Diyanet İşleri
"Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 118. ayet. فَٱفْتَحْ بَيْنِى وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنِى وَمَن مَّعِىَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
feftaḥ beynî vebeynehüm fetḥav veneccinî vemem me`iye mine-lmü'minîn.
"Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Nûh Şuarâ 105–122 3
"Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
Dediler ki: "Ey Nuh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!"
Nuh, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı."
"Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."
Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık.
Sonra da geride kalanları suda boğduk.
Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 117–118. ayetler için yazılmıştır.
117-118. Şüphesiz onların zulümleri, en ileri dereceye varıp küfürleri de alabildiğine katmerleşince peygamberleri onların hepsini kuşatacak bir bedduada bulundu: “Rabbim yeryüzünde kâfirlerden dönüp dolaşan bir kimse bırakma!” (Nuh, 71/26) Burada da şöyle dediğini görüyoruz: “…benimle onlar arasında ayırt edici hükmünü ver” Yani aramızdan haddi aşıp azgınlık edeni helâk et! Nuh asıl azgın ve zalimlerin onlar olduğunu bildiği için bu duayı yapmıştı. Bundan dolayı daha sonra: “Beni de beraberimdeki mü’minleri de kurtar” diye devam etti.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
"Batıl üzerine ısrar etmeleri sebebiyle benimle onların arasında sen hüküm ver. Kavmimden kâfir olanları helak ettiğin şeyden beni ve beraberimdeki Müminleri kurtar."
Aynı kök: فتح (38 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
"Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah'ın dilemesi olmadıkça,…
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar…
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Sen ve beraberindeki kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: "Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah'a hamd olsun" de.
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık.
Aynı kök: فتح (38 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh
Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.
Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Benimle onlar arasında hükmünü ver ve hem beni hem de benimle birlikte inananları kurtar!" demişti.
artık benimle onlar arasında kesin bir hüküm ver ve hem beni, hem de benimle birlikte olan mü'minleri kurtar!"
bunun için, benimle onlar arasındaki gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koy; beni ve benimle beraber olan müminleri kurtar!"
"Benimle onların arasını aç ki (layıklarını bulsunlar; Rasul aralarında yaşarken azap gelmez); beni ve iman edenlerden benimle beraber olanları kurtar. "
"Bundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."
Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.
"Artık, benimle onların arasını aç; beni ve benimle birlikte olan inananları kurtar!"
- Nuh, "Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı, benimle onların arasında sen hüküm ver! Beni ve beraberimdeki inananları kurtar!" dedi.
"Benimle onların arasını aç; beni ve beraberimdeki iman edenleri kurtar."
'Benimle onların arasını aç; beni ve beraberimdeki inananları kurtar.'
Artık benimle onların arasını nasıl ayırt edeceksen et de, beni ve beraberimdeki müminleri kurtar!" dedi.
Artık benimle onların arasını nasıl ayırd edeceksen et de bana ve beraberimdeki mü'minlere necat ver
"Artık benim onlarla işimi tamamen bitir. Beni ve benimle beraber iman edenleri kurtar." dedi.
"Artık benim onlarla işimi tamamen bitir. Beni ve benimle beraber iman edenleri kurtar." dedi.
"Artık benim onlarla işimi tamamen bitir. Beni ve benimle beraber iman edenleri kurtar." dedi.
"Bundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan inançlıları kurtar."
"Binaen'aleyh benimle onların arasındaki hükmü Sen ver de beni ve beraberimdeki mü'minleri kurtar".
Artık benimle onların arasında Sen, bir hüküm ver. Beni ve beraberimdeki mü'minleri kurtar.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
Artık benimle onların aralarında hüküm ver ve beni ve benimle beraber olan Müminleri kurtar."
"Benimle onların arasını aç (aramızda hükmet), beni ve benimle beraber bulunan mü'minleri kurtar!"
Benimle onların arasını iyice aç! Beni ve beraberimdeki müminleri, bunların verdiği sıkıntıdan kurtar." dedi.
Artık benimle onların arasını iyice aç; beni ve beraberimdeki müminleri bunlardan kurtar" dedi.
Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.
Artık sen benimle onların arasında nasıl ayıracaksan ayır, beni ve yanımdaki müminleri kurtar.
"Artık benimle onlar arasını iyice aç; beni ve beraberimdeki müminleri kurtar."
"Judge O Allah", he prayed, "and defend my cause which is the heart of your purpose and decide between me and them in Your way, (for You take the matters of fact as they come and circumstance them after Your own manner) and save me and those with me who conformed to Islam".
so make a firm judgement between me and them, and save me and my believing followers.’
"Judge Thou, then, between me and them openly, and deliver me and those of the Believers who are with me."
So pass a clear judgement between me and them and rescue me and the believers with me." dipnot 1
so make a clear judgement between me and them and rescue me and the muminun who are with me. ’
Therefore judge You between me and them, and save me and those of the believers who are with me."
So judge conclusively between me and them, and deliver me and the faithful who are with me. ’
`So judge between me and them, a decisive judgment, and deliver me and the believers who are with me. '
so give true deliverance between me and them, and deliver me and the believers that are with me.
"Please settle the account between us, and save me and the believers from their wicked intentions. "
open between me and between them an opening, and save me and those of the believers who are with me!'
"So open between me and them a rift, and save me and those who are with me of those who acknowledge."
Wherefore judge publicly between me and them; and deliver me and the true believers who are with me.
Said he, "My Lord! Verily, my own people reject me.
So arbitrate between me and them a (conclusive) arbitration, and deliver me safely and the ones who are with me of the believers. "
Therefor judge Thou between us, a (conclusive) judgment, and save me and those believers who are with me.
So adjudge between me and them conclusively, and save me and the believers who are with me. "
hence, lay Thou wide open the truth between me and them, and save me and those of the believers who are with me!"
So judge between me and them decisively, and save me and the believers with me."
"So open between me and them a rift, and save me and those who are with me of the believers. "
"Grant me victory against them, and deliver me and my company of believers."
Then judge between me and them with decisive judgement and save me and those with me of the believers. "
“So decide Thou between me and them, and deliver Thou me and those with me among the believers.”
Hence, judge between me and them openly, and save me and my company of believers. "
Then, You judge between me and them openly, and save me and those of the believers who are with me. "
So judge between me and them with an open verdict, and save me and all the believers who are with me."
"So open between me and them a rift, and save me and those who are with me of the believers."