Diyanet İşleri
(19-21) O (Kur'an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş'ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.
Tekvîr suresi
Tekvîr suresi, 19. ayet. إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ
innehû leḳavlü rasûlin kerîm.
(19-21) O (Kur'an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş'ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yemin ve vahyin değeri Tekvîr 15–21 3
(15-16) Andolsun, bir görünüp bir sinenlere, akıp gidip kaybolanlara,
Andolsun, yöneldiği zaman geceye,
Andolsun, aydınlandığı zaman sabaha ki,
(19-21) O (Kur'an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş'ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.
(Ey Kureyşliler!) Sizin arkadaşınız (Muhammed) bir deli değildir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
19-20. Yüce Allah, bu pek büyük varlıklara yemin etmektedir. Çünkü Kur’ân’ın dayanağı pek güçlüdür, pek üstün değeri vardır ve o, kovulmuş her bir şeytana karşı korunmuştur. O bakımdan Allah şöyle buyurmaktadır:
“O, çok şerefli… bir elçinin” Cebrail aleyhisselam’ın getirdiği “sözdür.” O, bunu Yüce Allah’ın emri ile indirmiştir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Muhakkak ki bu (Kur’ân-ı Kerîm) âlemlerin Rabbinin indirmesidir. Onu Ruhu’l-emin (Cebrail) indirdi. Uyarıcılardan olasın diye kalbinin üzerine” (eş-Şuarâ, 26/192)
Yüce Allah bu elçiyi “çok şerefli”, olmakla nitelendirmesinin sebebi, ahlakının çok üstün, övülmeye değer hasletlerinin çok yüce oluşundan dolayıdır. O, meleklerin en faziletlisi, Rabbi nezdinde mevkii en büyük ve en yüksek olandır.
O, Allah’ın yerine getirmek üzere kendisine verdiği emirlere güç yetirecek şekilde “pek güçlü”dür. Lût kavminin yurdunu içindekilerle birlikte alt-üst ederek onları helâk etmesi onun gücünün bir göstergesidir.
"Arş’ın sahibinin yanında yüksek bir mevki sahibi…” Cebrail aleyhisselam, Allah’ın nezdinde yakınlaştırılmış bir melektir. Onun pek yüksek bir mevkii vardır. Yüce Allah’ın ona vermiş olduğu özel birtakım mertebelere sahiptir. Onun diğer bütün meleklerin üstünde bir yeri, bir konumu vardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e inen Kur'an, pek güvenilir bir melek olan Cebrail -aleyhisselam-'ın tebliğ ettiği Allah kelamıdır. Allah Kur'an'ı ona emanet etmiştir.
Aynı kök: كرم (47 geçiş)
Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.
Aynı kök: كرم (47 geçiş)
İşte onlar gerçekten mü'minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.
Aynı kök: كرم (47 geçiş)
İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü'minlerdir.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz o (Kur'an), değerli bir elçinin (Cebrail'in ulaştırdığı) sözüdür. dipnot 1
Ki elbet bu (Kur'an), türünün en seçkini olan bir elçi (meleğin) ilettiği sözdür;
bakın, bu (ilahi kelam), gerçekten soylu bir elçinin (vahyedilmiş) sözüdür,
Ki, muhakkak O, şerefli bir Rasulün sözüdür;
Şüphesiz o (Kur'an), üstün onur sahibi bir elçinin gerçekten (Allah'tan getirdiği) sözüdür;
itibarlı bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.
Kuşkusuz, O, kesinlikle, onurlu bir elçinin sözüdür.
- Kur'an kesinlikle değerli bir elçinin/Cebrail'in peygambere ilettiği sözdür. Arşın sahibinin katında güçlü ve değerli elçinin/Cebrail'in -ki o yüksek makam sahibidir-.
Bu, onurlu bir elçinin sözüdür.
