Tâhâ suresi

Tâhâ suresi, 40. ayet

Tâhâ suresi, 40. ayet. إِذْ تَمْشِىٓ أُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ مَن يَكْفُلُهُۥ فَرَجَعْنَٰكَ إِلَىٰٓ أُمِّكَ كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَقَتَلْتَ نَفْسًا فَنَجَّيْنَٰكَ مِنَ ٱلْغَمِّ وَفَتَنَّٰكَ فُتُونًا فَلَبِثْتَ سِنِينَ فِىٓ أَهْلِ مَدْيَنَ ثُمَّ جِئْتَ عَلَىٰ قَدَرٍ يَٰمُوسَىٰ

iẕ temşî uḫtüke feteḳûlü hel edüllüküm `alâ mey yekfülüh. feraca`nâke ilâ ümmike key teḳarra `aynühâ velâ taḥzen. veḳatelte nefsen fenecceynâke mine-lgammi vefetennâke fütûnâ. felebiŝte sinîne fî ehli medyene ŝümme ci'te `alâ ḳaderiy yâ mûsâ.

Diyanet İşleri

"Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük. (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen'e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tur'a) geldin ey Musa!"

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tâhâ 37–43 · surenin 40. ayeti / 135

Konu Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi Tâhâ 9–48 3

  1. Tâhâ 37

    "Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk."

  2. Tâhâ 38

    "Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:"

  3. Tâhâ 39

    "Onu (bebek Musa'yı) sandığın içine koy ve denize (Nil'e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Musa, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım."

  4. 40

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük. (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen'e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tur'a) geldin ey Musa!"

  5. Tâhâ 41

    "Ben seni kendim için seçtim."

  6. Tâhâ 42

    "Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin."

  7. Tâhâ 43

    "Firavun'a gidin. Çünkü o azmıştır."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

40. Mûsâ, düşmanının eline düşünce annesi son derece endişelendi. Yüreği onun tasasıyla dolu halde sabahı etti. Eğer Yüce Allah, ona sebat verip de kalbini pekiştirmemiş olsaydı mutlaka onun durumunu bildiriverecekti. İşte böyle bir durumda Yüce Allah, Mûsâ’ya hiçbir sütanneyi kabul ettirmedi. Hiçbir kadının memesini asla kabul etmiyordu. Bu sonunda annesine dönsün, annesi de onu emzirsin, annesinin yanında kalsın, böylelikle annesin gözü aydın olsun, huzur ve sükûn bulsun diyeydi. Onun için Mûsâ’ya süt anneler getiriliyor, fakat o hiçbirisinin memesini kabul etmiyordu. Bunun üzerine Mûsâ’nın kızkardeşi gelip onlara şöyle demişti: “Sizin için hem ona bakacak, hem de iyi davranacak bir aile göstereyim mi?” (el-Kasas 28/12) “Böylece gözleri aydın olsun da üzülmesin diye seni annene kavuşturmuştuk.”

“Ayrıca sen (yanlışlıkla) birini öldürmüştün” Bu, Mûsâ’nın, halkının bir şeyden habersiz olduğu bir sırada şehre geldiği sırada olmuştı. O, birisi kendi kavminden, diğeri ise kıpti düşmanlarından olan iki kişinin kavga etmekte olduğunu görmüş ve bu sırada onu kazara öldürmüştü: “Kavminden olan kişi, düşmanından olana karşı kendisinden yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk attı ve onu öldürdü.” (el-Kasas, 28/15) Bunun üzerine Mûsâ, Yüce Allah’a dua edip mağfiret dilemişti. Allah da onu bağışlamıştı. Sonra Mûsâ, ileri gelenlerin onu öldürmek maksadı ile yakalamak istediklerini haber alınca onlardan kaçmıştı. “seni onun sıkıntısından” o günahın cezasından ve öldürülmekten “kurtarmış ve seni daha başka imtihanlarla da denemiştik.” Seni sınadık, imtihan ettik ve bütün hallerinde dosdoğru biri olduğunu ortaya çıkardık. Yahut da sen şu ulaştığın hale gelinceye kadar seni halden hale, aşamadan aşamaya aktarıp durduk. “Ardından Medyen halkı arasında senelerce kaldın” Mûsâ, kendisini öldürmek isteyen Firavun’dan ve ileri gelenlerinden kaçınca Medyen’e doğru yola çıktı, oraya vardı. Orada evlendi ve orada sekiz ya da on yıl kaldı. “Sonra da bir takdir gereği (buraya) geldin, ey Mûsâ!” Senin bu gelişin maksatsız, bizim idaremiz dışında rastgele bir geliş değildir. Aksine bu, bizim kaderimiz ve lütfumuz iledir. Bu, Yüce Allah’ın, kelîmi Mûsâ aleyhisselam’a ne kadar mükemmel derecede önem verdiğinin delilidir. Bundan dolayı şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Hani kız kardeşin sandık ilerledikçe onunla ilerleyip takip ediyordu. Onu alanlara dedi ki: Onu yetiştirecek, koruyacak ve emzirecek birisini size göstereyim mi? Senin kendisine dönmenden mutlu olması ve üzülmemesi için annene geri döndürmeyi sana bahşettik. Yumruk atarak öldürdüğün Kıptî’den ötürü ceza almaktan kurtulmayı sana bahşettik. Başına gelen her imtihandan seni kurtardık. Çıkıp senelerce Medyen halkı arasında kaldın. Sonra -Ey Musa!- sana takdir edilen vakitte seninle konuşulması için o vadiye geldin.

