42. sure

Şûrâ Suresi الشورى

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 7 konu
  1. Vahyin gelişi ve şehirlerin anası 1–9 karşılaştır — Vahyin gelişi ve şehirlerin anası
  2. Dini dosdoğru tutun, ayrılığa düşmeyin 10–16 karşılaştır — Dini dosdoğru tutun, ayrılığa düşmeyin
  3. Kitap ve mizan; dünya ve ahiret kazancı 17–24 karşılaştır — Kitap ve mizan; dünya ve ahiret kazancı
  4. Tövbenin kabulü, rızkın ölçüsü ve musibet 25–31 karşılaştır — Tövbenin kabulü, rızkın ölçüsü ve musibet
  5. Gemiler; mü'minlerin vasıfları; kötülüğün karşılığı ve bağışlama 32–43 karşılaştır — Gemiler; mü'minlerin vasıfları; kötülüğün karşılığı ve bağışlama
  6. Saptırılanlar ve geri çevrilmeyen gün 44–50 karşılaştır — Saptırılanlar ve geri çevrilmeyen gün
  7. Vahyin üç yolu ve dosdoğru yol 51–53 karşılaştır — Vahyin üç yolu ve dosdoğru yol

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Vahyin gelişi ve şehirlerin anası 1–9

  1. Şûrâ suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 1. ayet. حمٓ

    ḥâ-mîm.

    Mehmet Okuyan

    Hâ. Mîm.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 1. ayet

  2. Şûrâ suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 2. ayet. عٓسٓقٓ

    `ayn-sîn-ḳâf.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 2. ayet

  3. Şûrâ suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 3. ayet. كَذَٰلِكَ يُوحِىٓ إِلَيْكَ وَإِلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكَ ٱللَّهُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    keẕâlike yûḥî ileyke veile-lleẕîne min ḳablike-llâhü-l`azîzü-lḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Güçlü, doğru hüküm veren Allah senden öncekilere (olduğu gibi) sana da işte böyle vahyetmektedir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 3. ayet

  4. Şûrâ suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 4. ayet. لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

    lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vehüve-l`aliyyü-l`ażîm.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca O'na aittir. O yücedir, büyüktür.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 4. ayet

  5. Şûrâ suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 5. ayet. تَكَادُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ يَتَفَطَّرْنَ مِن فَوْقِهِنَّ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِمَن فِى ٱلْأَرْضِ أَلَآ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

    tekâdü-ssemâvâtü yetefeṭṭarne min fevḳihinne velmelâiketü yüsebbiḥûne biḥamdi rabbihim veyestagfirûne limen fi-l'arḍ. elâ inne-llâhe hüve-lgafûru-rraḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Neredeyse üstlerinden gökler çatlayacak! dipnot 1 Melekler de Rablerini hamd (övgü) ile tesbih ediyor (yüceltiyorlar) ve yeryüzündekiler için bağışlanma diliyorlar. dipnot 2 Dikkat edin! Yalnızca Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada kastedilen şey inkârcıların Yüce Allah'a uygun olmayan sıfatlar yakıştırmasıdır. Benzer mesaj: Meryem 19:90-91.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Mü'min 40:7.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 5. ayet

  6. Şûrâ suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 6. ayet. وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ ٱللَّهُ حَفِيظٌ عَلَيْهِمْ وَمَآ أَنتَ عَلَيْهِم بِوَكِيلٍ

    velleẕîne-tteḫaẕû min dûnihî evliyâe-llâhü ḥafîżun `aleyhim. vemâ ente `aleyhim bivekîl.

    Mehmet Okuyan

    O'nun peşi sıra dostlar edinenleri Allah daima gözetlemektedir. Sen onlar üzerinde asla vekil (güven kaynağı) değilsin. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette gerçek koruyucunun da dayanağın da Yüce Allah olduğu ifade edilmektedir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 6. ayet

  7. Şûrâ suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 7. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ قُرْءَانًا عَرَبِيًّا لِّتُنذِرَ أُمَّ ٱلْقُرَىٰ وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنذِرَ يَوْمَ ٱلْجَمْعِ لَا رَيْبَ فِيهِ فَرِيقٌ فِى ٱلْجَنَّةِ وَفَرِيقٌ فِى ٱلسَّعِيرِ

    vekeẕâlike evḥaynâ ileyke ḳur'ânen `arabiyyel litünẕira ümme-lḳurâ vemen ḥavlehâ vetünẕira yevme-lcem`i lâ raybe fîh. ferîḳun fi-lcenneti veferîḳun fi-sse`îr.

    Mehmet Okuyan

    Şehirlerin anasını dipnot 1 (Mekkelileri) ve onun çevresindekileri uyarman dipnot 2 ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle (ilgili) onları uyarman için sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik. (İnsanların) bir bölümü cennette, bir bölümü de çılgın alevli cehennemde (olacak)tır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [ümmü'l-kurâ] tamlaması "şehirlerin anası" manasına gelmekte, Mekke için kullanılmaktadır; ayette kastedilen ise elbette "Mekke şehri" değil, orada yaşayan "Mekkeliler"dir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Nisâ 4:79; En‘âm 6:19; A‘râf 7:158; Enbiyâ 21:107; Sebe' 34:28; Yâsîn 36:6; Cum‘a 62:2-3.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 7. ayet

  8. Şûrâ suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 8. ayet. وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَهُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَٰكِن يُدْخِلُ مَن يَشَآءُ فِى رَحْمَتِهِۦ وَٱلظَّٰلِمُونَ مَا لَهُم مِّن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    velev şâe-llâhü lece`alehüm ümmetev vâḥidetev velâkiy yüdḫilü mey yeşâü fî raḥmetih. veżżâlimûne mâ lehüm miv veliyyiv velâ neṣîr.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 8. ayet

  9. Şûrâ suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 9. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ فَٱللَّهُ هُوَ ٱلْوَلِىُّ وَهُوَ يُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    emi-tteḫaẕû min dûnihî evliyâ'. fellâhü hüve-lveliyyü vehüve yuḥyi-lmevtâ. vehüve `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Mehmet Okuyan

    Yoksa onlar, Allah'ın peşi sıra başka dostlar mı edindiler! (Oysa) Allah -işte O- gerçek dosttur. O ölüleri diriltecektir; O her şeye gücü yetendir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 9. ayet

Dini dosdoğru tutun, ayrılığa düşmeyin 10–16

  1. Şûrâ suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 10. ayet. وَمَا ٱخْتَلَفْتُمْ فِيهِ مِن شَىْءٍ فَحُكْمُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبِّى عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ

    veme-ḫteleftüm fîhi min şey'in feḥukmühû ile-llâh. ẕâlikümü-llâhü rabbî `aleyhi tevekkelt. veileyhi ünîb.

