Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 68. ayet

Şuarâ suresi, 68. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

Diyanet İşleri

Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 65–71 · surenin 68. ayeti / 227
  1. Şuarâ 65

    Musa'yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık.

  2. Şuarâ 66

    Sonra ötekileri suda boğduk.

  3. Şuarâ 67

    Bunda şüphesiz bir ibret vardır. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi.

  4. 68

    Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

  5. Şuarâ 69

    Ey Muhammed! Onlara İbrahim'in haberini de oku.

  6. Şuarâ 70

    Hani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti.

  7. Şuarâ 71

    "Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz" demişlerdi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 63–68. ayetler için yazılmıştır.

63. “Biz de Mûsâ’ya: Asanla denize vur, diye vahyettik.” O da denize vurdu. “Ardından deniz yarıldı” on iki yola ayrılıp yolların “her bir tarafı büyük bir dağ gibi oldu.” Mûsâ da kavmi ile birlikte bu haldeki denizin içine girdi.

64. “Diğerlerini” Firavun’u ve kavmini de “oraya” o yere “yanaştırdık.” Mûsâ ve kavminin girdiği yola onların da girmelerini sağladık.

65. “Mûsâ’yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtardık.” Geriye onlardan biri bile kalmamak üzere hepsi denizden bütünüyle çıktılar.

66. “Sonra da diğerlerini suda boğduk.” Onlardan da boğulmadık hiçbir kimse kalmadı.

67. “Şüphesiz ki bunda bir ibret vardır.” Mûsâ’nın getirdiklerinin doğruluğuna, Firavun’un ve kavminin izledikleri yolun da batıl oluşuna dair pek büyük bir delil vardır. “Onların çoğu” kalplerinin fesadı dolayısıyla imanı gerektiren bunca ibret ve delile rağmen “iman etmemişti.”

68. “Şüphe yok ki Rabbin, Azizdir, Rahimdir.” O, izzetiyle (güç ve kudretiyle) yalanlayan kâfirleri helâk etti; rahmetiyle de Mûsâ’yı ve onunla birlikte olanları tamamen kurtardı.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Şüphesiz ki senin Rabbin Azîz'dir. (Hiç kimse O'na galip gelemez) Düşmanlarından intikam alandır. Onlardan tövbe edenlere de çok merhametlidir.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِنَّ ve inne ve şüphesiz
  2. رَبَّكَ rabbeke Rabbin kök: ربب
  3. لَهُوَ lehuve O'dur
  4. ٱلْعَزِيزُ l-azizu üstün olan kök: عزز
  5. ٱلرَّحِيمُ r-rahimu merhamet eden kök: رحم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet

    "Siz beni Allah'ı inkar etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri O'na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi mutlak güç sahibine, çok…

  • Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet

    "Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…

  • Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet

    Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!

  • Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet

    Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer yine de yan çizerseniz, bilin ki Allah, gerçekten mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki Rabbin güçlüdür, çok merhametlidir.

Mustafa İslamoğlu

Ne ki senin Rabbin sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir!

Muhammed Esed

Ve gerçek şu ki, senin Rabbin, çok acıyan esirgeyen O yüceler yücesidir!

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki senin Rabbin "HU"dur; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.

Ali Bulaç

Ve hiç şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

Ali Özek ve heyeti

Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

Ali Rıza Safa

Ve kuşkusuz, Efendin, gerçekten, Üstündür; Merhametlidir.

Bayraktar Bayraklı

ŞüphesizRabbin, mutlak galip ve merhamet sahibidir.

Edip Yüksel

Kuşkusuz, senin Efendin Üstündür, Rahimdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kuşkusuz, senin Rabbin Üstündür, Rahimdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve şüphesiz ki Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şübhesiz ki rabbın o öyle aziz öyle rahim

Erhan Aktaş

Kuşkusuz Rabb'in, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kuşkusuz Rabbin, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kuşkusuz Rabb'in, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Gültekin Onan

Ve hiç şüphesiz, senin rabbin güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

Hasan Basri Çantay

Şu muhakkak ki senin Rabbin, elbette O, mutlak gaalibdir. (Mü'minleri ise) çok esirgeyicidir.

İbni Kesir

Muhakkak ki Rabbın, elbette o; Aziz'dir, Rahim'dir.

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

Süleyman Ateş

Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.

Süleymaniye Vakfı

Şüphesiz senin Rabbin daima üstün ve ikramı bol olandır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Senin Rabbin elbette güçlüdür; ikramı boldur.

Şaban Britch

Elbette Rabbin, çok güçlüdür, çok merhametlidir.

Şaban Piriş

Şüphesiz Rabbin, güçlü ve merhametli olan O'dur.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve şüphesiz, senin Rabbindir O mutlak Aziz, mutlak Rahim.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And Allah, your creator, is AL-Aziz and AL-Rahim, indeed

Abdul Haleem

your Lord alone is the Almighty, the Merciful.

Abdullah Yusuf Ali

And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful.

Abul A'la Maududi

Verily your Lord is Immensely Mighty, Ever Compassionate.

Aisha Bewley

Truly your Lord is the Almighty, the Most Merciful.

Al-Hilali & Khan

And verily your Lord, He is truly the All-Mighty, the Most Merciful.

Ali Quli Qarai

Indeed your Lord is the All-mighty, the All-merciful.

Amatul Rahman Omar

And indeed your Lord, He is the All-Mighty (to crush His enemies), the Ever Merciful (towards His servants).

Arthur John Arberry

Surely thy Lord, He is the All-mighty, the All-compassionate.

Bijan Moeinian

Truly, your Lord is the Almighty, Most Merciful.

E. Henry Palmer

And, verily, thy Lord He is mighty, merciful.

Edip-Layth

Your Lord is the Noble, the Compassionate.

George Sale

Verily thy Lord is the mighty, and the merciful.

Hamid S. Aziz

Lo! Herein is indeed a sign: but most of them are not believers.

Mahmoud Ghali

And surely your Lord, He is indeed The Ever-Mighty, The Ever-Merciful.

Marmaduke Pickthall

And lo, thy Lord! He is indeed the Mighty, the Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

Indeed your Lord is mighty and merciful.

Muhammad Asad

And yet, verily, thy Sustainer - He alone - is almighty, a dispenser of grace!

Mustafa Khattab

And your Lord is certainly the Almighty, Most Merciful.

Progressive Muslims

And your Lord is the Noble, the Merciful.

Rashad Khalifa

Most assuredly, your Lord is the Almighty, Most Merciful.

Sahih International

And indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful.

Sam Gerrans

And thy Lord: He is the Exalted in Might, the Merciful.

Shabbir Ahmed

And verily, your Lord! He is indeed Almighty, Merciful.

Syed Vickar Ahamed

And surely your Lord is He (Who is), the Exalted in Might (Al-Aziz), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

and indeed your Lord is the Mighty, the Merciful.

The Monotheist Group

Andyour Lord is the Noble, the Merciful.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 68. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 68. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 68. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