Kelimeler

34 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِذْ iz hani
  2. تَمْشِىٓ temşi gidiyordu kök: مشي
  3. أُخْتُكَ uhtuke kızkardeşin kök: اخو
  4. فَتَقُولُ fe tekulu ve diyordu kök: قول
  5. هَلْ hel mi?
  6. أَدُلُّكُمْ edullukum size göstereyim kök: دلل
  7. عَلَىٰ ala
  8. مَن men birini
  9. يَكْفُلُهُۥ ۖ yekfuluhu ona bakacak kök: كفل
  10. فَرَجَعْنَـٰكَ feracea'nake böylece seni geri verdik kök: رجع
  11. إِلَىٰٓ ila
  12. أُمِّكَ ummike annene kök: امم
  13. كَىْ key ki
  14. تَقَرَّ tekarra aydın olsun kök: قرر
  15. عَيْنُهَا aynuha gözü kök: عين
  16. وَلَا ve la ve asla
  17. تَحْزَنَ ۚ tehzene üzülmesin kök: حزن
  18. وَقَتَلْتَ ve katelte ve sen öldürmüştün kök: قتل
  19. نَفْسًۭا nefsen bir adam kök: نفس
  20. فَنَجَّيْنَـٰكَ fenecceynake seni kurtarmıştık kök: نجو
  21. مِنَ mine
  22. ٱلْغَمِّ l-gammi tasadan kök: غمم
  23. وَفَتَنَّـٰكَ ve fetennake ve seni denemiştik kök: فتن
  24. فُتُونًۭا ۚ futunen (iyi bir) deneyişle kök: فتن
  25. فَلَبِثْتَ felebiste sonra kaldın kök: لبث
  26. سِنِينَ sinine yıllarca kök: سنو
  27. فِىٓ fi arasında
  28. أَهْلِ ehli halkı kök: اهل
  29. مَدْيَنَ medyene Medyen kök: مدن
  30. ثُمَّ summe sonra
  31. جِئْتَ ci'te bize geldin kök: جيا
  32. عَلَىٰ ala
  33. قَدَرٍۢ kaderin belirlediğimiz vakitte kök: قدر
  34. يَـٰمُوسَىٰ ya musa Musa

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قرر (38 geçiş) · Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş)

    Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu…

  • Aynı kök: دلل (8 geçiş) · Aynı kök: كفل (10 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Biz, daha önce onun, süt analarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, "Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve…

  • Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…

  • Aynı kök: سنو (20 geçiş) · Aynı kök: لبث (31 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş)

    Yusuf, onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye, "Efendinin yanında beni an", dedi. Fakat şeytan onu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o,…

  • Aynı kök: غمم (11 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)

    Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur"…

  • Aynı kök: مشي (23 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, "Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor" dedi. Musa,…

  • Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik.

