Yâsîn suresi

Yâsîn suresi, 19. ayet

Yâsîn suresi, 19. ayet. قَالُوا۟ طَٰٓئِرُكُم مَّعَكُمْ أَئِن ذُكِّرْتُم بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ مُّسْرِفُونَ

ḳâlû ṭâiruküm me`aküm. ein ẕükkirtüm. bel entüm ḳavmüm müsrifûn.

Diyanet İşleri

Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yâsîn 16–22 · surenin 19. ayeti / 83

Konu Karye halkı: elçilerin gelişi ve yalanlanması Yâsîn 13–19 3

  1. Yâsîn 16

    (Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."

  2. Yâsîn 17

    "Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."

  3. Yâsîn 18

    Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."

  4. 19

    Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.

  5. Yâsîn 20

    Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."

  6. Yâsîn 21

    "Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."

  7. Yâsîn 22

    "Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O'na döndürüleceksiniz."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

19. Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Sizin uğursuzluğunuz sizinle birliktedir.” Bu da başınıza kötülüğün, hoşlanmadığınız şeylerin ve sıkıntıların gelmesini, sevilen şeylerin ve nimetin de sizden alınmasını gerektiren şirkiniz ve kötülüklerinizdir.

“Size öğüt verildi diye mi?” Yani biz faydanıza ve iyiliğinize olan şeyleri size öğüt verdik diye mi bu sözleri bize söylüyorsunuz?

“Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz.” Aşırı gidiyorsunuz. Hiddete kapılarak bizim sözümüzü mantıksızca reddediyorsunuz.

Böylece peygamberlerin daveti, onların nefretle kaçmalarından ve büyüklenmelerinden başka bir şeylerini artırmadı.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Elçiler onlara cevap olarak şöyle dediler: "Allah'ı inkâr etmeniz ve O'nun peygamberlerine tabi olmayı terk etmeniz sebebi ile uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. Size Allah'ı hatırlattığımız ve sizi O'na davet ettiğimiz için mi bizi uğursuz sayıyorsunuz? Hayır! Bilakis siz; günah işleyip isyan ederek aşırı giden bir topluluksunuz."

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوا۟ kalu dediler ki kök: قول
  2. طَـٰٓئِرُكُم tairukum uğursuzluğunuz kök: طير
  3. مَّعَكُمْ ۚ meakum sizin kendinizdedir
  4. أَئِن ein -için mi?
  5. ذُكِّرْتُم ۚ zukkirtum size öğüt verildiği- kök: ذكر
  6. بَلْ bel hayır
  7. أَنتُمْ entum siz
  8. قَوْمٌۭ kavmun bir kavimsiniz kök: قوم
  9. مُّسْرِفُونَ musrifune aşırı giden kök: سرف

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı) · Aynı kök: طير (29 geçiş)

    Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir…

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)

    (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)

    Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size…

  • Aynı kök: سرف (23 geçiş)

    Onların sözleri ancak, "Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kafir topluma…

  • Aynı kök: سرف (23 geçiş)

    Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını…

  • Aynı kök: سرف (23 geçiş)

    Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap'ta) şunu yazdık: "Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı…

  • Aynı kök: طير (29 geçiş)

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin…

  • Aynı kök: طير (29 geçiş)

    Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): "Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Elçiler şöyle demişlerdi): "Uğursuzluğunuz sizden kaynaklanıyor. dipnot 1 (Gerçekler size) hatırlatıldığı için mi (uğursuzluğa uğradınız)? Aslında siz aşırıya kaçan bir topluluksunuz."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: A‘râf 7:131; Neml 27:47.

Mustafa İslamoğlu

(Elçiler dediler ki: "Uğurunuz/uğursuzluğunuz size bağlıdır. Ne yani, size öğüt verildi diye mi (böyle oldu)? Hayır, asıl siz haddi aşmış bir toplumsunuz."

Muhammed Esed

(Elçiler) şöyle cevap verdiler: "Kaderiniz, iyi de kötü de olsa, sizinle birlikte (olacak)tır! (Hakikati) can kulağıyla dinlemeniz isteniyorsa (bu sizce kötü bir şey mi?) Hayır, fakat siz kendinize yazık etmiş bir toplumsunuz!"

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Sizin uğursuzluğunuz sizinledir. . . Eğer (hakikatinizle) hatırlatılıyorsanız bu mu (uğursuzluk)? Hayır, siz israf eden bir toplumsunuz. "

Ali Bulaç

Dediler ki: "Uğursuzluğunuz, sizinledir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Hayır, siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz."

