Diyanet İşleri
"Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle."
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 13. ayet. وَأَنَا ٱخْتَرْتُكَ فَٱسْتَمِعْ لِمَا يُوحَىٰٓ
veene-ḫtertüke festemi` limâ yûḥâ.
"Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi Tâhâ 9–48 3
Hani bir ateş görmüştü de ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım ondan size bir kor ateş getiririm, yahut ateşin başında, yol gösterecek birini bulurum" demişti.
Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: "Ey Musa!"
"Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuva'dasın."
"Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle."
"Şüphe yok ki ben Allah'ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl."
"Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim."
"Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler, seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helak olursun!"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
13. “Ben seni (peygamber olarak) seçtim.” İnsanlar arasından seni beğenip seçtim. Bu, Allah’ın ona ihsan etmiş olduğu en büyük nimet ve lütuftur ki bu nimetin gereği gibi şükürle karşılanması gerekir. Bundan dolayı Allah, şöyle buyurmaktadır: “O halde sana vahyolunanı dinle!” Sana bildireceğim vahiyleri dikkatle dinle! Çünkü bu vahiylerim buna layıktır. Zira vahiy, dinin esası, başlangıcı ve İslâm davetinin direğidir. Daha sonra Yüce Allah ona neleri vahyettiğini şöyle beyan etmektedir:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Musa!- Risaletimi ulaştırmak için seni seçtim. O halde sana vahyolunanı dinle.
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Vahiy
Biz de Musa'ya, "Elindeki değneğini at" diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Vahiy
"Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:"
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Vahiy
"Şüphesiz bize, azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu."
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Hayır
Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Hayır
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Hayır
Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da…
Ortak kavram: Hayır
Eğer onlar iman edip Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı, Allah katında kazanacakları sevap kendileri için daha hayırlı olacaktı.…
Ortak kavram: Hayır
Ne Kitab ehlinden inkar edenler ve ne de Allah'a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Seni (elçi olarak) ben seçtim. vahyedilmekte olanı dinle!
Ve Ben seni (elçi) olarak seçtim; bundan böyle artık sana vahyedileni dinle!
Ben seni (kendime elçi olarak) seçtim; öyleyse artık (sana) vahyolunanı dinle!
"Ben seni seçtim! O halde vahyolunan bilgiyi algıla!"
"Ben seni seçmiş bulunuyorum; bundan böyle vahyolunanı dinle."
Ben seni seçtim. Şimdi vahyedilene kulak ver.
"Çünkü seni seçtim. Artık, bildirileni dinle!"
Ben seni seçtim. Artık vahyolunanları dinle!
"Ben seni seçtim, öyleyse vahyolanı dinle."
'Ben seni seçtim, öyleyse vahyolanı dinle.'
Ve Ben, seni seçtim; şimdi vahyedileni dinle!
Ve ben, seni ıhtiyar buyurdum şimdi verilecek vahyi dinle
"Ben seni seçtim. dipnot 1 Öyleyse vahyolunanı dinle."
"Ben seni seçtim. dipnot 1 Öyleyse vahyolunanı dinle."
Ben seni seçtim. dipnot 1 Öyleyse vahyolunanı dinle.
"Ben seni seçmiş bulunuyorum; bundan böyle vahyolunanı dinle."
Ben seni (peygamberliğe) seçdim. Şimdi vahy olunacak şeyleri dinle:
Ve ben; seni seçtim. Öyleyse vahyolunanı dinle.
(9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.
Ben seni seçtim. Şimdi sana vahyolunanı dinle.
"Ben seni seçtim, şimdi vahyolunanı dinle."
Ben seni seçtim. Öyleyse sana vahyedilecek şeyleri dinle dipnot 1 !
Ben seni seçtim. Şimdi sana bildirilecek şeyleri dinle.
Ben seni seçtim, sana vahyolunanı dinle.
-Ben, seni seçtim, Sana vahyolunanı dinle.
"Ve ben seni seçtim; o halde vahyedilecek olanı dinle!"
"And I have chosen you to convey My divine message, therefore, listen carefully to all that shall be inspired to you".
I have chosen you, so listen to what is being revealed.
"I have chosen thee: listen, then, to the inspiration (sent to thee).
I Myself have chosen you; therefore, give ear to what is revealed.
I have chosen you, so listen well to what is revealed.
"And I have chosen you. So listen to that which will be revealed (to you).
I have chosen you; so listen to what is revealed.
`And I have chosen you, therefore listen to what is revealed to you.
I Myself have chosen thee; therefore give thou ear to this revelation.
"I have chosen you; listen to what is going to be revealed to you. "
and I have chosen thee. So listen to what is inspired thee;
"I have chosen you, so listen to what is being inspired."
And I have chosen thee; therefore hearken with attention unto that which is revealed unto thee.
Verily, I am your Lord, so take off your sandals; verily, you are in the holy valley Tuwa,
And I, Ever I, have chosen you; so listen to whatever is revealed.
And I have chosen thee, so hearken unto that which is inspired.
I have chosen you, so listen to what is revealed to you.
and I have chosen thee [to be My apostle]: listen, then, to what is being revealed [unto thee].
I have chosen you, so listen to what is revealed:
"And I have chosen you, so listen to what is being inspired. "
"I have chosen you, so listen to what is being revealed.
And I have chosen you, so listen to what is revealed [to you].
“And I have chosen thee, so hearken thou to what is revealed:
I have chosen you to be My Prophet. Listen, then, to what is being revealed.
"And I have chosen you: Listen to the revelation (you will receive).
I have chosen you (for prophet-hood), so listen to what is revealed:
"And I have chosen you, so listen to what is being inspired."