  • Aynı kök: مدن (27 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş)

    Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani kız kardeşin (ablan, Firavun ailesine) gidip, "Ona bakacak birini size göstereyim mi?" demişti. Böylece, gözü aydın olsun ve (artık) üzülmesin diye seni annene geri vermiştik. dipnot 1 (Gençken) birini öldürmüştün; seni endişeden kurtarmıştık; böylece seni iyiden iyiye denemiştik. (Bu nedenle), Medyen halkı arasında senelerce kalmıştın. Ey Musa! Sonra da bir plana göre (bu makama) gelmiştin.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetler Kasas 28:7-13. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

O zaman kız kardeşin de takip etmiş ve onlara "Size, ona bakabilecek birini göstermemi ister misiniz?" demişti. En sonunda seni annene geri kavuşturduk ki, onun da gözü aydın olsun ve üzülmesin... Derken (erişkin biri olunca) tuttun bir cana kıydın; fakat Biz seni bu tasatan da kurtarmıştık; yani seni bir sınavdan diğerine deneyip durmuştuk.Daha sonra yıllarca Medyenliler arasında yaşadın; en sonunda takdirimiz gereği (bu noktaya) geldin ey Musa!

Muhammed Esed

Kız kardeşin (Firavun ailesine) gidip de onlara: 'Ona bakabilecek birini size göstereyim mi? dediği zaman (bunun böyle olmasını Biz takdir etmiştik). Ve böylece seni yeniden annene kavuşturduk ki onun yüzü gülsün ve (artık) üzülmesin. Ve (büyüyüp belli bir yaşa vardığın zaman) birini öldürmüştün: Fakat Biz seni (bu yüzden içine gömüldüğün) tasadan kurtarmış ve seni çeşitli sınamalardan geçirmiştik. (Bu olaydan) sonra yıllarca Medyen halkı arasında yaşadın; ve sonunda, (Benim) takdir(im)e uyarak işte (buraya) geldin ey Musa:

Ahmed Hulusi

"Hani kız kardeşin yürüyor (Firavun ailesine gidip) ve diyordu ki: 'Onu kabullenip yetiştirecek kimseyi size göstereyim mi?'. . . Böylece seni annene geri döndürdük gözü aydın olsun ve hüzünlenmesin diye. . . (Hem) sen bir kişiyi öldürdün de biz seni o dertten kurtardık. . . Seni denemeden denemeye uğrattık da. . . (Hani) Ehl-i Medyen içinde (Şuayb a. s. ın yanında) senelerce kaldın. . . Sonra da kaderin üzere buraya geldin ya Musa!"

Ali Bulaç

"Hani kız kardeşin gezinip; "Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?" demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, biz seni tasadan kurtarmış ve seni 'esaslı bir denemeden geçirip denemiştik.' Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa."

Ali Özek ve heyeti

Hani, kız kardeşin gidip «Ona bakacak birini size bulayım mı?» diyordu. Böylece seni, gözü gönlü mutluluk dolsun ve üzülmesin diye annene geri verdik ve sen, birini öldürdün de seni endişeden kurtardık. Seni iyiden iyiye denemeden geçirdik. Bunun için yıllarca Medyen halkı arasında kalmış, sonra yine takdir ettiğimiz vakte gelmiştin ey Mûsâ."

Ali Rıza Safa

"Kız kardeşin; ‘Ona bakabilecek birisini size göstereyim mi?' diyordu. Böylece, seni annene geri verdik; gözü aydın olsun ve üzülmesin diye. Birisini öldürmüştün. Yine de seni tasadan kurtardık ve türlü sınamalardan geçirdik. Bu nedenle, yıllarca Medyen halkı arasında kaldın. Sonra, belirlendiği üzere geldin; ey Musa!" dipnot 248

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 248
    Musa peygamberin bebekken Firavun sarayına gönderilmesi, Tevrat, Mısır'dan Çıkış 2:3-10 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Artık, gizleyemeyeceğini anlayınca, hasır bir sepet alıp katran ve ziftle sıvadı. İçine çocuğu yerleştirip, Nil kıyısındaki sazlığa bıraktı. Çocuğun ablası, Firavun'un kızına; ‘İbrani bir sütanne çağırayım mı; senin için bebeği emzirsin?' dedi. Firavun'un kızı ‘Olur!' deyince, bebeğin annesini çağırdı. Firavun'un kızı, kadına ‘Bu bebeği al, benim için emzir; ücretini veririm.' dedi. Kadın, bebeği alıp emzirdi; büyüyünce geri getirdi. Firavun'un kızı çocuğu evlat edindi ve ‘Onu sudan çıkardım!' diyerek, adını Musa koydu."

