Tevbe suresi

Tevbe suresi, 117. ayet

Tevbe suresi, 117. ayet. لَّقَد تَّابَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلنَّبِىِّ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ وَٱلْأَنصَارِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ فِى سَاعَةِ ٱلْعُسْرَةِ مِنۢ بَعْدِ مَا كَادَ يَزِيغُ قُلُوبُ فَرِيقٍ مِّنْهُمْ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ إِنَّهُۥ بِهِمْ رَءُوفٌ رَّحِيمٌ

leḳat tâbe-llâhü `ale-nnebiyyi velmühâcirîne vel'enṣâri-lleẕîne-ttebe`ûhü fî sâ`ati-l`usrati mim ba`di mâ kâde yezîgu ḳulûbü ferîḳim minhüm ŝümme tâbe `aleyhim. innehû bihim raûfür raḥîm.

Diyanet İşleri

Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tevbe 114–120 · surenin 117. ayeti / 129

Konu Allah'ın mü'minlerden satın alması; tövbesi kabul edilen üç kişi Tevbe 111–118 3

  1. Tevbe 114

    İbrahim'in, babası için af dilemesi, sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz İbrahim, çok içli, yumuşak huylu bir kişiydi.

  2. Tevbe 115

    Doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe, Allah bir toplumu saptıracak değildir. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

  3. Tevbe 116

    Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah'ındır. O, diriltir ve öldürür. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.

  4. 117

    Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.

  5. Tevbe 118

    Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah'(ın azabın)dan yine O'na sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hallerine) dönsünler diye, onların tövbelerini de kabul etti. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir.

  6. Tevbe 119

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.

  7. Tevbe 120

    Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevilere, Allah'ın Resulünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kafirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükafatını elbette zayi etmez.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

117. Yüce Allah, lütuf ve ihsanının bir tecellisi olarak Peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in de Muhacir ve Ensarın da tevbelerini kabul ettiğini, onların hatalarını bağışlayarak onların iyiliklerini artırdığını ve onları en yüksek derecelere yükselttiğini haber vermektedir. Bunun sebebi ise oldukça zor ve ağır birtakım amelleri yerine getirmeleridir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “o zor zamanda… Peygambere tâbi olmuşlardır.” Yani Tebûk gazvesinde düşmanlarla savaşmak üzere onunla birlikte sefere çıkmışlardır. Zira Tebûk gazvesi, oldukça sıcak bir dönemde gerçekleşmişti. Azıkların ve bineklerin az, buna karşılık düşmanın çok olması gibi savaştan geri kalmaya iten pek çok sebep vardı. İşte onlar, Yüce Allah’ın yardımını isteyerek bu işi yerine getirmeye koyuldular. Ancak bu, “içlerinden bir grubun gönüllerinin neredeyse kayacak duruma gelmesinin ardından” olmuştu. Yani kalpleri tersyüz olup savaşa çıkmayarak oturmaya ve rahata meyletmek üzere idi. Ancak Allah onlara da sebat verdi, onları destekledi ve güçlerini pekiştirdi.

Kalbin kayması, Sırat-ı Müstakimden sapması demektir. Eğer bu sapma, dinin aslında olursa küfürdür. Şayet şer’i hükümlerde olursa hükmü de söz konusu şer’i hükme göre olur. Bu tür bir sapma da ya o şer’î hükmü işlemekteki bir kusur şeklinde yahut da onu şer’i şekle uygun olmayan bir biçimde yapmak şeklinde tezahür eder.

“Sonra da Allah onların tevbelerini kabul buyurmuştur. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli ve pek merhametlidir.” Bundan dolayı onlara tevbeyi lütfetmiş, onlardan bu tevbeyi kabul etmiş ve yaptıkları tevbe üzerinde kendilerine sebat vermiştir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Tebuk gazvesinden geri kalmak için münafıklara izin verdiği zaman Allah Teâlâ onu affetti. Sıcağın şiddetine, ellerindekilerin az olması ve düşmanın güçlü olmasına karşın savaştan geri kalmayıp aksine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e tabi olan muhaciri ve ensarı bağışlamıştı. Büyük bir zorluk ile karşı karşıya olmaları sebebi ile (Tebuk savaşında) bir kısmının kalpleri savaşı terk etmeye meyledecek iken Allah, onları sebat etmeleri ve düşmana karşı savaşa çıkmaları hususunda muvaffak kılmış ve onların tövbelerini kabul buyurmuştur. Şüphesiz O, çok şefkatlidir, çok merhametlidir. Mümin kullarını tövbe etmeleri hususunda muvaffak kılması ve onların tövbelerini kabul etmesi O’nun rahmetindendir.

