Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 136. ayet

Şuarâ suresi, 136. ayet. قَالُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَوَعَظْتَ أَمْ لَمْ تَكُن مِّنَ ٱلْوَٰعِظِينَ

ḳâlû sevâün `aleynâ eve`ażte em lem teküm mine-lvâ`iżîn.

Diyanet İşleri

Dediler ki: "Sen ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bize göre birdir."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 133–139 · surenin 136. ayeti / 227

Konu Hûd ve Âd kavmi Şuarâ 123–140 3

  1. Şuarâ 133–134

    (132-134) "Bildiğiniz her şeyi size veren, size hayvanlar, oğullar, bahçeler ve pınarlar veren Allah'a karşı gelmekten sakının."

  2. Şuarâ 135

    "Çünkü ben, sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum."

  3. 136

    Dediler ki: "Sen ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bize göre birdir."

  4. Şuarâ 137

    "Bu, öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir."

  5. Şuarâ 138

    "Biz azaba uğratılacak da değiliz."

  6. Şuarâ 139

    Böylece onlar Hud'u yalanladılar. Biz de bu yüzden onları helak ettik. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 136–138. ayetler için yazılmıştır.

136. Onlar hakka karşı inat ederek ve peygamberlerini yalanlayarak şöyle dediler: “Sen öğüt versen de öğüt verenlerden olmasan da bizim için aynıdır.” Her iki hal de birdir, fark etmez. Bu, azgınlığın en ileri derecesidir. Yüce Allah’ın sapasağlam dağları dahi eriten, özlü akıl sahiplerinin yüreklerini parçalayan bu tür öğütlere karşı bunca azgınlığa ulaşmış bir kavmin hali, azgınlığın en ileri derecesidir. Artık bunlara göre böyle bir öğüdün varlığı da yokluğu da birdir. Zulümleri en ileri dereceye varmış, bedbahtlıkları katmerleşmiş ve hidâyetlerinden ümit kesilmiş bir kavim, azgınlığın en ileri derecesine gelmiş demektir.

137. Onlar sözlerini şöyle sürdürdüler: “Bu öncekilerin adetlerinden başka bir şey değildir.” Yani bizim bu halimiz, içinde bulunduğumuz nimetler ve benzeri şeyler öncekilerin âdetleridir. Kimi zaman zengin olurlar. Kimi zaman da fakir düşerler. Zaman içinde karşılaşılan hallerdir bunlar. Çünkü bunlar, Yüce Allah tarafından verilmiş nimetler ve bağışlardır. Bunlardan kasıt ise kullarının sınanmasıdır.

138. “Biz azaba uğrayacak da değiliz.” Bu, onların ölümden sonra dirilişi inkâr ettiklerini göstermektedir. Yahut da onlar bu sözleri peygamberlerinin dediğini bir varsayım olarak kabul edip onunla alay ettikleri anlamındadır. Yani, biz farz edelim ki öldükten sonra dirildik. Hiç şüphesiz dünya hayatında bize bu şekilde pek bol nimetler verildiği gibi öldükten sonra da aynı şekilde bu nimetler bize verilecektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kavmi ona şöyle dedi: "Öğüt versen de, vermesen de bizim yanımızda birdir. Sana asla iman etmeyeceğiz ve üzerinde bulunduğumuz inancımızdan asla dönmeyeceğiz."

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوا۟ kalu dediler ki kök: قول
  2. سَوَآءٌ seva'un aynıdır kök: سوي
  3. عَلَيْنَآ aleyna bizce
  4. أَوَعَظْتَ eveazte öğüt versen de kök: وعظ
  5. أَمْ em veya
  6. لَمْ lem
  7. تَكُن tekun olmasan da kök: كون
  8. مِّنَ mine -den
  9. ٱلْوَٰعِظِينَ l-vaizine öğüt verenler- kök: وعظ

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Hûd

    Ad kavmine de kardeşleri Hud'u peygamber olarak gönderdik. Onlara, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur.…

  • Aynı kıssa: Hz. Hûd

    Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: "Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri…

  • Aynı kıssa: Hz. Hûd

    Hud, şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. Aksine ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."

  • Aynı kök: وعظ (25 geçiş)

    Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.

  • Aynı kök: وعظ (25 geçiş)

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…

  • Aynı kök: وعظ (25 geçiş)

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle…

  • Aynı kök: سوي (83 geçiş)

    Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

  • Aynı kök: سوي (83 geçiş)

    O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Kavmi ise) şöyle demişti: "Öğüt versen de öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir.

Mustafa İslamoğlu

Onlar "Sen" dediler, "bize öğüt versen de öğüt vermesen de, bizim için fark eden bir şey olmaz.

