66. sure

Tahrîm Suresi التحريم

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 3 konu
  1. Helâli haram kılma ve peygamber eşleri 1–5 karşılaştır — Helâli haram kılma ve peygamber eşleri
  2. Kendinizi ve ailenizi koruyun; içten tövbe 6–9 karşılaştır — Kendinizi ve ailenizi koruyun; içten tövbe
  3. Dört kadın örneği 10–12 karşılaştır — Dört kadın örneği

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Helâli haram kılma ve peygamber eşleri 1–5

  1. Tahrîm suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَآ أَحَلَّ ٱللَّهُ لَكَ تَبْتَغِى مَرْضَاتَ أَزْوَٰجِكَ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    yâ eyyühe-nnebiyyü lime tüḥarrimü mâ eḥalle-llâhü leke. tebtegî merḍâte ezvâcik. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Ey Nebi, Allah’ın sana helal ettiğini, zevcelerinin hoşnutluğunu sağlamak için niçin haram ediyorsun? Allah bağışlayandır esirgeyendir. Allah kesinlikle size yeminlerinizin çözülmesini / halledilmesini zorunlu etti / farz etti, Allah sizin dostunuzdur, O b ilendir gerekçeli son kararı verendir. Nebi zevcelerinden birine gizli bir şeyi anlatmıştı , ne zaman ki onu birine anlattı / haber verdi, Allah da onu Resulüne açık etti. (Gizli şeyi haber verdi diye ifşa etti) bir kısmını bildirdi bir kısmını da bildirmekten vazgeçti, zevcesine onu (gizli şeyi paylaşmış olmasını) haber verince de kadın dedi ki sana bunu kim haber verdi? Bunu bana alim olan ve haberi olan haber verdi dedi. Eğer ikiniz de (her iki hanımda) Allah’a tövbe ederseniz ki ikinizin de kalbi kesinlikle kaymıştı, şayet onun aleyhine destekleşirseniz / yardımlaşırsanız, muhakkak ki Allah, Cibril, Salih müminler onun dostudurlar ve Meleklerde onun destekçisidirler. Belki Onun Rabbi siz kadınları boşadığında daha hayırlı zevceler ile sizleri yer değiştir ir, Müslüman kadınlarla, iman eden kadınlarla, itaat eden kadınlarla, tövbe eden kadınlarla, kulluk eden kadınlarla, oruç tutan kadınlarla, dul ve de bekar kadınlarla yer değiştirir.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 1. ayet

  2. Tahrîm suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 2. ayet. قَدْ فَرَضَ ٱللَّهُ لَكُمْ تَحِلَّةَ أَيْمَٰنِكُمْ وَٱللَّهُ مَوْلَىٰكُمْ وَهُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

    ḳad feraḍa-llâhü leküm teḥillete eymâniküm. vellâhü mevlâküm. vehüve-l`alîmü-lḥakîm.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Ey Nebi, Allah’ın sana helal ettiğini, zevcelerinin hoşnutluğunu sağlamak için niçin haram ediyorsun? Allah bağışlayandır esirgeyendir. Allah kesinlikle size yeminlerinizin çözülmesini / halledilmesini zorunlu etti / farz etti, Allah sizin dostunuzdur, O b ilendir gerekçeli son kararı verendir. Nebi zevcelerinden birine gizli bir şeyi anlatmıştı , ne zaman ki onu birine anlattı / haber verdi, Allah da onu Resulüne açık etti. (Gizli şeyi haber verdi diye ifşa etti) bir kısmını bildirdi bir kısmını da bildirmekten vazgeçti, zevcesine onu (gizli şeyi paylaşmış olmasını) haber verince de kadın dedi ki sana bunu kim haber verdi? Bunu bana alim olan ve haberi olan haber verdi dedi. Eğer ikiniz de (her iki hanımda) Allah’a tövbe ederseniz ki ikinizin de kalbi kesinlikle kaymıştı, şayet onun aleyhine destekleşirseniz / yardımlaşırsanız, muhakkak ki Allah, Cibril, Salih müminler onun dostudurlar ve Meleklerde onun destekçisidirler. Belki Onun Rabbi siz kadınları boşadığında daha hayırlı zevceler ile sizleri yer değiştir ir, Müslüman kadınlarla, iman eden kadınlarla, itaat eden kadınlarla, tövbe eden kadınlarla, kulluk eden kadınlarla, oruç tutan kadınlarla, dul ve de bekar kadınlarla yer değiştirir.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 2. ayet