    Mehmet Okuyan

    Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeydeki (konunun) hükmü Allah'a aittir. İşte, Rabbim Allah budur. Yalnızca O'na güvendim ve yalnızca O'na yönelirim.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 10. ayet

  2. Şûrâ suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 11. ayet. فَاطِرُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَٰجًا وَمِنَ ٱلْأَنْعَٰمِ أَزْوَٰجًا يَذْرَؤُكُمْ فِيهِ لَيْسَ كَمِثْلِهِۦ شَىْءٌ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ

    fâṭiru-ssemâvâti vel'arḍ. ce`ale leküm min enfüsiküm ezvâcev vemine-l'en`âmi ezvâcâ. yeẕraüküm fîh. leyse kemiŝlihî şey'. vehüve-ssemî`u-lbeṣîr.

    Mehmet Okuyan

    O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır. dipnot 1 Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır; bu (düzen)de sizi (çoğaltıp) yaymaktadır. Hiçbir şey, O'nun benzeri gibi bile olamaz. dipnot 2 O duyandır, görendir. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:14; Yûsuf 12:101; İbrâhîm 14:10; Fâtır 35:1; Zümer 39:46.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet Nahl 16:74 ve İhlâs 112:4. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Buradaki mesaj, hiçbir şeyin Yüce Allah'a denk ve benzer olamayacağını ortaya koymaktır. Yüce Allah ile ilgili akla her ne geliyorsa bilinmelidir ki Allah o değildir; onun dışındadır. Anlaşılıyor ki Allah'ın zatının ne olduğu/zatı bilinemez.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet Yüce Allah'ın mutlak otoritesini göstermektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:255; Al-i İmrân 3:2, 26-27; En‘âm 6:101-103; Nûr 24:35; Haşr 59:22-24; İhlâs 112:1-4.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 11. ayet

  3. Şûrâ suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 12. ayet. لَهُۥ مَقَالِيدُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    lehû meḳâlîdü-ssemâvâti vel'arḍ. yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdir. innehû bikülli şey'in `alîm.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 12. ayet

  4. Şûrâ suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 13. ayet. شَرَعَ لَكُم مِّنَ ٱلدِّينِ مَا وَصَّىٰ بِهِۦ نُوحًا وَٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِهِۦٓ إِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَىٰٓ أَنْ أَقِيمُوا۟ ٱلدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا۟ فِيهِ كَبُرَ عَلَى ٱلْمُشْرِكِينَ مَا تَدْعُوهُمْ إِلَيْهِ ٱللَّهُ يَجْتَبِىٓ إِلَيْهِ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِىٓ إِلَيْهِ مَن يُنِيبُ

    şera`a leküm mine-ddîni mâ veṣṣâ bihî nûḥav velleẕî evḥaynâ ileyke vemâ veṣṣaynâ bihî ibrâhîme vemûsâ ve`îsâ en eḳîmü-ddîne velâ teteferraḳû fîh. kebüra `ale-lmüşrikîne mâ ted`ûhüm ileyh. allâhü yectebî ileyhi mey yeşâü veyehdî ileyhi mey yünîb.

    Mehmet Okuyan

    "Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!" diye Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi (Allah) size de din kıldı. dipnot 1 (Fakat) kendilerini çağırdığın bu (din) ortak koşanlara ağır geldi. dipnot 2 Allah dilediğini (layık olanı) kendisine (peygamber olarak) seçer dipnot 3 ve kendisine yöneleni de doğru yola ulaştırır. dipnot 4

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu buyruk namaz, oruç, zekât, kurban vs. ibadetlerin eski ümmetlerden beri farz olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:83, 183; Al-i İmrân 3:39; Mâide 5:12; Yûnus 10:87; İbrâhîm 14:40; Kehf 18:21; Meryem 19:31, 55, 59; Tâhâ 20:14; Hacc 22:26-30, 34-37; Enbiyâ 21:73; Lokmân 31:17; Necm 53:56.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tevhide yani vahye yönelik davet her kime ağır geliyorsa bilsin ki onda şirkle ilgili bir sorun vardır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Demek ki peygamberlik [kesbî] yani kazanmayla değil, [vehbî] yani ilahi belirlemeyle verilmiştir. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:179; Hacc 22:75.
    4. metne dön, dipnot 4
      Benzer mesajlar: Ra‘d 13:27; İbrâhîm 14:4; Nahl 16:93; Hacc 22:16; Fâtır 35:8; Müddessir 74:31.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 13. ayet

  5. Şûrâ suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 14. ayet. وَمَا تَفَرَّقُوٓا۟ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى لَّقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ أُورِثُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِنۢ بَعْدِهِمْ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ

    vemâ teferraḳû illâ mim ba`di mâ câehümü-l`ilmü bagyem beynehüm. velevlâ kelimetün sebeḳat mir rabbike ilâ ecelim müsemmel leḳuḍiye beynehüm. veinne-lleẕîne ûriŝü-lkitâbe mim ba`dihim lefî şekkim minhü mürîbün.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine bilgi geldikten sonra, sadece aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. dipnot 1 Belirli bir süreye kadar Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba vâris kılınanlar (Mekkeliler) de şüphesiz ki ondan (Kur'an'dan) kuşkulandıran bir şüphe içindedir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:213; Al-i İmrân 3:19; Yûnus 10:93; Câsiye 45:17; Beyyine 98:4.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 14. ayet

