Diyanet İşleri
Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: "Ey Musa!"
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 11. ayet. فَلَمَّآ أَتَىٰهَا نُودِىَ يَٰمُوسَىٰٓ
felemmâ etâhâ nûdiye yâ mûsâ.
Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: "Ey Musa!"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi Tâhâ 9–48 3
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. En güzel isimler O'nundur.
Musa'nın haberi sana ulaştı mı?
Hani bir ateş görmüştü de ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım ondan size bir kor ateş getiririm, yahut ateşin başında, yol gösterecek birini bulurum" demişti.
Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: "Ey Musa!"
"Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuva'dasın."
"Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle."
"Şüphe yok ki ben Allah'ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
11. Uzaktan gördüğü “o ateşin yanına vardığında” bu gerçekte bir nur idi ki o, hem yakıcı bir ateş, hem de aydınlatıcı idi. Buna da Peygamber’in şu buyruğu delildir: “O’nun hicabı nurdur -veya nâr/ateştir-. Eğer bu hicabı açacak olursa yüzünün parıltıları, gözünün ulaştığı her şeyi (görmediği hiçbir varlık olmadığından bütün varlıkları) yakardı.” Mûsâ, o ateşin yanına ulaşınca oradan kendisine nidâ olundu. Yani şu buyrukta belirtildiği gibi Yüce Allah, ona seslendi: “Biz, ona Tûr’un sağ tarafından seslendik ve gizli bir şekilde konuşmak üzere onu kendimize yaklaştırdık.” (Meryem, 19/52)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ateşin yanına gelince Allah -Subhanehu ve Teâlâ- ona: "Ey Musa!" diye seslendi.
Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
(32-33) "Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi,…
Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, Rabbi ona mukaddes Tuva vadisinde şöyle seslenmişti:
Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Tamamı: yazma kataloğu
Gerçek fotoğraf
Günümüz Sînâ coğrafyasının fotoğrafıdır. Mûsâ'nın yaşadığı dönemin görüntüsü değildir ve AI canlandırmasıyla karıştırılmamalıdır.
Ayet: Tâhâ 9-12 · Naziât 15-16
Vyacheslav Argenberg · Own work · CC BY 4.0
Gerçek fotoğraf
Günümüz Sînâ coğrafyasının fotoğrafıdır; tarihsel sahne değildir.
Ayet: Tâhâ 9-12
Vyacheslav Argenberg · Own work · CC BY 4.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Oraya ulaştığında (tarafımızdan) kendisine şöyle seslenilmişti:
Fakat ateşe yaklaşınca ona (gaipten) "Ey Musa!" diye seslenildi;
Fakat ateşe yaklaşınca bir ses ona "Ey Musa!" diye seslendi,
Ona (ateşe) yaklaştığında: "Ya Musa" diye sesleniş algıladı.
Nitekim ona gidince, kendisine seslenildi: "Ey Musa."
Oraya vardığında kendisine (tarafımızdan): Ey Musa! diye seslenildi:
Oraya geldiğinde, seslenildi: "Ey Musa!"
Musa ateşin yanına gelince, "Ey Musa!" diye seslenildi.
Oraya varınca, "Ey Musa!" diye seslenildi.
Oraya varınca, 'Ey Musa!,' diye seslenildi.
Ona vardığı zaman, kendisine şöyle seslenildi: "Ey Musa!
Vaktaki ona vardı kendine şöyle nida olundu
Oraya varınca, "Ey Musa!" diye seslenildi.
Oraya varınca, "Ey Musa!" diye seslenildi.
Oraya varınca, "Ey Musa!" diye seslenildi.
Nitekim ona gidince, kendisine seslenildi: "Ey Musa."
İşte (Musa) ona gidince kendisine (şöyle) nida olundu: "Ey Musa".
Ateşin yanına gelince; kendisine: Ey Musa, diye seslenildi.
(9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.
Ateşin yanına geldiği zaman: "Ey Mûsâ!" diye seslenildi.
(Musa), o(ateşin yanı)na gelince kendisine "Ey Musa!" diye seslenildi.
Oraya varınca şöyle seslenildi: "Ey Musa!
Ateşin yanına varınca "Musa!" diye bir ses yükseldi.
Ateşin yanına geldiği zaman: Ey Musa! diye seslenildi.
Ateşin yanına geldiği zaman: -Ey Musa! diye seslenildi.
Onun yanına geldiğinde kendisine "Musa!" diye seslenildi.
And when he reached the destined spot, he was called to: "O Mussa", Allah said
When he came to the fire, he was summoned, ‘Moses!
But when he came to the fire, a voice was heard: "O Moses!
When he came to it, a voice called out: "Moses!
Then when he reached it, a voice called out, ‘Musa!
And when he came to it (the fire), he was called by name: "O Mûsâ (Moses)!
So when he came to it, he was called, ‘O Moses!
And when he came close to this (fire) he was hailed, `O Moses!
When he came to it, a voice cried, 'Moses,
When he reached the fire, a voice called out: "O Moses. "
And when he came to it he was called to, 'O Moses!
So when he came to it he was called: "O Moses."
And when he was come near unto it, a voice called unto him, saying, O Moses!
Behold, he saw a fire: and said to his folk, "Tarry ye; verily, I perceive a fire far off. Perhaps I may bring you there from a brand, or may find some guidance (news, information) by the fire."
(by name) came up to it, he was called out Then, as soon as h, "O Mûsa!
And when he reached it, he was called by name: O Moses!
When he approached it, a voice called out:
But when he came close to it, a voice called out: "O Moses!
But when he approached it, he was called, "O Moses!
So when he came to it he was called: "O Moses. "
When he came to it, he was called, "O, Moses.
And when he came to it, he was called, "O Moses,
And when he came to it, he was called: “O Moses:
(This is the story of the days when Moses had reached the converging point of the stream of the conceptual knowledge of intellect, and the stream of the extrinsic knowledge of the Divine Revelation (18:65)). When Moses reached the fire, a voice called out, "O Moses!
And when he came to the fire, a voice was heard: "O Musa (Moses)!
So when he came to it, he was called, "O Mūsā,
So when he came to it he was called: "O Moses."