Bakara suresi

Bakara suresi, 218. ayet

Bakara suresi, 218. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

inne-lleẕîne âmenû velleẕîne hâcerû vecâhedû fî sebîli-llâhi ülâike yercûne raḥmete-llâh. vellâhü gafûrur raḥîm.

Diyanet İşleri

İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 215–221 · surenin 218. ayeti / 286

Konu Sorular: infak, savaş, içki ve kumar, yetimler, evlilik Bakara 215–221 3

  1. Bakara 215

    Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir."

  2. Bakara 216

    Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

  3. Bakara 217

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.

  4. 218

    İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  5. Bakara 219

    Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür." Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "İhtiyaçtan arta kalanı." Allah, size ayetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.

  6. Bakara 220

    Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: "Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. Allah, dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  7. Bakara 221

    İman etmedikleri sürece Allah'a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah'a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü'min bir cariye Allah'a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah'a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah'a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah'a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara ayetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

218. Bu üç çeşit amel, mutluluğun adresi ve ubudiyetin/kulluğun eksenidir. İnsanın kazancı, zarar ve ziyanı bunlarla ortaya çıkar. İmanı ele alalım. Onun faziletini anlatmaya imkân yoktur. Mutluları bedbahtlardan, cennetlikleri cehennemliklerden ayırt edici özelliğe sahip bir esas hakkında ne söylenebilir ki! Kul iman sahibi olduğu takdirde yaptığı hayır işler kabul olunur, ona sahip olmadı mı onun hiçbir harcaması, hiçbir fidyesi, farz ve nafilesi kabul olunmaz.

Hicrete gelince; hicret sevilen ve alışılmış şeylerden Allah’ın rızası için ayrılmak demektir. Muhacir vatanını, mallarını, aile halkını, dostlarını Yüce Allah’a yakınlaşmak ve dinine yardımcı olmak kastı ile bırakıp gider.

Cihad ise; düşmanlarla çarpışmak için bütün gayretini ortaya koymak, Allah’ın dinini zafere ulaştırıp şeytanın dininin kökünü kazımak için bütün gayreti ile çalışmaktır. Cihad salih amellerin zirvesidir. Ona verilen mükâfat da en üstün mükâfattır. İslâm dairesinin genişletilmesi, putlara tapanların yenik düşürülmesi, müslümanların can, mal ve çoluk çocuklarının güvenlik altına alınmasının en önemli yolu cihaddır.

Sıkıntı ve zorluklarına rağmen bu üç ameli gereği gibi yerine getiren bir kimse diğerlerini daha ileri derecede ve daha mükemmel bir şekilde yerine getirir. Bu gibi kimselerin Allah’ın rahmetini ummaları haklarıdır. Çünkü bunlar rahmeti gerektiren sebepleri yerine getirmişlerdir.

Bu buyrukta Allah’ın rahmetini ummanın ancak mutluluğun sebeplerini yerine getirdikten sonra olacağına delil vardır. Tembelliğe ve sebepleri yerine getirmemeye rağmen umut sahibi olmak ise bir acizliktir, boş bir temenni ve aldanıştır. Bu, o kimsenin gayretinin azlığına ve kıt akıllı olduğuna delildir. Zira bu, evlenmeden çocuk sahibi olmayı, tohum atıp sulamadan mahsul almayı ummak gibidir.

Yüce Allah’ın: “İşte onlar Allah’ın rahmetini umabilirler” buyruğunda kulun -yaptığı ameller ne olursa olsun- onlara dayanıp güvenmemesi gerektiğine, bunun yerine Rabbinin rahmetini umması, amellerinin kabul edilerek günahlarının bağışlanıp kusurlarının da örtüleceğini umması gerektiğine delil vardır. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmuştur: “Allah Ğafûrdur” samimi bir şekilde tevbe edenlerin günahlarını bağışlayıcıdır; “Rahîmdir” onun rahmeti her şeyi kuşatmıştır, onun cömertlik ve bağışı bütün canlıları kapsamıştır.