  6. Şûrâ suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 15. ayet. فَلِذَٰلِكَ فَٱدْعُ وَٱسْتَقِمْ كَمَآ أُمِرْتَ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ وَقُلْ ءَامَنتُ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِن كِتَٰبٍ وَأُمِرْتُ لِأَعْدِلَ بَيْنَكُمُ ٱللَّهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ لَنَآ أَعْمَٰلُنَا وَلَكُمْ أَعْمَٰلُكُمْ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ ٱللَّهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَا وَإِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ

    feliẕâlike fed`u. vesteḳim kemâ ümirt. velâ tettebi` ehvâehüm. veḳul âmentü bimâ enzele-llâhü min kitâb. veümirtü lia`dile beyneküm. allâhü rabbünâ verabbüküm. lenâ a`mâlünâ veleküm a`mâlüküm. lâ ḥuccete beynenâ vebeyneküm. allâhü yecme`u beynenâ. veileyhi-lmeṣîr.

    Mehmet Okuyan

    İşte onun için sen davet et ve emrolunduğun gibi doğru ol! dipnot 1 Onların heveslerine uyma! De ki: "Ben Allah'ın indirdiği (her) kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimizdir; sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz de sizedir. dipnot 2 Sizinle bizim aramızda delil (getirmeye gerek) yok. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır; dönüş de yalnızca O'nadır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Hûd 11:114.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:41; Furkân 25:63, 72; Kasas 28:55; kâfirûn 109:6.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 15. ayet

  7. Şûrâ suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 16. ayet. وَٱلَّذِينَ يُحَآجُّونَ فِى ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مَا ٱسْتُجِيبَ لَهُۥ حُجَّتُهُمْ دَاحِضَةٌ عِندَ رَبِّهِمْ وَعَلَيْهِمْ غَضَبٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ

    velleẕîne yüḥâccûne fi-llâhi mim ba`di me-stücîbe lehû ḥuccetühüm dâḥiḍatün `inde rabbihim ve`aleyhim gaḍabüv velehüm `aẕâbün şedîd.

    Mehmet Okuyan

    Çağrısına (duasına) cevap verildikten sonra, Allah hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında boştur. Onlara bir gazap vardır ve onlar için şiddetli bir (de) azap vardır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 16. ayet

Kitap ve mizan; dünya ve ahiret kazancı 17–24

  1. Şûrâ suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 17. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ وَٱلْمِيزَانَ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّ ٱلسَّاعَةَ قَرِيبٌ

    allâhü-lleẕî enzele-lkitâbe bilḥaḳḳi velmîzân. vemâ yüdrîke le`alle-ssâ`ate ḳarîb.

    Mehmet Okuyan

    Kitabı ve ölçüyü bir amaç ile indiren Allah'tır. dipnot 1 Belki de o (Son) Saat çok yakındır. dipnot 2 Onu sana bildirecek olan ne olabilir ki! dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [el-Kitab] kelimesi, son ilahî mesaj olması bakımından "Kur'an" ve evrensel anlamda "bütün ilahî mesajlar"dır. Buradaki [el-mîzân] sözcüğü ise "denge kanunu, adalet, ölçü" anlamlarını içermekte, bu şekilde insanla ilişkili olan inanç, davranış, hukuk, ahlak, adab vs. her konuda bir dengenin ve adaletin bulunduğu ifade edilmiş olmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:187; Tâhâ 20:15; Enbiyâ 21:109; Lokmân 31:34; Ahzâb 33:63; Fussilet 41:47; Zuhruf 43:85; Muhammed 47:18; Mülk 67:26; Nâzi‘ât 79:42-46.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu cümle "Sen nereden bilebilirsin ki" şeklinde de tercüme edilebilir. Kur'an'da [ve [mâ] edrâke] ifadelerinin aksine Ahzâb 33:63 ve ‘Abese 80:3'te de geçen bu ifade cevabı verilmeyen bir hitaptır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 17. ayet

  2. Şûrâ suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 18. ayet. يَسْتَعْجِلُ بِهَا ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِهَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مُشْفِقُونَ مِنْهَا وَيَعْلَمُونَ أَنَّهَا ٱلْحَقُّ أَلَآ إِنَّ ٱلَّذِينَ يُمَارُونَ فِى ٱلسَّاعَةِ لَفِى ضَلَٰلٍۭ بَعِيدٍ

    yesta`cilü bihe-lleẕîne lâ yü'minûne bihâ. velleẕîne âmenû müşfiḳûne minhâ veya`lemûne ennehe-lḥaḳḳ. elâ inne-lleẕîne yümârûne fi-ssâ`ati lefî ḍalâlim be`îd.

    Mehmet Okuyan

    Ona (Son Saat'e) inanmayanlar, onunla ilgili olarak acele ederler. İnananlar ise ondan korkar ve onun gerçek olduğunu bilirler. Dikkat edin! O (Son) Saat hakkında tartışanlar, uzak bir sapkınlık içindedir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 18. ayet

  3. Şûrâ suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 19. ayet. ٱللَّهُ لَطِيفٌۢ بِعِبَادِهِۦ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ وَهُوَ ٱلْقَوِىُّ ٱلْعَزِيزُ

    allâhü leṭîfüm bi`ibâdihî yerzüḳu mey yeşâ'. vehüve-lḳaviyyü-l`azîz.