  3. Tahrîm suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 3. ayet. وَإِذْ أَسَرَّ ٱلنَّبِىُّ إِلَىٰ بَعْضِ أَزْوَٰجِهِۦ حَدِيثًا فَلَمَّا نَبَّأَتْ بِهِۦ وَأَظْهَرَهُ ٱللَّهُ عَلَيْهِ عَرَّفَ بَعْضَهُۥ وَأَعْرَضَ عَنۢ بَعْضٍ فَلَمَّا نَبَّأَهَا بِهِۦ قَالَتْ مَنْ أَنۢبَأَكَ هَٰذَا قَالَ نَبَّأَنِىَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْخَبِيرُ

    veiẕ eserra-nnebiyyü ilâ ba`ḍi ezvâcihî ḥadîŝâ. felemmâ nebbeet bihî veażherahü-llâhü `aleyhi `arrafe ba`ḍahû vea`raḍa `am ba`ḍ. felemmâ nebbeehâ bihî ḳâlet men embeeke hâẕâ. ḳâle nebbeeniye-l`alîmü-lḫabîr.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Ey Nebi, Allah’ın sana helal ettiğini, zevcelerinin hoşnutluğunu sağlamak için niçin haram ediyorsun? Allah bağışlayandır esirgeyendir. Allah kesinlikle size yeminlerinizin çözülmesini / halledilmesini zorunlu etti / farz etti, Allah sizin dostunuzdur, O b ilendir gerekçeli son kararı verendir. Nebi zevcelerinden birine gizli bir şeyi anlatmıştı , ne zaman ki onu birine anlattı / haber verdi, Allah da onu Resulüne açık etti. (Gizli şeyi haber verdi diye ifşa etti) bir kısmını bildirdi bir kısmını da bildirmekten vazgeçti, zevcesine onu (gizli şeyi paylaşmış olmasını) haber verince de kadın dedi ki sana bunu kim haber verdi? Bunu bana alim olan ve haberi olan haber verdi dedi. Eğer ikiniz de (her iki hanımda) Allah’a tövbe ederseniz ki ikinizin de kalbi kesinlikle kaymıştı, şayet onun aleyhine destekleşirseniz / yardımlaşırsanız, muhakkak ki Allah, Cibril, Salih müminler onun dostudurlar ve Meleklerde onun destekçisidirler. Belki Onun Rabbi siz kadınları boşadığında daha hayırlı zevceler ile sizleri yer değiştir ir, Müslüman kadınlarla, iman eden kadınlarla, itaat eden kadınlarla, tövbe eden kadınlarla, kulluk eden kadınlarla, oruç tutan kadınlarla, dul ve de bekar kadınlarla yer değiştirir.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 3. ayet

  4. Tahrîm suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 4. ayet. إِن تَتُوبَآ إِلَى ٱللَّهِ فَقَدْ صَغَتْ قُلُوبُكُمَا وَإِن تَظَٰهَرَا عَلَيْهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ مَوْلَىٰهُ وَجِبْرِيلُ وَصَٰلِحُ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ بَعْدَ ذَٰلِكَ ظَهِيرٌ

