Diyanet İşleri
(Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."
Yâsîn suresi
Yâsîn suresi, 16. ayet. قَالُوا۟ رَبُّنَا يَعْلَمُ إِنَّآ إِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ
ḳâlû rabbünâ ya`lemü innâ ileyküm lemürselûn.
(Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Karye halkı: elçilerin gelişi ve yalanlanması Yâsîn 13–19 3
(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz" dediler.
Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahman, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
(Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."
"Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."
Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."
Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
16. Bu üç peygamber de: “Rabbimiz, bizim kesinlikle size gönderilmiş olduğumuzu biliyor” dediler. Yani eğer yalan söyleyen kimselersek Allah açıktan açığa bizi rezil rüsvay eder ve bizi derhal cezalandırır.
“Bize düşen ancak apaçık bir tebliğden ibarettir.” Bizim görevimiz, kendisi ile açıklanması istenen hususların açıklık kazanacağı apaçık bir tebliğdir. Bunun dışında kalan hususlar; gösterilmesini teklif edeceğiniz mucizeler yahut azabın çabucak gelmesi, bizim işimiz değildir. Bizim görevimiz, sadece apaçık tebliğdir ki biz de bunu yerine getirdik ve size gerekli açıklamaları yaptık. Eğer hidâyet bulursanız bu, sizin için güzel bir sonuçtur ve bir muvaffakiyettir. Eğer saparsanız bizim elimizden hiçbir şey gelmez.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O üç elçi, belde halkının yalanlamasına karşılık olarak şöyle dediler: "Ey belde halkı! Rabbimiz biliyor ki bizler, size O'nun katından gönderilmiş elçileriz. Delil olarak bu bize yeter."
Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)
(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)
Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size…
Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)
Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahman, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Elçiler) "Rabbimiz biliyor ki doğrusu biz size gönderilmiş elçileriz.
(Elçiler) dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki biz size gönderilmiş elçileriz.
(Elçiler,) "Rabbimiz bilir ki" dediler, "biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz;
(Rasuller) dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki, gerçekten biz size irsal olunanlarız. "
Dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu bilir."
(Elçiler) dediler ki: Rabbimiz biliyor, biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.
Şöyle dediler: "Gönderilenler olduğumuzu, Efendimiz, kesinlikle bilir!"
Peygamberler dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki, biz size gönderilmiş peygamberleriz."
Dediler ki, "Efendimiz bilir ki biz size gönderildik."
Dediler ki, 'Rabbimiz bilir ki biz size gönderildik.'
Elçiler: "Rabbimiz biliyor ki, biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.
Dediler: rabbımız bilir, inanın biz gerçek size gönderilmiş, Resulleriz,
"Rabb'imiz biliyor ki, biz gerçekten size gönderilmiş Resulleriz." dediler.
"Rabb'imiz biliyor ki, biz gerçekten size gönderilmiş resulleriz." dediler.
"Rabb'imiz biliyor ki, biz gerçekten size gönderilmiş rasulleriz." dediler.
Dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu bilir."
(Elçiler şöyle) dediler: "Rabbimiz biliyor ki biz hakıykaten size gönderilmiş elçileriz".
Dediler ki: Rabbımız bilir ki biz, muhakkak size gönderilmiş elçileriz.
(13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.
Elçiler ise: "Rabbimiz biliyor ki biz, size gönderilen elçileriz." diye karşılık verdiler.
(Elçiler) Dediler ki: "Rabbimiz bilir ki biz size gönderilmiş elçileriz."
Elçiler şöyle dediler: "Rabbimiz biliyor ki biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.
Dediler ki; "Rabbimiz biliyor; biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.
Elçiler ise: Rabbimiz biliyor ki biz size gönderilen elçileriz, diye karşılık verdiler.
Elçiler ise: -Rabbi'miz biliyor ki biz size gönderilen elçileriz, diye karşılık verdiler.
Dediler: "Rabbimiz biliyor ki, biz size gönderilmiş elçileriz."
And there, the messengers said: " Indeed, does Allah, our Creator, know that we have been entrusted with His divine message to relate it to you".
They said, ‘Our Lord knows that we have been sent to you.
They said: "Our Lord doth know that we have been sent on a mission to you:
The Messengers said: "Our Lord knows that we have indeed been sent to you
They said, ‘Our Lord knows we have been sent as Messengers to you.
The Messengers said: "Our Lord knows that we have been sent as Messengers to you,
They said, ‘Our Lord knows that we have indeed been sent to you,
They said, `Our Lord knows that we have been, of course, sent to you,
They said, 'Our Lord knows we are Envoys unto you;
They replied: "By God, He knows that we are His Messengers. "
They said, 'Our Lord knows that we are sent to you,
They said, "Our Lord knows that we have been sent to you."
The apostles replied, our Lord knoweth that we are really sent unto you:
They said, "You are naught but mortals like ourselves, nor has the Beneficent Allah revealed anything; you only lie. "
They said, "Our Lord knows that surely we are indeed Emissaries to you.
They answered: Our Lord knoweth that we are indeed sent unto you,
(The messengers) said: "Our Lord knows that we have been sent to you.
Said [the apostles]: "Our Sustainer knows that we have indeed been sent unto you;
The messengers responded, "Our Lord knows that we have truly been sent to you.
They said: "Our Lord knows that we have been sent to you. "
They said, "Our Lord knows that we have been sent to you.
They said, "Our Lord knows that we are messengers to you,
They said: “Our Lord knows that we are emissaries to you,
Said the Messengers, "Our Lord knows that we have been indeed sent to you.
They (the three messengers) said: "Our Lord does know that we have been sent on a mission to you:
They (the messengers) said, "Our Lord knows that we are undoubtedly sent to you.
They said: "Our Lord knows that we have been sent to you."