    Mehmet Okuyan

    Allah kullarına cömerttir; dilediğini rızıklandırır. O kuvvetlidir, güçlüdür.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 19. ayet

  4. Şûrâ suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 20. ayet. مَن كَانَ يُرِيدُ حَرْثَ ٱلْـَٔاخِرَةِ نَزِدْ لَهُۥ فِى حَرْثِهِۦ وَمَن كَانَ يُرِيدُ حَرْثَ ٱلدُّنْيَا نُؤْتِهِۦ مِنْهَا وَمَا لَهُۥ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ مِن نَّصِيبٍ

    men kâne yürîdü ḥarŝe-l'âḫirati nezid lehû fî ḥarŝih. vemen kâne yürîdü ḥarŝe-ddünyâ nü'tihî minhâ vemâ lehû fi-l'âḫirati min neṣîb.

    Mehmet Okuyan

    Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını istiyorsa ona da ondan (bir şeyler) veririz. Fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 20. ayet

  5. Şûrâ suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 21. ayet. أَمْ لَهُمْ شُرَكَٰٓؤُا۟ شَرَعُوا۟ لَهُم مِّنَ ٱلدِّينِ مَا لَمْ يَأْذَنۢ بِهِ ٱللَّهُ وَلَوْلَا كَلِمَةُ ٱلْفَصْلِ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    em lehüm şürakâü şera`û lehüm mine-ddîni mâ lem ye'ẕem bihi-llâh. velevlâ kelimetü-lfaṣli leḳuḍiye beynehüm. veinne-żżâlimîne lehüm `aẕâbün elîm.

    Mehmet Okuyan

    Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği şeyleri kendilerine dinî bir hüküm olarak belirleyen ortakları mı var! dipnot 1 Ayırıcı söz dipnot 2 olmasaydı elbette aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz ki zalimlere elem verici bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle dinin bütünüyle sahibinin Yüce Allah olduğunu vurgulamaktadır. Bkz. Zümer 39:2, 3, 11, 14. Mekkeli müşriklerin Hz. Muhammed'e karşı çıkışlarının hiçbir gerekçesi yoktur; çünkü ilâhî kaynaktan beslenen bir dayanakları bulunmamaktadır. Dolayısıyla dünya hayatına ve ahirete yönelik kanaatlerinin herhangi bir tutar tarafı ve değeri yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Kelimetü'l-fasli] tamlaması "karar verme sözü", yani "nihai yargılamanın, hüküm vermenin mahşer gününe erteleneceği sözü" demektir. Bu tamlama "cezayı erteleme hükmü, kararı", "ayrıntılı hesabın yapılması hükmü" gibi anlamlar içermektedir. Burada kastedilen ise azabın belirli bir süreye ertelenmesine dair önceden kararlaştırılmış olan "kelime"nin geçmiş olması demektir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 21. ayet

  6. Şûrâ suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 22. ayet. تَرَى ٱلظَّٰلِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا كَسَبُوا۟ وَهُوَ وَاقِعٌۢ بِهِمْ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فِى رَوْضَاتِ ٱلْجَنَّاتِ لَهُم مَّا يَشَآءُونَ عِندَ رَبِّهِمْ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْكَبِيرُ

    tera-żżâlimîne müşfiḳîne mimmâ kesebû vehüve vâḳi`um bihim. velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti fî ravḍâti-lcennât. lehüm mâ yeşâûne `inde rabbihim. ẕâlike hüve-lfaḍlü-lkebîr.

    Mehmet Okuyan

    Yaptıkları şeyler başlarına gelirken zalimlerin korkudan titrediklerini göreceksin. İman edip iyi işler yapanlar da cennetlerin bahçelerinde (olacaklar)dır. Rablerinin katında onlara diledikleri her şey vardır. dipnot 1 Asıl büyük lütuf işte budur.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nahl 16:31; Yâsîn 36:57; Zümer 39:34; Fussilet 41:32; Zuhruf 43:71; Duhân 44:55; Muhammed 47:15; Kâf 50:35.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 22. ayet

  7. Şûrâ suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 23. ayet. ذَٰلِكَ ٱلَّذِى يُبَشِّرُ ٱللَّهُ عِبَادَهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ قُل لَّآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلَّا ٱلْمَوَدَّةَ فِى ٱلْقُرْبَىٰ وَمَن يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَّزِدْ لَهُۥ فِيهَا حُسْنًا إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ شَكُورٌ

    ẕâlike-lleẕî yübeşşiru-llâhü `ibâdehü-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti. ḳul lâ es'elüküm `aleyhi ecran ille-lmeveddete fi-lḳurbâ. vemey yaḳterif ḥaseneten nezid lehû fîhâ ḥusnâ. inne-llâhe gafûrun şekûr.

    Mehmet Okuyan

    İşte Allah'ın, iman edip iyi işler yapan kullarına müjdelediği ödül budur. De ki: "Ben buna karşılık (Allah'a) yakın olmayı sevmenizden başka sizden herhangi bir ücret istemiyorum." dipnot 1 Kim güzel bir davranışta bulunursa onun (sevabını) güzelce artırırız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, şükrün karşılığını çok verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette özellikle "yakınlıkta sevgi" ifadesi ile kastedilenin ehl-i beyt sevgisi olduğu iddia edilse de bu doğru olamaz; çünkü davet kime ise yakınlık isteği de ona olmalıdır ki kastedilen Yüce Allah'tır. Ayrıca Yüce Allah'ın dinini yaymak ve insanlara ulaştırmak için yapılan tebliğ faaliyetlerinin karşılığında ücret alınmaması gerektiği anlaşılmaktadır. Ecir beklenen işten ücret alınmamalı, ücreti alınan şeyin ecri beklenmemelidir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:90; Yûnus 10:72; Hûd 11:29, 51; Yûsuf 12:104; Furkân 25:57; Şu‘arâ 26:109, 127, 145, 164, 180; Sebe' 34:47; Yâsîn 36:21; Sâd 38:86; Tûr 52:40; Kalem 68:46.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 23. ayet

  8. Şûrâ suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 24. ayet. أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا فَإِن يَشَإِ ٱللَّهُ يَخْتِمْ عَلَىٰ قَلْبِكَ وَيَمْحُ ٱللَّهُ ٱلْبَٰطِلَ وَيُحِقُّ ٱلْحَقَّ بِكَلِمَٰتِهِۦٓ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    em yeḳûlûne-fterâ `ale-llâhi keẕibâ. feiy yeşei-llâhü yaḫtim `alâ ḳalbik. veyemḥu-llâhü-lbâṭile veyüḥiḳḳu-lḥaḳḳa bikelimâtih. innehû `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