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَّقَد lekad andolsun
  2. تَّابَ tabe affetti kök: توب
  3. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  4. عَلَى ala
  5. ٱلنَّبِىِّ n-nebiyyi nebiyi kök: نبا
  6. وَٱلْمُهَـٰجِرِينَ velmuhacirine ve Muhacirleri kök: هجر
  7. وَٱلْأَنصَارِ vel'ensari ve Ensarı kök: نصر
  8. ٱلَّذِينَ ellezine
  9. ٱتَّبَعُوهُ ttebeuhu ona uyan kök: تبع
  10. فِى fi
  11. سَاعَةِ saati sa'atinde kök: سوع
  12. ٱلْعُسْرَةِ l-usrati güçlük kök: عسر
  13. مِنۢ min
  14. بَعْدِ bea'di O zaman kök: بعد
  15. مَا ma iken
  16. كَادَ kade neredeyse kök: كود
  17. يَزِيغُ yezigu kaymağa yüz tutmuş kök: زيغ
  18. قُلُوبُ kulubu kalbleri kök: قلب
  19. فَرِيقٍۢ ferikin bir kısmının kök: فرق
  20. مِّنْهُمْ minhum içlerinden
  21. ثُمَّ summe yine de
  22. تَابَ tabe tevbesini kabul etti kök: توب
  23. عَلَيْهِمْ ۚ aleyhim onların
  24. إِنَّهُۥ innehu çünkü O
  25. بِهِمْ bihim onlara karşı
  26. رَءُوفٌۭ ra'ufun çok şefkatli kök: راف
  27. رَّحِيمٌۭ rahimun çok merhametlidir kök: رحم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça…

  • Aynı kök: زيغ (9 geçiş) · Ortak kavram: Kalp · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik…

  • Aynı kök: راف (13 geçiş) · Ortak kavram: Kalp · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne…

  • Aynı kök: راف (13 geçiş) · Ortak kavram: Kalp · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: فرق (72 geçiş)

    Kesinlikle sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Oysa onlar sizden değillerdir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur.

  • Aynı kök: عسر (12 geçiş) · Aynı kök: فرق (72 geçiş)

    (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın…

  • Aynı kök: زيغ (9 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    (Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok…

  • Aynı kök: زيغ (9 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah'a karşı çeşitli…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki Allah içlerinden bir grubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamber'in ve güçlük zamanında ona uyan muhacirlerin ve ensarın tevbesini kabul etmiştir. dipnot 1 Sonra da onların tevbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz ki O, onlara karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hz. Muhammed'in yaptığı "izin verme hatası"nın sonucunda, bazı müminlerin kalplerinde Tebük Gazvesi'ne karşı bir isteksizlik hissi gelmiş olabilirdi. Bundan dolayı, Yüce Allah hem Hz. Muhammed'in hem de o sahâbîlerin bu kusurunu affettiğini söylemiş olabilir. Ayrıca, insan, ömrü boyunca, ister küçük günahlar kabilinden olsun, ister daha öncelikli olanı terk etmek türünden olsun, birtakım hatalardan kurtulamaz. Bu nedenle, başta Hz. Muhammed olmak üzere, diğer müminler, güçlüklerine ve yorgunluklarına katlanıp, mevsim sıcaklığı ve meyve hasadı zamanı oluşu gibi çeşitli mazeretlere ve sıkıntılara karşı direnç göstererek bu Gazve'ye katılmakla Yüce Allah'ın lütfuna mazhar oldukları ve işledikleri hataların bağışlandığı, çünkü bu büyük fedakârlığın onların diğer hatalarının kefaretini oluşturduğu da düşünülmelidir.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu şu ki: Allah, Peygamber'e, (imkanların tükendiği yerden imkanların üretileceği yere göç eden) muhacirlere, (zorluk demlerinde kendi imkanlarını onlarla paylaşan) Ensar'a, üstelik içlerinden bir kısmının kalbinin kaymaya yüz tuttuğu bir durumun ardından, rahmet ve bağışıyla yöneldi. Evet, onların tevbelerini kabul etti; çünkü O'nun sınırsız şefkat ve merhameti, onları da kuşatır.

