Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 25. ayet

Şuarâ suresi, 25. ayet. قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُۥٓ أَلَا تَسْتَمِعُونَ

ḳâle limen ḥavlehû elâ testemi`ûn.

Diyanet İşleri

Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) "dinlemez misiniz?" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 22–28 · surenin 25. ayeti / 227
  1. Şuarâ 22

    "Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir."

  2. Şuarâ 23

    Firavun, "Alemlerin Rabbi de nedir?" dedi.

  3. Şuarâ 24

    Musa, "O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir."

  4. 25

    Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) "dinlemez misiniz?" dedi.

  5. Şuarâ 26

    Musa, "O, sizin de Rabbiniz, geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi.

  6. Şuarâ 27

    Firavun, "Bu size gönderilen peygamberiniz, şüphesiz delidir" dedi.

  7. Şuarâ 28

    Musa, "O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 23–25. ayetler için yazılmıştır.

23. “Firavun: Âlemlerin Rabbi (dediğin de) nedir? dedi” Firavun bu sözleriyle zalimce ve büyüklük taslayarak Rabbini inkâra yöneldi. Halbuki o, Mûsâ’nın davet ettiği şeyin doğru olduğuna içten içe kesinlikle inanıyordu.

24. Mûsâ şu cevabı verdi: “Göklerin, yerin ve onlarla arasında bulunanların Rabbidir.” Yani ulvi âlemi ve süfli âlemi yaratıp bütün bu kainatı yöneten, işlerini idare eden ve çeşitli yollarla rububiyeti ile terbiye edendir. Sizler de buna dahilsiniz, ey muhataplar! O halde nasıl olur da bütün varlıkların yaratıcısını, gökleri ve yeri yoktan var edeni nasıl inkâr edebilirsiniz? “Eğer kesin bilgiye sahipseniz (bunun böyle olduğunu anlarsınız)”

25. Firavun ise yüzünü ekşiterek ve hayretle: Bu adamın neler söylediğini “duymuyor musunuz?!” dedi. Bunun üzerine Mûsâ şöyle devam etti:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Firavun etrafında bulunan kavminin ileri gelenlerine şöyle dedi: "Musa'nın bu cevabını ve iddia ettiği yalanını duyup, işitiyor musunuz?"

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale (Fir'avn) dedi kök: قول
  2. لِمَنْ limen kimselere
  3. حَوْلَهُۥٓ havlehu çevresinde bulunan kök: حول
  4. أَلَا ela
  5. تَسْتَمِعُونَ testemiune işitiyor musunuz? kök: سمع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حول (25 geçiş)

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…

  • Aynı kök: حول (25 geçiş)

    -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…

  • Aynı kök: حول (25 geçiş)

    İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Firavun) etrafındakilere "Duymuyor musunuz?" demişti.

Mustafa İslamoğlu

(Firavun) çevresindekilere yönelerek "Ne diyor, duydunuz mu?" dedi.

Muhammed Esed

(Firavun,) çevresindekilere: "(Onun ne dediğini) duydunuz mu?" dedi.

Ahmed Hulusi

(Firavun) etrafında olanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi.

Ali Bulaç

Çevresindekilere dedi ki: "İşitiyor musunuz?"

Ali Özek ve heyeti

(Firavun) etrafında bulunanlara: İşitiyor musunuz? dedi.

Ali Rıza Safa

Çevresindekilere, şöyle dedi: "Duymuyor musunuz?"

Bayraktar Bayraklı

Firavun, etrafındakilere, "Duymuyor musunuz?" dedi.

Edip Yüksel

Etrafındakilere dönerek, "İşitiyor musunuz?" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Etrafındakilere dönerek, 'İşitiyor musunuz?' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Firavun) etrafındakilere: "Dinlemez misiniz?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Etrafındakilere dinlemezmisiniz? dedi

Erhan Aktaş

Firavun, etrafındakilere: "Duymuyor musunuz?" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Firavun, etrafındakilere: "Duymuyor musunuz?" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Firavun, etrafındakilere: "Duymuyor musunuz?" dedi.

Gültekin Onan

Çevresindekilere dedi ki: "İşitiyor musunuz?"

Hasan Basri Çantay

(Fir'avn) etrafında bulunan kimselere dedi ki: "İşitmiyor musunuz"?

İbni Kesir

Yanında bulunanlara: İşitmiyor musunuz? dedi.

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Firavun) Etrafında bulunanlara: “İşitmiyor musunuz” dedi.

Süleyman Ateş

(Fir'avn): Çevresinde bulunanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi.

Süleymaniye Vakfı

(Firavun) Yanındakilere: "Duymuyor musunuz?" dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Firavun yanındakilere; "dinliyor musunuz?" dedi:

Şaban Britch

(Firavun,) Etrafındakilere: Duyuyor musunuz? dedi.

Şaban Piriş

-Duyuyor musunuz? dedi Firavun, etrafındakilere.

Yaşar Nuri Öztürk

Firavun, çevresindekilere dedi: "Duyuyor musunuz?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Do you hear that!" pharaoh said to those around him.

Abdul Haleem

Pharaoh said to those present, ‘Do you hear what he says?’

Abdullah Yusuf Ali

(Pharaoh) said to those around: "Did ye not listen (to what he says)?"

Abul A'la Maududi

Pharaoh said to those around him: "Do you hear (what he says)?"

Aisha Bewley

He said to those around him, ‘Are you listening?’

Al-Hilali & Khan

[Fir‘aun (Pharaoh)] said to those around: "Do you not hear (what he says)?"

Ali Quli Qarai

He said to those who were around him, ‘Don’t you hear?!’

Amatul Rahman Omar

(Thereupon Pharaoh) said to those around him, `Do you not hear (what is being said)?'

Arthur John Arberry

Said he to those about him, 'Do you not hear?'

Bijan Moeinian

Pharaoh turned to those around him and said in a joking manner "Did you hear this?"

E. Henry Palmer

Said he to those about him, 'Do ye not listen

Edip-Layth

He said to those around him: "Do you hear that?"

George Sale

Pharaoh said unto those who were about him, do ye not hear?

Hamid S. Aziz

Said he, "The Lord of the heavens and the earth and what is between the two, if you want certainty. "

Mahmoud Ghali

He said to the ones around him, "Do you not listen. "

Marmaduke Pickthall

(Pharaoh) said unto those around him: Hear ye not?

Mohamed Ahmed - Samira

(The Pharaoh) said to those around him: "Do you hear?"

Muhammad Asad

Said [Pharaoh] unto those around him: "Did you hear [what he said]?"

Mustafa Khattab

Pharaoh said to those around him, "Did you hear ˹what he said˺?"

Progressive Muslims

He said to those around him: "Do you hear that"

Rashad Khalifa

He said to those around him, "Did you hear this?"

Sahih International

[Pharaoh] said to those around him, "Do you not hear?"

Sam Gerrans

Said he to those round about him: “Do you not hear!”

Shabbir Ahmed

Pharaoh said to the people around him, "Don't you hear what he says?"

Syed Vickar Ahamed

Said (Pharaoh) to those around: "Do you not listen (to what he says)?"

Taqi Usmani

He (The Pharaoh) said to those around him, "Are you not hearing?"

The Monotheist Group

He said to those around him: "Do you hear that?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 25. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 25. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 25. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