Vâkıa suresi

Vâkıa suresi, 61. ayet

Vâkıa suresi, 61. ayet. عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ

`alâ en nübeddile emŝâleküm venünşieküm fî mâ lâ ta`lemûn.

Diyanet İşleri

(60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Vâkıa 58–64 · surenin 61. ayeti / 96

Konu Yaratma, tohum, su ve ateş: siz mi, biz mi? Vâkıa 57–74 3

  1. Vâkıa 58

    Attığınız o meniye ne dersiniz?!

  2. Vâkıa 59

    Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz?

  3. 60–61

    (60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.

  4. Vâkıa 62

    Andolsun, birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O halde düşünseniz ya!

  5. Vâkıa 63

    Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?!

  6. Vâkıa 64

    Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 58–62. ayetler için yazılmıştır.

58-61. Yani sizin attığınız meniyi ve ondan oluşan ilk yaratılışınızı bir düşünün! Bu meniyi ve ondan meydana geleni yaratan sizler misiniz? Yoksa erkek ve dişi olmak üzere sizlerde şehveti yaratan ve onların her birisini bu yola ileten, eşler arasında sevgi var ederek aralarında neslin devam etmesine sebep teşkil eden sevgi ve merhameti yaratan Allah mıdır? Elbette ki O’dur. Bundan dolayı Yüce Allah ilk yaratılmayı ikinci yaratışa delil görmek üzere dikkatlerini çekmekte ve şöyle buyurmaktadır:

62. “Siz, ilk yaratılışı kesinlikle biliyorsunuz. O halde” sizi ilkin yaratmaya kadir olanın sizi tekrar yaratmaya kadir olduğunu “düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yaratılmış olduğunuz tabiatı tanıyıp, bildiğiniz şeklinizi bilmediğiniz tabiat ve şekilde değiştirip, yaratalım diye.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. عَلَىٰٓ ala
  2. أَن en diye
  3. نُّبَدِّلَ nubeddile sizin yerinize getirelim kök: بدل
  4. أَمْثَـٰلَكُمْ emsalekum benzerlerinizi kök: مثل
  5. وَنُنشِئَكُمْ ve nunşiekum ve sizi yeniden inşa' edelim kök: نشا
  6. فِى fi
  7. مَا ma bir biçimde
  8. لَا la
  9. تَعْلَمُونَ tea'lemune bilmediğiniz kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بدل (45 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış…

  • Aynı kök: بدل (45 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Onları biz yarattık ve eklemlerini (birbirine) biz bağladık. Dilediğimizde (onları yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz.

  • Aynı kök: نشا (28 geçiş)

    Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur…

  • Aynı kök: نشا (28 geçiş)

    O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için ayetleri ayrı ayrı…

  • Aynı kök: نشا (28 geçiş)

    Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir, rahmet sahibidir. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi, dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden…

  • Aynı kök: بدل (45 geçiş)

    Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir…

  • Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…

  • Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(60, 61) Aranızda ölümü belirleyen biziz. Sizi, benzerlerinizle değiştirmemiz ve yine sizi bilemeyeceğiniz şekilde (ahirette) yeniden yaratmamızda kimse bizim önümüze geçemez.

Mustafa İslamoğlu

sizi benzerlerinizle değiştirme ve sizi bilmediğiniz bir mahiyette yeniden inşa etme hususunda.

Muhammed Esed

varoluşunuzun tabiatını değiştirmekten ve (henüz) size malum olmayan bir şekilde sizi (yeniden) var etmekten.

Ahmed Hulusi

Size bedel olarak benzerlerinizi (yeni bedenlerinizi) getirelim ve sizi bilemeyeceğiniz şekilde (yeniden) inşa edelim diye (ölümü takdir ettik).

Ali Bulaç

(Yerinize) Benzerlerinizi getirip değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde inşa etme konusunda.

Ali Özek ve heyeti

Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir âlemde tekrar var edelim diye (ölümü takdir ettik).