Bu buyrukta sözü geçen amelleri yerine getiren kimselerin Allah’ın mağfiretini elde edeceklerine delil vardır. Çünkü “Hiç şüphesiz iyilikler kötülükleri giderir.” (Hud, 11/114) Bunlar Allah’ın rahmetine nail olurlar. Allah’ın mağfiretine de nail olundu mu artık dünya ve âhiretin cezaları onlardan uzaklaştırılır. Çünkü cezalar günahların bir neticesidir. Onlar ise bağışlanmış ve etkileri ortadan kalkmıştır. Böyle bir kimse ilâhi rahmeti elde etti mi artık dünya ve âhiretindeki her türlü hayrı elde etmiş olur. Hatta bunların sözü geçen amelleri bile Allah’ın onlara rahmetinin bir parçasıdır. Zira Allah bu hususta muvaffakiyet vermemiş olsaydı onlar bu amellere yönelemezlerdi. Allah bu amelleri işleme gücünü vermemiş olsaydı, onları yapamazlardı. Allah bu amelleri işleyenlere ihsan ve lütufta bulunmamış olsaydı bu amellerini tamama erdirmez ve onlardan kabul etmezdi. Başında da sonunda lütuf yalnız O’nundur. Sebebi de lütfeden odur, sebebin sonucunu da.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'a ve resulüne iman eden, vatanlarını Allah'a ve resulüne hicret ederek terk eden ve Allah'ın kelimesi en üstün olsun diye savaşanlar, işte onlar Allah'ın rahmetini ve mağfiretini arzularlar. Allah, kullarının günahlarını bağışlar ve onlara merhamet eder.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّ inne muhakkak
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوا۟ amenu iman edenler kök: امن
  4. وَٱلَّذِينَ vellezine ve kimseler
  5. هَاجَرُوا۟ haceru ve hicret edenler kök: هجر
  6. وَجَـٰهَدُوا۟ ve cahedu ve cihat edenler kök: جهد
  7. فِى fi
  8. سَبِيلِ sebili yolunda kök: سبل
  9. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  10. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte onlar
  11. يَرْجُونَ yercune umarlar kök: رجو
  12. رَحْمَتَ rahmete rahmetini kök: رحم
  13. ٱللَّهِ ۚ llahi Allah'ın kök: اله
  14. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  15. غَفُورٌۭ gafurun çok bağışlayan kök: غفر
  16. رَّحِيمٌۭ rahimun çok merhamet edendir kök: رحم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar…

  • Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü'minlerdir.…

  • Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. İşte onlar, başarıya…

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    (95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar.…

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının, O'na yaklaşmaya vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı…

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Üstelik…

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    Onlar şöyle dediler: "Musa'yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla."

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler (fedakârlık yapanlar) var ya, işte bunlar Allah'ın merhametini umabilirler. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Mustafa İslamoğlu

Şüphe yok ki iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler var ya; işte ancak onlar Allah'ın rahmetini umabilirler: Allah tarifsiz bağış sahibidir, eşsiz merhamet kaynağıdır.

Muhammed Esed

Şüphe yok ki, imana ermiş olanlar, zulüm ve kötülük diyarından uzaklaşanlar ve Allah yolunda üstün gayret gösterenler, işte (ancak) onlar Allah'ın rahmetini umabilirler: Allah çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.

Ahmed Hulusi

Şüphesiz ki iman edenler ve Allah yolunda hicret ve mücahede edenler var ya, işte onlar, Allah rahmetini umarlar. Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

Ali Bulaç

Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Ali Özek ve heyeti

İman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihad edenler var ya, işte Allah'ın rahmetini umanlar da bunlardır. Allah, çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, inananlar, göç edenler ve Allah'ın yolunda çaba harcayanlar; işte onlar, Allah'ın rahmetini umut edebilirler. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz ki, iman edenler, hicret edip Allah yolunda üstün bir gayretle mücadele verenler, işte ancak onlar Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah çok affedicidir; merhamet sahibidir.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar, ALLAH yolunda göç edenler ve çaba harcayanlar ALLAH'ın rahmetini umar. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlar, ALLAH yolunda göç edenler ve çaba harcayanlar ALLAH'ın rahmetini umar. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şüphesiz inananlar ve Allah yolunda hicret edip savaşanlar; kesinlikle bunlar, Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, gerçekten bağışlayıcı ve merhamet sahibidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

şübhesiz iman ederler ve Allah yolunda muhacir olub da mücahede edenler muhakkak bunlar Allahın rahmetini umarlar, Allah gafur, rahimdir

Erhan Aktaş

İman Edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad dipnot 1 edenler; ancak bunlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yoğun çaba gösterenler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad dipnot 1 edenler; ancak bunlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yoğun çaba gösterenler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad dipnot 1 edenler; ancak bunlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Çaba harcayanlar.

Gültekin Onan

Kuşkusuz inananlar, hicret edenler ve Tanrı yolunda cihad edenler; işte onlar Tanrı'nın rahmetini umabilirler. Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.

