En'âm suresi

En'âm suresi, 141. ayet

En'âm suresi, 141. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ جَنَّٰتٍ مَّعْرُوشَٰتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَٰتٍ وَٱلنَّخْلَ وَٱلزَّرْعَ مُخْتَلِفًا أُكُلُهُۥ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُتَشَٰبِهًا وَغَيْرَ مُتَشَٰبِهٍ كُلُوا۟ مِن ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثْمَرَ وَءَاتُوا۟ حَقَّهُۥ يَوْمَ حَصَادِهِۦ وَلَا تُسْرِفُوٓا۟ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْرِفِينَ

vehüve-lleẕî enşee cennâtim ma`rûşâtiv vegayra ma`rûşâtiv vennaḫle vezzer`a muḫtelifen ükülühû vezzeytûne verrummâne müteşâbihev vegayra müteşâbih. külû min ŝemerihî iẕâ eŝmera veâtû ḥaḳḳahû yevme ḥaṣâdihi. velâ tüsrifû. innehû lâ yüḥibbü-lmüsrifîn.

Diyanet İşleri

O, çardaklı-çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 138–144 · surenin 141. ayeti / 165

Konu Uydurulan pay, hayvan yasakları ve çocukların öldürülmesi En'âm 136–145 3

  1. En'âm 138

    Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: "Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram edilmiş hayvanlardır." Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah'ın adını anmazlar. (Bütün bunları) Allah'a iftira ederek yaparlar. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır.

  2. En'âm 139

    Bir de dediler ki: "Şu hayvanların karınlarındaki yavrular (canlı olursa) sırf erkeklerimize aittir. Karılarımıza ise haramdır." Eğer ölü olursa, o vakit onda hepsi ortaktırlar. Allah, onların bu tür nitelemelerinin cezasını verecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

  3. En'âm 140

    Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler, Allah'ın kendilerine verdiği rızkı -Allah'a iftira ederek- haram sayanlar, mutlaka ziyan etmişlerdir. Gerçekten onlar sapmışlardır. Doğru yolu bulmuş da değillerdir.

  4. 141

    O, çardaklı-çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

  5. En'âm 142

    Yine O, hayvanlardan da irili ufaklı var edendir. Allah'ın size rızık olarak verdiğinden yiyin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.

  6. En'âm 143

    O, (hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki, keçiden de iki. Ey Muhammed! De ki: "Allah iki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin."

  7. En'âm 144

    Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki, sığırdan da iki. De ki: "İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde, orada hazır mı idiniz!?" İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah'a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

141. Yüce Allah, müşriklerin Allah’ın kendilerine helâl kılmış olduğu ekin ve davarların pek çoğunda yaptıkları uygulamaları söz konusu ettikten sonra, onlara ihsan etmiş olduğu nimetlerini ve ekinlerle davarlar hakkında yerine getirmeleri gereken görevlerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Çardaklı ve çardaksız bahçeleri... yaratıp yetiştiren O’dur.” Yani içinde türlü ağaçlar, çeşit çeşit bitkiler yetişen bağ ve bahçeleri yetiştiren O’dur. Bunların bir bölümü için çardak yapılır ve ağaçlar bu çardaklar üzerinde yayılır. Bu çardaklar ağaçların yerden yükselmesine yardımcı olur. Bazılarının ise çardağa ihtiyacı yoktur. Gövdeleri üzerinde yükselirler, yahut da toprağın üzerinde yayılırlar. Bu ifadelerle hem bu bitkilerin faydalarının ve hayırlarının çokluğuna hem de Yüce Allah’ın kullarına bunlar için ne şekilde çardak yapacaklarını ve onları nasıl yetiştireceklerini öğrettiğine dikkat çekilmektedir.

Yine “tatları farklı hurmaları ve ekinleri...” yaratan da O’dur. Bütün bunlar aynı topraktadır, aynı su ile sulanmaktadır; ancak Yüce Allah kiminin tadını kiminden üstün kılmıştır. Yüce Allah özellikle de hurmaları ve çeşitli türleri ile ekinleri zikretmektedir. Buna sebep ise bunların faydalarının çokluğu ve insanların çoğu için bunların temel gıda olmasından dolayıdır. Yine ağaçları itibari ile “birbirine hem benzeyen” buna karşılık mahsül ve tat olarak da “benzemeyen zeytinleri ve narları…”

