Diyanet İşleri
(Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 207. ayet. مَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يُمَتَّعُونَ
mâ agnâ `anhüm mâ kânû yümette`ûn.
(Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an'ın indirilişi; "onu şeytanlar indirmedi" Şuarâ 192–212 3
Bizim azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar?
Ey Muhammed! Ne dersin; biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak,
Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse, (halleri nice olurdu?)
(Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı.
Biz, hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helak etmedik.
Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz.
O Kur'an'ı şeytanlar indirmemiştir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 205–207. ayetler için yazılmıştır.
205-207. “Ne dersin; biz onları nice seneler (dünya nimetlerinden) faydalandırsak” yani azabı onlara indirmekte acele etmeyip dünya hayatından yararlansınlar diye onlara uzun yıllar mühlet versek “Sonra da tehdit edildikleri (azap) onlara gelse, faydalandırıldıkları (o nimetlerin)” lezzetlerin, arzu ve heveslerin “onlara ne yararı olacak?” Yani hiçbir şeyin onlara faydası olmaz. Çünkü aldıkları lezzetler, tattıkları zevkler geçip gitmiş, yok olmuştur. Geriye sadece veballeri kalmıştır. Ayrıca zevk içinde geçirdikleri sürenin uzunluğu dolayısıyla da azapları kat kat arttırılmıştır. Burada azabın gelip çatmasından ve onu hak edecek şeylerden onları sakındırma söz konusudur. Önemli olan o azaba uğramamktır, yoksa azabın çabuk ya da geç gelmesinin hiçbir önemi yoktur. Bunun sağlayacağı bir fayda da yoktur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Dünyadaki nimetler onlara ne yarar sağlayacaktır? O nimetler artık onlara verilmez oldu ve hiçbir fayda da sağlamayacaktır.
Aynı kök: متع (70 geçiş)
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…
Aynı kök: متع (70 geçiş)
Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…
Aynı kök: متع (70 geçiş)
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…
Aynı kök: غني (73 geçiş)
Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen…
Aynı kök: غني (73 geçiş)
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı…
Aynı kök: غني (73 geçiş)
(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için),…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yararlandırıldıkları nimetlerin kendilerine hiçbir yararı olmayacaktır." dipnot 1
safa sürerek kaçırdıkları bu fırsatın kendilerine bir yararı dokunabilir mi?
kendilerine vaktiyle verilmiş olan fırsatın onlara ne yararı olabilir?
Sahip olduklarıyla yaşadıkları zevkler, onlara hiçbir yarar sağlamaz!
Onların 'meta ile yararlandıkları' şey, kendilerini (görecekleri azabtan) bağımsız kılamaz.
Faydalandırıldıkları nimetler onlara hiç yarar sağlamayacaktır.
Yararlandırıldıkları şeylerin, onlara ne yararı olur?
Bekletilmiş olmaları kendilerine ne fayda verecek?
O tattıkları nimetler kendilerine bir yarar sağlamaz.
O tattıkları nimetler kendilerine bir yarar sağlamaz.
o yaşatıldıkları zevkin kendilerine hiç faydası olmayacaktır.
O yaşatıldıkları zevkın kendilerine hiç faidesi olmıyacaktır
Yararlandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamaz.
Yararlandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamaz.
Yararlandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamaz.
Onların 'meta ile yararlandıkları' şey, kendilerini (görecekleri azabtan) bağımsız kılamaz.
(205-206-207) Şimdi sen bana haber ver: Biz onları senelerce yaşatıb faidelendirsek de sonra kendilerine tehdid olunageldikleri (azab gelib) çatıverse o yaşayıb faidelenmiş oldukları (yıllar) kendilerini kurtarabilir mi?
Eğlendirilmiş olmaları onlara bir fayda sağlamaz.
(192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.
(Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamayacaktır.
O yaşatıldıkları (zevk-u sefa sürdükleri) şeyler, kendilerine ne yarar sağlardı?
yararlandırıldıkları nimetlerin onlara bir faydası (olur mu,) olmaz!
Kendilerine verilmiş olan nimet onların ne işine yarar?
İçinde bulundukları nimetler onlara hiç yarar sağlamayacaktır.
Nimet içinde bulunmaları onlara ne fayda sağlar?
O yararlandıkları nimetler onların hiçbir işine yaramaz.
There and then never shall their possessions and the use af all that afforded them pleasure and advantages avail them or defend them against Allah's decreed punishment!
what good would their past enjoyment be to them?
It will profit them not that they enjoyed (this life)!
of what avail will be the provisions of life which they have been granted to enjoy? dipnot 1
that what they enjoyed will be of any use to them?
All that with which they used to enjoy shall not avail them.
of what avail to them will be that which they were given to enjoy?
That (respite) which they were allowed to enjoy will be of no avail to them?
what will it then avail them, the enjoyment of days they were given?
Their material possessions did not help them the least.
that will not avail them which they had to enjoy!
The luxury they were given will not avail them.
what will that which they have enjoyed profit them?
And then there comes to them that which they are promised,
In no way will avail them whatever they had been given to enjoy.
(How) that wherewith they were contented naught availeth them?
Of what avail shall their enjoyment be to them?
of what avail to them will be all their past enjoyments?
would that enjoyment be of any benefit to them ˹at all˺?
All they luxury they were given will not avail them.
Their vast resources did not help them in the least.
They would not be availed by the enjoyment with which they were provided.
What will it avail them, what they enjoyed?
Then, of what avail will be their past enjoyments?
It will not help them that they enjoyed (this life)!
what help can they receive from the comforts they were given to enjoy?
All the luxury they were given will not avail them.