Diyanet İşleri
Musa da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş!
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 20. ayet. فَأَلْقَىٰهَا فَإِذَا هِىَ حَيَّةٌ تَسْعَىٰ
feelḳâhâ feiẕâ hiye ḥayyetün tes`â.
Musa da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi Tâhâ 9–48 3
"Şu sağ elindeki nedir ey Musa?"
Musa dedi ki: "O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onunla başka işlerimi de görürüm."
Allah, "Onu yere at ey Musa!" dedi.
Musa da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş!
Allah, şöyle dedi: "Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz."
(22-23) "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 19–20. ayetler için yazılmıştır.
19-20. Bunun üzerine Yüce Allah: “Buyurdu ki: At onu ey Mûsâ! O da onu attı. Bir de ne görsün; o, hızla hareket eden (büyük) bir yılan olmuş.” Allah’ın izniyle büyük bir yılana dönüşüverdi. Mûsâ korkup arkasına bile bakmadan kaçmaya başladı. Bu yılanın “hızla hareket eden” diye nitelendirilmesi muhtemel bir vehmi ortadan kaldırmak içindir. Yani Mûsâ’nın bu gördüğünün hakikatle ilgisi olmayan bir hayalden ibaret olduğu zannedilmesin diyedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa onu yere attı, asa bir anda hızlıca ve çabuk hareket eden bir yılana dönüştü.
Aynı kök: سعي (30 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim."
Aynı kök: سعي (30 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa: "Yok, (önce) siz atın" dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.
Aynı kök: سعي (30 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık.…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Hayat
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Hayat
"Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun" dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Hayat
Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: "Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Musa'yı ve kavmini, bu ülkede fesat çıkarsınlar, seni ve…
Ortak kavram: Hayat
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Ortak kavram: Hayat
Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Musa da) hemen onu yere atmıştı. Bir de ne görsün, o (asa) yılan olmuş sürünüyor.
Bunun üzerine (Musa) onu yere bıraktı. Bir de ne görsün: o değnek bir yılan türü... hızla akıyor...
Bunun üzerine, (Musa), onu yere attı; bir de ne görsün! hızla akan bir yılan oluvermişti o!
(Musa da) onu attı. . . Bir de ne görsün, o kayan bir yılan!
Böylece, onu attı; (bir de ne görsün) o hemen hızla koşan (kocaman) bir yılan (oluvermiş).
Onu hemen yere attı. Bir de ne görsün, hızla sürünen bir yılan değil mi!
Bunun üzerine, onu attı; hızla akan bir yılan olmuştu.
Musa onu hemen yere attı. Bir de ne görsün, hızla sürünen bir yılana dönüştü.
Onu atınca, hareketli bir yılana dönüşüverdi. dipnot 1
Onu atınca, hareketli bir yılana dönüşüverdi.
Bıraktı onu, bir de ne görsün o, bir yılan olmuş koşuyor!
Bıraktı ne baksın o bir yılan olmuş koşuyor
Musa onu atınca bir de ne görsün! Hızla hareket eden bir canlı dipnot 1 olmuştu.
Musa onu atınca bir de ne görsün! Hızla hareket eden bir canlı dipnot 1 olmuştu.
Musa onu atınca bir de ne görsün! Hızla hareket eden bir yılan olmuştu.
Böylece, onu attı; (bir de ne görsün) o hemen hızla koşan (kocaman) bir yılan (oluvermiş).
O da bunu bırakdı. Bir de ne görsün: Koşub duran bir yılan (olmuş) dur o!
O da bıraktı. Bir de ne görsün; o, hemen koşan bir yılan oluvermiş.
(9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.
Mûsâ da onu attı. O bir anda hızla hareket eden bir yılan oluverdi.
(Musa) attı, bir de ne görsün o, koşan kocaman bir yılan!
O da hemen attı. Bir de ne görsün! Değnek bir yılan olmuş, hızla hareket ediyor!
Hemen attı. Bir de ne görsün, değnek yılana dönüşmüş, koşuyor.
Musa da onu attı. O bir anda koşan bir yılan oluvermişti.
Musa da onu attı. O bir anda koşan bir yılan oluvermişti.
O da onu attı. Bir de ne görsün, bir yılan olmuş o, koşuyor...
And when Mussa did, the staff was instantaneously transformed into a serpent in motion.
He threw it down and- lo and behold!- it became a fast-moving snake.
He threw it, and behold! It was a snake, active in motion.
So he threw it down, and lo! it was a rapidly moving snake.
He threw it down and suddenly it was a slithering snake.
He cast it down, and behold! It was a snake, moving quickly.
So he threw it down, and behold, it was a snake, moving swiftly.
So he cast it down and lo! it was (like) a serpent; running about.
and he cast it down, and behold it was a serpent sliding.
When he threw it down, the staff turned into an active snake.
and he threw it down, and behold! it was a snake that moved about.
So he cast it down, and it became a moving serpent!
And he cast it down, and behold, it became a serpent, which ran about.
Allah said, "Throw it down, O Moses!"
So he cast it down, then, only then was it a living snake, gliding along.
So he cast it down, and lo! it was a serpent, gliding.
So he threw it down, and lo, it became a running serpent.
So he threw it - and lo! it was a snake, moving rapidly.
So he did, then—behold!—it became a serpent, slithering.
So he cast it down, and it became a moving serpent!
He threw it down, whereupon it turned into a moving serpent.
So he threw it down, and thereupon it was a snake, moving swiftly.
And he cast it down, and then was it a serpent moving.
He felt that the Message given to him was vibrant with life.
He threw it, and look! It was a snake, actively in motion.
So, he threw it down, and suddenly it was a snake, running around.
So he cast it down, and it became a moving serpent!