    in tetûbâ ile-llâhi feḳad ṣagat ḳulûbükümâ. vein teżâherâ `aleyhi feinne-llâhe hüve mevlâhü vecibrîlü veṣâliḥu-lmü'minîn. velmelâiketü ba`de ẕâlike żahîr.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Ey Nebi, Allah’ın sana helal ettiğini, zevcelerinin hoşnutluğunu sağlamak için niçin haram ediyorsun? Allah bağışlayandır esirgeyendir. Allah kesinlikle size yeminlerinizin çözülmesini / halledilmesini zorunlu etti / farz etti, Allah sizin dostunuzdur, O b ilendir gerekçeli son kararı verendir. Nebi zevcelerinden birine gizli bir şeyi anlatmıştı , ne zaman ki onu birine anlattı / haber verdi, Allah da onu Resulüne açık etti. (Gizli şeyi haber verdi diye ifşa etti) bir kısmını bildirdi bir kısmını da bildirmekten vazgeçti, zevcesine onu (gizli şeyi paylaşmış olmasını) haber verince de kadın dedi ki sana bunu kim haber verdi? Bunu bana alim olan ve haberi olan haber verdi dedi. Eğer ikiniz de (her iki hanımda) Allah’a tövbe ederseniz ki ikinizin de kalbi kesinlikle kaymıştı, şayet onun aleyhine destekleşirseniz / yardımlaşırsanız, muhakkak ki Allah, Cibril, Salih müminler onun dostudurlar ve Meleklerde onun destekçisidirler. Belki Onun Rabbi siz kadınları boşadığında daha hayırlı zevceler ile sizleri yer değiştir ir, Müslüman kadınlarla, iman eden kadınlarla, itaat eden kadınlarla, tövbe eden kadınlarla, kulluk eden kadınlarla, oruç tutan kadınlarla, dul ve de bekar kadınlarla yer değiştirir.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 4. ayet

  5. Tahrîm suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 5. ayet. عَسَىٰ رَبُّهُۥٓ إِن طَلَّقَكُنَّ أَن يُبْدِلَهُۥٓ أَزْوَٰجًا خَيْرًا مِّنكُنَّ مُسْلِمَٰتٍ مُّؤْمِنَٰتٍ قَٰنِتَٰتٍ تَٰٓئِبَٰتٍ عَٰبِدَٰتٍ سَٰٓئِحَٰتٍ ثَيِّبَٰتٍ وَأَبْكَارًا

    `asâ rabbühû in ṭalleḳakünne ey yübdilehû ezvâcen ḫayram minkünne müslimâtim mü'minâtin ḳânitâtin tâibâtin `âbidâtin sâiḥâtin ŝeyyibâtiv veebkârâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Ey Nebi, Allah’ın sana helal ettiğini, zevcelerinin hoşnutluğunu sağlamak için niçin haram ediyorsun? Allah bağışlayandır esirgeyendir. Allah kesinlikle size yeminlerinizin çözülmesini / halledilmesini zorunlu etti / farz etti, Allah sizin dostunuzdur, O b ilendir gerekçeli son kararı verendir. Nebi zevcelerinden birine gizli bir şeyi anlatmıştı , ne zaman ki onu birine anlattı / haber verdi, Allah da onu Resulüne açık etti. (Gizli şeyi haber verdi diye ifşa etti) bir kısmını bildirdi bir kısmını da bildirmekten vazgeçti, zevcesine onu (gizli şeyi paylaşmış olmasını) haber verince de kadın dedi ki sana bunu kim haber verdi? Bunu bana alim olan ve haberi olan haber verdi dedi. Eğer ikiniz de (her iki hanımda) Allah’a tövbe ederseniz ki ikinizin de kalbi kesinlikle kaymıştı, şayet onun aleyhine destekleşirseniz / yardımlaşırsanız, muhakkak ki Allah, Cibril, Salih müminler onun dostudurlar ve Meleklerde onun destekçisidirler. Belki Onun Rabbi siz kadınları boşadığında daha hayırlı zevceler ile sizleri yer değiştir ir, Müslüman kadınlarla, iman eden kadınlarla, itaat eden kadınlarla, tövbe eden kadınlarla, kulluk eden kadınlarla, oruç tutan kadınlarla, dul ve de bekar kadınlarla yer değiştirir.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 5. ayet

Kendinizi ve ailenizi koruyun; içten tövbe 6–9

  1. Tahrîm suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 6. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا ٱلنَّاسُ وَٱلْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَٰٓئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَّا يَعْصُونَ ٱللَّهَ مَآ أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû ḳû enfüseküm veehlîküm nârav veḳûdühe-nnâsü velḥicâratü `aleyhâ melâiketün gilâżun şidâdül lâ ya`ṣûne-llâhe mâ emerahüm veyef`alûne mâ yü'merûn.

