Şûrâ suresi

Şûrâ suresi, 40. ayet

Şûrâ suresi, 40. ayet. وَجَزَٰٓؤُا۟ سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِّثْلُهَا فَمَنْ عَفَا وَأَصْلَحَ فَأَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ

vecezâü seyyietin seyyietüm miŝlühâ. femen `afâ veaṣleḥa feecruhû `ale-llâh. innehû lâ yüḥibbu-żżâlimîn.

Diyanet İşleri

Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükafatı Allah'a aittir. Şüphesiz O, zalimleri sevmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şûrâ 37–43 · surenin 40. ayeti / 53

Konu Gemiler; mü'minlerin vasıfları; kötülüğün karşılığı ve bağışlama Şûrâ 32–43 3

  1. Şûrâ 37–39

    (36-39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şura (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.

  2. 40

    Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükafatı Allah'a aittir. Şüphesiz O, zalimleri sevmez.

  3. Şûrâ 41

    Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur.

  4. Şûrâ 42

    Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.

  5. Şûrâ 43

    Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

40. Yüce Allah, bu âyet-i kerimede cezalandırmanın çeşitli mertebelerini söz konusu etmektedir. Bunlar üç mertebedir: Adalet, fazilet ve zulüm. Adalet mertebesi, kötülüğe ne eksik ne de fazla, tam onun dengi bir kötülükle karşılık vermektir. Cana can, her bir organa karşılık onun benzeri bir organ, malın da misli ile tazminatının ödenmesi gibi.

Fazilet mertebesi ise kötülük yapanı affedip arayı düzeltmektir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Ama kim affeder ve arayı düzeltirse artık onun mükâfatını vermek, Allah’a aittir.” Böylesine Allah, pek büyük bir mükâfat ve pek çok sevap verir.

Yüce Allah’ın affetmekte ıslahı/düzeltmeyi şart koşması, eğer suç işleyen kimse affedilmeye layık değilse ve şer’î maslahat da onun cezalandırmasını gerektiriyor ise o takdirde affetmenin dinen istenen bir iş olmadığının anlaşılması içindir.

Affedenin mükâfatının Allah’a ait olduğunun belirtilmesi, kişiyi affa teşvik etmekte ve onu diğer insanlara Allah’ın kendisine muamele etmesini istediği şekilde muamele etmesi için gayrete getirmektedir. Kul, Allah’ın kendisini affetmesini istediği gibi, o da Allah’ın kullarını affetmelidir. Allah’ın kendisine müsamaha göstermesini istediği gibi o da onlara müsamaha göstermelidir. Hiç şüphesiz amellere verilen karşılık, amellerin türünden olur.

Zulüm mertebesine gelince bunu da Yüce Allah: “Şüphe yok ki O, zalimleri sevmez” buyruğunda zikretmektedir. Yani O, ilk olarak başkalarına haksızlık edenleri yahut da suç işleyene işlediği suçtan daha fazlası ile karşılık verenleri sevmez. Çünkü yapılan haksızlığa fazlasıyla karşılık vermek de bir zulümdür.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kim hakkını almak isterse alabilir. Fazla olmadan ve haddi aşmadan sadece hakkı kadar alır. Kim kendisine kötülük yapanı affederse ve o kimsenin yapmış olduğu kötülükten dolayı onu kınamaz ve kendisi ile kardeşinin arasını düzeltirse; bu kimsenin sevabı Allah katındadır. Çünkü O; insanlara, mallarına ve ırzlarına zulmeden zalimleri sevmez, hatta nefret eder.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَجَزَٰٓؤُا۟ veceza'u ve cezası kök: جزي
  2. سَيِّئَةٍۢ seyyietin kötülüğün kök: سوا
  3. سَيِّئَةٌۭ seyyietun bir kütülüktür kök: سوا
  4. مِّثْلُهَا ۖ misluha yine onun gibi kök: مثل
  5. فَمَنْ femen fakat kim
  6. عَفَا afa affederse kök: عفو
  7. وَأَصْلَحَ ve esleha ve barışırsa kök: صلح
  8. فَأَجْرُهُۥ feecruhu onun mükafatı kök: اجر
  9. عَلَى ala aittir
  10. ٱللَّهِ ۚ llahi Allah'a kök: اله
  11. إِنَّهُۥ innehu doğrusu O
  12. لَا la
  13. يُحِبُّ yuhibbu sevmez kök: حبب
  14. ٱلظَّـٰلِمِينَ z-zalimine zalimleri kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af · Aynı kök: جزي (118 geçiş)

    Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza),…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    "İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez."