Bayraktar Bayraklı

Kızkardeşin gidip, "Ona bakacak birini size göstereyim mi?" diyordu. Böylece seni annene geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin. Sen, bir de adam öldürmüştün; o zaman da seni tasadan kurtarmış ve seni iyice denemiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra takdir ettiğimiz bir vakitte bize geldin, ey Musa!

Edip Yüksel

"Hani kız kardeşin gidip, ‘ona bakacak birini size göstereyim mi?' diyordu. Böylece, gözü aydınlansın ve üzülmesin diye seni annene geri döndürmüştük. Hatta sen bir kişiyi öldürmüştün de seni tasadan kurtarmış ve çeşitli testlerden geçirmiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldıktan sonra belli bir plan gereği şimdi geri gelmiş bulunuyorsun, Musa."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Hani kız kardeşin gidip, 'ona bakacak birini size göstereyim mi?' diyordu. Böylece, gözü aydınlansın ve üzülmesin diye seni annene geri döndürmüştük. Hatta sen bir kişiyi öldürmüştün de seni tasadan kurtarmış ve çeşitli testlerden geçirmiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldıktan sonra belli bir plan gereği şimdi geri gelmiş bulunuyorsun, Musa.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zaman kız kardeşin gidiyor ve: "ona iyi bakacak birini bulayım mı size?" diyordu. Böylece, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni tekrar annene iade ettik. Hem bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık, seni birçok denemelerden geçirdik; bu sebeple yıllarca Medyen halkı arasında kaldın, sonra da ey Musa, bir kader üstüne geldin.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt hemşiren gidiyor da diyordu: "ona iyi bakacak birini buluvereyim mi size?" Bu suretle seni anana iade ettik ki gözü aydın olsun da mahzun olmasın, hem bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık, ve türlü mihnetlerle seni imtihan ettik bu sebeble senelerce Ehli Medyen içinde kaldın, sonra da bir kader üstüne geldin ya Musa

Erhan Aktaş

"Hani kız kardeşin gidip, "Size, ona bakacak birisini bulmanızda yardımcı olayım mı?" demişti. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni annene geri döndürdük. Ve birisini öldürmüştün de seni sıkıntıdan kurtarmıştık. Ve seni çeşitli sınavlarla sınav yaptık. Sonra yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra takdirimiz gereği şimdi buradasın ey Musa!"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Hani kız kardeşin gidip, "Size, ona bakacak birisini bulmanızda yardımcı olayım mı?" demişti. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni annene geri döndürdük. Ve birisini öldürmüştün de seni sıkıntıdan kurtarmıştık. Ve seni çeşitli sınavlarla sınav yaptık. Sonra yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra takdirimiz gereği şimdi buradasın ey Musa!"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani kız kardeşin gidip, "Size, ona bakacak birisini bulmanızda yardımcı olayım mı?" demişti. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni annene geri döndürdük. Ve birisini öldürmüştün de seni sıkıntıdan kurtarmıştık. Ve seni çeşitli sınavlarla sınav yaptık. Sonra yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra takdirimiz gereği şimdi buradasın ey Musa!

Gültekin Onan

"Hani kız kardeşin gezinip; "Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?" demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, biz seni tasadan kurtarmış ve seni 'esaslı bir denemeden geçirip denemiştik'. Medyen ehli arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa.

Hasan Basri Çantay

Hani hemşiren gidib (şöyle) diyordu. "Ona bakacak bir kimse (te'min etmek üzere) size delaletde bulunayım mı"? Böylece seni tekrar annene verdik ki gözü aydın olsun, tasalanmasın. Sen bir de adam öldürmüşdün de biz seni o gamdan kurtarmışdık. Seni türlü türlü ibtilalarla imtihaan etmişdik. Bunun için yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra da (hakkındaki) takdire göre (buraya) geldin ey Musa.

İbni Kesir

Hani kızkardeşin gidip diyordu ki: Ona bakacak birini size göstereyim mi? İşte böylece, annen üzülmesin de gözü aydın olsun diye seni ona geri vermiştik. Ve sen, bir cana kıymıştın da; seni üzüntüden kurtarmıştık. Hem seni bir çok musibetlerle denemiştik. Böylece Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra da bir kader üzerine geldin ey Musa.

Mehmet Alagaş

(9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kız kardeşin gitmiş ve: "O’na bakacak birini size göstereyim mi?" demişti. Böylece seni, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye annene geri döndürdük. Sen bir adam öldürmüştün de, seni yine üzüntüden kurtarmıştık. Bu şekilde seni (önceden de) imtihan etmiştik. Senelerce Medyen halkı arasında kalmıştın. Sonra da bir takdir üzere geldin ey Mûsâ!