Burada sanki “Yüce Allah, bu çeşitli bahçeleri ve bunlarla birlikte sözü edilen diğer bitki ve mahsülleri ne için yaratmıştır?” şeklinde bir soru vaki olmuş gibi Allah, bunları kullarının menfaatine yaratmış olduğunu haber vererek şöyle buyurmuştur: “Her biri” yani hurma ağaçları ve ekinler “meyve verdiği zaman meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını verin.” Yani o ekinin hakkı ne ise verin. Bu da şer’an miktarları belirli olan nisablara sahip zekâttır. Allah hasat gününde bu zekâtı (öşrü) vermelerini emretmektedir. Çünkü ekinin biçilmesi zekattaki havelan-ı havl (nisab üzerinden bir sene geçmesi) konumundadır. Ayrıca hasat vakti, fakirlerin candan bekledikleri bir dönemdir. O vakitte de ekin sahiplerinin bu hakkı çıkarıp vermeleri kolaydır. Bu hakkı veren kimselerin durumu da açıkça ortaya çıkar ve böylece kimin verdiği kimin de vermediği anlaşılır.

“İsraf etmeyin” Bu, yeme konusundaki israfı da ekinin hakkını vermedeki israfı da kapsayan genel bir yasaktır. Yemekte israf, sınırı ve âdeti aşarak yemek, ayrıca ekin sahibinin, vereceği zekâtın miktarını azaltacak şekilde çok yemesidir. Ekinin hakkını vermekte israf ise kişinin, kendisine farz olan miktardan çok fazlasını vermesi veya kendisine, ailesine yahut alacaklarına zarar verecek şekilde fazla vermesi demektir. Bütün bunlar Allah’ın sevmediği ve yasakladığı israf türündendir. Hatta Allah böylesine buğzeder ve gazaplanır.

Bu âyet-i kerime, zirai mahsullerde zekâtın (öşür) farz olduğuna, bunlar hakkında sene geçmesinin (havelan-ı havl) söz konusu olmadığına, onun yerine ekinlerde biçilmenin, hurmalarda ise toplanmanın havelan-ı havl sayılacağına, ticaret maksadıyla olmadığı takdirde mahsul pek çok yıl kişinin yanında kalacak olursa bunda zekâtın tekerrür etmeyeceğine delildir. Çünkü Yüce Allah ancak ekinin biçilmesi vaktinde zekâtının verilmesini emretmiştir. Eğer bundan önce ekin ve mahsule, sahibinin herhangi bir kusuru olmaksızın herhangi bir afet isabet olacak olursa o, bunu (zekât miktarını) tazmin ederek (başka malından) vermez. Yine zekâtını ayırmadan önce hurma ve ekinden (dalında iken) yemek caizdir ve bu, zekâta tâbi kabul edilmez. Aksine geride kalan malın zekâtını öder.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mahsül sahiplerine mahsüllerini tahmin edecek görevli kimseleri gönderirdi ve onlara, mahsul sahiplerinin ve başkalarının yeme vb. durumlarını göz önünde bulundurarak mahsulün üçte birini veya dörtte birini mahsul sahiplerine bırakmasını emrederdi.[7]

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bahçeleri gövdesiz ve üzerine yükseldiği gövdeli olarak iki çeşit yaratıp yeryüzüne yayan Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'dır. Hurma ağaçları ve ekinleri, hem şekil ve hem de lezzet bakımından farklı olarak yaratandır. Yaprakları birbirine benzeyen ve tadı birbirinden farklı olan zeytin ve narı da Yüce Allah yaratmıştır. Ey insanlar! Onlar meyve verdikleri zaman meyvelerinden yiyin ve hasat edildiği zaman da zekâtını ödeyin. Yerken ve infak ederken şeriatın koyduğu sınırları aşmayın. Allah, bu iki hususta veya bunların dışındaki konularda belirlediği sınırları aşanları sevmez. Bilakis ondan nefret eder. Elbette bütün bunları yaratan yaratıcı, kullarına bu nimetleri mübah kılmıştır. Müşriklerin bu nimetleri haram kılma hakkı yoktur.