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Bu hazırlığı Allah'ın; iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfundan mükafatlandırması için yaparlar. Şüphesiz O, inkar edenleri sevmez.

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    İşte onların mükafatı Rab'leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların…

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz.

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Erkek veya kadın, kim mü'min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeli…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bir kötülüğün cezası, (en çok) ona denk bir kötülüktür. dipnot 1 Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun ödülü Allah'a aittir. Şüphesiz ki O, zalimleri sevmez.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet cezalandırmayla ilgili bütün mesajların merkezini oluşturmaktadır. Bu nedenle suça verilecek cezaların en çok suç kadar olabileceği, fazlasına izin verilmediği anlaşılmakta, böylece hukuka çok önemli bir ilke kazandırılmış olmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Ama kötülüğün cezası, ancak ona denk bir karşılık olabilir; ne var ki kim affeder ve barış yaparsa, işte onun mükafatı Allah'a aittir: Şüphe yok ki O, zalimleri asla sevmez.

Muhammed Esed

Ama (unutma ki,) kötülüğü cezalandırma (teşebbüsü) de, bizatihi bir kötülük olabilir; o halde, kim (düşmanını) affeder ve barış yaparsa mükafatı Allah katındadır, çünkü O, zalimleri sevmez.

Ahmed Hulusi

Bir kötülüğün karşılığı, onun benzeri bir kötülüktür! Kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allah'ın üzerinedir. . . Muhakkak ki O, zalimleri sevmez.

Ali Bulaç

Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup sağlarsa) artık onun ecri Allah'a aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez.

Ali Özek ve heyeti

Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah'a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.

Ali Rıza Safa

Kötülüğün karşılığı, tıpkısı bir kötülüktür. Ama kim bağışlar ve barışırsa, onun ödülü, artık Allah'a kalmıştır. Kuşkusuz, O, haksızlık yapanları sevmez.

Bayraktar Bayraklı

Bir kötülüğün cezası, ona denk bir cezadır. Kim affeder ve barışı sağlarsa, onun ödülü Allah'a aittir. Doğrusu Allah zalimleri sevmez.

Edip Yüksel

Kötülüğün cezası, benzeri bir kötülüktür ancak kim affeder ve erdemli davranırsa ALLAH tarafından ödüllendirilir. O, zalimleri sevmez.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kötülüğün cezası, benzeri bir kötülüktür; ancak kim affeder ve erdemli davranırsa ALLAH tarafından ödüllendirilir. O, zalimleri sevmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kötülüğün cezası yine onun gibi bir kötülüktür. Ama kim affedip islah ederse onun mükafatı Allah'a aittir. Şüphesiz o zalimleri sevmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kötülüğün cezası da misli kötülüktür, fakat her kim afvedip ıslah ederse onun da ecri Allahadır, her halde o zalimleri sevmez

Erhan Aktaş

Bir kötülüğün karşılığı o kötülük ölçüsündedir. Ama kim bağışlar ve düzeltici olursa artık onun karşılığı Allah'a aittir. Kuşkusuz O, haksızlık yapanları sevmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bir kötülüğün karşılığı o kötülük ölçüsündedir. Ama kim bağışlar ve düzeltici olursa artık onun karşılığı Allah'a aittir. Kuşkusuz O, haksızlık yapanları sevmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bir kötülüğün karşılığı onun aynısı bir kötülüktür. Ama kim bağışlar ve düzeltici olursa artık onun karşılığı Allah'a aittir. Kuşkusuz O, haksızlık yapanları sevmez.

Gültekin Onan

Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup sağlarsa) artık onun ecri Tanrı'ya aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez.

Hasan Basri Çantay

Kötülüğün karşılığı ona denk bir kötülük (bir misilleme) dir. Fakat kim afveder, barışı sağlarsa mükafatı Allaha aiddir. Şübhe yok ki O, zaalimleri asla sevmez.

İbni Kesir

Kötülüğün karşılığı; ona denk bir kötülüktür. Kim, affeder ve ıslah ederse; ecri Allah'a aittir. Muhakkak ki Allah; zalimleri sevmez.

