Diyanet İşleri
Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder."
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 36. ayet. قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَٱبْعَثْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ
ḳâlû ercih veeḫâhü veb`aŝ fi-lmedâini ḥâşirîn.
Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır" dedi.
"Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?"
Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder."
"Sana bütün usta sihirbazları getirsinler."
Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.
İnsanlara da "Siz de toplanır mısınız?" denildi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 34–37. ayetler için yazılmıştır.
34-35. “Etrafındaki ileri gelenlere” hakka ve hakkı getirene karşı çıkarak “dedi ki: Şüphesiz bu, çok bilgili bir siharbazdır. Sihri ile sizi yerinizden çıkarmak istiyor.” Firavun, gerçeği onlara başka türlü göstermeye çalışmıştı. Çünkü akıllarının kıt olduğunu biliyordu. Mûsâ’nın gösterdiklerinin, sihirbazların yaptıkları türünden olduğunu söylemeye kalkıştı. Çünkü onlar sihirbazların, insanların güç yetiremeyeceği türden hayret verici işler yaptıklarına inanıyorlardı. Ayrıca Firavun, Mûsâ’nın bu sihirden maksadının onları yurtlarından çıkarmak olduğunu belirterek onları korkutmaya çalışmıştı. Amacı ise onların kendilerini çocuklarından ve yurtlarından uzaklaştırmak isteyen kimseye karşı düşmanlıkta bütün çaba ve gayretlerini ortaya koymalarını sağlamaktı. “O halde ne buyurursunuz?” Buna ne yapalım, dersiniz?
36-37. “Dediler ki: Onu ve kardeşini alıkoy” bir süre beklet “şehirlere de” insanları bir araya getirecek ve sishirbazları toplayacak “toplayıcılar gönder de sana ne kadar bilgin sihirbaz varsa hepsini getirsinler.” Yani ilmin merkezi ve sihrin kaynağı olan bütün şehirlerine becerikli, büyüyü gâyet iyi bilen bütün sihirbazları senin için toplayıp bir araya getirsinler, diye adam gönder. Çünkü sihirbaz olana kendi sihri türünden sihir ile karşı koyulur. Cahil, sapık ve saptırıcı Firavun’un gerçekleri örtbas etmeye çalışarak Mûsâ’nın getirdiklerinin sihir olduğu şeklindeki batıl iddiasını Allah’ın kullara göstermesi, Allah’ın bir lütfu idi. Böylelikle büyük bir kalabalığın hazır bulunacağı bir gösterinin yapılması için bütün becerikli sihirbazları topladılar. Bu sûretle Yüce Allah’ın lütfuyla hak batıla galip gelecekti. İlim ehli ve bu işi bilenler, Mûsâ’nın getirdiğinin doğruluğunu ve hiçbir şekilde sihir olmadığını itiraf ve kabul edeceklerdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ona şöyle dediler: "Musa'yı ve kardeşini alıkoy. Onları cezalandırmada acele etme. Mısır şehirlerine de sihirbazları toplayacak olan görevlileri gönder."
Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Aynı kök: مدن (27 geçiş) · Aynı kök: حشر (43 geçiş)
Onlar şöyle dediler: "Musa'yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla."
Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Aynı kök: مدن (27 geçiş) · Aynı kök: اخو (96 geçiş)
Medyen'e de kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Şu'ayb, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde…
Aynı kök: مدن (27 geçiş) · Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.
Aynı kök: مدن (27 geçiş) · Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız"? dedi. (Bir kısmı) "Bir gün, ya da bir günden az",…
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu…
Aynı kök: مدن (27 geçiş) · Aynı kök: اخو (96 geçiş)
Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah…
Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)
İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Sayılı günlerde Allah'ı anın (telbiye ve tekbir getirin). Kim iki gün içinde acele edip (Mina'dan Mekke'ye) dönerse, ona günah yoktur. Kim geri…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(36, 37) (Onlar) şöyle demişlerdi: "Kardeşiyle birlikte onu (Musa'yı) alıkoy ve bütün bilgin büyücüleri sana getirmeleri için toplayıcıları şehirlere gönder!"