Kelimeler

31 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَهُوَ ve huve ve O'dur
  2. ٱلَّذِىٓ llezi ki
  3. أَنشَأَ enşee yaratan kök: نشا
  4. جَنَّـٰتٍۢ cennatin bahçeleri kök: جنن
  5. مَّعْرُوشَـٰتٍۢ mea'ruşatin çardaklı kök: عرش
  6. وَغَيْرَ ve gayra ve kök: غير
  7. مَعْرُوشَـٰتٍۢ mea'ruşatin çardaksız kök: عرش
  8. وَٱلنَّخْلَ ve nnehle hurma(ları) kök: نخل
  9. وَٱلزَّرْعَ ve zzer'a ve ekin(ler)i kök: زرع
  10. مُخْتَلِفًا muhtelifen çeşit çeşit kök: خلف
  11. أُكُلُهُۥ ukuluhu ürünleri kök: اكل
  12. وَٱلزَّيْتُونَ ve zzeytune ve zeytinleri kök: زيت
  13. وَٱلرُّمَّانَ ve rrummane ve narları kök: رمن
  14. مُتَشَـٰبِهًۭا muteşabihen birbirine benzer kök: شبه
  15. وَغَيْرَ ve gayra kök: غير
  16. مُتَشَـٰبِهٍۢ ۚ muteşabihin ve benzemez kök: شبه
  17. كُلُوا۟ kulu yeyin kök: اكل
  18. مِن min -ndan
  19. ثَمَرِهِۦٓ semerihi meyvası- kök: ثمر
  20. إِذَآ iza zaman
  21. أَثْمَرَ esmera meyva verdiği kök: ثمر
  22. وَءَاتُوا۟ ve atu ve verin kök: اتي
  23. حَقَّهُۥ hakkahu hakkını (sadakasını) kök: حقق
  24. يَوْمَ yevme günü kök: يوم
  25. حَصَادِهِۦ ۖ hasadihi hasat kök: حصد
  26. وَلَا ve la ve asla
  27. تُسْرِفُوٓا۟ ۚ tusrifu israf etmeyin kök: سرف
  28. إِنَّهُۥ innehu çünkü O
  29. لَا la
  30. يُحِبُّ yuhibbu sevmez kök: حبب
  31. ٱلْمُسْرِفِينَ l-musrifine israf edenleri kök: سرف

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رمن (3 geçiş) · Aynı kök: زيت (7 geçiş) · Aynı kök: شبه (12 geçiş)

    O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler,…

  • Aynı kök: زيت (7 geçiş) · Aynı kök: زرع (14 geçiş) · Aynı kök: نخل (20 geçiş)

    Allah o su ile size; ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır.

  • Aynı kök: حصد (6 geçiş) · Aynı kök: زرع (14 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Yusuf dedi ki: "Yedi yıl adetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın."

  • Aynı kök: زرع (14 geçiş) · Aynı kök: نخل (20 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su…

  • Aynı kök: رمن (3 geçiş) · Aynı kök: نخل (20 geçiş)

    İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır.

  • Aynı kök: حصد (6 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    (9-11) Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat…

  • Aynı kök: نخل (20 geçiş) · Aynı kök: نشا (28 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan…

  • Aynı kök: سرف (23 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Ey Ademoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Çardaklı ve çardaksız bahçeler, hurma(lar), ürünleri çeşitli ekinler, birbirine benzeyen ve benzemeyen biçimde zeytin ve narları yaratan O'dur. Her biri meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin! dipnot 1 Toplandığı gün dipnot 2 de hakkını (zekâtını ve sadakasını) verin dipnot 3 (fakat) israf etmeyin! Şüphesiz ki O, israf edenleri sevmez. dipnot 4

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet En‘âm 6:99. ayetle birlikte okunmalıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ifade tarımsal ürünlerde, dolayısıyla zekat ve sadaka gibi ekonomik içerikli ibadetlerde "bir yıl" beklenmesi gerektiği kabulünü geçersiz kılmaktadır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bu cümle infakın, sadakaların ve elbetteki zekâtın edilen "kâr"dan değil, sahip olunan "mal"dan verilmesi gerektiğinin apaçık delilidir. Benzer mesajlar: Tevbe 9:103; İsrâ 17:26; Rûm 30:38; Zâriyât 51:19; Me‘âric 70:24.
  4. metne dön, dipnot 4
    Benzer mesaj: A‘râf 7:31.

Mustafa İslamoğlu

Ve O'dur insan eliyle yetiştirilen ve kendi başına yetişen bahçeleri bağları, hurmagilleri, çeşit çeşit ürün veren tarlaları, biri diğerine çok benzeyen ve biri diğerinden çok farklı zeytingilleri ve narı var eden. Her biri ürün verdiğinde ürünlerinden yiyin ve hasat günü (yoksullara) haklarını verin; fakat israf etmeyin: Unutmayın ki O israfçıları sevmez.

Muhammed Esed

Zira Odur (hem) ekilip biçilen ve (hem de) kendi başına yetişen bahçeleri (var eden), hurma ağaçlarını, çeşit çeşit mahsuller veren tarlaları, zeytin ağacını ve narı meydana getiren: (hepsi) birbirine benzer ve hepsi birbirinden çok farklıdır! Olgunlaştığında onların meyvelerinden yiyin ve (yoksullara) mahsulün toplandığı gün haklarını verin. Ve (Allahın nimetlerini) israf etmeyin: kuşkusuz O müsrifleri sevmez!

