Diyanet İşleri
"Çünkü ben, sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum."
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 135. ayet. إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
innî eḫâfü `aleyküm `aẕâbe yevmin `ażîm.
"Çünkü ben, sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hûd ve Âd kavmi Şuarâ 123–140 3
(132-134) "Bildiğiniz her şeyi size veren, size hayvanlar, oğullar, bahçeler ve pınarlar veren Allah'a karşı gelmekten sakının."
"Çünkü ben, sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum."
Dediler ki: "Sen ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bize göre birdir."
"Bu, öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir."
"Biz azaba uğratılacak da değiliz."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 128–135. ayetler için yazılmıştır.
128. “Siz her yüksek yere/yol başına” dağların arasındaki geçiş noktalarında “yüksek birer bina inşa edip boş işlerle mi uğraşıyorsunuz?” Siz, bu işi dininiz ve dünyanız açısından size birtakım faydalar sağlayacak herhangi bir maslahat olmaksızın, boşuna mı yapıyorsunuz?
129. “Ebedi kalacakmışsınız gibi sağlam kaleler/saraylar mi yapıyorsunuz?” Ebedi kalmak maksadıyla mı bu yapıları ediniyorsunuz? Oysa herhangi bir yaralmış için ebedi kalmanın yolu yoktur.
130. “Yakaladığınız zaman” insanları ele geçirdiğiniz vakit “zorbaca mı davranırsınız?” Öldürerek, vurup döverek ve mallarını alarak zorbalık mı edersiniz? Yüce Allah, onlara büyük bir güç vermişti. Bu büyük güçlerini Yüce Allah uğrunda kullanmaları gerekirdi. Fakat onlar şımardılar, büyüklük tasladılar ve: “Bizden daha güçlü kim vardır?” diyerek bu gücü Allah’a isyanı gerektiren hususlarda, boş şeylerde ve akılsızca tasarruflarda kullandılar. Bundan dolayı peygamberleri onlara bütün bunları yasaklayarak şöyle dedi:
131. “Artık Allah’tan korkun.” Şirk koşmayı ve azgınlık etmeyi terk edin. “Ve bana itaat edin.” Çünkü sizler benim, Allah’ın size gönderilmiş peygamberi olduğumu ve güvenilir bir nasihatçı olduğumu biliyorsunuz.
132. “Size bildiğiniz (türlü) nimetleri verenden korkup sakının.” O, sizlere kimsenin bilmezlikten gelemeyeceği ve inkâr da edemeyeceği pek büyük nimetler vermiştir.
133-134. “O, size” hem deve, inek ve koyun türünden “hem davarlar hem de” neslinizi çoğaltmak sûretiyle “çocuklar verdi.” Hem mallarınızı çoğalttı, hem çocuklarınızı, özellikle de daha güçlü olan erkek çocuklarınızı çoğaltmıştır.
135. Böylelikle peygamberleri onlara mazhar oldukları nimetleri hatırlattı. Daha sonra da Yüce Allah’ın azabının gelip çatacağını onlara hatırlatarak şunları söyledi: “Gerçekten ben, sizin için büyük bir günün azabından korkarım.” Eğer sizler bu küfür ve azgınlığınızı sürdürecek olursanız, gerçekten ben size olan şefkatimden ve sizin iyiliğinizi istediğimden ötürü üzerinize pek büyük bir azabın ineceğinden korkarım. Zira bu azap indiği takdirde geri çevrilemez.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Kavmim!- "Şüphesiz ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum. Bu gün kıyamet günüdür."
Aynı kıssa: Hz. Hûd · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Ad kavminin kardeşini (Hud'u) hatırla. Hani Ahkaf'taki kavmini, "Ancak Allah'a ibadet edin,…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Aynı kıssa: Hz. Hûd
Ad kavmine de kardeşleri Hud'u peygamber olarak gönderdik. Onlara, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur.…
Aynı kıssa: Hz. Hûd
Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: "Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki üzerinize gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum."
Bakın, ben korkunç bir günün sizin üzerinize çöreklenecek azabından endişe ediyorum!"
Doğrusu, ben sizin için o büyük ve zorlu günün azabından korkuyorum!"
"Doğrusu, çok büyük bir sürecin azabı üzerinizdedir (diye) korkuyorum. "
"Doğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."
Doğrusu sizin hakkınızda muazzam bir günün azabından endişe ediyorum.
"Aslında, sizin için, Büyük Gün'ün cezasından korkarım!"
"Ben hakkınızda büyük bir günün azabından korkarım" dediğinde;
"Sizin için müthiş bir günün cezasından korkarım."
'Sizin için müthiş bir günün cezasından korkarım.'
Cidden ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."
Cidden ben size büyük bir günün azabından korkuyorum
"Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."
"Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."
"Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."
"Doğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."
"Ben cidden üstünüze (gelecek) büyük bir günün azabından korkuyorum".
Doğrusu hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum.
(123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
"Gerçekten sizin için büyük bir günün azabından korkarım."
"Doğrusu ben size büyük bir günün azabı(nın çarpması)ndan korkuyorum."
Ben, size azametli bir günün azabının gelmesinden korkuyorum."
Ben sizin adınıza o büyük günün azabından korkuyorum."
Ben, sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.
Ben, sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.
"Büyük bir günün azabı üstünüzedir diye korkuyorum."
"In fact", he said, "I fear for you an immense punishment on a momentous Day".
for I truly fear that the torment of a grievous day will overtake you.’
"Truly I fear for you the Penalty of a Great Day."
I fear for you the chastisement of an Awesome Day."
I fear for you the punishment of a terrible Day. ’
"Verily, I fear for you the torment of a Great Day."
Indeed I fear for you the punishment of a tremendous day. ’
`Indeed, I fear lest the punishment of an awful day should befall you. '
'Indeed, I fear for you the chastisement of a dreadful day. '
"I am worried for the punishment of the most awesome Day for you. "
Verily, fear for you the torment of a mighty day!'
"I fear for you the retribution of a great day"
Verily I fear for you the punishment of a grievous day.
And gardens and springs.
Surely I fear for you the torment of a tremendous Day. "
Lo! I fear for you the retribution of an awful day.
I fear the punishment of a terrible day for you.
for, verily, I fear lest suffering befall you on an awesome day!"
I truly fear for you the torment of a tremendous day."
"I fear for you the retribution of a great day"
"I fear for you the retribution of an awesome day."
Indeed, I fear for you the punishment of a terrible day. "
“I fear for you the punishment of a tremendous day.”
Verily, I fear for you the requital of an awesome day. "
"Truly, I fear the Penalty of a Great Day for you. "
In fact I fear for you the punishment of a horrible day."
"I fear for you the retribution of a great day"