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, Allah acıması, esirgemesiyle Peygamber'e ve sıkıntılı bir zamanda -hem de içlerinden bir kısmının kalpleri neredeyse kaymak üzereyken- ona bağlı kalıp zulmün ve kötülüğün egemen olduğu diyardan göç edenlere ve Din'e sahip çıkıp ona kol kanat gerenlere teveccüh etti. Sonra, bir kere daha: acıması, esirgemesiyle (Allah) onlara teveccüh etti. Çünkü O, gerçekten onlara karşı çok merhametli ve çok şefkatlidir.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Allah, fazlını nasip etti. . . Hz. Rasullullah'a da, o güçlük saatinde O'na tabi olan muhacirler ile ensara da; içlerinden bir bölümünün kalpleri neredeyse kaymak üzere iken tövbeye (yanlışlarından dönmeye) muvaffak kıldı. Sonra onların tövbelerini kabul etti. . . O, onlarda Rauf'tur, Rahıym'dir.

Ali Bulaç

Andolsun Allah, Peygamberin, Muhacirlerin ve Ensarın üzerine tevbe ihsan etti. Ki onlar -içlerinde bir bölümünün kalbi nerdeyse kaymak üzereyken- ona güçlük saatinde tabi oldular. Sonra onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara (karşı) çok şefkatlidir, çok esirgeyicidir.

Ali Özek ve heyeti

Allah, Peygamberin ve içlerinden bir kısmının kalpleri neredeyse (haktan) kaymak üzereyken güçlük anında Peygambere tâbi olan Muhacirlerle Ensar'ın tevbelerini kabul etmiştir. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, pek merhametlidir.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, Allah, onların arasından bir kümenin yürekleri kaymak üzereyken, peygambere, göç edenlere ve zorluk zamanında Ona bağlı kalan yardımcılarına pişmanlık olanağı vermişti. Sonra, onların pişmanlıklarını kabul etti. Kuşkusuz, O, onlara karşı, Sevecendir; Merhametlidir.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki Allah, Peygambere, içlerinden bir grubun gönülleri az kalsın eğrilmek üzere iken dar zamanda ona tabi olan muhacirlere ve ensara yöneldi. Sonra onların tövbelerini kabul buyurdu. Çünkü O, onları affedendir; onlara merhamet edendir.

Edip Yüksel

ALLAH, peygamberin, göç edenlerin ve yardım edenlerin tövbesini kabul etmiştir. Onlar, içlerinden bir bölümünün neredeyse kalplerinin kaydığı güç anda onu izlemişlerdi. Sonra onların yönelişini (tövbesini) kabul etti. O, onlara karşı çok Şefkatlidir, Rahimdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH, peygamberin, göç edenlerin ve yardım edenlerin tevbesini kabul etmiştir. Onlar, içlerinden bir bölümünün neredeyse kalplerinin kaydığı güç anda onu izlemişlerdi. Sonra onların yönelişini (tevbesini) kabul etti. O, onlara karşı çok Şefkatlidir, Rahimdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Allah yine peygambere ve o güçlük anında ona uyan muhacirlerle Ensara; içlerinden bir kısmının kalpleri az kalsın eğilecek gibi olmuşken sonra kendilerine tevbelerinin kabulüyle iltifat buyurdu. Gerçekten O, onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanına kasem olsun ki Allah yine lutfetti Peygambere ve o güçlük saatinde ona ittiba' eyleyen Muhacirin ve Ensara ki içlerinden bir kısmının kalbleri az daha eğilecek gibi olmuş iken sonra kendilerine tevbelerinin kabulile iltifat buyurdu, hakıkat o, onlara rauftur, rahimdir

Erhan Aktaş

Ant olsun ki, Allah, Nebi'nin ve zor şartlarda ona destek olan Muhacir ve Ensar'ın tevbelerini dipnot 1 kabul etti. İçlerinden bir kısmının kalpleri kaymak üzereyken yine de onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yaptıkları yanlıştan vazgeçmelerini kabul ederek, hak ettikleri ödülü verdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki, Allah, Nebi'nin ve zor şartlarda ona destek olan muhacir ve ensarın tevbelerini dipnot 1 kabul etti. İçlerinden bir kısmının kalpleri kaymak üzereyken yine de onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yaptıkları yanlıştan vazgeçmelerini kabul ederek, hak ettikleri ödülü verdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki, Allah, Nebi'nin ve zor şartlarda ona destek olan muhacir ve ensarın tövbelerini dipnot 1 kabul etti. İçlerinden bir kısmının kalpleri kaymak üzereyken yine de onların tövbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yaptıkları yanlıştan vazgeçmelerini kabul ederek, hak ettikleri ödülü verdi.