    Mehmet Okuyan

    Yoksa onlar (senin için) "Allah'a yalan uydurdu" dipnot 1 mu diyorlar? Allah dilerse senin de kalbini mühürler(di). dipnot 2 Allah batılı yok eder; sözleriyle gerçeği ortaya koyar. dipnot 3 Şüphesiz ki O göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Muhammed'e "müfteri" suçlamasıyla ilgili benzer mesajlar: Yûnus 10:38; Hûd 11:13; Nahl 16:101; Enbiyâ 21:5; Furkân 25:4; Secde 32:3; Sebe' 34:8; Ahkâf 46:8.
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki mesaj, Yüce Allah'a iftira etmenin ne kadar korkunç bir hata olduğuna Hz. Muhammed üzerinden dikkat çekilmesidir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Enfâl 8:8; Yûnus 10:82.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 24. ayet

Tövbenin kabulü, rızkın ölçüsü ve musibet 25–31

  1. Şûrâ suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 25. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى يَقْبَلُ ٱلتَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِۦ وَيَعْفُوا۟ عَنِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ وَيَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ

    vehüve-lleẕî yaḳbelü-ttevbete `an `ibâdihî veya`fû `ani-sseyyiâti veya`lemü mâ tef`alûn.

    Mehmet Okuyan

    O, kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 25. ayet

  2. Şûrâ suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 26. ayet. وَيَسْتَجِيبُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَيَزِيدُهُم مِّن فَضْلِهِۦ وَٱلْكَٰفِرُونَ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ

    veyestecîbü-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti veyezîdühüm min faḍlih. velkâfirûne lehüm `aẕâbün şedîd.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) iman edip iyi işler yapanların çağrısına (duasına) cevap verir; lütfundan onların (ödülünü) artırır. Kâfirlere gelince, onlara da şiddetli bir azap vardır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 26. ayet

  3. Şûrâ suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 27. ayet. وَلَوْ بَسَطَ ٱللَّهُ ٱلرِّزْقَ لِعِبَادِهِۦ لَبَغَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَٰكِن يُنَزِّلُ بِقَدَرٍ مَّا يَشَآءُ إِنَّهُۥ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرٌۢ بَصِيرٌ

    velev beseṭa-llâhü-rrizḳa li`ibâdihî lebegav fi-l'arḍi velâkiy yünezzilü biḳaderim mâ yeşâ'. innehû bi`ibâdihî ḫabîrum beṣîr.

    Mehmet Okuyan

    Allah kullarına rızkı bolca verseydi yeryüzünde azarlardı. Fakat O, (rızkı) dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, görendir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 27. ayet

  4. Şûrâ suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 28. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى يُنَزِّلُ ٱلْغَيْثَ مِنۢ بَعْدِ مَا قَنَطُوا۟ وَيَنشُرُ رَحْمَتَهُۥ وَهُوَ ٱلْوَلِىُّ ٱلْحَمِيدُ

    vehüve-lleẕî yünezzilü-lgayŝe mim ba`di mâ ḳaneṭû veyenşüru raḥmeteh. vehüve-lveliyyü-lḥamîd.

    Mehmet Okuyan

    O, (insanlar) umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O dosttur, övülmeye layık olandır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 28. ayet

  5. Şûrâ suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 29. ayet. وَمِنْ ءَايَٰتِهِۦ خَلْقُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَثَّ فِيهِمَا مِن دَآبَّةٍ وَهُوَ عَلَىٰ جَمْعِهِمْ إِذَا يَشَآءُ قَدِيرٌ

    vemin âyâtihî ḫalḳu-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beŝŝe fîhimâ min dâbbeh. vehüve `alâ cem`ihim iẕâ yeşâü ḳadîr.

    Mehmet Okuyan

    Gökleri, yeri ve bu ikisinde yaydığı canlıları yaratması da O'nun delillerindendir. dipnot 1 O, dilediği zaman bunları bir araya toplamaya da gücü yetendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göklerde ve yerde debelenen canlıların varlığıyla ilgili benzer mesaj: Nahl 16:49.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 29. ayet

  6. Şûrâ suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 30. ayet. وَمَآ أَصَٰبَكُم مِّن مُّصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ وَيَعْفُوا۟ عَن كَثِيرٍ

    vemâ eṣâbeküm mim müṣîbetin febimâ kesebet eydîküm veya`fû `an keŝîr.

    Mehmet Okuyan

    Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle kazandıklarınız (yaptıklarınız) yüzündendir. dipnot 1 (Allah) çoğunu da affeder.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:155, Nisâ 4:62, 79, Kasas 28:47, Rûm 30:41 ve Şûrâ 42:48. ayetlerle okunmalıdır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 30. ayet

  7. Şûrâ suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 31. ayet. وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    vemâ entüm bimü`cizîne fi-l'arḍ. vemâ leküm min dûni-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 31. ayet

Gemiler; mü'minlerin vasıfları; kötülüğün karşılığı ve bağışlama 32–43

  1. Şûrâ suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 32. ayet. وَمِنْ ءَايَٰتِهِ ٱلْجَوَارِ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَٰمِ

    vemin âyâtihi-lcevâri fi-lbaḥri kel'a`lâm.

    Mehmet Okuyan

    Denizde dağlar gibi akıp giden (gemi)ler de O'nun (varlığının) delillerindendir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Râzî'ye göre [el-fülk] kelimesi "hareket etmemekte, durmakta olan gemi" demektir. "Yüzmeye hazır hale geldiğinde gemiye" [es-sefîneh] denmektedir. Akıp giden gemi için de [el-câriyeh] kelimesi kullanılmaktadır (Râzî, [Mefâtîhu'l-Ğayb], XXIX, 103).