Ali Özek ve heyeti

Elçiler şöyle cevap verdi: Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. Size nasihat ediliyorsa bu uğursuzluk mudur? Bilakis, siz aşırı giden bir milletsiniz.

Ali Rıza Safa

Şöyle dediler: "Sizin uğursuzluğunuz, kendi yüzünüzdendir. Size öğreti verildiği için mi böyle oldu? Hayır, siz, ölçüyü aşan bir toplumsunuz!"

Bayraktar Bayraklı

Peygamberler dediler ki: "Uğursuzluk şüphesiz sizinle beraberdir. Size öğüt verildi diye mi bütün bunlar? Hayır, siz savurganlığa ve aşırılığa sapmış bir topluluksunuz."

Edip Yüksel

Dediler ki, "Uğursuzluğunuz sizden kaynaklanmaktadır. Size uyarıda bulunulduğu için mi? Siz gerçekten sınırı aşan bir topluluksunuz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dediler ki, 'Uğursuzluğunuz sizden kaynaklanmaktadır. Size uyarıda bulunulduğu için mi? Siz gerçekten sınırı aşan bir topluluksunuz.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Elçiler: "Sizin uğursuzluk kuşunuz beraberinizdedir. Size öğüt verilse de öyle mi? Doğrusu siz israfı adet etmiş bir topluluksunuz." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dediler: sizin şum kuşunuz beraberinizde, ya... nasıhat edilirseniz öyle mi? Doğrusu siz israfı adet etmiş bir kavmsınız

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildi diye mi? dipnot 1 Hayır! Siz haddi aşan bir kavimsiniz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Size gerçekleri iletmemizi mi uğursuzluk sayıyorsunuz?

Gültekin Onan

Dediler ki: "Uğursuzluğunuz sizinledir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Hayır, siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz."

Hasan Basri Çantay

(Onlar da): "Sizin uğursuzluğunuz, dediler, kendi beraberinizdedir. Size nasıyhat edilirse mi? Hayır, siz haddi aşıb taşanlar güruhusunuz".

İbni Kesir

Dediler ki: Uğursuzluğunuz sizinledir. Size öğüt verildi diye mi? Hayır, siz; çok aşırı giden bir kavimsiniz.

Mehmet Alagaş

(13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Elçiler) dediler ki: "Sizin uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Doğrusu siz çok ileri giden bir topluluksunuz".

Süleyman Ateş

(Elçiler) Dediler ki: "Uğursuzluğunuz sizin kendinizdedir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz)? Hayır siz aşırı giden bir kavimsiniz."

Süleymaniye Vakfı

Elçiler dediler ki: "Sizi uğursuzluğa uğratan kendi tavrınızdır. Size doğru bilgiler verildi diye mi (rahatsız oldunuz) dipnot 1 ? Aslında siz, aşırı giden bir topluluksunuz."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bir topluma Allah'ın bir elçisi geldiği zaman bir kesim ona inanır, bir kesimse karşı çıkar. Bu yüzden çözülme ve parçalanma kaçınılmaz olur (Bakara 2/213, Beyyine 98/1-4).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Elçiler dediler ki, "sizi parçalayan sizde olandır. Doğrular hatırlatıldı diye paramparça oldunuz öyle mi dipnot 1 ? Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bir topluma Allah'ın bir elçisi geldiği zaman çözülme ve parçalanma kaçınılmaz olur. Allah Teala şöyle buyurur: "İnsanlar tek bir topluluktu; Allah onlara, müjde veren ve uyarıda bulunan nebiler gönderdi. Onlarla birlikte gerçeği içeren kitap da indirdi ki, ayrılığa düştükleri konularda insanlar arasında hakemlik yapsın. Kitapta ayrılığa düşenler kendilerine Kitap verilenlerden başkası olmadı. O açık belgeler geldikten sonra birbirlerinin haklarına göz diktikleri için böyle oldu. Sonra Allah inanmış olanları, anlaşamadıkları konuda, kendi izniyle doğruya ulaştırdı. Allah düzenine uyanı doğruya yöneltir." (Bakara 2/213).

Şaban Britch

Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildi diye mi? Hayır! Siz aşırı giden bir toplumsunuz, dediler.

Şaban Piriş

-Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Sizi uyardık diye mi? Hayır, siz aşırı giden bir toplumsunuz, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Uğursuzluk kuşunuz sizinle beraberdir. Size öğüt verildi diye mi bütün bunlar? Hayır, siz savurganlığa, aşırılığa sapmış bir topluluksunuz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The Messengers said: "You augur well or ill according to your disposition and your intentions, and the mould of your fortune is in yourselves and the event is only sanctioned by Allah". And do you people, they added, "consider the spirit of truth that guides into all truth a presage of evil! You are but a people characterized by disobedience and transgression".