Gültekin Onan

Andolsun Tanrı, Peygamberin, muhacirlerin ve ensarın üzerine tevbe ihsan etti. Ki onlar -içlerinde bir bölümünün kalbi nerdeyse kaymak üzereyken- ona güçlük saatinde tabi oldular. Sonra onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara (karşı) çok şefkatlidir, çok esirgeyicidir.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki Allah, peygamberini (muhaarebeden geri kalanlara izin verildiğinden dolayı afvetdiği gibi) içlerinden bir takımının gönülleri hemen hemen eğrilmek üzere iken güdük zamanında ona (o peygambere) ta'bi' olan Muhacirlerle ensaarı da tevbeye muvaffak buyurdu ve sonra onların (bu) tevbelerini kabul eyledi. Çünkü O çok esirgeyici, çok bağışlayıcıdır.

İbni Kesir

Andolsun ki Allah, Peygamberin ve güçlük anında ona uyan muhacir ve ensarın tevbelerini kabul etti. İçlerinden bır kısmının kalbleri kaymak üzere iken yine de onların tevbesini kabul buyurdu. Çünkü O, kendilerine Rauf ve Rahim'dir.

Mehmet Alagaş

(111-117) Allah kesinlikle müminlerin kendilerini ve mallarını, cennetin onların olması karşılığında satın aldı, Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler, Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an da onlara verdiği gerçek bir sözüdür / vaadidir, sözünde Allah’tan başka vefalı kim olabilir ki? Yaptığınız bu ticari alışverişten dolayı sevinin, işte O, büyük bir başarıdır. Tövbe edenler, ibadet edenler, övgüde bulunanlar, gezip dolaşanlar, rükû edenler, secde edenler, tanınır / bilinir olanı / normal olanı emredenler, b elirsiz olandan / tanınır olmayandan / normal olmayandan men edenler ve Allah’ın hudutlarını koruyanlar ı ve müminleri müjdele. Nebi’nin ve iman edenlerin, durumları açıkça belli olduktan sonra müşrikler için bağışlanma talebinde bulunmaları, hatta akrabaları dahi olsa, olmaz / olamaz, muhakkak ki onlar cehennem halkıdırlar. İbrahim’in babası için yaptığı bağışlanma talebi ise bizim ona vaat ettiğimiz bir sözden kaynaklanıyordu, ama ona açıkça on un / babasının Allah’ın düşmanı olduğu belli olduktan sonra ondan ayrıştı / uzaklaştı, muhakkak ki İbrahim yalvaran / ah eden / iç çeken biri idi, uysal davranışlı idi. Allah, sakınacakları şeylerin kendilerine açıklanmasının ve yola girmelerinin / hidayet e ulaşmalarının ardından o kavmi saptıracak değildir, Allah her şeyi bilendir. Semalarda ve arzda ne varsa egemenliği / mülkiyeti (onlarla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) Allah’ındır, diriltir ve öldürür, Allah’ın dışında sizin için dost ve yardımcı yoktur . Allah kesinlikle Nebilerin, hicret edenlerin / yerinden edilenlerin ve zorlu saatlerde / zorluk zamanlarında Resule tabi olup ta yardım edenlerin / ensarın vazgeçmelerini / tövbelerini kabul etti, ki bunun ardından onlardan bir bölümün kalpleri kayacak gibi olduydu , Allah onların da tövbelerini kabul etti, muhakkak ki O, onlara şefkatlidir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah, peygamberin, Muhacirler'in, Ensar'ın ve sıkıntılı bir zamanda (Tebuk Savaşı'nda) bir kısmının kalpleri meyletmek üzere iken peygambere tabi olan kimselerin tevbelerini kabul etti. Sonra onların tevbelerini kabul buyurdu. Şüphesiz O çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

Süleyman Ateş

Andolsun Allah, Peygamberi ve o güçlük sa'atinde ona uyan Muhacirleri ve Ensarı affetti. O zaman içlerinden bir kısmının kalbleri kaymağa yüz tutmuş iken yine de onların tevbesini kabul buyurdu. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah, nebinin tevbesi ile zor zamanda ona uyan Muhacir ve Ensardan kalbi kaymak üzere olan bir bölüğün tevbesini kabul etti. Onların tevbesini kabul etti çünkü Allah, onlara karşı çok merhametlidir, ikramı da boldur.