Muhammed Esed

(Ama bütün bu uyarılara karşı onlar:) "Bize öğüt veriyor olsan da, olmasan da, bizim için fark etmez!" dediler.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "İster öğüt ver ister verme; bize birdir!"

Ali Bulaç

Dediler ki: "Bizim için farketmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da."

Ali Özek ve heyeti

(Onlar) şöyle dediler: Sen öğüt versen de, vermesen de bizce birdir.

Ali Rıza Safa

"Öğüt versen de öğüt vermesen de bizim için değişmez!" dediler.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, "Senin ögüt vermen de vermemen de bizim için birdir";

Edip Yüksel

Dediler ki, "Öğüt versen de vermesen de bizce birdir."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dediler ki, 'Öğüt versen de vermesen de bizce birdir.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dediler ki: "Sen ha öğüt vermişsin, ha öğüt verenlerden olmamışsın, bizce birdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen, dediler: ha va'zetmişin ha va'zedenlerden olmamışın bizce müsavidir

Erhan Aktaş

"Bize öğüt versen de veya öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Bize öğüt versen de veya öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Bize öğüt versen de veya öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir." dediler.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Bizim için farketmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da."

Hasan Basri Çantay

Dediler: "Va'z etsen de, yahud va'z edicilerden olmasan da bize göre birdir".

İbni Kesir

Dediler ki: Öğüt versen de, yahut öğüt verenlerden olmasan da bizim için eşittir.

Mehmet Alagaş

(123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar dediler ki: "Sen öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir."

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da bizce birdir."

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki: "Öğüt versen de vermesen de bizim için fark etmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki, "öğüt versen de, vermesen de bizim için bir şey değişmez.

Şaban Britch

Onlar da şöyle dediler:Öğüt versen de vermesen de bizim için birdir.

Şaban Piriş

Onlar da şöyle dediler: -Öğüt versen de vermesen de bizim için birdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Sen ha öğüt vermişsin ha öğüt verenlerden olmamışsın. Bizim için fark etmez."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But they insolently and defiantly said to him: "Whether you exhort Us O Hud or you do not, it is to us one and the same".

Abdul Haleem

They replied, ‘It makes no difference to us whether you warn us or not,

Abdullah Yusuf Ali

They said: "It is the same to us whether thou admonish us or be not among (our) admonishers!

Abul A'la Maududi

They replied: "It is all the same for us whether you admonish us or not.

Aisha Bewley

They said, ‘It makes no difference to us whether you preach or do not preach.

Al-Hilali & Khan

They said: "It is the same to us whether you preach or be not of those who preach.

Ali Quli Qarai

They said, ‘It is the same to us whether you advise us or not.

Amatul Rahman Omar

They said, `It makes no difference with us whether you admonish us or be not of the admonishers.

Arthur John Arberry

They said, 'Alike it is to us, whether thou admonishest, or art not one of the admonishers;

Bijan Moeinian

They said: "Do not worry and do not bother yourself preaching to us. "

E. Henry Palmer

They said, 'It is the same to us if thou admonish or art not of those who do admonish;

Edip-Layth

They said, "It is the same whether you preach or do not preach."

George Sale

They answered, it is equal unto us whether thou admonish us, or dost not admonish us:

Hamid S. Aziz

Verily, I fear for you the retribution of an awful day!"

Mahmoud Ghali

They said, "It is equal to us, whether you admonish or you are not one of the admonishers.

Marmaduke Pickthall

They said: It is all one to us whether thou preachest or art not of those who preach;

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "It is the same to us if you warn us or do not warn.

Muhammad Asad

[But] they answered. "It is all one to us whether thou preachest [something new] or art not of those who [like to] preach.

Mustafa Khattab

They responded, "It is all the same to us whether you warn ˹us˺ or not.

Progressive Muslims

They said: "It is the same whether you preach or do not preach. "

Rashad Khalifa

They said, "It is the same whether you preach, or do not preach.

Sahih International

They said, "It is all the same to us whether you advise or are not of the advisors.

Sam Gerrans

They said: “It is the same to us whether thou admonishest, or be not of the admonishers.

Shabbir Ahmed

But they answered, "It is the same for us whether you counsel us or not.

Syed Vickar Ahamed

They said: "It is the same for us if you preach (warn) us or do not be among (our) warners!

Taqi Usmani

They said, "It is all equal for us, whether you give us advice or you do not become one of the advisors.

The Monotheist Group

Theysaid: "It is the same whether you preach or do not preach."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 136. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 136. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 136. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