Ahmed Hulusi

Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, hurmaları, yemişleri muhtelif ekinleri, zeytinleri ve narları, müteşabih ve gayrı müteşabih olarak inşa eden "HU"dur. . . O'nun ürünlerini meyve verdiğinde yeyin; hasadının gününde ise onun hakkını verin (zekat). . . İsraf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.

Ali Bulaç

Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları ve tadları farklı ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine benzer ve benzeşmez- yaratan O'dur. Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin; israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

Ali Özek ve heyeti

Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O'dur. Her biri meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.

Ali Rıza Safa

Ve O, asmalı ve asmasız bahçeleri, hurma ağaçlarını, türlü ekinleri, zeytinleri ve narları, birbirine benzer ve birbirinden değişik biçimlerde yaratmıştır. Ürün verdiğinde, onların ürünlerinden yiyin. Ürünün toplandığı gün, O'nun hakkını verin ve israf etmeyin. Kuşkusuz, O, israf edenleri sevmez.

Bayraktar Bayraklı

Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmaları, sebzeleri, zeytinleri, narları yaratan O'dur. Her biri meyve verdiği zaman, meyvesinden yiyiniz. Devşirilip toplandığı gün de hakkını/zekat ve sadakasını veriniz. İsraf etmeyiniz,çünkü Allah israf edenleri sevmez.

Edip Yüksel

Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, zeytinleri ve narları -benzer veya farklı- yaratan O'dur. Her biri meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin ve hakkını da hasat gününde verin. Savurganlık yapmayın; O, savurganları sevmez. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Zekat yardımı o kadar önemlidir ki Tanrı Rahmetini zekat verenlere ayırmıştır (7:156). Ancak Müslümanlar bu emri terk ederek zekatı yılda bir defaya indirdiler. Elimize geçen gelirin zekatını vakit geçirmeden vermeliyiz. Sadaka için vereceğimiz miktarın oranı, israf edip kendimizi muhtaç kılmamak veya cimri davranmamak koşuluyla bize bırakılmıştır. * Bak 2:219; 17:29.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, zeytinleri ve narları -benzer veya farklı- yaratan O'dur. Her biri meyve verdiği zaman meyvesinden yeyin ve hakkını da hasat gününde verin. Savurganlık yapmayın; O, savurganları sevmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O çardaklı ve çardaksız cennet misali bağları, tatları ve yemişleri birbirinden farklı ekinleri, hurmaları, zeytinleri, narları, birbirine hem benzer hem benzemez bir şekilde yaratan hep O'dur. Her biri ürün verdiğinde meyvelerinden yiyin. Hasat ve toplama zamanında hakkını da verin, israf etmeyin; çünkü O, israf edenleri sevmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

O ma'ruş ve gayri ma'ruş Cennet asa bağları: O tatları, yemişleri muhtelif mezruatı, o hurmaları, zeytinleri, narları, birbirlerine hem benzer hem benzemez bir halde vücude getiren hep odur, her biri mahsul verince mahsulünden yiyin, hasad günü hakkını da verin, bununla beraber israf etmeyin, çünkü o israf edenleri sevmez

Erhan Aktaş

Asmalı ve asmasız bahçeleri, çeşit çeşit hurmaları; zirai ürünleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narları yetiştiren O'dur. Her biri meyve verdiği zaman, meyvesinden yiyin. Hasat zamanı da onun hakkını dipnot 1 verin. İsraf dipnot 2 etmeyin, kuşkusuz O, israf edenleri sevmez.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sadakasını.
  2. metne dön, dipnot 2
    Haddi aşmak, bozgunculuk yapmak, ölçüsüz davranmak, taşkınlık yapmak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Asmalı ve asmasız bahçeleri, çeşit çeşit hurmaları; zirai ürünleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narları yetiştiren O'dur. Her biri meyve verdiği zaman, meyvesinden yiyin. Hasat zamanı da onun hakkını dipnot 1 verin. İsraf dipnot 2 etmeyin, kuşkusuz O, israf edenleri sevmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sadakasını.
  2. metne dön, dipnot 2
    Haddi aşmak, bozgunculuk yapmak, ölçüsüz davranmak, taşkınlık yapmak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Asmalı ve asmasız bahçeleri, çeşit çeşit hurmaları; zirai ürünleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narları yetiştiren O'dur. Her biri meyve verdiği zaman, meyvesinden yiyin. Hasat zamanı da onun hakkını dipnot 1 verin. İsraf dipnot 2 etmeyin, kuşkusuz O, israf edenleri sevmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sadakasını.
  2. metne dön, dipnot 2
    Haddi aşmak, bozgunculuk yapmak, ölçüsüz davranmak, taşkınlık yapmak.

