Diyanet İşleri
Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 121. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.
Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Nûh Şuarâ 105–122 3
"Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."
Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık.
Sonra da geride kalanları suda boğduk.
Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır.
Ad kavmi de peygamberleri yalanladı.
Hani kardeşleri Hud, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 119–122. ayetler için yazılmıştır.
119. Yani insanlarla ve hayvanlarla dolu olan “o gemi içerisinde kurtardık.”
120. “Sonra da onların” yani Nuh aleyhisselam ile onunla beraber bulunan mü’minlerin “ardından geri kalanları” yani kavminin geri kalan bütün fertlerini “suda boğduk.”
121. “Şüphesiz bunda” yani Nuh aleyhisselam ve ona uyanların kurtarılıp onu yalanlayanların da helâk edilmesinde gönderdiğimiz peygamberlerin doğruluğuna, getirdiklerinin sıhhatine, buna karşılık onları yalanlayan düşmanların izledikleri yolun da batıl olduğuna delil teşkil “eden bir ibret vardır.”
122. “Şüphe yok ki Rabbin” izzetiyle düşmanlarını kahredip tufan ile onları suda boğan “Azizdir,” Gerçek dostlarına karşı da “Rahimdir.” Çünkü O, Nuh’u ve onunla birlikte bulunan iman ehlini kurtarmıştır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz Nuh ve kavmi hakkında, Nuh'un ve onunla beraber olan Müminlerin kurtulması ve kavminden kâfir olanların helak olmasıyla ilgili kıssada, ibret alanlar için bir öğüt vardır. Ne var ki onların çoğu iman eden kimseler değillerdi.
Aynı kıssa: Hz. Nûh
Andolsun, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz…
Aynı kıssa: Hz. Nûh
Kavminin ileri gelenleri, "Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.
Aynı kıssa: Hz. Nûh
(Nuh onlara) şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.
Elbet bu (Nuh kıssası)nda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.
Şüphesiz bu (kıssada insanlar için) bir ders vardır, onların çoğu (buna) inanmasa da.
Muhakkak ki bu olayda bir mucize - ders vardır. . . Ne var ki onların ekseriyeti iman edenler değillerdir!
Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz.
- Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu, bunda ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin, şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.
Bunda bir ders var; ancak çoğunluk onaylamaz.
Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.
Şüphesiz bunda mutlak bir ibret vardır; öyle iken çoğu iman etmedi.
Şübhesiz bunda mutlak bir ayet var öyle iken ekserisi mü'min olmadı
Bunda kesinlikle bir ayet dipnot 1 vardır. Yine de onların çoğu inananlardan olmadı.
Bunda kesinlikle bir ayet dipnot 1 vardır. Yine de onların çoğu iman edenlerden olmadı.
Bunda kesinlikle bir ayet dipnot 1 vardır. Yine de onların çoğu iman edenlerden olmadı.
Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu inançlı olmamıştır.
Şübhe yok ki bunda mutlak bir ibret vardır. (Fakat) onların çoğu iman ediciler değildir.
Muhakkak ki bunda, bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
Muhakkak bunda bir ayet vardır. Onların çoğu iman etmediler.
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
İşte bu anlatılanlarda kesin bir ayet /bir ibret vardır. Onların çoğu inanıp güvenmiş değillerdi.
Bu olayda kesin bir ibret var ama bunların çoğu inanacak değillerdir.
İşte bunda da bir ayet/ibret vardır. Buna rağmen onların çoğu mümin değillerdir.
İşte bunda da bir ibret vardır. Fakat, onların çoğu yine de inanacak değillerdir.
Bunda elbette bir ibret var. Ama onların çoğu müminler değildi
This is indeed emblematic of Allah's Omnipotence and Authority, but most of them denied Allah Who brought them into existence.
There truly is a sign in this, though most of them do not believe:
Verily in this is a Sign: but most of them do not believe.
Surely there is a Sign in this, but most of them would not believe.
There is certainly a Sign in that, yet most of them are not muminun.
Verily, in this is indeed a sign, yet most of them are not believers.
There is indeed a sign in that; but most of them do not have faith.
Behold! there is a great sign in this (episode), yet most of them would not be believers.
Surely in that is a sign, yet most of them are not believers.
There is a lesson to be learned from this story; yet most people care less.
verily, in that is a sign, but most of them will never be believers;
In that is a sign, but most of them are not those who acknowledge.
Verily herein was a sign: But the greater part of them believed not.
Then We drowned the rest;
Surely in that is indeed a sign; and in no way were most of them believers.
Lo! herein is indeed a portent, yet most of them are not believers.
Verily there is a sign in this, yet many of them do not believe.
In this [story], behold, there is a message [unto men], even though most of them will not believe [in it].
Surely in this is a sign. Yet most of them would not believe.
In that is a sign, but most of them are not believers.
This should be a lesson, but most people are not believers.
Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers.
In that is a proof, but most of them are not believers.
In this, behold, there is a sign, even though most of them are not believers (in the Law of Requital).
Surely in this is a Sign but most of them do not believe.
Surely, in this there is a sign, but most of them are not believers
In that is a sign, but most of them are not believers.