you, or did you wish that wrath from your Lord befalls you, and hence you broke your promise to me?"

The Monotheist Group

So Moses returned to his people angry and disappointed. He said: "My people, did not your Lord promise you a good promise? Has the waiting for the pledge been too long, or did you want that the wrath of your Lord be upon you? Thus you broke the promise with me."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 86. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 86. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 86. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