Ali Rıza Safa

Sizi, benzerlerinizle değiştireceğiz ve bilmediğiniz bir biçimde yeniden yaratacağız. dipnot 496

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 496
    Bu ayet, "İnsan ruhunun, başka bir bedenle yeniden yaratılarak dünyaya gönderileceği" veya "Dünyaya yeniden gönderilmenin olanaksız olduğu; fizik bedenin, enerji beden biçimine dönüştürüleceği" olarak, birbirine aykırı iki anlamda da yorumlanmıştır. 40:11 ayeti de "Efendimiz! Bizi, iki kez öldürdün ve iki kez yaşam verdin." biçiminde bildirilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

- Aranızda ölümü takdir eden biziz. Biz, sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilmediğiniz bir alemde tekrar var etmek konusunda önüne geçilebileceklerden değiliz. Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz; düşünüp bundan ders almanız gerekmez mi?

Edip Yüksel

Sizi başka nesillerle değiştirmekten, yahut sizi bilmediğiniz bir biçimde yaratmaktan...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sizi başka nesillerle değiştirmekten, yahut sizi bilmediğiniz bir biçimde yaratmaktan....

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kılıklarınızı değiştirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir yaratılışta var etmek üzereyiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kılıklarınızı değiştirmek ve sizi bilemiyeceğiniz bir neş'ette inşa etmek üzereyiz

Erhan Aktaş

Yapınızı değiştirip, sizi bilmediğiniz bir şekilde, yeniden yapma gücünden yoksun değiliz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yapınızı değiştirip, sizi bilmediğiniz bir şekilde, yeniden yapma gücünden yoksun değiliz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yapınızı değiştirip, sizi bilmediğiniz bir şekilde, yeniden yapma gücünden yoksun değiliz.

Gültekin Onan

(Yerinize) Benzerlerinizi getirip değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde inşa etme konusunda.

Hasan Basri Çantay

(60-61) Aranızda ölüm (ün keyfiyyetini, zamaanını, mekanını ve ecellerin mıkdarını) biz (ta'yin ve) takdir etdik ve biz — (sizi helak ederek) yerinize diğer benzerlerinizi getirmeniz ve sizi bilemeyeceğiniz bir yaratılışda ve suretlerde tekrar peyda etmemiz hususunda — önüne geçilecekler de değiliz.

İbni Kesir

Yerinize benzerlerinizi getirmekte ve sizi bilemeyeceğiniz bir yaratılışla tekrar var etmekte.

Mehmet Alagaş

(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yerinize benzerlerinizi getirip, değiştirmek ve sizi bilemediğiniz bir şekilde yeniden yaratmak hususunda.

Süleyman Ateş

(Size böyle ölümü takdir ettik) Ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi, bilmediğiniz bir biçimde yeniden inşa' edelim.

Süleymaniye Vakfı

Bu, (tanınmanızı engellemeden) yapınızı değiştirmek ve bilmediğiniz bir şekilde sizi yeniden oluşturmak içindir dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ahirette herkes, Adem aleyhisselam gibi olgunluk yaşında yaratılacak A'raf 7/29 müminler ve kafirler yüzlerinden belli olacak. Müminlerin yüzü ak, kafirlerin ki kara olacak. Mahşer yerinde müminlerin nurları önlerinden ve sağlarından yansıyacak ve ölümsüz bir yapıda yaratılacaklardır. İsra 17/99, Ankebut 29/20, Necm 53/47, Tahrim 66/8.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunu, görüntünüzü değiştirmek ve bilmediğiniz bir görüntüde sizi yeniden yapılandırmak için yazdık.

Şaban Britch

Sizi benzerlerinizle değiştirmek ve sizi bilmediğiniz bir şekilde yeniden yaratmak hususunda…

Şaban Piriş

Sizi benzerlerinizle değiştirmek ve sizi bilmediğiniz bir şekilde yeniden yaratmak hususunda...

Yaşar Nuri Öztürk

Yerinize diğer benzerlerinizi getireceğiz ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden oluşturacağız.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Nor are We incapable of exchanging your present form and shape into another form and shape unknown to you, on the Day We resurrect you.

Abdul Haleem

if We intended to change you and recreate you in a way unknown to you.

