Diyanet İşleri
"(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?"
Sâd suresi
Sâd suresi, 63. ayet. أَتَّخَذْنَٰهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ ٱلْأَبْصَٰرُ
etteḫaẕnâhüm siḫriyyen em zâgat `anhümü-l'ebṣâr.
"(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi Sâd 50–64 3
O grup da, "Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!" der.
Şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse, cehennemde onun azabını bir kat daha artır."
Yine şöyle derler: "Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?"
"(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?"
Şüphesiz bu, cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir.
(Ey Muhammed!) De ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."
"O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
63. “Alaya aldığımız o kimseler (burada yok mu); yoksa (buradalar da) onları gözden mi kaçırdık?” Onları burada görmeyişimizin iki sebebi olabilir: Ya bizler, onları kötülerden saymakla hata ettik. Aksine onlar iyi ve hayırlı kimselerdir. Bizim onlara söylediğimiz sözler ise sadece onlarla alay etmek kabilinden idi.
Nitekim işin aslı da budur. Zira Yüce Allah cehennemliklere şöyle buyuracaktır: “Gerçek şu ki kullarımdan: Rabbimiz iman ettik, bize mağfiret ve rahmet buyur. Sen rahmet edenlerin hayırlısısın, diyen bir topluluk vardı. Siz ise onları alaya aldınız. Öyle ki onlar(la alayınız) size Beni anmayı unutturdu. Siz onlara gülüp geçiyordunuz.” (el-Müminûn, 109/110)
Onları göremeyişimizin ikinci sebebi ise şu olabilir: Belki de onlar bizimle birlikte azaptadırlar, fakat gözümüzden kaçmış bulunuyorlar. Aslında onlar da bizimle birlikte azap görmektedirler, ama biz onları göremiyoruz.
Bu düşüncenin, dünya hayatında iken kalplerinde besledikleri bir inanç olması ihtimali vardır. Böylece onların dünyada besledikleri bu inanç ve iman ehli kimselerin ateşte azap göreceklerine çokça hüküm vermeleri kalplerinde iyice yer etmiştir, öyle ki onların ayrılmaz bir sıfatı haline gelmiştir. O bakımdan onlar cehennem ateşine de bu halleri ile girecekler ve bu sözleri söyleyeceklerdir.
Yine bu sözleri, dünyada hakikatleri tersyüz ettikleri gibi cehennem ateşinde de aynı şekilde hakikatleri sulandırmak maksadı ile söyleyecekleri bir söz de olabilir. Ondan dolayı A’raftakiler cehennemdekilere şöyle diyeceklerdir: “Kendilerini Allah’ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin ettiğimiz kimseler bunlar mı idi? İşte onlara: Girin cennete, size hiçbir korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz (denilmiştir).” (el-Araf, 7/49)
Yüce Allah, söz söyleyenlerin en doğrusu olduğu halde verdiği bu haberi tekid etmek üzere şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bizler onlarla alay etmemiz ve onları küçümsememiz konusunda hata mı ettik? Onları cehennemin azabını hak edenler olarak burada göremedik? Yahut onlar hakkında yapmış olduğumuz alayımız ve küçümsememiz yerinde ve doğru idi. Onlar cehenneme girdiler ama gözlerimiz onlardan kaydığı için onları göremedik.
Aynı kök: زيغ (9 geçiş)
O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik…
Aynı kök: زيغ (9 geçiş)
(Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok…
Aynı kök: زيغ (9 geçiş)
Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın…
Aynı kök: سخر (42 geçiş)
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden…
Aynı kök: سخر (42 geçiş)
İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların…
Aynı kök: سخر (42 geçiş)
(Ey Muhammed!) Andolsun, senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendileriyle de alay ediyorduk değil mi? Yoksa gözler onlardan kaydı mı?" dipnot 1
Bir de onları alaya almıştık, değil mi? Yoksa (buradalar da), gözden kaybolup saklandılar mı?"
(ve) kendileriyle alay ettiklerimizin? Yoksa (onlar burada da) biz mi göremiyoruz?
