Diyanet İşleri
Allah, "Onu yere at ey Musa!" dedi.
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 19. ayet. قَالَ أَلْقِهَا يَٰمُوسَىٰ
ḳâle elḳihâ yâ mûsâ.
Allah, "Onu yere at ey Musa!" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi Tâhâ 9–48 3
"Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler, seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helak olursun!"
"Şu sağ elindeki nedir ey Musa?"
Musa dedi ki: "O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onunla başka işlerimi de görürüm."
Allah, "Onu yere at ey Musa!" dedi.
Musa da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş!
Allah, şöyle dedi: "Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz."
(22-23) "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 19–20. ayetler için yazılmıştır.
19-20. Bunun üzerine Yüce Allah: “Buyurdu ki: At onu ey Mûsâ! O da onu attı. Bir de ne görsün; o, hızla hareket eden (büyük) bir yılan olmuş.” Allah’ın izniyle büyük bir yılana dönüşüverdi. Mûsâ korkup arkasına bile bakmadan kaçmaya başladı. Bu yılanın “hızla hareket eden” diye nitelendirilmesi muhtemel bir vehmi ortadan kaldırmak içindir. Yani Mûsâ’nın bu gördüğünün hakikatle ilgisi olmayan bir hayalden ibaret olduğu zannedilmesin diyedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah şöyle buyurdu: "Onu at, ey Musa!"
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Allah) "Onu (yere) at ey Musa!" demişti.
(O ses) "Onu yere bırak ey Musa!" dedi.
"Şimdi onu yere at, ey Musa!" dedi.
"Onu bırak, ya Musa!" dedi.
Dedi ki: "Onu at, ey Musa."
Allah: Yere at onu, ey Musa! dedi.
Dedi ki: "Onu at; ey Musa!"
Allah, "Yere at onu, ey Musa!" dedi.
"At onu Musa!" dedi.
'At onu Musa!,' dedi.
"Bırak onu, ey Musa!" diye buyurdu.
Buyurdu ki bırak onu ya Musa!
"Ey Musa, onu yere at." dedi.
"Ey Musa, onu yere at." dedi.
"Ey Musa, onu yere at." dedi.
Dedi ki: "Onu at, ey Musa."
Buyurdu: "Musa, onu (elinden) bırak".
Buyurdu: Ey Musa bırak onu.
(9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.
"Onu at, ey Mûsâ!" dedi.
(Allah) buyurdu; "(Yere) at onu ey Musa!"
Allah, "Onu yere at, Musa!" dedi.
"Onu at, Musa!" dedi.
Onu at, ey Musa! dedi.
- Onu at, Ey Musa, dedi.
Buyurdu: "Yere at onu ey Musa!"
"Drop it O Mussa. " Allah Said.
God said, ‘Throw it down, Moses.’
(Allah) said, "Throw it, O Moses!"
He said: "Moses, throw it down."
He said, ‘Throw it down, Musa. ’
(Allâh) said: "Cast it down, O Mûsâ (Moses)!"
He said, ‘Moses, throw it down. ’
(The Lord) said, `Moses! cast it down. '
Said He, 'Cast it down, Moses!'
I said: "Fine Moses; now throw it down!"
Said He, 'Throw it down, O Moses!'
He said, "Cast it down O Moses."
God said unto him, cast it down, O Moses.
Said he, "It is my staff on which I lean, and wherewith I beat down leaves for my flocks, and for which I have other uses. "
Said He, "Cast it down, O Mûsa?" (Moses).
He said: Cast it down, O Moses!
"Throw it down, O Moses," said (the Voice).
Said He: "Throw it down, O Moses!"
Allah said, "Throw it down, O Moses!"
He said: "Cast it down O Moses. "
He said, "Throw it down, Moses."
[ Allah ] said, "Throw it down, O Moses. "
He said: “Cast thou it down, O Moses.”
Allah said, "You are now ready to embark upon your mission. "
(Allah) said, "Throw it, O Musa (Moses)!"
He said, "Throw it down O Mūsā".
He said: "Cast it down O Moses."