Diyanet İşleri
Sihirbazlar şöyle dediler: "Zararı yok, mutlaka Rabbimize döneceğiz."
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 50. ayet. قَالُوا۟ لَا ضَيْرَ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ
ḳâlû lâ ḍayr. innâ ilâ rabbinâ münḳalibûn.
Sihirbazlar şöyle dediler: "Zararı yok, mutlaka Rabbimize döneceğiz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
"Alemlerin Rabbine inandık" dediler.
"Musa'nın ve Harun'un Rabbi'ne."
Firavun, "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım" dedi.
Sihirbazlar şöyle dediler: "Zararı yok, mutlaka Rabbimize döneceğiz."
"(Burada) ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz."
Biz Musa'ya, "Kullarımı geceleyin yola çıkar, muhakkak ki takip edileceksiniz" diye vahyettik.
Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 49–51. ayetler için yazılmıştır.
49 - 51. Firavun sihirbazlara “dedi ki: Ben size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz?” Firavun, sihirbazların kendine karşı gösterdikleri cesaretten, kendi izni olmadan ve ona danışmadan iman etmeye kalkışmalarından hem hayrete düşmüştü hem de kavmine bunun şaşılacak bir şey olduğunu ima etmişti. “Şüphesiz o, size sihri öğreten büyüğünüzdür.” Halbuki sihirbazları toplayan o idi. Onları bulundukları şehirlerden toplayıp getirme görüşünü ortaya koyanlar da onun ileri gelenler idi. Biliyorlardı ki Mûsâ ile sihirbazlar daha önce hiç bir araya gelmemişlerdi. Bundan önce onu görmemişlerdi bile. Buna karşılık görenleri hayrete ve dehşete düşürecek bir sihir ortaya koymuşlardı. Bununla birlikte onlar, kendilerinin bile batıl olduğuna inandıkları bu sözleri söylemekten geri kalmadılar. Aklî seviyeleri bu olan kimselerin apaçık hakka, göz kamaştırıcı belgelere iman etmeyişleri garip karşılanmamalıdır. Çünkü Firavun, bu yakın çevresine herhangi bir şey için gerçek şeklinden başka türlü olduğunu söyleyecek olsa onlar, yine de onu tasdik edeceklerdi.
iravun daha sonra sihirbazları tehdit ederek dedi ki: “Andolsun ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim.” Yani yeryüzünde fesat çıkartanlara uygulandığı gibi sağ el ile sol ayaklarını kesmekle tehdit etti onları. “ve hepinizi birden asacağım” böylelikle rezil ve zelil olmanızı sağlayacağım.
Sihirbazlar imanın ne kadar tatlı olduğunu anlayıp lezzetini aldıklarından dolayı: “Olsun, zararı yok” senin bize yaptığın bu tehdide aldırmıyoruz. “Zaten biz elbette Rabbimize döneceğiz, dediler. Biz” kavmin arasında Mûsâ’ya “ilk iman edenler olduğumuz için Rabbimizin” küfür, sihir ve buna benzer sair “günahlarımızı bağışlayacağını ümit ediyoruz.” Yüce Allah, böylelikle onlara sabır ve sebat verdi. Firavun’un otoritesi ve o dönemdeki iktidarı dolayısıyla onlara savurduğu bu tehdidi uygulamış olma ihtimali olduğu gibi Yüce Allah’ın sihirbazları ona karşı korumuş olması da muhtemeldir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sihirbazlar Firavun'a şöyle dediler: "Bizi dünyada ellerimizi ve ayaklarımızı çaprazlamasına kesme ve asmayla tehdit etmende bir zarar yoktur. Senin azabın geçicidir, gider. Biz ise Rabbimize döneceğiz ve bizi daimî olan rahmetine sokacaktır."
Ortak kavram: Kalp
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
Ortak kavram: Kalp
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…
Ortak kavram: Kalp
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Büyücüler) şöyle demişlerdi: "Zararı yok, (nasıl olsa) Rabbimize döneceğiz.
(İman eden sihirbazlar) "Ziyanı yok" dediler, "Nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz.
Onlar da: "Hayır, (sen bize) bir zarar veremezsin" diye karşılık verdiler, "(çünkü) er geç Rabbimize döneceğiz!
