Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 204. ayet

Şuarâ suresi, 204. ayet. أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ

efebi`aẕâbinâ yesta`cilûn.

Diyanet İşleri

Bizim azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar?

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 201–207 · surenin 204. ayeti / 227

Konu Kur'an'ın indirilişi; "onu şeytanlar indirmedi" Şuarâ 192–212 3

  1. Şuarâ 201–203

    (201-203) Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, "Bize mühlet verilmez mi?" demedikçe, ona inanmazlar.

  2. 204

    Bizim azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar?

  3. Şuarâ 205

    Ey Muhammed! Ne dersin; biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak,

  4. Şuarâ 206

    Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse, (halleri nice olurdu?)

  5. Şuarâ 207

    (Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

204. “Şimdi bunlar” hiçbir şekilde küçümsenemeyecek, basit görülemeyecek, pek büyük ve can yakıcı olan “azabımızın mı çabucak gelmesini istiyorlar?” Onları aldatan nedir? Onların böyle bir azaba katlanabilecek kadar güçleri ve takatleri mi var ki? Yoksa bu azabı geri püskürtebilecek yahut bu azap geldiği takdirde onu kaldırabilecek bir güce mi sahipler? Yoksa onlar, bizim aciz olduğumuzu, böyle bir azabı getiremeyeceğimizi mi zannederler?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu kâfirler şöyle söyleyerek azabımızın gelmesinde acele ediyorlar: "İddia ettiğin üzere göklerin üzerimize parçalar halinde azap indirmesine kadar sana asla iman etmeyeceğiz."

Kelimeler

2 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَفَبِعَذَابِنَا efebiazabina bizim azabımızı mı? kök: عذب
  2. يَسْتَعْجِلُونَ yestea'cilune acele istiyorlar kök: عجل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عجل (47 geçiş)

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

  • Aynı kök: عجل (47 geçiş)

    Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün…

  • Aynı kök: عجل (47 geçiş)

    Andolsun, Musa size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Azabımızı acele mi istiyorlar?

Mustafa İslamoğlu

Ne! Şimdi onlar azabımızın hemen gelmesini mi istiyorlar?

Muhammed Esed

O halde, azabımızın çarçabuk gelmesini mi istiyorlar?

Ahmed Hulusi

Azabımızın kendilerinde açığa çıkmasını acele mi istiyorlar?

Ali Bulaç

Onlar yine de azabımızı çabuklaştırmak mı istiyorlar?

Ali Özek ve heyeti

(Durmadan mucize talebiyle) onlar bizim azabımızı mı çarçabuk istiyorlardı?

Ali Rıza Safa

Cezamızı, ivedi olarak mı istiyorlar?

Bayraktar Bayraklı

Onlar, azabımızın çabuk gelmesini mi istiyorlar?

Edip Yüksel

Onlar, hala cezamıza karşı meydan mı okuyorlar?

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar, hala cezamıza karşı meydan mı okuyorlar?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Acaba azabımızın acele gelmesini mi istiyorlar?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya şimdi azabımızı iviyorlar mı?

Erhan Aktaş

Yoksa azabımızı çabuklaştırmak mı istiyorlar?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yoksa azabımızı çabuklaştırmak mı istiyorlar?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yoksa azabımızı çabuklaştırmak mı istiyorlar?

Gültekin Onan

Onlar yine de azabımızı çabuklaştırmak mı istiyorlar?

Hasan Basri Çantay

Onlar haala azabımızı çabuklatdırmak mı istiyorlar?

İbni Kesir

Bizim azabımızı mı çabucak istiyorlardı.

Mehmet Alagaş

(192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar yine de azabımızın çarçabuk gelmesini mi istiyorlar?

Süleyman Ateş

Hala bizim azabımızı mı acele istiyorlar (doğru söyleyenlerden isen bizi tehdid ettiğin azabı getir mi diyorlar)?

Süleymaniye Vakfı

Azabımızın bir an önce gelmesini mi istiyorlar?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yoksa onlar azabımızın çarçabuk gelmesini mi istiyorlar?

Şaban Britch

Oysa onlar, bir an önce azabımız için acele etmiyorlar mıydı?

Şaban Piriş

Oysa onlar, bir an önce azabımız için acele etmiyorlar mıydı?

Yaşar Nuri Öztürk

Bizim azabımızı acele mi istiyorlar?

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Do they mockingly and defiantly wish to hasten Our retributive punishment!

Abdul Haleem

How can they ask that Our punishment be brought to them sooner?

Abdullah Yusuf Ali

Do they then ask for Our Penalty to be hastened on?

Abul A'la Maududi

Do they really want Our chastisement to be expedited?

Aisha Bewley

Do they want to hasten Our punishment?

Al-Hilali & Khan

Would they then wish for Our Torment to be hastened on?

Ali Quli Qarai

So do they seek to hasten on Our punishment?

Amatul Rahman Omar

Is that why they seek to expedite Our punishment?

Arthur John Arberry

What, do they seek to hasten Our chastisement?

Bijan Moeinian

They are the ones who challenged Me to punish them (and now, that their wish is granted, they come with another wish!)

E. Henry Palmer

What! do they wish to hasten on our torment?'

Edip-Layth

Was it not their wish that Our punishment be hastened?

George Sale

Do they therefore desire our punishment to be hastened?

Hamid S. Aziz

They will say, "Shall we be reprieved?"

Mahmoud Ghali

So, do they seek to hasten Our torment?

Marmaduke Pickthall

Would they (now) hasten on Our doom?

Mohamed Ahmed - Samira

Do they wish Us then to hasten the punishment?

Muhammad Asad

Do they, then, [really] wish that Our chastisement be hastened on?

Mustafa Khattab

Do they ˹really˺ seek to hasten Our torment?

Progressive Muslims

Was it not their wish that Our punishment be hastened

Rashad Khalifa

Did they not challenge our retribution?

Sahih International

So for Our punishment are they impatient?

Sam Gerrans

Is it then Our punishment they seek to hasten?

Shabbir Ahmed

Do they wish that Our Requital come to them quickly?

Syed Vickar Ahamed

Then do they ask them for Our Penalty to be hurried on?

Taqi Usmani

Is it then Our punishment that they are trying to hasten up?

The Monotheist Group

Was it not their wish that Our punishment be hastened?

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 204. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 204. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 204. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