Tahrîm suresi

Tahrîm suresi, 7. ayet

Tahrîm suresi, 7. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَعْتَذِرُوا۟ ٱلْيَوْمَ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

yâ eyyühe-lleẕîne keferû lâ ta`teẕirü-lyevm. innemâ tüczevne mâ küntüm ta`melûn.

Diyanet İşleri

Ey inkar edenler! Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz.

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tahrîm 4–10 · surenin 7. ayeti / 12

Konu Kendinizi ve ailenizi koruyun; içten tövbe Tahrîm 6–9 3

  1. Tahrîm 4

    (Ey peygamber'in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah'a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber'e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü'minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar.

  2. Tahrîm 5

    Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha hayırlı, müslüman, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.

  3. Tahrîm 6

    Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.

  4. 7

    Ey inkar edenler! Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz.

  5. Tahrîm 8

    Ey iman edenler! Allah'a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. "Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter" derler.

  6. Tahrîm 9

    Ey Peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!

  7. Tahrîm 10

    Allah, inkar edenlere, Nuh'un karısı ile Lut'un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikahları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah'ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, "Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!" denildi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

7. Yüce Allah Kıyamet gününde kâfirleri böylece azarlayacaktır. Onlara şöyle diyecektir: “Ey küfre sapanlar! Bugün (boşuna) özür dilemeyin.” Çünkü özür dileme vakti geçmiş bulunuyor. Bunun faydası da yok. Şimdi geriye amellerin karşılığının verilmesinden başka bir şey kalmamıştır. Sizler ise dünyada iken Allah’ı inkâr edip küfre sapmaktan, O’nun âyetlerini yalanlamaktan, peygamberlerine ve dostlarına karşı savaş açmaktan başka bir şey yapmadınız. karşılığı

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kıyamet günü kâfirlere şöyle denir: "Ey Allah'ı inkâr edenler! Bugün (dünyada iken) üzerine olduğunuz inkâr ve masiyetlerden dolayı özür dilemeyin! Sizin özrünüz asla kabul edilmeyecektir. Sizler bugün ancak Allah'ı inkâr ve peygamberleri yalanlamak gibi dünyada iken işlemekte olduğunuz amellerinizin karşılığını çekeceksiniz."

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) kök: كفر
  4. لَا la
  5. تَعْتَذِرُوا۟ tea'teziru özür dilemeyin kök: عذر
  6. ٱلْيَوْمَ ۖ l-yevme bugün kök: يوم
  7. إِنَّمَا innema çünkü ancak
  8. تُجْزَوْنَ tuczevne siz cezalandırılıyorsunuz kök: جزي
  9. مَا ma şeylerle
  10. كُنتُمْ kuntum olduğunuz kök: كون
  11. تَعْمَلُونَ tea'melune yapıyor(lar) kök: عمل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş)

    Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt…

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş)

    Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında…

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş)

    Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden)…

  • Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.…

  • Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

55 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Onlara:) "Ey kâfir olanlar! Bugün özür dilemeyin! Size yaptıklarınızın karşılığı verilecektir!" (denir).

Mustafa İslamoğlu

Siz ey küfrü tabiat haline getirenler! Bugün mazaret ileri sürmeyin! Şimdi sadece yapmış olduklarınızın karşılığını göreceksiniz.

Muhammed Esed

(O halde,) ey hakikati inkara şartlanmış olanlar, bugün (geçersiz) özürler beyan etmeyin! (Öteki dünyada) siz ancak (bu dünya hayatında) yapmış olduklarınızın karşılığını göreceksiniz.

Ahmed Hulusi

(Zebanilerden hitap şudur): "Ey hakikat bilgisini inkar edenler! Bugün mazerete yer yoktur! Siz yalnızca yaptıklarınızın sonucunu yaşıyorsunuz!"

Ali Bulaç

Ey inkar edenler! Bugün özür beyan etmeyin. Siz ancak yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz.

Ali Özek ve heyeti

Ey kâfirler! Bugün özür dilemeyin! Siz ancak işlediklerinizin cezasını çekeceksiniz, (denilir).

Ali Rıza Safa

"Ey nankörlük edenler! Bugün özür dilemeyin; yalnızca yaptıklarınızın karşılığı verilerek cezalandırılıyorsunuz!"

Bayraktar Bayraklı

"Ey inkar edenler! Bugün özür dilemeyiniz. Size ancak yaptıklarınızın karşılığı verilecektir."

Edip Yüksel

Ey inkarcılar, bugün özür beyan etmeyin. Siz, ancak yapmış olduklarınızın karşılığını görmektesiniz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ey inkarcılar, bugün özür beyan etmeyin. Siz, ancak yapmış olduklarınızın karşılığını görmektesiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey kafirler o gün özür dilemeye kalkışmayın, çünkü siz, ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o küfredenler! O gün özür dilemeğe kalkmayın çünkü hep yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz

Erhan Aktaş

Ey Kafirler! Bugün özür dilemeyin! Siz, yalnızca yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey Kafirler! Bugün özür dilemeyin! Siz, yalnızca yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey gerçeği yalanlayan nankörler! Bugün özür dilemeyin. Siz, yalnızca yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz.

Gültekin Onan

Ey küfredenler, bugün özür beyan etmeyin. Siz ancak yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz.

Hasan Basri Çantay

(Cehenneme giderlerken onlara:) "Ey kafirler, bu gün (bihude) özür dilemeyin. Siz ancak yapmakda olduğunuzun cezasını çekeceksiniz" (denilir).

