Diyanet İşleri
Musa'nın haberi sana ulaştı mı?
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 9. ayet. وَهَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ
vehel etâke ḥadîŝü mûsâ.
Musa'nın haberi sana ulaştı mı?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi Tâhâ 9–48 3
Göklerdeki, yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey, yalnızca O'nundur.
Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da.
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. En güzel isimler O'nundur.
Musa'nın haberi sana ulaştı mı?
Hani bir ateş görmüştü de ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım ondan size bir kor ateş getiririm, yahut ateşin başında, yol gösterecek birini bulurum" demişti.
Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: "Ey Musa!"
"Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuva'dasın."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 9–10. ayetler için yazılmıştır.
9. Yüce Allah, Peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e takriri bir soru ile ve bu kıssayı ta’zim ve şanını yüceltme anlamında “Mûsâ’nın” mutluluğunun başlangıcı ve nübüvvetinin başı ile ilgili durumuna dair “haberi sana geldi mi?” buyurmaktadır.
10. Mûsâ, uzaktan bir ateş görmüştü. O sırada da yolunu kaybetmiş ve soğuktan etkilenmişti. Yanında bu yolculuğunda kendisiyle ısınabileceği bir şeyi de yoktu. “Ailesine: “Siz durun! Benim gözüme” Tûr’un sağ tarafında “bir ateş ilişti. Belki size ondan” kendisi ile ısınacağınız “bir meşale getiririm veya ateşin başında yol gösterecek” bana yolu tarif edecek “birini bulurum.” Mûsâ’nın aradığı hem maddi aydınlık ve hem de maddi hidâyet/yol bulma idi. Orada ise manevi nur olan, ruhları ve kalpleri aydınlatan vahyin nurunu ve gerçek hidâyet olan nimetler yurdu cennetlere ulaştıran ve dosdoğru yolu gösteren hidâyeti buldu. Böylelikle hesaba katmadığı ve hatırından geçirmediği bir şey elde etmiş oldu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul! Ant olsun ki Musa b. İmrân -aleyhisselam-'ın haberi sana geldi.
Aynı kök: حدث (36 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
(Ey Muhammed!) Musa'nın haberi sana geldi mi?
Aynı kök: حدث (36 geçiş)
Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak…
Aynı kök: حدث (36 geçiş)
O kıyamet günü, Allah'ı inkar edip Peygamber'e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah'tan hiçbir söz gizleyemezler.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Tamamı: yazma kataloğu
Gerçek fotoğraf
Günümüz Sînâ coğrafyasının fotoğrafıdır. Mûsâ'nın yaşadığı dönemin görüntüsü değildir ve AI canlandırmasıyla karıştırılmamalıdır.
Ayet: Tâhâ 9-12 · Naziât 15-16
Vyacheslav Argenberg · Own work · CC BY 4.0
Gerçek fotoğraf
Günümüz Sînâ coğrafyasının fotoğrafıdır; tarihsel sahne değildir.
Ayet: Tâhâ 9-12
Vyacheslav Argenberg · Own work · CC BY 4.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Musa'nın haberi sana ulaştı (değil) mi?
Musa'nın yaşadıklarından haberin var mı?
Musa'nın başından geçen olaylardan haberin var mı?
Musa'nın olayı ulaştı mı sana?
Sana Musa'nın haberi geldi mi?
(Rasûlüm!) Musa (olayının) haberi sana ulaştı mı?
Musa'nın haberi, sana geldi mi?
Musa'nın olgusunun haberi sana ulaştı mı?
Musa'nın haberi sana ulaştı mı?
Musa'nın haberi sana ulaştı mı?
Musa'nın olayı sana ulaştı mı?
Hem geldi mi Musanın kıssası sana?
Sana Musa'nın hadisi dipnot 1 ulaştı mı?
Sana Musa'nın hadisi dipnot 1 ulaştı mı?
Sana Musa'nın haberi ulaştı mı?
Sana Musa'nın haberi geldi mi?
Musanın haberi geldi mi sana?
Ve sana Musa'nın haberi geldi mi?
(9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.
Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?
Musa'nın haberi sana geldi mi?
Musa'nın haberi sana ulaştı değil mi!
Musa'nın hikayesi sana ulaştı değil mi?
Musa’nın haberi sana geldi mi?
Musa'nın haberi sana geldi mi?
Ulaştı mı sana Musa'nın haberi?
And now, have you been informed O Muhammad of the narrative of Mussa!
Has the story of Moses come to you [Prophet]?
Has the story of Moses reached thee?
Has the story of Moses reached you?
Has the story of Musa not reached you?
And has there come to you the story of Mûsâ (Moses)?
Did the story of Moses come to you,
You must have surely received the narrative about Moses.
Hast thou received the story of Moses?
Have you ever heard the story of Moses?
Has the story of Moses come to thee?
Did the news of Moses come to you?
Hast thou been informed of the history of Moses?
Allah! There is no God but He! To Him belong the Most Beautiful Names.
And has there come up to you the discourse of Mûsa (Moses).
Hath there come unto thee the story of Moses?
Has the story of Moses come to you?
AND HAS the story of Moses ever come within thy ken?
Has the story of Moses reached you ˹O Prophet˺?
And did the news of Moses come to you
Have you noted the history of Moses?
And has the story of Moses reached you? -
And has there come to thee the story of Moses?
Has there come to you the history of Moses?
And has the story of Musa (Moses) reached you?
Has there come to you the story of Mūsā?
And did the narrative of Moses come to you?