Hasan Basri Çantay

Hakıykat, iman edenler, bir de Allah yolunda (yurdlarından) hicret edib de savaşanlar (yok mu?) işte onlar Allahın rahmetini umarlar. Allah (mü'minleri) hakkıyle yarlığayıcı, (onları) cidden esirgeyicidir.

İbni Kesir

Muhakkak ki, iman edenler, hicret edip de Allah yolunda savaşanlar; işte onlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

Mehmet Alagaş

(216-218) Zorlansanız da / hoşunuza gitmese de size savaş yazıldı , olur ki zorlandığınız şey , işte o, sizin için hayırlıdır ve olur ki sevdiğiniz şey, işte o da sizin için fenadır / şerdir, Allah bilir siz bilmezsiniz. Sana haram ay içinde savaşmayı soruyorlar, onda savaşmak büyüktür / günahtır. Ancak, Allah yolundan men etmek / o yolu kapatmak Onu yok saymak ve mescidi haramdan men etmek ve onun halkını oradan çıkarmak ta Allah katında daha da büyüktür / daha da büyük günahtır , Böyle bir şeyle sınanma / fitne savaştan daha büyüktür. (Ya dinden dönersiniz ya da Mescidi harama giremezsiniz fitnesi savaştan daha büyüktür. Savaş daha önemsizdir) Kapasiteleri yeterli gelse / güçleri yetse sizi dininizden döndürünceye değin sizinle savaşı bitirmezler, sizden kim de dininden dönerse ve kafir olarak ölürse işte onların amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir, işte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar. İman edenler ve hicret edenler ve Allah yolunda çabalayanlar / cihat edenler işte onlar Allah’ın rahmetini umarlar, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihat edenler, işte onlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah günahları bağışlayandır, çokça merhamet edendir.

Süleyman Ateş

Onlar ki inandılar, göç ettiler, Allah yolunda savaştılar; işte onlar, Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

Süleymaniye Vakfı

İnanıp güvenen ve Allah yolunda hicret edip dipnot 1 cihad edenlere /ellerinden geleni yapanlara gelince, dipnot 2 işte onlar Allah'ın ikramını bekleyebilirler. Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır. dipnot 3

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hicret sözlükte, kişinin bir şeyden bedeniyle, diliyle veya kalbiyle uzaklaşmasıdır (Müfredat). İlgili ayetler için bkz. Nisa 4/97-100, Enfal 8/72-75, Meryem 19/46, Furkan 25/30, Mümtehine 60/10, Müzzemmil 73/10, Müddessir 74/5.
  2. metne dön, dipnot 2
    Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın en önemli bir parçasıdır.
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanıp güvenenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihada (mücadeleye) dipnot 1 girenler, Allah'tan iyilik bekleyebilirler. Çokça bağışlayan ve iyiliği bol olan Allah'tır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cihad: Düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen güçlü mücadeledir.

Şaban Britch

İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihat edenler, işte onlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah günahları bağışlayandır, çokça merhamet edendir.

Şaban Piriş

İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihat edenler, işte onlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

Yaşar Nuri Öztürk

İnanıp hicret eden ve Allah yolunda uğraşıp didinenlere gelince, onlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah çok affedici, çok merhametlidir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Those who truly believed in Allah to the extent that they quit their homes and towns to settle where they could best serve Allah’s purpose and strive in His cause, justly expect Allah’s mercy and blessings, and Allah is -Ghafurun and Rahimun. Two questions arise, one concerning intoxicants and gambling, the answer of which is partly given below and partly in chapters Four and Five according to relevancy. The other question concerns spending money benevolently and the answer here relates to the amount and the degree.

Abdul Haleem

But those who have believed, migrated, and striven for God’s cause, it is they who can look forward to God’s mercy: God is most forgiving and merciful.

Abdullah Yusuf Ali

Those who believed and those who suffered exile and fought (and strove and struggled) in the path of Allah,- they have the hope of the Mercy of Allah: And Allah is Oft-forgiving, Most Merciful.

Abul A'la Maududi

(On the contrary) those who believed, and forsook their hearth and home and strove dipnot 1 in the Way of Allah, such may rightly hope for the mercy of Allah: for Allah is All-Forgiving, All- Merciful.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Jihad denotes doing one's utmost to achieve something. It is not the equivalent of war, for which the Arabic word is qital. Jihad has a wider connotation and embraces every kind of striving in God's cause. A mujahid is a person who is single-mindedly devoted to his cause, who uses his mental capacity to reflect how best he can achieve it, propagates it by word of mouth and by the pen, uses his physical energy in striving to serve it, spends all the resources at his disposal to promote it, employs all the force he commands in confronting any power which might stand in its way, and, whenever necessary, does not shirk risking his very life for it. All this is Jihad. ' Jihad in the way of God' is that strife in which man engages exclusively to win God's good pleasure, to establish the supremacy of His religion and to make His word prevail.