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 32. ayet

  2. Şûrâ suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 33. ayet. إِن يَشَأْ يُسْكِنِ ٱلرِّيحَ فَيَظْلَلْنَ رَوَاكِدَ عَلَىٰ ظَهْرِهِۦٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ

    iy yeşe' yüskini-rrîḥa feyażlelne ravâkide `alâ żahrih. inne fî ẕâlike leâyâtil likülli ṣabbârin şekûr.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) dilerse rüzgârı durdurur da (gemiler denizin) üzerinde (öylece) kalakalırlar. Şüphesiz ki bunda, çok sabreden, çok şükreden herkes için dersler vardır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 33. ayet

  3. Şûrâ suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 34. ayet. أَوْ يُوبِقْهُنَّ بِمَا كَسَبُوا۟ وَيَعْفُ عَن كَثِيرٍ

    ev yûbiḳhünne bimâ kesebû veya`fü `an keŝîr.

    Mehmet Okuyan

    Veya (Allah)yaptıkları yüzünden onları helak eder; pek çoğunu da affeder. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu son ifade "Allah pek çok kez de insanların yapıp ettiklerinden vazgeçer, onları cezalandırmaz" demektir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 34. ayet

  4. Şûrâ suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 35. ayet. وَيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِنَا مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٍ

    veya`leme-lleẕîne yücâdilûne fî âyâtinâ. mâ lehüm mim meḥîṣ.

    Mehmet Okuyan

    Ayetlerimiz hakkında tartışanlar (var ya), onlar için kaçacak yer yoktur.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 35. ayet

  5. Şûrâ suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 36. ayet. فَمَآ أُوتِيتُم مِّن شَىْءٍ فَمَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

    femâ ûtîtüm min şey'in femetâ`u-lḥayâti-ddünyâ. vemâ `inde-llâhi ḫayruv veebḳâ lilleẕîne âmenû ve`alâ rabbihim yetevekkelûn.

    Mehmet Okuyan

    Size verilen şeyler, dünya hayatının geçimliğidir. Allah katında olanlar ise iman edip sadece Rablerine güvenenler için hayırlı ve kalıcı olandır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Kasas 28:60.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 36. ayet

  6. Şûrâ suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 37. ayet. وَٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ وَإِذَا مَا غَضِبُوا۟ هُمْ يَغْفِرُونَ

    velleẕîne yectenibûne kebâira-l'iŝmi velfevâḥişe veiẕâ mâ gaḍibû hüm yagfirûn.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 37. ayet

  7. Şûrâ suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 38. ayet. وَٱلَّذِينَ ٱسْتَجَابُوا۟ لِرَبِّهِمْ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَمْرُهُمْ شُورَىٰ بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ

    velleẕîne-stecâbû lirabbihim veeḳâmu-ṣṣalâh. veemruhüm şûrâ beynehüm. vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlar Rablerinin çağrısına cevap verir ve namazı kılarlar. Onların işleri, aralarında danışma iledir. dipnot 1 Kendilerine verdiğimiz rızıktan da infak ederler (verirler).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Al-i İmrân 3:159. ayetle birlikte okunmalıdır. Sureye adının verildiği [şûrâ] kelimesinin geçtiği bu ayette insanların kendi aralarındaki işlemlerde birbirlerine danışmaları gerektiği, istişareye dayalı bir hayat sürdürmelerinin çok önemli olduğu ifade edilmek istenmektedir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 38. ayet

  8. Şûrâ suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 39. ayet. وَٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَابَهُمُ ٱلْبَغْىُ هُمْ يَنتَصِرُونَ

    velleẕîne iẕâ eṣâbehümü-lbagyü hüm yenteṣirûn.

    Mehmet Okuyan

    Bir haksızlığa uğradıkları zaman yardımlaşırlar.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 39. ayet

  9. Şûrâ suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 40. ayet. وَجَزَٰٓؤُا۟ سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِّثْلُهَا فَمَنْ عَفَا وَأَصْلَحَ فَأَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ

    vecezâü seyyietin seyyietüm miŝlühâ. femen `afâ veaṣleḥa feecruhû `ale-llâh. innehû lâ yüḥibbu-żżâlimîn.

    Mehmet Okuyan

    Bir kötülüğün cezası, (en çok) ona denk bir kötülüktür. dipnot 1 Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun ödülü Allah'a aittir. Şüphesiz ki O, zalimleri sevmez.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet cezalandırmayla ilgili bütün mesajların merkezini oluşturmaktadır. Bu nedenle suça verilecek cezaların en çok suç kadar olabileceği, fazlasına izin verilmediği anlaşılmakta, böylece hukuka çok önemli bir ilke kazandırılmış olmaktadır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 40. ayet

  10. Şûrâ suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 41. ayet. وَلَمَنِ ٱنتَصَرَ بَعْدَ ظُلْمِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَا عَلَيْهِم مِّن سَبِيلٍ

    velemeni-nteṣara ba`de żulmihî feülâike mâ `aleyhim min sebîl.

    Mehmet Okuyan

    Kim haksızlığa uğradıktan sonra hakkını alırsa, onlara herhangi bir yol (ceza) yoktur.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 41. ayet

  11. Şûrâ suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 42. ayet. إِنَّمَا ٱلسَّبِيلُ عَلَى ٱلَّذِينَ يَظْلِمُونَ ٱلنَّاسَ وَيَبْغُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    inneme-ssebîlü `ale-lleẕîne yażlimûne-nnâse veyebgûne fi-l'arḍi bigayri-lḥaḳḳ. ülâike lehüm `aẕâbün elîm.

    Mehmet Okuyan

    Ancak insanlara haksızlık edenlere ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere yol (ceza) vardır. İşte onlar için elem verici bir azap vardır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 42. ayet

  12. Şûrâ suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 43. ayet. وَلَمَن صَبَرَ وَغَفَرَ إِنَّ ذَٰلِكَ لَمِنْ عَزْمِ ٱلْأُمُورِ

    velemen ṣabera vegafera inne ẕâlike lemin `azmi-l'ümûr.