Şaban Britch

Allah, Peygamberin, Muhacir'in, Ensar'ın ve sıkıntılı bir zamanda (Tebük Savaşı'nda) bir kısmının kalpleri meyletmek üzere iken Peygambere tabi olan kimselerin tevbelerini kabul edip, affetti. Sonra onların tevbelerini kabul buyurdu. Şüphesiz O çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

Şaban Piriş

Allah, Peygamberin, muhacirin, ensarın; sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalpleri kaymak üzere iken Peygambere uyan kimselerin tevbelerini kabul etti. Tevbelerini, onlara karşı şefkatli ve merhametli olduğu için kabul etmiştir.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki, Allah, içlerinden bir grubun kalpleri kaymaya yüz tuttuktan sonra, peygambere ve o güçlük saatinde ona uymuş olan Muhacirlerle Ensar'a tövbe nasip etmiş, sonra da onların tövbelerini kabul buyurmuştur. Çünkü onlara karşı Rauf ve Rahim'dir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah has accorded mercy to the Prophet and his troops who followed him and united in one body behind him at the hour of distress throughout the difficult days of the expedition* -scorching heat and inadequate supplies- when some of them lost heart through incipient weakness, and were about to lose field. Allah was merciful to them; He sustained them spiritually and upheld their pined bodies and minds after He has confirmed their true inclination and the truth of their firm disposition. He was gracious to them and indeed Rahimun. * Tabuk

Abdul Haleem

In His mercy God has turned to the Prophet, and the emigrants and helpers who followed him in the hour of adversity when some hearts almost wavered: He has turned to them; He is most kind and merciful to them.

Abdullah Yusuf Ali

Allah turned with favour to the Prophet, the Muhajirs, and the Ansar,- who followed him in a time of distress, after that the hearts of a part of them had nearly swerved (from duty); but He turned to them (also): for He is unto them Most Kind, Most Merciful.

Abul A'la Maududi

[9:117] Surely Allah has relented towards the Prophet, and towards the Muhajirun (Emigrants) and the Ansar (Helpers) who stood by him in the hour of hardship, although the hearts of a party of them had well-nigh swerved. (But when they gave up swerving from the Right Course and followed the Prophet), Allah relented towards them. Surely to them He is the Most Tender, the Most Merciful.

Aisha Bewley

Allah has turned towards the Prophet, and the Muhajirun and the Ansar, those who followed him at the ‘time of difficulty’, after the hearts of a group of them had almost deviated. Then He turned towards them – He is All-Gentle, Most Merciful to them –

Al-Hilali & Khan

Allâh has forgiven the Prophet (صلى الله عليه وسلم), the Muhâjirûn (Muslim emigrants who left their homes and came to Al-Madinah) and the Ansâr (Muslims of Al-Madinah) who followed him (Muhammad صلى الله عليه وسلم) in the time of distress (Tabûk expedition), after the hearts of a party of them had nearly deviated (from the Right Path), but He accepted their repentance. Certainly, He is unto them full of Kindness, Most Merciful.

Ali Quli Qarai

Certainly Allah turned clemently to the Prophet and the Emigrants and the Helpers, who followed him in the hour of difficulty, after the hearts of a part of them were about to swerve. Then He turned clemently to them —indeed He is most kind and merciful to them—

Amatul Rahman Omar

Certainly, Allâh has turned with mercy to the Prophet and to the Emigrants and the Helpers who stood by him in the hour of distress (- in the expedition to Tabûk) after the hearts of some of the people were about to swerve (from the duty). Again He turned to them with mercy. In fact, He is towards them Most-Loving, Ever Merciful.

Arthur John Arberry

God has turned towards the Prophet and the Emigrants and the Helpers who followed him in the hour of difficulty, after the hearts of a part of them well-nigh swerved aside; then He turned towards them; surely He is Gentle to them, and All-compassionate.

Bijan Moeinian

God has forgiven the Prophet (for permitting those who had the ability to go with him to the front to stay behind) and those local and immigrant believers who stood by him during the difficult time in spite of their initial hesitation. See how Kind and Merciful the Lord is.

E. Henry Palmer

God has now turned towards the prophet and those who fled with him, and towards the helpers who followed him in the hour of difficulty, after that the hearts of a part of them had well-nigh gone amiss. Then He turned unto them; verily to them He is kind and merciful:-

Edip-Layth

God has pardoned the prophet and the emigrants and the supporters that followed him in the darkest moment, even though the hearts of some of them nearly deviated, but then He pardoned them. He is towards them Kind, Compassionate.