(Danışmanlar) dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy; bir yandan da bütün kentlere (büyücü) toplamaları için haber sal;
"Onu ve kardeşini bir süre alıkoy" dediler, "bu arada, şehirlere haberciler gönder,
Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. . . Şehirlere de haberciler yolla. . . "
Dediler ki: "Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder,"
Etrafındakiler de ona şöyle demişlerdi: "Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere toplayıcı görevliler gönder.
Dediler ki: "Onu ve kardeşini oyala; yörelere de toplayıcılar gönder!"
- İleri gelenler dediler ki, "Onu ve kardeşini alıkoy!Şehirlere haberciler sal!Bütün usta büyücüleri çağırsınlar." Büyücüler, belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.
Dediler ki, "Onu ve kardeşini alıkoy ve kentlere toplayıcılar gönder de"
Dediler ki, 'Onu ve kardeşini alıkoy ve kentlere toplayıcılar gönder de,'
Dediler ki: "Bunu ve kardeşini alıkoy! Şehirlere de toplayıcılar gönder;
Bunu ve kardeşini dediler; eğle, şehirlere de derleyiciler yolla
"Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere sihirbazları toplamaya birilerini gönder." dediler.
"Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere sihirbazları toplamaya birilerini gönder." dediler.
"Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere sihirbazları toplamaya birilerini gönder." dediler.
Dediler ki: "Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder."
"Bunu ve kardeşini, dediler, gecikdir (eğle), şehirlere toplayıcılar yolla da",
Dediler ki: Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere toplayıcılar gönder.
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder.''
Dediler ki: "Onu ve kardeşini eğle, kentlere toplayıcılar gönder."
Dediler ki: "Onu ve kardeşini oyala, şehirlerde adam toplayacak kişiler görevlendir.
"Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy ve kentlere toplayıcılar gönder,
Onu ve kardeşini beklet. Şehirlere de toplayıcılar gönder, dediler.
-Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcılar gönder, dediler.
Dediler: "Onu kardeşiyle birlikte alıkoy ve kentlere toplayıcılar gönder,
They -the people- suggested to Pharaoh that they should adapt themselves and conform to the time and circumstances and avoid dispute so as to gain time, and they said: "the time to degrade and defeat him has not come yet. Meanwhile, send O Pharaoh some of your recruits to the cities to gather to themselves the multitude of men who practice magic".
They answered, ‘Delay him and his brother for a while, and send messengers to all the cities
They said: "Keep him and his brother in suspense (for a while), and dispatch to the Cities heralds to collect-
They said: "Detain him and his brother for a while and send forth heralds to the cities
They said, ‘Detain him and his brother and send out marshals to the cities,
They said: "Put him off and his brother (for a while), and send callers to the cities;
They said, ‘Put him and his brother off for a while, and send heralds to the cities
They said, `Detain him and his brother for a while and send heralds into the cities to collect;
They said, 'Put him and his brother off a while, and send among the cities musterers,
They said: "Leave him and his brother alone for a while, and send your heralds to every town.
They said, 'Give him and his brother some hope, and send into the cities to collect
They said, "Delay him and his brother, and send people in the cities to gather."
They answered, delay him, and his brother by good words for a time; and send through the cities men to assemble
"He desires to turn you out of your land. What is it then you counsel (advise, suggest)"
They said, "Put him off, (him) and his brother, and send forth into the cities musterers,
They said: Put him off, (him) and his brother, and send into the cities summoners
They said: "Put him and his brother off awhile, and send summoners to the cities to gather
They answered: "Let him and his brother wait a while, and send unto all cities heralds
They replied, "Let him and his brother wait and dispatch mobilizers to all cities
They said: "Delay him and his brother, and send people in the cities to gather. "
They said, "Respite him and his brother, and send summoners to every town.
They said, "Postpone [the matter of] him and his brother and send among the cities gatherers
They said: “Delay thou him and his brother, and raise thou up in the cities gatherers
They said, "Put him and his brother on hold and send couriers into cities,
They said: "Keep him and his brother in suspense, and send out the callers to the cities to collect—
They said, "Leave him and his brother alone for some time, and send heralds to the cities,
They said: "Delay him and his brother, and send gatherers to the cities."