    Mehmet Okuyan

    Kim sabreder ve bağışlarsa şüphesiz ki bu (davranışı) yapılmaya değer işlerdendir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 43. ayet

Saptırılanlar ve geri çevrilmeyen gün 44–50

  1. Şûrâ suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 44. ayet. وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن وَلِىٍّ مِّنۢ بَعْدِهِۦ وَتَرَى ٱلظَّٰلِمِينَ لَمَّا رَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ يَقُولُونَ هَلْ إِلَىٰ مَرَدٍّ مِّن سَبِيلٍ

    vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû miv veliyyim mim ba`dih. vetera-żżâlimîne lemmâ raevu-l`aẕâbe yeḳûlûne hel ilâ meraddim min sebîl.

    Mehmet Okuyan

    Allah kimi saptırırsa (sapkınlığını onaylarsa), bundan sonra artık onun hiçbir dostu yoktur. dipnot 1 Azabı gördüklerinde zalimlerin "Dönecek bir yol var mı?" dediklerini görürsün.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın saptırdığını, yani sapma kararı verenin bu kararını onayladığı hiç kimsenin artık doğru yola ulaşamayacağıyla ilgili benzer mesajlar: A‘râf 7:186; Ra‘d 13:33; Rûm 30:29; Zümer 39:36; Mü'min 40:33; Şûrâ 42:46; Câsiye 45:23.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 44. ayet

  2. Şûrâ suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 45. ayet. وَتَرَىٰهُمْ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا خَٰشِعِينَ مِنَ ٱلذُّلِّ يَنظُرُونَ مِن طَرْفٍ خَفِىٍّ وَقَالَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ ٱلْخَٰسِرِينَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَأَهْلِيهِمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ أَلَآ إِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ فِى عَذَابٍ مُّقِيمٍ

    veterâhüm yü`raḍûne `aleyhâ ḫâşi`îne mine-ẕẕülli yenżurûne min ṭarfin ḫafiyy. veḳâle-lleẕîne âmenû inne-lḫâsirîne-lleẕîne ḫasirû enfüsehüm veehlîhim yevme-lḳiyâmeh. elâ inne-żżâlimîne fî `aẕâbim müḳîm.

    Mehmet Okuyan

    Ateşe sunulurlarken onların, alçaklıktan (başlarını öne) eğerek göz ucuyla gizli gizli baktıklarını göreceksin. İnananlar da "Şüphesiz ki kaybedenler, kıyamet günü kendilerine ve ailelerine (destekçilerine) yazık edenlerdir." diyeceklerdir. dipnot 1 Dikkat edin! Zalimler, ebedî bir azap içindedir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Zümer 39:16.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 45. ayet

  3. Şûrâ suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 46. ayet. وَمَا كَانَ لَهُم مِّنْ أَوْلِيَآءَ يَنصُرُونَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن سَبِيلٍ

    vemâ kâne lehüm min evliyâe yenṣurûnehüm min dûni-llâh. vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû min sebîl.

    Mehmet Okuyan

    Onların, Allah'ın peşi sıra kendilerine yardım edecek hiçbir dostları yoktur. Allah kimi saptırırsa (sapkınlığını onaylarsa) artık onun için herhangi bir yol yoktur. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın saptırdığını, yani sapma kararı verenin bu kararını onayladığı hiç kimsenin artık doğru yola ulaşamayacağıyla ilgili benzer mesajlar: A‘râf 7:186; Ra‘d 13:33; Rûm 30:29; Zümer 39:36; Mü'min 40:33; Şûrâ 42:44; Câsiye 45:23.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 46. ayet

  4. Şûrâ suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 47. ayet. ٱسْتَجِيبُوا۟ لِرَبِّكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا مَرَدَّ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَكُم مِّن مَّلْجَإٍ يَوْمَئِذٍ وَمَا لَكُم مِّن نَّكِيرٍ

    istecîbû lirabbiküm min ḳabli ey ye'tiye yevmül lâ meradde lehû mine-llâh. mâ leküm mim melceiy yevmeiẕiv vemâ leküm min nekîr.

    Mehmet Okuyan

    Allah'tan geri döndürülmesi imkânsız olan bir gün gelmeden önce Rabbiniz(in çağrısına) uyun! O gün, sizin için sığınak yoktur; hiçbir şeyi inkâr da edemezsiniz.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 47. ayet

  5. Şûrâ suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 48. ayet. فَإِنْ أَعْرَضُوا۟ فَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا إِنْ عَلَيْكَ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ وَإِنَّآ إِذَآ أَذَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَا وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ فَإِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ كَفُورٌ

    fein a`raḍû femâ erselnâke `aleyhim ḥafîżâ. in `aleyke ille-lbelâg. veinnâ iẕâ eẕaḳne-l'insâne minnâ raḥmeten feriḥa bihâ. vein tüṣibhüm seyyietüm bimâ ḳaddemet eydîhim feinne-l'insâne kefûr.

    Mehmet Okuyan

    Yüz çevirirlerse, biz seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. dipnot 1 Sana düşen (görev), sadece tebliğdir. dipnot 2 Biz insana katımızdan bir rahmet (bolluk) tattırdığımız zaman ona sevinir. Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, dipnot 3 şüphesiz ki insan çok nankördür! dipnot 4

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Kâf 50:45; Ğâşiye 88:22.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tebliğle ilgili olarak bkz. Mâide 5:67, 99; Ra‘d 13:40; Nahl 16:35, 82; Nûr 24:54; ‘Ankebût 29:18; Yâsîn 36:17; Teğâbun 64:12; Ğâşiye 88:21.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet Bakara 2:155, Nisâ 4:62, 79, Kasas 28:47, Rûm 30:41 ve Şûrâ 42:30. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:12; Nahl 16:54; İsrâ 17:67; ‘Ankebût 29:65; Rûm 30:33; Lokmân 31:32; Zümer 39:8, 49.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 48. ayet

  6. Şûrâ suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 49. ayet. لِّلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ يَهَبُ لِمَن يَشَآءُ إِنَٰثًا وَيَهَبُ لِمَن يَشَآءُ ٱلذُّكُورَ

    lillâhi mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. yaḫlüḳu mâ yeşâ'. yehebü limey yeşâü inâŝev veyehebü limey yeşâü-ẕẕükûra.