Gültekin Onan

Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları ve tadları farklı ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine benzer ve benzeşmez- yaratan O'dur. Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin; israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

Hasan Basri Çantay

O çardaklı ve çardaksız cennet (gibi üzüm) bağ (larını), o meyveleri ve tadları çeşidli hurmaları, mezruatı, zeytinleri, narları — birbirine hem benzer, hem benzemez bir halde — yaratıb yetişdiren Odur (Allahdır). Her biri mahsul verdiği zaman mahsulünden yeyin. Devşirildiği ve toplandığı gün de hakkını (sadakasını) verin. İsraf etmeyin. Çünkü O (Allah) israf edenleri sevmez.

İbni Kesir

Çardaklı ve çardaksız bağları, tatları değişik ekin ve hrumaları, zeytin ve narı, birbirine benzer ve benzemez şekilde yaratıp yetiştirmiş olan O'dur. Her biri mahsul verdiği zaman, mahsulünden yeyin, hasad edildiği gün de, hakkını verin ve israf etmeyin. Çünkü O; israf edenleri sevmez.

Mehmet Alagaş

(132-146) Amellerin her birinin dereceleri vardır, Rabbin yaptıklarından gafil değildir / dikkatinden kaçmaz, Rabbin zengindir ve rahmet özelliği vardır , eğer isterse sizi götürür, istediğini de siz in ardınızdan sizin yerinizi alanlar y apar, tıpkı diğer kavimlerin soyundan sizi inşa ettiği gibi. Muhakkak ki size vaat edilenler gelecektir, sizler aciz bırakamazsınız, de ki ey kavmim mekanlarınızda ne yapacaksanız yapın, bende yapıyorum, ilerde kimin sonuç yurduna / akıbet yurduna sahip olacağını bileceksiniz, Muhakkak ki O zalimleri kurtuluşa erdirmez. Ziraat ettikleri ekin ve hayvanlardan Allah’a pay / nasip oluşturdular ve kuruntularına göre bu Allah’ın, bu da ortak koştuklarımızın dediler, ortak koştukları için ayırdıkları Allah’a ulaşmaz, Allah için ayırdıkları da ortak koştuklarına ulaşmaz , ne kötü hüküm veriyorlar. İşte böyle ortak koşanların çoğuna evlatlarını, ortak koştukları ilahlar için öldürmeyi, dinlerinin aleyhlerine bir din haline gelmesi ve mahvolmaları için süslü gösterdik , eğer Allah dileseydi bunu yapamazlardı, uydurdukları ile / iftira ettikleriyle onları baş başa bırak , d ediler ki bu hayvanlar ve ekinler kısıtlanmıştır / kısmen yasaklanmıştır, kuruntularına g öre bizim istediklerimizin dışındakiler yiyemezler , hayvanların sırtları da haramdır binilemez, hayvanların (boğazlarken) üzerlerine Allah’ın ismini de ona iftira ederek anmadılar, İftiralarından dolayı ileride cezalandırılacaklar, dediler ki bu hayvanların karınlarında olan erkeklerimize tahsislidir, eşlerimize haramdır, eğer ki ölürse onlar (her ikisi) , onda ortaktırlar. Bu nitelemeleri nedeniyle onları cezalandıracağız, muhakkak ki O hakimdir , alimdir. İlim dışı ve sefih bir şekilde / saçma bir şekilde , evlatlarını öldürenler kesinlikle hasara uğradılar. Allah’ın onları beslediği / rızıklandırdığı şeyleri Allaha iftira ederek yasak ettiler / haram ettiler, kesinlikle saptılar çıktılar onlar yolu bulabilenler olamadılar. O ki sizlere çardaklı ve çardaksız, hurmalı muhtelif bitki cennetleri inşa edendir, onları yiyin, zeytinler, narlar, benzeşen ya da benzeşmeyen meyvelerinden yiyin, olgunlaştığında onun hasat günü payını da verin, israf etmeyin muhakkak ki O gereksiz ve aşırı harcayanları / savuranları / müsrifleri sevmez. Hayvanlarda yük taşıma ve sergi / yaygı / döşek malzemesi vardır, Allah’ın sizi beslediklerinden / rızıklandırdıklarından yiyin, şeytanın adımlarına uymayın muhakkak ki o size apaçık düşmandır. Sekiz çift; ikisi koyundan ikisi keçiden, deki iki erkeği mi haram kıldı yahut iki dişiyi mi? yahut ta iki dişinin rahminin içinde olanı mı? (Haram kıldı) eğer doğru iseniz bir ilme dayanarak bana bildirin. İkisi deveden ikisi sığırdan, de ki iki erkeği mi haram kıldı yahut iki dişiyi mi? yahut ta iki dişinin rahminin içinde olanı mı? (Haram kıldı) ya da Allah’ın bunu vasiyet ettiği zaman sizler şahitler miydiniz? İnsanları ilim dışı bir şekilde yoldan çıkarmak için Allah’a yalanı iftira edenden daha zalim kim olabilir, Allah ise zalimleri kesinlikle yola iletmez. De ki bana vahyedilenler de yiyenin yemesi haram edilmiş herhangi bir şey bulamıyorum, sadece ölü ise akmış kan ise veya domuz eti ise ki o pisliktir veya Allah dışında birine helal kılınmış olanın / fısk olanın dışında böyle bir haram kılınmıştır, kim mecbur kalırsa da aşırı gitmeden haddi / ölçüyü aşmadan bunları dahi yiyebilir , Rabbin kesinlikle bağışlayandır ve esirgeyendir , (Allah’ın öldürdüğü murdarı / leşi niye yemiyoruz ki oysaki kendi öldürdüğümüzü yiyoruz diyorlardı. Allah zorunda kalırsan leşi de yiyebilirsin dedi meselenin Allah’a itaat meselesi olduğu, böylece ifade edildi. ) Yahudilere tırnaklı hayvanları haram ettik, sığır ve koyunun arkalarında taşıdıkları bağırsaklarındaki ve kemiklerine karışanlar hariç tüm iç yağlarını da haram ettik. Bu da azmaları nedeniyle onları cezalandırmamız idi, biz kesinlikle sözümüze bağlıyız / sadığız. (Nisa suresinde geçen azmaları)