Mehmet Alagaş

(40-47) Kötülüğün karşılığı bir benzeri / aynısı / misli bir kötülüktür. Kim affeder ve ıslah ederse onun ücreti / ecri Allah’a aittir, muhakkak ki O zalimleri sevmez , kim zulüm sonrası kendini savunursa aleyhine / üzerine bir yol yoktur , y ol ancak insanlara zulmedenler ve arzda haksız yere saldırarak ilerleyenleredir, işte onlara acıtıcı bir azap vardır. Her kim sabreder ve bağışlarsa ki işte bu, çok büyü bir iştir / azim bir iştir. Allah kimi şaşırtırsa bundan sonra onun bir dostu yoktur, Zalimlerin azabı gördüklerini göreceksin , geri dönmeye bir yol var mı? diyorlar , oraya (cehenneme) sunulduklarını görürsün, zilletten dolayı başları eğiktir, gizli ve göz ucuyla bakıyorlar, iman edenler de diyecekler ki kıyamet günü hasara uğrayanlar, kendileri ve yakın çevreleri hasara uğratan kişilerdir. Dikkat edin! Muhakkak zalimler kalıcı durulan / muqim bir azap içindedirler. Onlar için dost yoktur , onlara Allah’tan gayrı yardım edecek te yoktu r, Allah kimi saptırırsa, ona gidecek bir yol / çıkar yol yoktur . Rabbinize Allah’tan geri dönmenin mümkün olmadığı gün gelmeden önce cevap veriniz / icabet ediniz, O gün size sığınacak bir yer ve inkâr etme imkânı olmayacaktır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bir kötülüğün cezası, onun benzeri/denk bir kötülüktür. Kim de affeder ve ıslah ederse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Allah, zalimleri sevmez.

Süleyman Ateş

Kötülüğün cezası, yine onun gibi bir kötülüktür. Kim affeder, barışırsa onun mükafatı Allah'a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.

Süleymaniye Vakfı

Bir kötülüğün cezası, onun dengi bir kötülüktür dipnot 1 . Kim affeder de arayı düzeltirse ödülünü Allah verir. O, yanlışa dalanları sevmez.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki kötülük, cezalandırılan kişi açısındandır. Yoksa bir suçluya hak ettiği cezayı vermek, bir kötülük değildir. (En'am 6/160, Yunus 10/27, Kasas 28/84, Mü'min 40/40).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir kötülüğün cezası, onun dengi bir kötülüktür. Kim bağışlar da arayı düzeltirse karşılığını Allah verir. O, yanlış yapanları sevmez.

Şaban Britch

Bir kötülüğün cezası, onun benzeri/denk bir kötülüktür. Kim de affeder ve ıslah ederse, onun mükafatı Allah’a aittir. Allah, zalimleri sevmez.

Şaban Piriş

Bir kötülüğün cezası, onun benzeri bir kötülüktür. Kim de affeder ve düzeltirse, onun mükafatı Allah'a aittir. Allah, zalimleri sevmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir kötülüğün cezası, tıpkısı bir kötülüktür. Fakat affedip barışmayı esas alanın ücretini bizzat Allah verir. O, zalimleri hiç sevmez.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The return of a wrong is a wrong of a like nature, but he who forgives and reconciles himself with his own heart and with Allah, shall Allah credit him with what is due; He detests the wrongful of actions

Abdul Haleem

Let harm be requited by an equal harm, though anyone who forgives and puts things right will have his reward from God Himself––He does not like those who do wrong.

Abdullah Yusuf Ali

The recompense for an injury is an injury equal thereto (in degree): but if a person forgives and makes reconciliation, his reward is due from Allah: for (Allah) loveth not those who do wrong.

Abul A'la Maududi

The recompense dipnot 1 of evil is evil the like of it. dipnot 2 But he who forgives and makes amends, his reward lies with Allah. dipnot 3 Surely He does not love the wrong-doers. dipnot 4

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The passage from here to the end of (verse 43) is an explanation of verse 39.
  2. metne dön, dipnot 2
    This is the first fundamental principle which must be borne in mind in retaliation. The right limit of retaliation is that one should return the same sort of ill treatment that he has received; he has no right to return a greater ill treatment.
  3. metne dön, dipnot 3
    This is the second principle. It means: Although it is permissible to retaliate against the one who has committed a violence, wherever pardoning can be conducive to reconcilement, pardoning is better for the sake of reconcilement than retaliation. And since man pardons the other by suppressing his own feelings, Allah says that the reward of such a one is with Him, for he has suppressed his own self for the sake of reforming the evil-doers.
  4. metne dön, dipnot 4
    In this warning allusion has been made to a third principle about retaliation, and it is this: One should not become a wrongdoer himself in the process of avenging a wrong done by the other. It is not permissible to do a greater wrong in retaliation for the wrong done. For example, if a person gives another a slap, the other can return only one slap; he cannot shower blows and kicks. Likewise, it is not right to commit a sin in retaliation for a sin. For example, if a wicked man has killed the son of someone, it is not right to go and kill the son of the former. Or, if a mean person has violated the chastity of a person’s sister or daughter, it is not lawful for him to commit rape on the former’s sister or daughter.