Süleyman Ateş

"Kızkardeşin ona bakacak birini size göstereyim mi? diyordu. Böylece seni annene geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin. Sen bir de adam öldürmüştün. O zaman da seni tasadan kurtarmış ve seni iyice denemiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra belirlediğimiz bir vakitte bize geldin ey Musa!"

Süleymaniye Vakfı

Kız kardeşin de orada dolaşıyordu, (seni alanlara) şöyle demişti dipnot 1 : "Buna bakacak birini size göstereyim mi?" Böylece seni tekrar annene kavuşturduk ki mutlu olsun, artık üzülmesin. (Bir gün) birini öldürmüştün dipnot 2 de seni o tasadan da kurtarmıştık. Seni, çeşitli sıkıntılarla imtihan etmiştik. Yıllarca Medyen halkı arasında kalmıştın dipnot 3 . Sonra bir plan dahilinde buraya geldin, ey Musa!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kız kardeşin (arkadan) takip ediyordu. (Onlar seni alınca) şöyle demişti: "Buna bakacak birini size göstereyim mi?" Bu yolla seni anana geri vermiştik ki gözü aydın olsun, kaygılanmasın. (Sonra) birini öldürmüştün de seni o tasadan da kurtarmıştık. Seni çeşitli imtihanlardan geçirmiştik. Nihayet yıllarca Medyen halkı arasında kalmıştın. Sonra bir plan dahilinde buraya geldin, ey Musa.

Şaban Britch

Kızkardeşin gitmiş ve: O’na bakacak birini size göstereyim mi? demişti. Böylece seni, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye annene geri vermişti. Sen bir adam öldürmüştün de seni yine üzüntüden kurtarmıştık. Bu şekilde seni (önceden de) imtihan etmiştik. Senelerce Medyen halkı arasında kalmıştın. Sonra da bir takdire göre geldin ey Musa!

Şaban Piriş

Kızkardeşin gitmiş ve: -O'na bakacak birini size göstereyim mi? demişti. Böylece seni, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye annene geri vermişti. Sen bir adam öldürmüştün de seni yine üzüntüden kurtarmıştık. Bu şekilde seni bir çok sınavdan geçirdik. Senelerce Medyen halkı arasında kalmıştın. Sonra da kader üzerine geldin ey Musa!

Yaşar Nuri Öztürk

"Hani, kızkardeşin gidiyor, şöyle diyordu: 'Onun bakımını üstlenecek kişiyi size göstereyim mi?' Nihayet, seni annene geri döndürdük ki, gözü aydın olsun, tasalanmasın. Sen bir de adam öldürmüştün. O zaman seni gamdan kurtarmıştık. Seni iyice bir imtihana çekmiştik. Bunun ardından sen Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra, belirlenen bir vakitte/bir kadere göre geliverdin, ey Musa!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Your sister", Allah said, "marches ÜÜ to the gate of the PalaceÜÜ and says to the household: "shall I inform you of an acceptable woman who would nurse and rear the child! There, We returned you to your mother so that she would be delighted and her eyes speak content and she would take off the robe of grief". "Moreover, you killed a man -unintentionally when helping the Israelite against the Egyptian- (Surah 28, V.19), and We relieved you and freed you of the anguish and in various ways did We put you to straits" "And by consequence you stayed for a number of years among the Madianites, then you were impelled upon My will to come to serve Me here as I had planned O Mussa".

Abdul Haleem

Your sister went out, saying, "I will tell you someone who will nurse him," then We returned you to your mother so that she could rejoice and not grieve. Later you killed a man, but We saved you from distress and tried you with other tests. You stayed among the people of Midian for years, then you came here as I ordained.

Abdullah Yusuf Ali

"Behold! thy sister goeth forth and saith, 'shall I show you one who will nurse and rear the (child)?' So We brought thee back to thy mother, that her eye might be cooled and she should not grieve. Then thou didst slay a man, but We saved thee from trouble, and We tried thee in various ways. Then didst thou tarry a number of years with the people of Midian. Then didst thou come hither as ordained, O Moses!