Rowwad Tercüme Merkezi

Çardaklı ve çardaksız bağları inşa eden Allah'tır. Tadları çeşitli ekin ve hurmaları, zeytin ve narı birbirine hem benzeyen ve hem de benzemeyen şekilde yaratan O'dur. Meyve verdikleri zaman onların meyvelerinden yiyin ve hasat edildiği zaman da hakkını verin. Sakın israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

Süleyman Ateş

Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurma(ları), ekin(ler)i, zeytinleri, narları -birbirine benzer, benzemez biçimde- yaratan hep O'dur. Her biri meyva verdiği zaman meyvasından yeyin, hasat günü hakkını (sadakasını) verin; fakat israf etmeyin; çünkü O, israf edenleri sevmez!

Süleymaniye Vakfı

Asmalı ve asmasız bahçeleri, mahsulleri farklı hurma ağaçlarını ve bitkileri, birbirine benzeyen ve benzemeyen özellikteki zeytin ve nar ağaçlarını oluşturup geliştiren odur. Bunlar ürün verince ürününden yiyin. Hasat günü de hakkını /öşrünü dipnot 1 verin. Sakın israf etmeyin. O, israf edenleri sevmez.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çardaklı, çardaksız bahçeleri, yemesi farklı hurmaları ve ekinleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytinleri ve narları var eden O'dur. Bunlar ürün verince ürünlerinden yiyin. Hasat gününde de O'nun hakkını dipnot 1 verin. Sakın saçıp savurmayın. O saçıp savuranları sevmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zekatı

Şaban Britch

Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, (tadı, şekli) çeşitli hurma ve ekinleri, (yaprakları) birbirine benzeyen ve (meyveleri) benzemeyen zeytin ve narı yaratan O’dur. Meyve verdikleri zaman onların meyvelerinden yiyin ve hasat edildiği zaman da hakkını verin. İsraf etmeyin. Çünkü O, müsrifleri sevmez.

Şaban Piriş

Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, tadı çeşitli hurma ve ekinleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narları yaratan O'dur. Meyve verdikleri zaman onların meyvelerinden yiyin ve hasat edildiği zaman da hakkını verin. İsraf etmeyin. Çünkü O, müsrifleri sevmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, sebzeleri, zeytinleri, narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde oluşturan O'dur. Her birinin meyvesinden, olgunlaştığı zaman yiyin ve hasat gününde onun hakkını da verin. İsraf etmeyin, Allah israf edenleri sevmez.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He is it Who brought into being orchards, some trellised and others untrellised. He brought into being the palm trees and the whole of the agricultural yield of every district and season, varying in kind and in flavour, and the olives and the pomegranates besides many others of similar species and dissimilar class. Eat, therefore, of their flowers when they come to be fruits and grow ripe and pay, when you reap in harvest, what ought to be given in benevolence or in alms, but avoid prodigality, for Allah does not like the extravagant.