Aisha Bewley

Those who have iman and make hijra and do jihad in the Way of Allah can expect Allah’s mercy. Allah is Ever-Forgiving, Most Merciful.

Al-Hilali & Khan

Verily, those who have believed, and those who have emigrated (for Allâh’s Religion) and have striven hard in the Way of Allâh, all these hope for Allâh’s Mercy. And Allâh is Oft-Forgiving, Most-Merciful.

Ali Quli Qarai

Indeed those who have become faithful and those who have migrated and waged jihād in the way of Allah —it is they who expect Allah’s mercy, and Allah is all-forgiving, all-merciful.

Amatul Rahman Omar

Verily, as to those who believe and those who emigrate and struggle hard in the cause of Allâh, it is they who do (rightly) hope for Allâh's mercy. And Allâh is Great Protector, Ever Merciful.

Arthur John Arberry

But the believers, and those who emigrate and struggle in God's way -- those have hope of God's compassion; and God is All-forgiving, All-compassionate.

Bijan Moeinian

Those who chose to believe, those who suffered the exile and those who struggled for the sake of God, look forward to earn the Lord’s mercy; and God is the Most Merciful, the Most Forgiving.

E. Henry Palmer

Verily, those who believe, and those who flee, and those who wage war in God's way; these may hope for God's mercy, for God is forgiving and merciful.

Edip-Layth

Those who have acknowledged, and those who have emigrated and strived in the cause of God; these are seeking God's compassion, and God is Forgiving, Compassionate.

George Sale

But they who believe, and who fly for the sake of religion, and fight in God's cause, they shall hope for the mercy of God; for God is gracious and merciful.

Hamid S. Aziz

Verily, those who believe, and those who flee, and those who fight (strive and struggle) in Allah's way; these may hope for Allah's mercy, for Allah is Forgiving and Merciful.

Mahmoud Ghali

Surely (the ones) who have believed, and (the ones) who have emigrated and striven in the way of Allah, those hope for the mercy of Allah; and Allah is Ever-Forgiving, Ever-Merciful.

Marmaduke Pickthall

Lo! those who believe, and those who emigrate (to escape the persecution) and strive in the way of Allah, these have hope of Allah's mercy. Allah is Forgiving, Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

Surely those who believe, and those who leave their homes and fight in the way of God, may hope for His benevolence, for God is forgiving and kind.

Muhammad Asad

Verily, they who have attained to faith, and they who have forsaken the domain of evil and are striving hard in God's cause - these it is who may look forward to God's grace: for God is much-forgiving, a dispenser of grace.

Mustafa Khattab

Surely those who have believed, emigrated, and struggled in the Way of Allah—they can hope for Allah’s mercy. And Allah is All-Forgiving, Most Merciful.

Progressive Muslims

Those who believe, and those who have immigrated and strived in the cause of God; these are seeking God's mercy, and God is Forgiving, Merciful.

Rashad Khalifa

Those who believe, and those who emigrate and strive in the cause of GOD, have deserved GOD's mercy. GOD is Forgiver, Most Merciful.

Sahih International

Indeed, those who have believed and those who have emigrated and fought in the cause of Allah - those expect the mercy of Allah. And Allah is Forgiving and Merciful.

Sam Gerrans

Those who heed warning, and those who emigrate and strive in the cause of God: those hope for the mercy of God; and God is forgiving and merciful.

Shabbir Ahmed

Those who attain belief and those who emigrate in the Cause of Allah and struggle to establish the Divine Value System, can rightfully hope for the Grace of Allah. Indeed, Allah is Absolver of imperfections, Merciful.

Syed Vickar Ahamed

Indeed, those who believed and those who suffered exile and fought in the Path of Allah— They have the hope of the Mercy of Allah: And Allah is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

As for those who believed and those who migrated and carried out Jihād in the way of Allah, they hope for Allah’s mercy: and Allah is Forgiving, Very-Merciful.

The Monotheist Group

Those who believe, and those who have immigrated and strived in the cause of God; these are seeking the mercy of God; and God is Forgiving, Merciful.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 218. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 218. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 218. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