Abdul Haleem

The messengers said, ‘The evil omen is within yourselves. Why do you take it as an evil omen when you are reminded of the Truth? You are going too far!’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "Your evil omens are with yourselves: (deem ye this an evil omen). If ye are admonished? Nay, but ye are a people transgressing all bounds!"

Abul A'la Maududi

The Messengers replied: "Your evil omen is with you. dipnot 1 (Are you saying this) because you were asked to take heed? The truth is that you are a people who have exceeded all bounds." dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, no one is an evil omen for another. Everyman’s augury is hanging around his own neck. If a person sees an evil, it is because of his own self; and if he sees a good, it is also because of his own self. We have fastened the augury of every man to his own neck. (Surah Bani-Israil, Ayat 13).
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, you in fact want to avoid the good and you like the deviation instead of the guidance. Therefore, instead of determining the truth and falsehood by means of an argument, you are making these false pretenses on account of your superstitious whims.

Aisha Bewley

They said, ‘Your evil omen is in yourselves. Is it not just that you have been reminded? No, you are an unbridled people!’

Al-Hilali & Khan

They (Messengers) said: "Your evil omens be with you! (Do you call it "evil omen") because you are admonished? Nay, but you are a people Musrifûn (transgressing all bounds by committing all kinds of great sins, and by disobeying Allâh).

Ali Quli Qarai

They said, ‘Your bad omens attend you. What! If you are admonished. . . . Rather you are a profligate lot.’

Amatul Rahman Omar

They said, `Your ills are of your own making. (Do you say all this) because you have been admonished? Nay, but the real thing is you are a pack of transgressors.'

Arthur John Arberry

They said, 'Your augury is with you; if you are reminded? But you are a prodigal people. '

Bijan Moeinian

They said: "Your evil fortune is with you as you do not listen to God’s message; indeed you are evils people. "

E. Henry Palmer

Said they, 'Your augury is with you; what! if ye are reminded -? Nay, ye are an extravagant people!'

Edip-Layth

They said, "Keep your welcome with you, for you have been reminded. Indeed, you are transgressing people."

George Sale

The apostles answered, your evil presage is with yourselves: Although ye be warned, will ye persist in your errors? Verily ye are a people who transgress exceedingly.

Hamid S. Aziz

They said, "Surely we augur (fear) evil from you; if you do not desist, we will certainly stone you, and there shall certainly afflict you a painful chastisement from us. "

Mahmoud Ghali

They said, "Your bird (of augury) is with you; is it so, in case you are reminded? (i. e., Do you call it an evil omen that we remind you?) No indeed, (but) you are an extravagant people."

Marmaduke Pickthall

They said: Your evil augury be with you! Is it because ye are reminded (of the truth)? Nay, but ye are froward folk!

Mohamed Ahmed - Samira

(The messengers) said: "The augury is within your own selves. Do you (consider it a bad omen) that you should be warned? You are a people guilty of excess."

Muhammad Asad

[The apostles] replied: "Your destiny, good or evil, is [bound up] with yourselves! [Does it seem evil to you] if you are told to take [the truth] to heart? Nay, but you are people who have wasted their own selves!"

Mustafa Khattab

The messengers said, "Your bad omen lies within yourselves. Are you saying this because you are reminded ˹of the truth˺? In fact, you are a transgressing people."

Progressive Muslims

They said: "Keep your welcome with you, for you have been reminded. Indeed, you are transgressing people."

Rashad Khalifa

They said, "Your omen depends on your response, now that you have been reminded. Indeed, you are transgressing people."

Sahih International

They said, "Your omen is with yourselves. Is it because you were reminded? Rather, you are a transgressing people."

Sam Gerrans

They said: “Your evil omen is with yourselves. Is it that you were reminded? The truth is, you are a people committing excess.”

Shabbir Ahmed

The Messengers replied, "Your destiny rests with yourselves, now that you have been reminded. (There is no such thing as a bad omen (17:13)). Nay, but you are a people who are wasting away your potentials." (10:12).

Syed Vickar Ahamed

They (the prophets) said: "Your evil signs are with yourselves: (Consider this to be an early sign), that you are warned. No, but you are a people exceeding all limits!"

Taqi Usmani

They said, "Your bad omen is with yourselves. (Do you take it as bad omen) if you are given a good counsel? Rather, you are a people who cross all limits."

The Monotheist Group

They said: "Keep your welcome with you, for you have been reminded. Indeed, you are transgressing people."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 19. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 19. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 19. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