George Sale

God is reconciled unto the prophet, and unto the Mohajerin, and the Ansars, who followed Him in the hour of distress, after that it had wanted little but that the hearts of a part of them had swerved from their duty: Afterwards was He turned unto them; for He was compassionate and merciful towards them.

Hamid S. Aziz

Allah has now turned in mercy towards the Prophet and to the Muhajirin (those who migrated with him into exile), and towards the Ansar (helpers) who followed him in the hour of difficulty. After the heart of a party of them had well-nigh swerved aside, then He turned unto them in mercy. Verily, to them He is full of compassion and mercy.

Mahmoud Ghali

Indeed Allah has already relented towards the Prophet and the Muhajirûn (The Supporters, i. e., the inhabitants) and the ÉAnsar (The Supporters, i.e., the inhabitants of Al-Madînah who sheltered and helped those who emigrated from Makkah) who closely followed him in the hour of difficulty, even after the hearts of a group of them had almost swerved aside; thereafter He relented towards them; surely He is Ever-Compassionate, Ever-Merciful to them.

Marmaduke Pickthall

Allah hath turned in mercy to the Prophet, and to the Muhajirin and the Ansar who followed him in the hour of hardship. After the hearts of a party of them had almost swerved aside, then turned He unto them in mercy. Lo! He is Full of Pity, Merciful for them.

Mohamed Ahmed - Samira

God was kind to the Prophet, the emigrants, and the helpers of the faithful who followed him in the hour of distress. When a section of them were about to lose courage He turned to them in His mercy, for He is compassionate and kind.

Muhammad Asad

INDEED, God has turned in His mercy unto the Prophet, as well as unto those who have forsaken the domain of evil and those who have sheltered and succoured the Faiths - [all] those who followed him in the hour of distress, when the hearts of some of the other believers had well-nigh swerved from faith. And once again: He has turned unto them in His mercy - for, behold, He is compassionate towards them, a dispenser of grace.

Mustafa Khattab

Allah has certainly turned in mercy to the Prophet[1] as well as the Emigrants and the Helpers who stood by him in the time of hardship, after the hearts of a group of them had almost faltered. He then accepted their repentance. Surely He is Ever Gracious and Most Merciful to them.

Progressive Muslims

God has pardoned the prophet and the emigrants and the supporters that followed him in the darkest hour, even though the hearts of some of them nearly deviated, but then He pardoned them. He is towards them Compassionate, Merciful.

Rashad Khalifa

GOD has redeemed the prophet, and the immigrants (Muhajireen) and the supporters who hosted them and gave them refuge (Ansar), who followed him during the difficult times. That is when the hearts of some of them almost wavered. But He has redeemed them, for He is Compassionate towards them, Most Merciful.

Sahih International

Allah has already forgiven the Prophet and the Muhajireen and the An§ar who followed him in the hour of difficulty after the hearts of a party of them had almost inclined [to doubt], and then He forgave them. Indeed, He was to them Kind and Merciful.

Sam Gerrans

God has turned towards the Prophet, and the émigrés, and the helpers who followed him in the hour of hardship, after the hearts of a faction among them had almost deviated; then turned He towards them — He is to them kind and merciful —

Shabbir Ahmed

Allah is Kind to the Prophet, the emigrants and those who hosted them. The support came in difficult times. That is when the hearts of some of them slightly wavered. Allah turned to them in Mercy. He is Compassionate and Kind to them.

Syed Vickar Ahamed

Allah turned with forgiveness to the Prophet, the Mahajirs (leaving Makkah with the Prophet), and the Ansar (hosting the Prophet in Medinah)— Who followed him in a time of difficulty (to Tabuk), afterwards the hearts of some of them nearly turned away (from duty); But He turned to them (also with forgiveness): Certainly, He is to them Most Kind (Ra'uf), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

Surely, Allah has relented towards the Prophet and the Emigrants (Muhajirīn) and the Supporters (the AnSār) who followed him in the hour of hardship after the hearts of a group of them were about to turn crooked, then He relented towards them. Surely, to them He is Very-Kind, Very-Merciful.

The Monotheist Group

God has pardoned the prophet and the emigrants and the supporters who had followed him in the darkest hour, even though the hearts of some of them nearly deviated, but then He pardoned them. He is towards them Compassionate, Merciful.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 117. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 117. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 117. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