    Mehmet Alagaş

    (6-7) Ey iman edenler, kendinizi ve yakın çevrenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin üzerinde kaba ve şiddetli melekler vardır , onlara emrettikleri şeylerde Allah’a karşı gelmezler / isyan etmezler , ne emrediliyorsa onu yaparlar. Ey kafirler, bugün mazeret beyan etmeyin / özür dilemeyin. Muhakkak ki sizle yaptıklarınız dolayısıyla cezalandırılıyorsunuz.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 6. ayet

  2. Tahrîm suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 7. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَعْتَذِرُوا۟ ٱلْيَوْمَ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne keferû lâ ta`teẕirü-lyevm. innemâ tüczevne mâ küntüm ta`melûn.

    Mehmet Alagaş

    (6-7) Ey iman edenler, kendinizi ve yakın çevrenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin üzerinde kaba ve şiddetli melekler vardır , onlara emrettikleri şeylerde Allah’a karşı gelmezler / isyan etmezler , ne emrediliyorsa onu yaparlar. Ey kafirler, bugün mazeret beyan etmeyin / özür dilemeyin. Muhakkak ki sizle yaptıklarınız dolayısıyla cezalandırılıyorsunuz.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 7. ayet

  3. Tahrîm suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 8. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ تُوبُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ يَوْمَ لَا يُخْزِى ٱللَّهُ ٱلنَّبِىَّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ نُورُهُمْ يَسْعَىٰ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَٰنِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَآ أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَٱغْفِرْ لَنَآ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû tûbû ile-llâhi tevbeten neṣûḥâ. `asâ rabbüküm ey yükeffira `anküm seyyiâtiküm veyüdḫileküm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru yevme lâ yuḫzi-llâhü-nnebiyye velleẕîne âmenû me`ah. nûruhüm yes`â beyne eydîhim vebieymânihim yeḳûlûne rabbenâ etmim lenâ nûranâ vagfir lenâ. inneke `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Mehmet Alagaş

    (8-9) Ey İman edenler, geri dönülmez bir vazgeçişle Allah’a tövbe edin, belki Allah sizin günahlarınızı örtbas eder / yok sayar ve sizi altlarından nehirler akan cennetlerine sokar. O gün Alla, Nebisini ve onunla beraber iman edenleri utandırmaz, sağlarından ve önlerinden ışıkları / nurları koşar, derler ki Rabbimiz bizim nurumuzu tamamla, bizi bağışla, muhakkak ki sen her şeyi güç yetirip ayarlayansın. Ey Nebi, Küffarla ve münafıklarla cihat et, onlara katı ol, onların varacakları yer cehennem, ne kötü bir gidilecek yerdir.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 8. ayet

  4. Tahrîm suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 9. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ جَٰهِدِ ٱلْكُفَّارَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    yâ eyyühe-nnebiyyü câhidi-lküffâra velmünâfiḳîne vagluż `aleyhim. veme'vâhüm cehennem. vebi'se-lmeṣîr.

    Mehmet Alagaş

    (8-9) Ey İman edenler, geri dönülmez bir vazgeçişle Allah’a tövbe edin, belki Allah sizin günahlarınızı örtbas eder / yok sayar ve sizi altlarından nehirler akan cennetlerine sokar. O gün Alla, Nebisini ve onunla beraber iman edenleri utandırmaz, sağlarından ve önlerinden ışıkları / nurları koşar, derler ki Rabbimiz bizim nurumuzu tamamla, bizi bağışla, muhakkak ki sen her şeyi güç yetirip ayarlayansın. Ey Nebi, Küffarla ve münafıklarla cihat et, onlara katı ol, onların varacakları yer cehennem, ne kötü bir gidilecek yerdir.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 9. ayet

Dört kadın örneği 10–12

  1. Tahrîm suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 10. ayet. ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱمْرَأَتَ نُوحٍ وَٱمْرَأَتَ لُوطٍ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَٰلِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا وَقِيلَ ٱدْخُلَا ٱلنَّارَ مَعَ ٱلدَّٰخِلِينَ

    ḍarabe-llâhü meŝelel lilleẕîne keferü-mraete nûḥiv vemraete lûṭ. kânetâ taḥte `abdeyni min `ibâdinâ ṣâliḥayni feḫânetâhümâ felem yugniyâ `anhümâ mine-llâhi şey'ev veḳîle-dḫule-nnâra me`a-ddâḫilîn.

