Şûrâ suresi

Şûrâ suresi, 39. ayet

Şûrâ suresi, 39. ayet. وَٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَابَهُمُ ٱلْبَغْىُ هُمْ يَنتَصِرُونَ

velleẕîne iẕâ eṣâbehümü-lbagyü hüm yenteṣirûn.

Diyanet İşleri

(36-39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şura (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şûrâ 36–42 · surenin 39. ayeti / 53

Konu Gemiler; mü'minlerin vasıfları; kötülüğün karşılığı ve bağışlama Şûrâ 32–43 3

  1. 36–39

    (36-39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şura (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.

  2. Şûrâ 40

    Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükafatı Allah'a aittir. Şüphesiz O, zalimleri sevmez.

  3. Şûrâ 41

    Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur.

  4. Şûrâ 42

    Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

39. “Onlar, haksızlığa uğradıkları zaman” düşmanları tarafından onlara haksızlık yapıldığında “yardımlaşarak haklarını alırlar.” Güçlü ve izzet sahibidirler. İntikam almaktan âciz ve zelil kimseler değildirler.

Yüce Allah, onları iman, Allah’a tevekkül etmek, küçük günahların bağışlanmasına sebep teşkil eden büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınmak, tam anlamı ile Allah’ın emirlerine bağlanmak, Rablerinin çağrısını kabul etmek, namaz kılmak, çeşitli ihsan ve iyilik yollarında infakta bulunmak, işlerini istişare ile halletmek ve düşmanlarına karşı güçlü olup intikam almakla nitelendirmektedir.

İşte bunlar, mü’minlerin kendilerinde toplamaları gereken kamil özelliklerdir. Onların bu özelliklere sahip olmaları, bunlardan daha alt derecedeki güzel davranışları yerine getirmelerini ve bunların aksinden uzak kalmalarını da gerektirir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Eğer kendilerine zulmeden kimse affedilmeyi hak etmeyen kimselerden ise, onlar bir haksızlığa uğradıklarında kendi nefislerine ikram etmek ve itibarlı kılmak için yardımlaşırlar. Özellikle de kendilerine zulmedeni affetmelerinde herhangi bir fayda yoksa bu yardımlaşma haklı bir yardımlaşmadır.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱلَّذِينَ vellezine ve onlar
  2. إِذَآ iza zaman
  3. أَصَابَهُمُ esabehumu uğradıkları kök: صوب
  4. ٱلْبَغْىُ l-begyu saldırıya kök: بغي
  5. هُمْ hum kendilerini
  6. يَنتَصِرُونَ yentesirune savunurlar kök: نصر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin…

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Bu böyle. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse, elbette Allah ona yardım eder. Hiç…

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Bu mallar özellikle, Allah'tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah'ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Onlar; başlarına bir musibet gelince, "Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz" derler.

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne…

  • Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.…

  • Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bir haksızlığa uğradıkları zaman yardımlaşırlar.

Mustafa İslamoğlu

yine onlar, haksız bir saldırıya muhatap olduklarında meşru müdaafa için dayanışma sergilerler.

Muhammed Esed

ve bir zorbalık ile karşılaştıkları zaman kendilerini savunanlar (için).

Ahmed Hulusi

Onlar ki, zorbalıkla karşılaştıklarında birlikte mücadele ederek galip gelirler!

Ali Bulaç

Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır.

Ali Özek ve heyeti

Bir haksızlığa uğradıkları zaman, yardımlaşırlar.

Ali Rıza Safa

Haksızlığa uğradıklarında kendilerini savunurlar. dipnot 417

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 417
    "Kendilerini savunurlar." tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Karşı koyarlar." veya "Öçlerini alırlar." veya "Yardımlaşırlar." biçiminde çevrilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine bir haksızlık yapıldığında yardımlaşarak üstesinden gelirler.

Edip Yüksel

Haksızlığa uğradıklarında kendilerini savunurlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Haksızlığa uğradıklarında kendilerini savunurlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kendilerine bir saldırı olduğu vakit birbirleriyle yardımlaşır, öçlerini alırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlar ki kendilerine bağy (haklarına tecavüz) vaki' olduğu vakıt yardımlaşır onlar öcünü alırlar

Erhan Aktaş

Bir haksızlığa, zulme uğradıkları zaman, yardımlaşırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bir haksızlığa, zulme uğradıkları zaman, yardımlaşırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bir haksızlığa, zulme uğradıkları zaman, yardımlaşırlar.

Gültekin Onan

Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır.

Hasan Basri Çantay

(36-37-38-39) Size verilen şey dünya hayaatının (geçici birer) faidesidir. Allah indinde olan (sevab) ise daha hayırlı, daha süreklidir. (Bu sevablar) iman edib de ancak Rablerine güvenib dayanmakda, büyük günahlardan ve faahiş kötülüklerden kaçınmakda, öfkelendikleri zaman bizzat (kusurları) örtmekde (bağışlamakda) olanlara, Rablerinin (tevhid ve ibadete aid da'vetine) icabet edenlere, namaz (ların) ı dosdoğru kılanlara — ki bunların işleri aralarında müşavere (ile) dir—, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allaha taat uğrunda) harcamakda bulunanlara, kendilerine tağallüb ve zulüm vaaki olduğu zaman elbirlik (mazluma) yardım eyleyenlere mahsusdur.

İbni Kesir

Onlar ki; kendilerine zulüm vaki olunca yardımlaşırlar.