(İman eden sihirbazlar da) dediler ki: "Zararı olmaz! Kesinlikle biz Rabbimize (hakikatimize) dönücüleriz. "
"Hiç zararı yok" dediler. "Çünkü biz gerçekten Rabbimize dönücüleriz."
«Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz.»
Dediler ki: "Önemli değil; kuşkusuz, Efendimize döneceğiz!"
-İnanan sihirbazlar, "Zararı yok, biz elbette Rabbimize döneceğiz, inananların ilki olmamızdan dolayı, Rabbimizin, günahlarımızı bağışlayacağını umarız" dediler.
"Umurumuzda değil" dediler, "Biz zaten Efendimize döneceğiz."
'Umurumuzda değil,' dediler, 'Biz zaten Rabbimize döneceğiz.'
(Büyücüler) dediler ki: "Zararı yok, mutlaka biz Rabbimize döneceğiz.
Dediler: zararı yok, her halde biz rabbımıza döneceğiz
"Önemli değil. Nasıl olsa Rabb'imize döneceğiz." dediler.
"Önemli değil. Nasıl olsa Rabbimize döneceğiz." dediler.
"Önemli değil. Nasıl olsa Rabb'imize döneceğiz." dediler.
"Hiç zararı yok" dediler. Çünkü biz gerçekten rabbimize çevrilip döneceğiz (münkalibun)."
Dediler: "(Bunda) bize hiçbir zarar yok. Biz şübhesiz ki Rabbimize dönücüleriz".
Onlar da dediler ki: Zararı yok. Biz muhakkak Rabbımıza dönenleriz.
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
"Hiç zararı yok. Biz muhakkak Rabbimize döneceğiz."
"Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz Rabbimize döneceğiz."
(Sihirbazlar:) "Ziyanı yok! Biz Rabbimize döneceğiz." dediler dipnot 1 .
"Zararı yok; biz de Rabbimize döneriz" dediler.
Onlar da: Bir zararı yok. Zaten Rabbimize döneceğiz.
Onlar da: -Önemli değil, zaten Rabbimize döneceğiz.
Dediler: "Zararı yok, biz nasıl olsa Rabbimize döneceğiz,
"We are not afraid of this, " they said, "We have enough sense to know what we are doing, we welcome your decision which shall haste us unto Allah Who might confer on us the glorious privilege of martyrdom.
‘That will do us no harm,’ they said, ‘for we are sure to return to our Lord.
They said: "No matter! for us, we shall but return to our Lord!
They said: "We do not care, for we are bound to return to our Lord,
They said, ‘We do not care! We are returning to our Lord.
They said: "No harm! Surely, to our Lord (Allâh) we are to return.
They said, ‘[There is] no harm [in that]! Indeed we shall return to our Lord.
They said, `It does not matter at all. We have, after all, to return to our Lord.
They said, 'There is no harm; surely unto our Lord we are turning.
They replied: "No problem; (as a matter of fact, you are doing us a favor as) we will return to our Lord.
They said, 'No harm; verily, unto our Lord do we return!
They said, "There is no worry, for we are all returning to our Lord."
They answered, it will be no harm unto us; for we shall return unto our Lord.
Said Pharaoh, "Do you believe in Him ere I give you permission? Surely, he is your leader (in a conspiracy) who has taught you sorcery. But soon you shall know. I will surely cut off your hands and your feet from opposite sides, and I will crucify you all together!"
They said, "It is no trouble; surely to our Lord we are turning back. (Literally: turning over)
They said: It is no hurt, for lo! unto our Lord we shall return.
They said: "There will be no harm. We shall return to our Lord.
They answered: "No harm [canst thou do to us]: verily, unto our Sustainer do we turn!
They responded, "˹That would be˺ no harm! Surely to our Lord we will ˹all˺ return.
They said: "There is no worry, for we are all returning to our Lord. "
They said, "This will not change our decision; to our Lord we will return.
They said, "No harm. Indeed, to our Lord we will return.
They said: “No harm! To our Lord are we returning.
They said, "We have nothing to lose, we will turn to our Lord and return to Him anyway.
They said: "(That) does not matter! About us, we shall only go back to our Lord!
They said, "There is no harm. We will return to our Lord.
They said: "There is no worry, for we are all returning to our Lord."