İbni Kesir

Ey küfredenler; bugün, özür dilemeyin. Siz, ancak işlediklerinizin karşılığını görmektesiniz.

Mehmet Alagaş

(6-7) Ey iman edenler, kendinizi ve yakın çevrenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin üzerinde kaba ve şiddetli melekler vardır , onlara emrettikleri şeylerde Allah’a karşı gelmezler / isyan etmezler , ne emrediliyorsa onu yaparlar. Ey kafirler, bugün mazeret beyan etmeyin / özür dilemeyin. Muhakkak ki sizle yaptıklarınız dolayısıyla cezalandırılıyorsunuz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey kafirler! O gün mazeret ileri sürmeyin. Ancak yaptıklarınızın karşılığını çekeceksiniz.

Süleyman Ateş

(Oraya girenlere derler ki:) "Ey nankörlük edenler, bugün özür dilemeyin. Çünkü siz, ancak yaptığınız şeylerle cezalandırılıyorsunuz.!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler)! dipnot 1 Bu gün özür ileri sürmeyin. Sadece yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Al-i İmran 3/106

Şaban Britch

Ey Kafirler! O gün mazeret ileri sürmeyin. Ancak yaptıklarınızın karşılığını çekeceksiniz.

Şaban Piriş

-Ey inkar edenler! O gün mazeret ileri sürmeyin. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey küfre sapanlar! Özür dilemeyin bugün! Çünkü siz yapıp ettiklerinizin karşılığı olarak cezalandırılıyorsunuz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Make no excuses on this very Day. It serves you right, you are being requited for the deeds of inequity and the wrong actions you had done".

Abdul Haleem

‘You who disbelieve, make no excuses today: you are only being repaid for what you used to do.’

Abdullah Yusuf Ali

(They will say), "O ye Unbelievers! Make no excuses this Day! Ye are being but requited for all that ye did!"

Abul A'la Maududi

(It will then be said): "Unbelievers, make no excuses today. You are being recompensed for nothing else but your deeds." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The style of both these verses contains a severe warning for the Muslims. In the first verse the Muslims have been addressed and told that they should save themselves and their households from the dreadful punishment. In the second that this will be said to the disbelievers while subjecting them to punishment in Hell. This by itself gives the meaning that the Muslims in the world should avoid adopting that conduct and behavior in consequence of which they may have to meet with the fate as the disbelievers in the Hereafter.

Aisha Bewley

‘You who are kafir! do not try to excuse yourselves today. You are merely being repaid for what you did.’

Al-Hilali & Khan

(It will be said in the Hereafter) O you who disbelieve (in the Oneness of Allâh - Islâmic Monotheism)! Make no excuses this Day! You are being requited only for what you used to do.[1]

Ali Quli Qarai

[They will call out to the faithless:] ‘O faithless ones! Do not make any excuses today. You are only being requited for what you used to do.’

Amatul Rahman Omar

O you who disbelieve! (now when you are cast into the Fire) make no excuses this day. You are only requited for what you used to do.

Arthur John Arberry

'O you unbelievers, do not excuse yourselves today; you are only being recompensed for what you were doing. '

Bijan Moeinian

…They will say: "O you who chose to disbelieve, do not look for an excuse today. You are here in Hell in account of what you were doing."

E. Henry Palmer

O ye who disbelieve! excuse not yourselves today;- ye shall only be rewarded for that which ye have done.

Edip-Layth

O you who have rejected, do not apologize today. You are being requited only for what you did.

George Sale

O unbelievers, excuse not yourselves this day; ye shall surely be rewarded for what ye have done.

Hamid S. Aziz

(It will be said, ) "O you who disbelieve! Make no excuses this day; you shall be rewarded only according to what you did. "

Mahmoud Ghali

O you who have disbelieved, do not excuse yourselves today; surely you are only being recompensed for whatever you were doing.

Marmaduke Pickthall

(Then it will be said): O ye who disbelieve! Make no excuses for yourselves this day. Ye are only being paid for what ye used to do.

Mohamed Ahmed - Samira

(And say:) "O you who do not believe, make no excuses today. You will be requited only for what you had done."

Muhammad Asad

[Hence, ] O you who are bent on denying the truth, make no [empty] excuses today: [in the life to come] you shall be but recompensed for what you were doing [in this world].

Mustafa Khattab

˹The deniers will then be told,˺ "O disbelievers! Make no excuses this Day! You are only rewarded for what you used to do."

Progressive Muslims

O you who have rejected, do not apologize today. You are being requited only for what you did.

Rashad Khalifa

O you who disbelieved, do not apologize today. You are being requited only for what you did.

Sahih International

O you who have disbelieved, make no excuses that Day. You will only be recompensed for what you used to do.

Sam Gerrans

“O you who ignore warning: make no excuses this day; you are but being rewarded for what you did!”

Shabbir Ahmed

O You rejecters of the Truth! Make no excuses for yourselves this Day. You are only being paid for what you used to do.

Syed Vickar Ahamed

(They will say) "O you unbelievers! Make no excuses this Day! You are only being punished for all that you did!"

Taqi Usmani

O you who disbelieve, do not make excuses today. You will only be recompensed for what you have been doing.

The Monotheist Group

O you who have rejected, do not apologize today. You are being requited only for what you did.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tahrîm suresi, 7. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tahrîm suresi, 7. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tahrîm suresi, 7. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