    Mehmet Okuyan

    Göklerin ve yerin otoritesi, yalnızca Allah'a aittir. Dilediğini yaratır; dilediğine kız çocukları verir; dilediğine de erkek çocukları verir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetlerde insanların cinsiyetlerini belirleyenin Yüce Allah olduğu ifade edilmektedir. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:6; Mü'min 40:64; Teğâbun 64:3; İnfitâr 82:7-8.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 49. ayet

  7. Şûrâ suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 50. ayet. أَوْ يُزَوِّجُهُمْ ذُكْرَانًا وَإِنَٰثًا وَيَجْعَلُ مَن يَشَآءُ عَقِيمًا إِنَّهُۥ عَلِيمٌ قَدِيرٌ

    ev yüzevvicühüm ẕükrânev veinâŝâ. veyec`alü mey yeşâü `aḳîmâ. innehû `alîmün ḳadîr.

    Mehmet Okuyan

    Veya onları hem erkek hem de kız çocukları olmak üzere çift (ikiz) verir. Dilediğini de kısır yapar. Şüphesiz ki O bilendir, gücü yetendir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 50. ayet

Vahyin üç yolu ve dosdoğru yol 51–53

  1. Şûrâ suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 51. ayet. وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ ٱللَّهُ إِلَّا وَحْيًا أَوْ مِن وَرَآئِ حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولًا فَيُوحِىَ بِإِذْنِهِۦ مَا يَشَآءُ إِنَّهُۥ عَلِىٌّ حَكِيمٌ

    vemâ kâne libeşerin ey yükellimehü-llâhü illâ vaḥyen ev miv verâi ḥicâbin ev yürsile rasûlen feyûḥiye biiẕnihî mâ yeşâ'. innehû `aliyyün ḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Allah bir insana ancak vahiy yoluyla yani (manevi bir) perde arkasından konuşur yani bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. dipnot 1 Şüphesiz ki O çok yücedir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Genel kabüle göre ayet şöyle tercüme edilmektedir: "Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. Ya da bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder." Ayette [mâ] ve [illâ] edatları kullanıldığından burada "vurgulu" bir anlam kastedilmiştir. Vurgulu bir ifade varsa metinde seçenekler değil, özel bir hakikatin gerçekleşme şekli üzerinde duruluyor demektir. Ayette yer alan [fe yûhıye] ifadesi daha önce geçen [vahyen] kelimesini açıklar durum arz etmektedir. Yani ayetteki mesaj şu şekilde anlaşılabilir: İlâhi kudret vahyederken bu olay manevi bir perde arkasından gerçekleşerek vahiy elçi meleğe ulaştırılmakta, o da ilahi bildirimleri muhataplarına iletmiş olmaktadır. Bağlaçlara "yani" yerine "veya" anlamı verilen geleneksel kabule göre farklılık arz eden yaklaşımımızın gözardı edilmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Yüce Allah her konuda olduğu gibi bu konuda da gerçeği bilmektedir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 51. ayet

  2. Şûrâ suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 52. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ رُوحًا مِّنْ أَمْرِنَا مَا كُنتَ تَدْرِى مَا ٱلْكِتَٰبُ وَلَا ٱلْإِيمَٰنُ وَلَٰكِن جَعَلْنَٰهُ نُورًا نَّهْدِى بِهِۦ مَن نَّشَآءُ مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِىٓ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    vekeẕâlike evḥaynâ ileyke rûḥam min emrinâ. mâ künte tedrî me-lkitâbü vele-l'îmânü velâkin ce`alnâhü nûran nehdî bihî men neşâü min `ibâdinâ. veinneke letehdî ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Mehmet Okuyan

    İşte böylece sana da emrimizden bir rûh (Kur'an'ı) dipnot 1 vahyettik. Sen o Kitabı ve (esasları belirlenmiş) o imanı bilmezdin. dipnot 2 Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi (layık olanı) kendisiyle doğru yola ulaştırdığımız bir nûr dipnot 3 (ışık) kıldık. Şüphesiz ki sen doğru yolu göstermektesin:

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nahl 16:2; Mü'min 40:15; Mücâdele 58:22; Kadir 97:4.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada Hz. Muhammed'in peygamberlik öncesi dönemde ilahî vahiy anlamında "[el-Kitab]" ve kurumsal bir sistem olarak da dört başı mamur bir "iman" bilgisine sahip olmadığı ortaya konulmaktadır. Bu arada Hz. Muhammed'in, Hz. İbrahim'den kalma sözlü kültür anlamında bir [muvahhid] yani Yüce Allah'ı tek ilah bilen bir anlayışın sahibi olduğu, hiçbir zaman putlara tapmadığı da bilinmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kur'an'ın bir isminin [nûr] oluşuyla ilgili mesajlar: Nisâ 4:174; A‘râf 7:157; Tevbe 9:32; Hacc 22:8; Nûr 24:35; Lokmân 31:20; Şûrâ 42:52; Saff 61:8; Teğâbun 64:8.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 52. ayet

  3. Şûrâ suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 53. ayet. صِرَٰطِ ٱللَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ أَلَآ إِلَى ٱللَّهِ تَصِيرُ ٱلْأُمُورُ

    ṣirâṭi-llâhi-lleẕî lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. elâ ile-llâhi teṣîru-l'ümûr.

    Mehmet Okuyan

    Yani göklerdekiler ve yerdekiler kendisine ait olan Allah'ın yolunu. Dikkat edin! Bütün işler yalnızca Allah'a döner.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 53. ayet