Abul A'la Maududi

Recall, when your sister went along, saying: 'Shall I direct you to one who will take charge of him?' Thus We brought you back to your mother so that her heart might be gladdened and she might not grieve. Moses, recall when you slew a person. We delivered you from distress and made you go through several trials. Then you stayed for several years among the people of Midian, and now you have come at the right moment as ordained.

Aisha Bewley

When your sister went and said, "Shall I direct you to someone who will take care of him?" that was how We returned you to your mother so that she might delight her eyes and not be grieved. You killed a man and We rescued you from trouble and tested you with many trials. You stayed some years among the people of Madyan. Then you arrived at the pre-ordained time, Musa!

Al-Hilali & Khan

"When your sister went and said: ‘Shall I show you one who will nurse him?’ So We restored you to your mother, that she might cool her eyes and she should not grieve. Then you did kill a man, but We saved you from great distress and tried you with a heavy trial. Then you stayed a number of years with the people of Madyan (Midian). Then you came here according to the fixed term which I ordained (for you), O Mûsâ (Moses)!

Ali Quli Qarai

When your sister walked up [to Pharaoh’s palace] saying, "Shall I show you someone who will take care of him?" Then We restored you to your mother, that she might be comforted and not grieve. Then you slew a soul, whereupon We delivered you from anguish, and We tried you with various ordeals. Then you stayed for several years among the people of Midian. Then you turned up as ordained, O Moses!

Amatul Rahman Omar

`(We bestowed another favour on you) when your sister walked along (the bank by the floating chest) and said (to those who picked up the chest from the bank of the river), "Shall I guide you to one (- a nurse) who will take charge of him?" In this way We restored you to your mother that she might be consoled and should not grieve. And (it came to pass that) you killed a person, but We delivered you from anguish. Then We purified you with various trials and you stayed for a number of years among the people of Midian. It was only then when you were properly groomed and came up to the standard (set by Us).

Arthur John Arberry

when thy sister went out, saying, "Shall I point you to one to have charge of him?" So We returned thee to thy mother that she might rejoice, and not sorrow. Then thou slewest; a living soul, and We delivered thee out of grief, and We tried thee with many trials. Many years among the people of Midian thou didst sojourn, then camest hither, Moses, according to a decree.

Bijan Moeinian

"Your sister (who was working in the palace) said: “May I recommend someone to take care of the baby?" Thus I reunited you with your mother so that she should not cry any more. Later you killed a man; I saved you from its consequences. What a trial you went through. Then you spent a few years with the people of Midian and here you are; exactly when I had pre-destined you to be here. Moses.”

E. Henry Palmer

When thy sister walked on and said, "Shall I guide you to one who will take charge of him?" And we restored thee to thy mother, that her eye might be cheered and that she should not grieve. And thou didst slay a person and we saved thee from the trouble, and we tried thee with various trials. And thou didst tarry for years amongst the people of Midian; then thou didst come (hither) at (our) decree, O Moses!

Edip-Layth

"That your sister should follow, and say, "Shall I guide you to a person who will nurse him?" Thus We returned you to your mother, so that she may be pleased and not be sad. You killed a person, but We saved you from harm and We tested you greatly. So it was that you stayed with the people of Midian for many years, then you came here by fate O Moses."

George Sale

When thy sister went and said, shall I bring you unto one who will nurse the child? So we returned thee unto thy mother, that her mind might be set at ease, and that she might not be afflicted. And thou slewest a soul, and we delivered thee from trouble; and we proved thee by several trials: And afterwards thou didst dwell some years among the inhabitants of Madian. Then thou camest hither according to our decree, O Moses;

Hamid S. Aziz

"'Put him into the ark, and put it into the river. The river shall cast him on the shore, and an enemy of Mine and of his shall take him.' And on you have I cast love from Me, that you may be trained according to My will.

Mahmoud Ghali

As your sister walked about, (and) so said, ‘"Shall I indicate to you one to sponsor him?"' So We returned you to your mother so that she might comfort her eye (Literally: that her eye might settle down) and might not grieve. And you killed a self, (i.e., a person) yet We safely delivered you out of suffering, and We tempted you with many temptations. Then you lingered years among the population of Madyan. Thereafter you came (here), according to a determined (estimate), O Mûsa.