Abdul Haleem

It is He who produces both trellised and untrellised gardens, date palms, crops of diverse flavours, the olive, the pomegranate, alike yet different. So when they bear fruit, eat some of it, paying what is due on the day of harvest, but do not be wasteful: God does not like wasteful people.

Abdullah Yusuf Ali

It is He Who produceth gardens, with trellises and without, and dates, and tilth with produce of all kinds, and olives and pomegranates, similar (in kind) and different (in variety): eat of their fruit in their season, but render the dues that are proper on the day that the harvest is gathered. But waste not by excess: for Allah loveth not the wasters.

Abul A'la Maududi

It is He Who has brought into being gardens dipnot 1 - the trellised and untrellised - and the palm trees, and crops, all varying in taste, and.the olive and pomegranates, all resembling one another and yet so different. Eat of their fruits when they come to fruition and pay His due on the day of harvesting. And do not exceed the proper limits, for He does not love those who exceed the proper limits.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tle Arabic expression "Jannaatim Ma'rushaatin wa khairu ma'rushatin" signifies two kinds of gardens: first, those consisting of trellised plants and, second, those consisting of trees which stand on their own.

Aisha Bewley

It is He who produces gardens, both cultivated and wild, and palm-trees and crops of diverse kinds, and olives and pomegranates, both similar and dissimilar. Eat of their fruits when they bear fruit and pay their due on the day of their harvest, and do not be profligate. He does not love the profligate.

Al-Hilali & Khan

And it is He Who produces gardens trellised and untrellised, and date-palms, and crops of different shape and taste (their fruits and their seeds) and olives, and pomegranates, similar (in kind) and different (in taste). Eat of their fruit when they ripen, but pay the due thereof (its Zakât according to Allâh’s Orders 1/10th or 1/20th) on the day of its harvest, and waste not by extravagance[1]. Verily, He likes not Al-Musrifûn (those who waste by extravagance),

Ali Quli Qarai

It is He who produces gardens trellised and without trellises, and palm-trees and crops of diverse produce, olives and pomegranates, similar and dissimilar. Eat of its fruits when it fructifies, and give its due on the day of harvest, and do not be wasteful; indeed He does not like the wasteful.

Amatul Rahman Omar

And He it is Who evolved gardens trellised and untrellised, and the date-palms, and the cornfields whose produce and fruits are of diverse kinds and tastes, and oil producing plants, and pomegranates; similar (in kind) yet dissimilar (in variety). Eat of the fruit of each when it yields fruit, and render thereof His due (in charity) on the day of harvesting, and do not exceed the bounds. Verily, He loves not those who exceed the bounds.

Arthur John Arberry

It is He who produces gardens trellised, and untrellised, palm-trees, and crops diverse in produce, olives, pomegranates, like each to each, and each unlike to each. Eat of their fruits when they fructify, and pay the due thereof on the day of its harvest; and be not prodigal; God loves not the prodigal.

Bijan Moeinian

Know that it is the Lord Who has created [your] gardens of upright trees, vineyards and date-palm trees. It is God Who makes the crops (which yield different kinds of edibles) to grow. It is God Who has grown olive and pomegranate trees (whose fruits are of the [same] gender [made of genes and other basic stuff of life, as discussed in biology] but different in taste [and shape.]) Therefore, eat them [that God is creating at first place] freely, give a part of your harvest to the needy ones and do not be wasteful as God does not like those who waste [the basis for recycling and other means of conservations (such as energy conservation) in economics.]

E. Henry Palmer

He it is who brought forth gardens with trailed and untrailed vines, and the palms and corn land, with various food, and olives, and pomegranates, alike and unlike. Eat from the fruit thereof whene'er it fruits, and bring the dues thereof on the day of harvest, and be not extravagant; verily, He loves not the extravagant.

Edip-Layth

He is the One Who initiated gardens; both trellised and untrellised; palm trees, and plants, all with different tastes; and olives and pomegranates, similar and not similar. Eat from its fruit when it blossoms and give its due on the day of harvest; and do not waste. He does not like the wasteful.

George Sale

He it is who produceth gardens of vines, both those which are supported on trails of wood, and those which are not supported, and palm-trees, and the corn affording various food, and olives, and pomegranates, alike and unlike unto one another. Eat of their fruit, when they bear fruit, and pay the due thereof on the day whereon ye shall gather it; but be not profuse, for God loveth not those who are too profuse.