Bu, onurlu bir elçinin sözüdür.
muhakkak o (Kur'an), şerefli bir elçinin getirdiği bir sözdür.
muhakkak o (Kur'an), kerim bir Resulün getirdiği kelamdır
Kuşkusuz o dipnot 1 çok şerefli bir resul sözüdür; dipnot 2
Kuşkusuz o dipnot 1 çok şerefli bir resul sözüdür; dipnot 2
Kuşkusuz o dipnot 1 çok şerefli bir rasul sözüdür; dipnot 2
Şüphesiz o (Kuran), üstün onur sahibi bir elçinin gerçekten (Tanrı'dan getirdiği) sözüdür;
Şüphesiz, muhakkak o (Kur'an) çok şerefli bir elçinin (getirdiği) kelamdır.
Şüphesiz ki bu; şerefli bir elçinin sözüdür.
(15-29) Gündüzün görünmeyen yıldızlara, yörüngelerinde dolaşan gezegenlere, kararmaya yüz tutan geceye, ağarmaya başladığında / gündüz olmaya başladığında sabaha yemin olsun ki / kasem olsun ki, kesinlikle O /Kuran, kerim / ikram eden elçinin / Resulün / Cibril’in sözüdür. Taht sahibinin / arş sahibinin yanında kuvvet ve makam sahibidir, itaatkârdır ve de güvenilirdir / emindir. Arkadaşınız cinli / mecnun falan değildir. Hatta Onu /Cibril’i apaçık ufukta gördü. Gaybı size açıklamakta tutuk /cimri davranmaz. O taşlanmış / recmedilmiş şeytan sözü değildir. Peki nereye gidiyorsunuz ? Kesinlikle O / Kuran a lemlere ancak bir hatırlatmadır. Sizden düzgünlük isteyen / istikamet isteyen kişiler içindir. Siz isteyemezsiniz ancak evrenlerin / alemlerin Rabbi Allah, isteyebilir. (Resulullah iki defa Meleği / Cibril’i gördü biri Hira da diğeri isra da Sidretil müntehada)
Şüphesiz o, çok değerli bir elçinin sözüdür.
(Andolsun bunlara) Ki o, değerli bir elçinin (Cebrail'in) sözüdür.
Kur'an, kesinlikle değerli bir elçinin /Cebrail'in getirdiği sözdür dipnot 1 .
(Göreceksin ki) Kur'an değerli bir elçinin sözüdür dipnot 1 ,
Şüphesiz o, şerefli bir elçinin sözüdür.
Şüphesiz o, şerefli bir elçinin sözüdür.
Ki o, çok değerli bir elçinin sözüdür.
That it -the Quran- is the word of Allah conveyed by a distinguished Messenger Jibril (Gabriel) who is regarded with honour.
this is the speech of a noble messenger,
Verily this is the word of a most honourable Messenger,
Verily this is the word of a noble message-bearer; dipnot 1
truly it is the speech of a noble Messenger,
Verily, this is the Word (this Qur’ân brought by) a most honourable messenger [Jibrîl (Gabrîl), from Allâh to Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم].
it is indeed the speech of a noble apostle,
That verily this (Qur'ân) is indeed the word (revealed to and) uttered by a noble (and illustrious) Messenger (- Muhammad),
truly this is the word of a noble Messenger
That Mohammad is truly an honorable messenger of mine.
Verily, it is the speech of a noble apostle,
It is the saying of an honorable messenger.
that these are the words of an honourable messenger,
Most surely it is the Word of an honourable Messenger,
Surely it is indeed the Saying of an honorable Messenger (The Angel Jibrîl "Gabriel")
That this is in truth the word of an honoured messenger,
That this is indeed the word of an honoured Messenger,
behold, this [divine writ] is indeed the [inspired] word of a noble apostle,
Indeed, this ˹Quran˺ is the Word of ˹Allah delivered by Gabriel,˺ a noble messenger-angel,
It is the saying of an honourable messenger.
This is the utterance of an honorable messenger.,
[That] indeed, the Qur'an is a word [conveyed by] a noble messenger
It is the word of a noble messenger,
Behold, this indeed is the revealed Word in the dialect of a noble Messenger (69:40).
Surely this is the Word of a most honorable Messenger, [The Angel, Gabriel]
it (the Qur’ān) is surely the word of a noble messenger (Jibra’īl X),
It is the saying of an honorable messenger.