    Mehmet Alagaş

    (10-12) Allah kafirlere, Nuh’un karısının ve Lut’un karısının misalini verir, her ikisi de salih kullarımızdan iki kulumuzun nikahı altındaydılar, her iki kulumuza da ihanet ettiler, Allah’a karşı onlara hiçbir şey fayda vermedi, ve ateşe girenlerle beraber siz ik iniz de girin denildi, Allah iman edenlere de firavunun karısının misalini verdi, bir vakit o kadın dedi ki, cennette senin katında / yanında benim için bir ev yap, beni firavundan ve amellerinden kurtar, beni zalim topluluktan kurtar, ve İmran kızı Meryem’i misal olarak verir ki o ırzını / namusunu korudu, ona ruhumuzdan üfürdük, O da Rabbinin kelimelerine ve kitabına bağlılığını gösterdi / tasdik etti, O gönüllü boyun eğenlerdendi.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 10. ayet

  2. Tahrîm suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 11. ayet. وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱمْرَأَتَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ٱبْنِ لِى عِندَكَ بَيْتًا فِى ٱلْجَنَّةِ وَنَجِّنِى مِن فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِۦ وَنَجِّنِى مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veḍarabe-llâhü meŝelel lilleẕîne âmenü-mraete fir`avn. iẕ ḳâlet rabbi-bni lî `indeke beyten fi-lcenneti veneccinî min fir`avne ve`amelihî veneccinî mine-lḳavmi-żżâlimîn.

    Mehmet Alagaş

    (10-12) Allah kafirlere, Nuh’un karısının ve Lut’un karısının misalini verir, her ikisi de salih kullarımızdan iki kulumuzun nikahı altındaydılar, her iki kulumuza da ihanet ettiler, Allah’a karşı onlara hiçbir şey fayda vermedi, ve ateşe girenlerle beraber siz ik iniz de girin denildi, Allah iman edenlere de firavunun karısının misalini verdi, bir vakit o kadın dedi ki, cennette senin katında / yanında benim için bir ev yap, beni firavundan ve amellerinden kurtar, beni zalim topluluktan kurtar, ve İmran kızı Meryem’i misal olarak verir ki o ırzını / namusunu korudu, ona ruhumuzdan üfürdük, O da Rabbinin kelimelerine ve kitabına bağlılığını gösterdi / tasdik etti, O gönüllü boyun eğenlerdendi.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 11. ayet

  3. Tahrîm suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 12. ayet. وَمَرْيَمَ ٱبْنَتَ عِمْرَٰنَ ٱلَّتِىٓ أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهِ مِن رُّوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَٰتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهِۦ وَكَانَتْ مِنَ ٱلْقَٰنِتِينَ

    vemeryeme-bnete `imrâne-lletî aḥṣanet fercehâ fenefaḫnâ fîhi mir rûḥinâ veṣaddeḳat bikelimâti rabbihâ vekütübihî vekânet mine-lḳânitîn.

    Mehmet Alagaş

    (10-12) Allah kafirlere, Nuh’un karısının ve Lut’un karısının misalini verir, her ikisi de salih kullarımızdan iki kulumuzun nikahı altındaydılar, her iki kulumuza da ihanet ettiler, Allah’a karşı onlara hiçbir şey fayda vermedi, ve ateşe girenlerle beraber siz ik iniz de girin denildi, Allah iman edenlere de firavunun karısının misalini verdi, bir vakit o kadın dedi ki, cennette senin katında / yanında benim için bir ev yap, beni firavundan ve amellerinden kurtar, beni zalim topluluktan kurtar, ve İmran kızı Meryem’i misal olarak verir ki o ırzını / namusunu korudu, ona ruhumuzdan üfürdük, O da Rabbinin kelimelerine ve kitabına bağlılığını gösterdi / tasdik etti, O gönüllü boyun eğenlerdendi.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 12. ayet