Hamid S. Aziz

He it is who brought forth gardens with trailing and untrailing vines, and the palms and corn land, with various food, and olives, and pomegranates, alike and unlike. Eat from the fruit thereof whenever it fruits, and bring the dues thereof on the harvest day, and be not wasters (greedy or extravagant). Verily, He loves not the wasters.

Mahmoud Ghali

And He is The (One) Who has brought into being gardens trellised and untrellised, and the palm-trees, and plantation of different crops, and the olives, and the pomegranates, cosimilar and not cosimilar (Literally: other than being cosimilar). Eat of their produce when they have produced, and bring the true (right) thereof on the day of its harvest, and do not be extravagant; surely He does not love the extravagant.

Marmaduke Pickthall

He it is Who produceth gardens trellised and untrellised, and the date-palm, and crops of divers flavour, and the olive and the pomegranate, like and unlike. Eat ye of the fruit thereof when it fruiteth, and pay the due thereof upon the harvest day, and be not prodigal. Lo! Allah loveth not the prodigals.

Mohamed Ahmed - Samira

It is He who grew the gardens, trellised and bowered, and palm trees and land sown with corn and many other seeds, and olives and pomegranates, alike and yet unlike. So eat of their fruit when they are in fruit, and give on the day of harvesting His due, and do not be extravagant, for God does not love those who are prodigal.

Muhammad Asad

For it is He who has brought into being gardens-[both] the cultivated ones and those growing wild -and the date-palm, and fields bearing multiform produce, and the olive tree, and the pomegranate: [all] resembling one another and yet so different! Eat of their fruit when it comes to fruition, and give [unto the poor] their due on harvest day. And do not waste [God's bounties]: verily, He does not love the wasteful!

Mustafa Khattab

He is the One Who produces gardens—both cultivated and wild[1]—and palm trees, crops of different flavours, olives, and pomegranates—similar ˹in shape˺, but dissimilar ˹in taste˺. Eat of the fruit they bear and pay the dues at harvest, but do not waste. Surely He does not like the wasteful.

Progressive Muslims

And He is the One Who initiated gardens; both trellised and untrellised; and palm trees, and plants, all with different taste; and olives and pomegranates, similar and not similar. Eat from its fruit when it blossoms and give its due on the day of harvest; and do not waste. He does not like the wasteful.

Rashad Khalifa

He is the One who established gardens, trellised and untrellised, and palm trees, and crops with different tastes, and olives, and pomegranate - fruits that are similar, yet dissimilar. Eat from their fruits, and give the due alms on the day of harvest , and do not waste anything. He does not love the wasters.*

Sahih International

And He it is who causes gardens to grow, [both] trellised and untrellised, and palm trees and crops of different [kinds of] food and olives and pomegranates, similar and dissimilar. Eat of [each of] its fruit when it yields and give its due [zakah] on the day of its harvest. And be not excessive. Indeed, He does not like those who commit excess.

Sam Gerrans

And He it is that produces gardens, trellised and untrellised, and the date-palms, and crops diverse in their food, and the olive and the pomegranate, similar yet different. Eat of the fruit thereof when it bears fruit, and render its due on the day of its harvest; and commit not excess, He loves not the committers of excess.

Shabbir Ahmed

He it is Who creates Bounties for you, such as gardens that are cultivated, greens that are wild, palm trees of various kinds, crops in diversity, olives and pomegranates, fruits that are similar and diverse. Enjoy them, but give Him His Right. Render the poor what is their Divine Right, on the day of the harvest. This is how you shall give Allah His Right. Do not waste the Bounty of Allah. He does not love the wasteful.

Syed Vickar Ahamed

And it is He, Who produces gardens, with trellises and without (trellises), and date-palms, and crops with produce of all kinds, and olives and pomegranates, similar (in kind) and different (in variety): Eat from their fruit in their season, but give the dues (in charity) that are proper on the day that the harvest is gathered. But do not waste by the way of excess: Verily, Allah does not love the wasters.

Taqi Usmani

He is the One who has created gardens, trellised and untrellised, and date-palms and crops with a variety of edibles, and the olive and the pomegranate, (some) similar to one another, and (some) dissimilar. Eat of its fruit when it bears fruits, and pay its due on the day of harvest, and do not be extravagant. Surely, Allah does not like the extravagant

The Monotheist Group

And He is the One Who initiated gardens; both trellised and untrellised; and palm trees, and plants, all with different taste; and olives and pomegranates, similar and not similar. Eat from its fruit when it blossoms and give its due on the day of its harvest; and do not waste. He does not like the wasteful.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 141. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 141. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 141. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