Mehmet Alagaş

(25-39) O, kullarının vazgeçmelerini / tövbelerini de kabul edendir, onların kötülüklerini de affeder, yaptıklarınızı da bilir, iman edenlere ve salih amel işleyenlere cevap verir / icabet eder , onları fazlından hazinesinden vererek artırır, kafirlere ise şiddetli bir azap vardır. Eğer ki Allah rızkı kullarına basitleştirseydi / elde etmesi kolay olsaydı arzda azgınlaşırlardı ve fakat bir ayar üzere istediğine indiriyor, muhakkak ki O, kullarından haberi olandır ve görendir. Ümit kesildikten sonra yağmuru yağdıran ve rahmetini yayandır / neşredendir, O dosttur, övülendir. O’nun ayetlerinden biri semaları ve arzı yaratmasıdır. Onun içinde de yaratıklardan üretmesidir. İstediği vakit te sizi bir araya getirmeye gücü yeter / muktedirdir. M usibet, elinizle kazandıklarınızdan dolayı isabet eder , çoğunu da Allah affeder (isabet et tirmez) siz yeryüzünde aciz bırakacak / çaresiz bırakacak değilsiniz, sizin Allah’tan gayrı / Allah’tan başka dostunuz ve yardımcınız yoktur. O’nun ayetlerinden biri de denizde gemileri bayrak gibi / alem gibi / alamet gibi akıtmasıdır, eğer isterse rüzgârı sakinleştirir o, görünürde hareketsiz kalır, işte bunda her bir sabreden, şükreden için ayetler vardır yahut kazandıkları nedeniyle onları telef eder , çoğunu da /ekserisini de bağışlar , ayetlerimizle tartışanlar / mücadele edenler / cedelleşenler onlara kaçacak yer yok. Size bir şey olarak verilenler dünya hayatının geçimlik malzemeleridir / tüketim malzemeleridir. (Metanın zıddı naîm kalıcı tükenmez gayri memnun nimet) Allah’ın yanında / indinde iman edenler ve rablerini vekil tayin edenler için olan (vekalet vermek içsel iman göstergesidir , salih amel dışsal iman göstergesidir.) hayırlıdır ve daha kalıcıdır / bakidir. Onlar ki kötülük ve iğrenç davranışlardan kaçınırlar, öfkelendikleri zaman / gazaplandıklarında bağışlarlar. Rablerine cevap verirler / icabet ederler , namazı kılarlar, aralarında ki işler şura iledir. (Şura: Akılların saf tutması bir araya gelmesidir.) Rızıklarından harcarlar / infak ederler , onlara saldırı olduğunda yardımlaşırlar

Rowwad Tercüme Merkezi

Bir haksızlığa uğradıkları zaman, yardımlaşırlar.

Süleyman Ateş

Bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman kendilerini savunurlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar, kendilerine bir saldırı olduğunda birbirleriyle yardımlaşırlar.

Şaban Britch

Zulme uğradıkları zaman, yardımlaşırlar.

Şaban Piriş

Haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyarlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerine zulüm ve haksızlık gelip çattığında, yardımlaşırlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Who set right and redress a grievance or an abuse, a wrong or a misfortune when treated with injustice, prejudice or harshness.

Abdul Haleem

and defend themselves when they are oppressed.

Abdullah Yusuf Ali

And those who, when an oppressive wrong is inflicted on them, (are not cowed but) help and defend themselves.

Abul A'la Maududi

who, when a wrong is done to them, seek its redress. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This also is one of the best characteristics of the believers, they do not fall a prey to the tyrants. Their tender heartedness and forgiving nature is not the result of any weakness. They have not been taught to live humbly and meekly like the hermits and ascetics. Their nobility demands that when they are victors they should forgive the errors of the vanquished. When they possess the power, they should avoid vengefulness and when a weak or subdued person happens to commit a mistake they should overlook it. But when a powerful person, drunk with authority, commits violence against them, they should resist and fight him with all their might. A believer is never cowed by a wicked person nor bows to an arrogant man. For such people he proves to be a hard nut which breaks the teeth of those who try to break it.

Aisha Bewley

those who, when they are wronged, defend themselves.

Al-Hilali & Khan

And those who, when an oppressive wrong is done to them, take revenge.

Ali Quli Qarai

those who, when visited by aggression, come to each other’s aid.

Amatul Rahman Omar

And those who, when they meet wrongful aggression, defend themselves.

Arthur John Arberry

and who, when insolence visits them, do help themselves --

Bijan Moeinian

They are those who stand up for their rights when facing a gross injustice [and retaliate].

E. Henry Palmer

and who, when wrong befalls them, help themselves.

Edip-Layth

They are those who seek justice when gross injustice befalls them.

George Sale

and who, when an injury is done them, avenge themselves:

Hamid S. Aziz

And those who, when great wrong afflicts them, defend themselves.

Mahmoud Ghali

And the ones who, when inequity afflicts them, are they (who) vindicate themselves.

Marmaduke Pickthall

And those who, when great wrong is done to them, defend themselves,

Mohamed Ahmed - Samira

And those who defend themselves when they are wronged.

Muhammad Asad

and who, whenever tyranny afflicts them, defend themselves.

Mustafa Khattab

and who enforce justice when wronged.

Progressive Muslims

And those who, when gross injustice befalls them, they seek justice.

Rashad Khalifa

When gross injustice befalls them, they stand up for their rights.

Sahih International

And those who, when tyranny strikes them, they defend themselves,

Sam Gerrans

And those who, when sectarian zealotry befalls them, help themselves:

Shabbir Ahmed

And who, whenever frank injustice afflicts them, stand up for their rights. (They establish the System wherein the oppressed is helped and the oppressor is requited).

Syed Vickar Ahamed

And those who, when grave wrong is inflicted on them, (are not afraid but) help and defend themselves.

Taqi Usmani

and those who, when they are subjected to aggression, defend themselves.

The Monotheist Group

And those who, when injustice befalls them, they seek justice.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 39. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 39. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 39. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