Marmaduke Pickthall

When thy sister went and said: Shall I show you one who will nurse him? and we restored thee to thy mother that her eyes might be refreshed and might not sorrow. And thou didst kill a man and We delivered thee from great distress, and tried thee with a heavy trial. And thou didst tarry years among the folk of Midian. Then camest thou (hither) by (My) providence, O Moses,

Mohamed Ahmed - Samira

Then your sister followed you, and said (to the people who had retrieved the child): 'Should I guide you to a person who can nurse him?' We thus brought you back to your mother that her heart may be cheered, and she may not grieve. (Remember) when you killed a man We saved you from anguish; and tested and steeled you (in other ways). Afterwards you sojourned for several years with the people of Midian; then you came up to the measure,

Muhammad Asad

"[And thou wert under Mine eye] when thy sister went forth and said [to Pharaoh's people], 'Shall I guide you unto [a woman] who might take charge of him?'' And so We returned thee unto thy mother, so that her eye be gladdened, and that she might not sorrow [any longer]. "And [when thou camest of age, thou didst slay a man: but We did save thee from all grief, although We tried thee with various trials. "And then thou didst sojourn for years among the people of Madyan; and now thou hast come [here] as ordained [by Me], O Moses:

Mustafa Khattab

˹Remember˺ when your sister came along and proposed, ‘Shall I direct you to someone who will nurse him?’[1] So We reunited you with your mother so that her heart would be put at ease, and she would not grieve. ˹Later˺ you killed a man ˹by mistake˺, but We saved you from sorrow, as well as other tests We put you through. Then you stayed for a number of years among the people of Midian. Then you came here as pre-destined, O  Moses!

Progressive Muslims

"That your sister should follow, and Say: "Shall I guide you to a person who will nurse him" Thus We returned you to your mother, so that she may be pleased and not be sad. And you killed a person, but We saved you from harm and We tested you greatly. So it was that you stayed with the people of Median for many years, then you came here by fate O Moses."

Rashad Khalifa

"Your sister walked to them and said, 'I can tell you about a nursing mother who can take good care of him.' We thus returned you to your mother, that she may be happy and stop worrying. And when you killed a person, we saved you from the grievous consequences; indeed we tested you thoroughly. You stayed years with the people of Midyan, and now you have come back in accordance with a precise plan.

Sahih International

[And We favored you] when your sister went and said, 'Shall I direct you to someone who will be responsible for him?' So We restored you to your mother that she might be content and not grieve. And you killed someone, but We saved you from retaliation and tried you with a [severe] trial. And you remained [some] years among the people of Madyan. Then you came [here] at the decreed time, O Moses.

Sam Gerrans

“When thy sister went and said: ‘Shall I direct you to one who will take care of him?’ So We returned thee to thy mother, that her eye might be comforted and grieve not. And thou didst kill a soul; and We delivered thee from distress, and subjected thee to means of denial by a trial. And thou didst tarry years among the people of Madyan; then camest thou as ordained, O Moses.

Shabbir Ahmed

Your sister walked (to the Royal Palace) and said to the royals, 'I can tell you of a nursing mother who can take good care of the baby. ' We thus returned you to your mother, that she may be consoled and stop worrying. When you grew up, you accidentally killed a man who was beating up another man (28:15). We resolved this matter for you when you were going through trying periods. Then you dwelt among the Midyanites (with Prophet Shoaib) for several years. (Then you walked between the two streams, one of intellect and one of Revelation, to the point where they joined (18:65)). And now you are here as ordained, O Moses.

Syed Vickar Ahamed

"When your sister went out and said: ‘Shall I show you one who will nurse and bring up the (child)’? So We brought you (Moses) back to your mother, so that her eye might be cooled and she should not be sad. Then you did kill a man, but We saved you (O Musa!) from great suffering, and We tried you in many ways. Then you waited a number of years with the people of Madyan. Then you came here after the term I (Allah) had decided (for you), O Musa (Moses)!

Taqi Usmani

(Remember) when your sister was going (to the family of Pharaoh) and was saying, ‘Shall I lead you to one who nurses him?’ Thus We brought you back to your mother, so that her eyes might have comfort and she might not grieve. And you had killed a person, then We brought you out of the trouble; and We tested you with a great ordeal. Then you lived a number of years amidst the people of Madyan. After all this, you came O Mūsā, to a destined point of time.

The Monotheist Group

"That your sister should follow, and say: 'Shall I guide you to a person who will nurse him.' Thus We returned you to your mother, so that she may be pleased and not be sad. And you killed a person, but We saved you from harm and We tested you greatly. So it was that you stayed with the people of Midyan for many years, then you came here by fate O Moses."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 40. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 40. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 40. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