Abdullah Yusuf Ali

from changing your Forms and creating you (again) in (forms) that ye know not.

Abul A'la Maududi

Had We so wished, nothing could have hindered Us from replacing you by others like yourselves, or transforming you into beings you know nothing about. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, just as We were not powerless to create you in your present form and appearance, so We are also not powerless to change the method of your creation and bring you into being in another form and shape with another set of qualities and characteristics. Today the method We have adopted for your creation is that conception takes place by the sperm then you are gradually formed and developed in your mother’s womb, and then you are brought out as a child. This method of creation also has been devised by Us. But this is not the only method We know. On the Day of Resurrection, We can create you in the form of the man of the same age at which you died. Today We have set one particular measure for your sight and hearing and other faculties. But this is not the only measure that We have for man, which We may not have the power to change. On the Day of Resurrection, We shall change it so much so that you will be able to see and hear things which you cannot see or hear today. Today your skin and your limbs and your eyes do not possess the power of speech. But, it is We Who have given the tongue the power of speech; so We are not powerless to cause your every limb and every part of the skin of your body to speak by Our command on the Day of Resurrection. Today you live up to a certain age and then die. Your, this living and dying also is controlled by a law ordained by Us. Tomorrow We can make another law to control your life under which you may never die. Today you can endure punishment only to a certain extent: you cannot survive if the punishment is increased beyond it. This rule has also been made by Us. Tomorrow We can make another rule for you under which you will be able to suffer much severer punishments endlessly, and death would not come to you even if you were given the severest torment. Today you cannot imagine that an old man could return to youth, that he could never become ill, that a young man could never be old and that he could stay young for ever and ever. But youth here changes into old age according to the biological laws made by Us. Tomorrow We can make some other laws for your life under which every old man may become young as soon as he entered Paradise and stay young and healthy eternally.

Aisha Bewley

in replacing you with others the same as you and re-forming you in a way you know nothing about.

Al-Hilali & Khan

To transfigure you and create you in (forms) that you know not.

Ali Quli Qarai

from replacing you with your likes and recreating you in [a realm] you do not know.

Amatul Rahman Omar

From replacing you with beings similar to you, (or from) evolving you into a form which is unknown to you (at present).

Arthur John Arberry

that We may exchange the likes of you, and make you to grow again in a fashion you know not.

Bijan Moeinian

In order to replace you with a new generation and recreate you into a new kind of being that you do not know anything about its characteristics.

E. Henry Palmer

from making the likes of you in exchange, or producing you as ye know not of.

Edip-Layth

From transforming your forms, and establishing you in what you do not know.

George Sale

We are able to substitute others like unto you in your stead, and to produce you again in the condition or form which ye know not.

Hamid S. Aziz

That We may transfigure you and make you grow into what you know not.

Mahmoud Ghali

(So) that We may exchange the likes of you and bring you into being (again in a fashion) you do not know.

Marmaduke Pickthall

That We may transfigure you and make you what ye know not.

Mohamed Ahmed - Samira

From replacing you with others or raising you in a way you do not know.

Muhammad Asad

from changing the nature of your existence and bringing you into being [anew] in a manner [as yet] unknown to you.

Mustafa Khattab

from transforming and recreating you in forms unknown to you.

Progressive Muslims

From transforming your forms, and establishing you in what you do not know.

Rashad Khalifa

from substituting new generations in your place, and establishing what you do not know.

Sahih International

In that We will change your likenesses and produce you in that [form] which you do not know.

Sam Gerrans

That We will change your likenesses, and produce you in what you know not.

Shabbir Ahmed

That We may change your existence and coming into being in a manner and in an environ you know not.

Syed Vickar Ahamed

In changing your shapes and recreating you (again) in (shapes) that you have not known.

Taqi Usmani

from replacing you with others like you, and creating you (afresh) in that (form) which you do not know.

The Monotheist Group

From transforming your forms, and establishing you in what you do not know.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Vâkıa suresi, 61. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Vâkıa suresi, 61. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Vâkıa suresi, 61. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