Diyanet İşleri
Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!
Vâkıa suresi
Vâkıa suresi, 83. ayet. فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ
felevlâ iẕâ belegati-lḥulḳûm.
Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Can boğaza geldiğinde: üç sınıfın sonu Vâkıa 83–96 3
Alemlerin Rabb'inden indirilmedir.
(81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?
Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!
Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.
Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz.
(86-87) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 83–85. ayetler için yazılmıştır.
83-85. Yani can gelip boğaza dayandığında ve sizler ölüm döşeğinde bu halde can çekişen kimseye bakıp durduğunuzda, biz ilmimizle ve meleklerimiz ile sizden ona daha yakınızdır. Ama siz bunu göremezsiniz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Can boğaza gelip dayandığında.
Aynı kök: حلق (3 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…
Aynı kök: حلق (3 geçiş)
Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak,…
Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…
Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle…
Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Peki (ya can) boğaza dayandığı zaman (haliniz nasıl olacak)!
Peki ama, ya can boğaza gelince ne olacak?
Peki, öyleyse, (ölüm döşeğindeki bir adamın) boğazına (son nefesi) dayandığında,
İşte (can) boğaza geldiğinde!
Hele can boğaza gelip dayandığında,
Hele can boğaza dayandığı zaman,
Sonunda, can boğaza dayandığında.
- Hele can boğaza dayandığı zaman. Siz o zaman, bakıp duracaksınız. O anda biz, ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.
Ya can boğaza dayandığı zaman?
Ya can boğaza dayandığı zaman?
O halde can boğaza geldiği vakit,
O halde haydiseniz a can hulkuma geldiği vakıt
Can boğaza dayandığı zaman;
Can boğaza dayandığı zaman;
Can boğaza dayandığı zaman;
Hele can boğaza gelip dayandığında,
Hele (can) boğaza gelince,
Hele can boğaza gelince;
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
Hani can boğaza gelip dayandığında.
Ya can boğaza dayandığı zaman?
Can boğaza geldiği zaman hadi! (Onu geri çevirin de görelim! dipnot 1 )
Canı boğazına gelmiş kişiyi bir düşünseniz!
Hele bir (ruh) boğaza gelmiş olmasın.
Hele bir can boğaza gelmiş olmasın.
Ya o canın boğaza gelip dayandığı zaman!
So, what about the moment of the encounter with death when the soul is on its way out and it makes a rattle in the throat,
When the soul of a dying man comes up to his throat
Then why do ye not (intervene) when (the soul of the dying man) reaches the throat,-
Why, then, when the soul leaps up to the throat,
Why then, when death reaches his throat
Then why do you not (intervene) when (the soul of a dying person) reaches the throat?
So when it reaches the throat [of the dying person]
Why, then, when the soul (of the dying person) reaches the throat,
Why, but when the soul leaps to the throat of the dying
When [the moment of death arrive and] the soul reaches the throat.
Why then - when it comes up to the throat,
So when the time comes and it reaches your throat.
When the soul of a dying person cometh up to his throat,
Why then do you not (intervene) when the soul comes up to the throat (of a dying person),
Then had it been that, when (the self) (i. e., the self of the dying person) reaches the gullet (of the dying)-
Why, then, when (the soul) cometh up to the throat (of the dying)
Then how is it that when the (dying) breath is withdrawn into the throat (and rattles),
Why, then, when [the last breath] comes up to the throat [of a dying man],
Why then ˹are you helpless˺ when the soul ˹of a dying person˺ reaches ˹their˺ throat,
So when the time comes and it reaches your throat.
When the time comes and it (your soul) reaches your throat -
Then why, when the soul at death reaches the throat
Oh, that when it reaches the throat[...]!
Why, then, as the last breath comes up to the throat,
Then why do you not (intervene) when (the soul of the dying man) reaches the throat
So why (do you) not (intervene) when the soul (of a dying person) reaches the throat,
So when the time comes and it reaches your throat.