Diyanet İşleri
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
Vâkıa suresi
Vâkıa suresi, 64. ayet. ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ
eentüm tezra`ûnehû em naḥnü-zzâri`ûn.
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yaratma, tohum, su ve ateş: siz mi, biz mi? Vâkıa 57–74 3
(60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.
Andolsun, birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O halde düşünseniz ya!
Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?!
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz:
"Muhakkak biz çok ziyandayız!"
"Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 63–67. ayetler için yazılmıştır.
63. Yüce Allah, bu buyrukları ile kullarına lütfunu hatırlatmakta ve bu yolla onları kendisini tevhîd etmeye, kendisine ibadet etmeye ve kendisine dönmeye davet etmektedir.
Çünkü onlara kendileri için kolaylaştırmış olduğu ekin ekmek, meyve ve mahsuller edinmek gibi bir nimet vermiştir. Bu sayede onların zaruri ihtiyaçlarını ve menfaatlerini temin eden temel gıdalar, rızıklar ve meyveler ortaya çıkmaktadır ki bunlara karşı şükretmek ve haklarını edâ etmek şöyle dursun onları saymaya dahi güçleri yetmez. İhsan ettiği bu lütufları onlara itiraf ettirerek şöyle buyurmaktadır:
64. “Onu siz mi bitiriyorsunuz yoksa bitiren Biz miyiz?” Yani onları yerden bitki halinde çıkartanlar sizler misiniz? Onu büyütüp geliştirenler sizler misiniz? Başağını ve meyvesini çıkartan ve nihayet biçilecek tane haline getiren ve olgunlaştıran sizler misiniz? Yoksa bütün bunları tek başına yaratan ve size bu nimetleri ihsan eden Allah mıdır?
Sizin bütün yaptığınız yeri sürmek, kazmak ve oraya tohum atmaktan ibarettir. Bundan sonra neler olduğunu bilemediğiniz gibi bunun ötesine de gücünüz yetmez. Bununla birlikte Yüce Allah, eğer onları korumasaydı, hayatta kaldıkları sürece ihtiyaçlarını karşılamasaydı ve insanların bir süreye kadar onlardan yararlanmaları için onların varlıklarını muhafaza etmeseydi o tohum ve ekinlerin tehlikelere maruz kalacağına dikkatlerini çekerek şöyle buyurmaktadır:
65. “Dileseydik onu” sürülmüş ekini ve mahsulleri “çerçöpe” faydası ve rızık özelliği olamayacak şekilde kuru ot kırıntılarına “dönüştürürdük de şaşar kalırdınız.” Uğraşıp didindikten, pek çok harcamalar yaptıktan sonra çerçöp olduğu için pişman olur, başınıza gelen musibete üzülürdünüz. Böylelikle neşeniz, sevinciniz kaybolur giderdi.
66. Ve derdiniz ki: “Gerçekten biz ziyana uğradık.” Yani malımız eksildi ve varlığımızı silip süpüren bir musibetle karşı karşıya kaldık.
67. Bundan sonra da bu musibetin başınıza neden geldiğini ve hangi sebepten dolayı böyle bir şeyle karşı karşıya kaldığınızı anlar ve şöyle derdiniz: “Bilakis biz (rızıktan) mahrum bırakıldık.” O halde Yüce Allah’a bu ekini sizin için yeşerttiği, sonra varlığını devam ettirip olgunlaştırdığı ve üzerine faydasından, hayır ve bereketinden sizi mahrum bırakacak afetler göndermediği için hamdedin.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O tohumu bitiren siz misiniz? Yoksa bitiren biz miyiz?
Aynı kök: زرع (14 geçiş)
O, çardaklı-çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri)…
Aynı kök: زرع (14 geçiş)
Yusuf dedi ki: "Yedi yıl adetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın."
Aynı kök: زرع (14 geçiş)
Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onu siz mi yetiştiriyorsunuz; yoksa yetiştiren biz miyiz?
Siz mi ekip büyütüyorsunuz onu, yoksa Biz miyiz ekip büyüten?
Onu büyütüp yeşerten siz misiniz, yoksa Biz miyiz onun büyüyüp yeşermesinin sebebi?
Onu yeşerten siz misiniz yoksa biz miyiz?
Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz?
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
Onu siz mi yetiştiriyorsunuz; yoksa yetiştiren Biz miyiz?
- Düşündünüz mü ektiklerinizi? Siz mi onları ekin haline getiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. "Doğrusu borç altına girdik, daha doğrusu biz yoksul kaldık" derdiniz.
Siz mi onu yetiştiriyorsunuz, yoksa biz mi?
Siz mi onu yetiştiriyorsunuz, yoksa biz mi?
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz?
Siz mi bitiriyorsunuz onu? Yoksa biz miyiz bitiren?
Onu siz mi yetiştiriyorsunuz, yoksa Biz mi?
Onu siz mi yetiştiriyorsunuz, yoksa Biz mi?
Onu siz mi yetiştiriyorsunuz, yoksa Biz mi?
Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz?
Onu, siz mi bitiriyorsunuz, yoksa Biz miyiz, bitirenler?
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
Onu siz mi bitiriyorsunuz? Yoksa bitiren biz miyiz?
Siz mi onu bitiyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz?
Onu siz mi bitirip yetiştiriyorsunuz, yoksa bitirip yetiştiren biz miyiz dipnot 1 ?
O bitkileri bitiren siz misiniz, yoksa biz mi bitiriyoruz?
Onları bitiren siz misiniz yoksa biz mi bitiriyoruz?
Onları bitiren siz misiniz; yoksa biz mi bitiriyoruz?
Siz mi bitiriyorsunuz onu, yoksa bitirenler bizler miyiz?
Do you make them grow or is it We Who make them grow!
is it you who make them grow or We?
Is it ye that cause it to grow, or are We the Cause?
Is it you or We Who make them grow? dipnot 1
Is it you who make it germinate or are We the Germinator?
Is it you that make it grow, or are We the Grower?
Is it you who make it grow, or are We the grower?
Is it you that cause it grow or is it We Who are the Growers?
Do you yourselves sow it, or are We the Sowers?
Is it you who [blow out of your spirit to] make them to grow? Is it not the Creator who makes them to grow?
Do ye make it bear seed, or do we make it bear seed?
Did you grow them, or were We the Ones who grew them?
do ye cause the same to spring forth, or do We cause it to spring forth?
Is it you that cause it to grow, or are We the cause.
Is it you who plant it or are We, Ever We, the Planters?
Is it ye who foster it, or are We the Fosterer?
Do you give it its increase, or are We the giver?
Is it you who cause it to grow - or are We the cause of its growth?
Is it you who cause it to grow, or is it We Who do so?
Did you grow them, or were We the Ones who grew them
Did you grow them, or did we?
Is it you who makes it grow, or are We the grower?
Is it you who cause it to grow or are We the growers?
Is it you who grow it or are We the Grower?
Is it you that cause it to grow, or are We the cause?
Is it you who grow it, or are We the One who grows?
Did you grow them, or were We the Ones who grew them?