Diyanet İşleri
Sonra ötekileri suda boğduk.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 66. ayet. ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ
ŝümme agraḳne-l'âḫarîn.
Sonra ötekileri suda boğduk.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
Bunun üzerine Musa'ya, "Asan ile denize vur" diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi.
Ötekileri de oraya yaklaştırdık.
Musa'yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık.
Sonra ötekileri suda boğduk.
Bunda şüphesiz bir ibret vardır. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi.
Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
Ey Muhammed! Onlara İbrahim'in haberini de oku.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 63–68. ayetler için yazılmıştır.
63. “Biz de Mûsâ’ya: Asanla denize vur, diye vahyettik.” O da denize vurdu. “Ardından deniz yarıldı” on iki yola ayrılıp yolların “her bir tarafı büyük bir dağ gibi oldu.” Mûsâ da kavmi ile birlikte bu haldeki denizin içine girdi.
64. “Diğerlerini” Firavun’u ve kavmini de “oraya” o yere “yanaştırdık.” Mûsâ ve kavminin girdiği yola onların da girmelerini sağladık.
65. “Mûsâ’yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtardık.” Geriye onlardan biri bile kalmamak üzere hepsi denizden bütünüyle çıktılar.
66. “Sonra da diğerlerini suda boğduk.” Onlardan da boğulmadık hiçbir kimse kalmadı.
67. “Şüphesiz ki bunda bir ibret vardır.” Mûsâ’nın getirdiklerinin doğruluğuna, Firavun’un ve kavminin izledikleri yolun da batıl oluşuna dair pek büyük bir delil vardır. “Onların çoğu” kalplerinin fesadı dolayısıyla imanı gerektiren bunca ibret ve delile rağmen “iman etmemişti.”
68. “Şüphe yok ki Rabbin, Azizdir, Rahimdir.” O, izzetiyle (güç ve kudretiyle) yalanlayan kâfirleri helâk etti; rahmetiyle de Mûsâ’yı ve onunla birlikte olanları tamamen kurtardı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonra, Firavun'u ve kavmini denizde boğarak öldürdük.
Aynı kök: غرق (23 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: غرق (23 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Bu yüzden onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.
Aynı kök: غرق (23 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonra diğerlerini (suda) boğmuştuk. dipnot 1
ve ötekileri suya gark ettik.
ama ötekileri sulara gömüverdik.
Sonra, ötekilerini suda boğduk.
Sonra ötekileri suda boğduk.
Sonra ötekilerini suda boğduk.
Sonra, diğerlerini boğduk.
Sonra ötekilerini suda boğduk.
Sonra, diğerlerini boğduk.
Sonra, diğerlerini boğduk.
sonra da ötekileri boğduk.
Sonra da ötekileri gark ettik
Sonra da diğerlerini boğduk.
Sonra da diğerlerini boğduk.
Sonra da diğerlerini boğduk.
Sonra ötekileri suda boğduk.
Sonra öbürlerini (suda) boğduk.
Sonra diğerlerini suda boğduk.
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Sonra ötekileri suda boğduk.
Sonra ötekilerini boğduk (Musa ve adamları karaya çıkınca deniz kapandı, Fir'avn ve adamları boğuldu).
Sonra öbür kesimi suda boğduk.
Sonra öbürlerini suya batırdık.
Sonra da, arkalarından gelenleri suda boğduk.
Sonra da, arkalarından gelenleri suda boğduk.
Sonra ötekileri boğduk.
And We drowned all the others -Pharaoh and all those with him.
and drowned the rest.
But We drowned the others.
then We drowned the others. dipnot 1
Then We drowned the rest.
Then We drowned the others.
Then We drowned the others.
Then We drowned the others.
then We drowned the others.
Then I drowned Pharaoh and his troop.
then we drowned the others;
Then We drowned the others.
Then We drowned the others.
And We saved Moses and those with him, every one;
Thereafter We drowned the others.
And We drowned the others.
And We drowned the others.
and then We caused the others to drown.
Then We drowned the others.
Then We drowned the others.
And we drowned the others.
Then We drowned the others.
Then drowned We the others.
(And as the high tide came), We drowned the others.
Then We drowned the others.
Then we drowned the others.
Then We drowned the others.