Aisha Bewley

The repayment of a bad action is one equivalent to it. But if someone pardons and puts things right, his reward is with Allah. Certainly He does not love wrongdoers.

Al-Hilali & Khan

The recompense for an evil is an evil like thereof; but whoever forgives and makes reconciliation, his reward is with Allâh. Verily, He likes not the Zâlimûn (oppressors, polytheists, and wrong-doers).

Ali Quli Qarai

The requital of evil is an evil like it. So whoever excuses and conciliates, his reward lies with Allah. Indeed He does not like the wrongdoers.

Amatul Rahman Omar

And (they keep in mind that) the recompense of an evil done is a punishment equal to it (for an evil merits an equal evil). But he who pardons (an offender) and (thereby) improves the matter (and effects thereby a reform in the offender) shall have his reward from Allâh. Behold! He does not love the wrong doers.

Arthur John Arberry

and the recompense of evil is evil the like of it; but whoso pardons and puts things right, his wage falls upon God; surely He loves not the evildoers.

Bijan Moeinian

[Principle #1:] An evil act should be retaliated by an equal act [eye for an eye]; however, [principle #2:] God rewards those who pardon and lead a righteous life. [Principle #3:] God does not love the wrongdoers [who retaliate excessively].

E. Henry Palmer

For the recompence of evil is evil like unto it; but he who pardons and does well, then his reward is with God; verily, He loves not the unjust.

Edip-Layth

The recompense for a crime shall be its equivalence, but whoever forgives and makes right, then his reward is upon God. He does not like the wrongdoers.

George Sale

-- And the retaliation of evil ought to be an evil proportionate thereto: -- But he who forgiveth, and is reconciled unto his enemy, shall receive his reward from God; for He loveth not the unjust doers.

Hamid S. Aziz

And the recompense of evil is punishment like it, but whoever forgives and amends, he shall have his reward from Allah; surely He does not love the unjust.

Mahmoud Ghali

And the recompense of an odious deed is an odious deed the like of it; yet whoever is clement and acts righteously, then his reward is up to Allah. Surely He does not love the unjust.

Marmaduke Pickthall

The guerdon of an ill-deed is an ill the like thereof. But whosoever pardoneth and amendeth, his wage is the affair of Allah. Lo! He loveth not wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

The retribution of evil is the equal of evil (done); yet those who forgive and rehabilitate will be rewarded by God. Verily He does not like those who do wrong.

Muhammad Asad

But [remember that an attempt at] requiting evil may, too, become an evil: hence, whoever pardons [his foe] and makes peace, his reward rests with God - for, verily, He does not love evildoers.

Mustafa Khattab

The reward of an evil deed is its equivalent. But whoever pardons and seeks reconciliation, then their reward is with Allah. He certainly does not like the wrongdoers.

Progressive Muslims

The recompense for a crime shall be its equivalence, but whoever forgives and makes right, then his reward is upon God. He does not like the wrongdoers.

Rashad Khalifa

Although the just requital for an injustice is an equivalent retribution, those who pardon and maintain righteousness are rewarded by GOD. He does not love the unjust.

Sahih International

And the retribution for an evil act is an evil one like it, but whoever pardons and makes reconciliation - his reward is [due] from Allah. Indeed, He does not like wrongdoers.

Sam Gerrans

(And the reward of evil is evil the like thereof; but whoso pardons and makes right, his reward is upon God; He loves not the wrongdoers.

Shabbir Ahmed

But requiting evil may become an evil in itself! Hence, whoever pardons and makes peace, his reward rests with Allah. Verily, He loves not the violators of human rights.

Syed Vickar Ahamed

The recompense for an injury (or evil) is an injury (or evil) equal to it (in degree): But if a person forgives and makes reconciliation, his reward is due from Allah: Verily He, (Allah) does not love those who do wrong.

Taqi Usmani

The recompense of evil is evil like it. Then the one who forgives and opts for compromise has his reward undertaken by Allah. Surely, He does not like the unjust.

The Monotheist Group

The recompense for a crime shall be its equivalence, but whoever forgives and makes right, then his reward is upon God. He does not like the wrongdoers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 40. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 40. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 40. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