"Biz onları alaya alırdık. . . Yoksa gözlerimiz onları göremiyor mu ortalarda?"
Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?"
Alaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa (buradalar da) onları gözden mi kaçırdık?
"Onlarla alay ederdik. Yoksa onları gözden mi kaçırdık?"
"Alaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa onları gözden mi kaçırdık?"
"Onları aşağılayıp durduk. Yoksa onları gözlerimizden mi kaçırdık?"
'Onlarla alay edip durduk. Yoksa onları gözlerimizden mi kaçırdık?'
Onları alaya aldıydık ya! Yoksa gözler kendilerinden kaydı mı?"
Onları eğlence yerine tuttuktu ha! yoksa onlardan kaydı mı bu gözler?
Hani kendilerini alaya almıştık! Yoksa buradalar da biz mi görmüyoruz?
Hani kendilerini alaya almıştık! Yoksa buradalar da biz mi görmüyoruz?
Hani kendilerini alaya almıştık! Yoksa buradalar da biz mi görmüyoruz?
Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?"
"Biz onları eğlence edinirdik. Yoksa gözler (imiz) onlardan uzaklaşıb kaydı mı"?
Onları alaya almıştık. Yoksa şimdi gözlere görünmez mi oldular?
(49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.
Biz onlarla alay ederdik. Yoksa gözler mi onlardan kaydı (da göremiyoruz)?”
"Hani onlarla alay ederdik. Yoksa gözler(imiz) mi onlardan kaydı, (onları gözden mi kaçırdık)?"
Onları alaya mı aldık, yoksa gözlerden mi kaçtılar?" diyecekler dipnot 1 .
Onları hep hafife alırdık; yoksa gözümüzden mi kaçırdık?"
Onlarla alay ederdik. Yoksa gözler mi onlardan kaydı (da göremiyoruz).
Onlarla alay ederdik. Yoksa şimdi gözler mi onları görmek istemiyor?
"Onları alaya alırdık; yoksa gözler onlardan kaydı mı?"
Did We esteem them men of evil wrongly, and unjustly we laughed them to scorn or have our eyes deviated into the wrong direction".
and took as a laughing-stock? Have our eyes missed them?’
"Did we treat them (as such) in ridicule, or have (our) eyes failed to perceive them?"
Is it that we mistakenly made fun of them; or have they disappeared from our sight?"
Did we turn them into figures of fun? Did our eyes disdain to look at them?’
Did we take them as an object of mockery, or have (our) eyes failed to perceive them?"
Did we ridicule them [unduly in the world], or do [our] eyes miss them [here]?’
`Is it because we (unjustly) held them in scorn or (is it) that (our) eyes have missed them?'
What, did we take them for a laughing-stock? Or have our eyes swerved away from them?'
"Is it possible that we were wrong at mocking at them or it is only due to our bad eye-sight that we do not see them?"
whom we used to take for mockery? have our eyes escaped them?'
"Did we mock them erroneously, or have our eyes failed to find them?"
and whom we received with scorn? Or do our eyes miss them?
"Was it that we took them wrongly in scorn, or have our eyes missed them?
Did we take them to ourselves as a (target of) scoffing? Or have our be holdings swerved away from them?"
Did we take them (wrongly) for a laughing-stock, or have our eyes missed them?
Did we laugh at them (for nothing), or our eyes fail to pick them out?"
[and] whom we made the target of our derision? Or is it that [they are here, and] our eyes have missed them?"
Were we wrong in mocking them ˹in the world˺?[1] Or do our eyes ˹just˺ fail to see them ˹in the Fire˺?"
"Did we mock them erroneously, or have our eyes failed to find them"
"We used to ridicule them; we used to turn our eyes away from them."
Is it [because] we took them in ridicule, or has [our] vision turned away from them?"
“Whom we took in derision — or does our sight miss them?”
Whom we used to ridicule. (Are they not here) or is it that our eyes are missing them?"
"Did we treat them with mockery, or have (our) eyes failed to see them?"
Had we taken them as a laughing-stock (unjustly), or have our eyes missed them?"
"Did we mock them erroneously, or have our eyes failed to find them?"