Yâsîn suresi

Yâsîn suresi, 7. ayet

Yâsîn suresi, 7. ayet. لَقَدْ حَقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَىٰٓ أَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

leḳad ḥaḳḳa-lḳavlü `alâ ekŝerihim fehüm lâ yü'minûn.

Diyanet İşleri

Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yâsîn 4–10 · surenin 7. ayeti / 83

Konu İnanmayanların hâli ve ölülerin diriltilmesi Yâsîn 7–12 3

  1. Yâsîn 4

    (2-4) (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.

  2. Yâsîn 5–6

    (5-6) Kur'an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.

  3. 7

    Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

  4. Yâsîn 8

    Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.

  5. Yâsîn 9

    Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.

  6. Yâsîn 10

    Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

7. Yani onlar hakkındaki “küfür ve şirklerinde kalmaya devam edeceklerdir” şeklindeki ilâhî hüküm ve meşîet, yerine gelecektir. Onlar hakkındaki bu azap sözü, ancak hak kendilerine sunulup da onu reddetmelerinden sonra hak olmuştur ve işte o vakit kalplerine mühür vurulmakla cezalandırılmışlardır.

Yüce Allah imanın kalplerine ulaşmasını engelleyen manileri de söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz peygamberlerinin dili ile Allah'tan gelen hak kendilerine ulaştıktan sonra bunların çoğunun üzerine Allah tarafından gelen azap kaçınılmaz olmuştur. Ona iman etmeyip küfürleri üzerinde kalmışlardır. Onlar, Allah'a da resulüne de iman etmez ve haktan getirdikleri ile de amel etmezler.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَقَدْ lekad andolsun
  2. حَقَّ hakka hak oldu kök: حقق
  3. ٱلْقَوْلُ l-kavlu o söz kök: قول
  4. عَلَىٰٓ ala üzerine
  5. أَكْثَرِهِمْ ekserihim onların çoğu kök: كثر
  6. فَهُمْ fehum artık onlar
  7. لَا la
  8. يُؤْمِنُونَ yu'minune inanmazlar kök: امن

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki onların çoğuna (gafletlerine karşılık) azap vaadi gerçekleşmiştir. dipnot 1 (Onlar) iman etmezler.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Yûnus 10:33, 96; Mü'min 40:6.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu, onlardan bir çoğu hakkındaki söz tahakkuk etmiştir: artık asla iman etmeyecekler.

Muhammed Esed

Onların çoğuna karşı (Allah'ın gazap) sözü mutlaka gerçekleşecektir; çünkü onlar iman etmezler.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki onların çoğunluğuna o söz (Cehennem, insanların ve cinlerin çoğuyla dolacaktır; sözü) Hak olmuştur! Bu sebeple onlar iman etmezler!

Ali Bulaç

Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur; artık inanmazlar.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun ki onların çoğu gafletlerinin cezasını hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, sözü verilen, onların çoğu üzerine gerçekleşmiştir; onlar, artık inanmazlar.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, onların çoğu gafletlerinin cezasını hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.

Edip Yüksel

Çoklarının gerçeği onaylamayacağına dair söz gerçekleşmiştir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Çoklarının inanmıyacağına dair söz gerçekleşmiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, pek çoklarına karşı söz hak olmuştur da artık onlar imana gelmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için daha çoklarına karşı söz hakkolmuştur da onlar iymana gelmezler

Erhan Aktaş

Ant olsun ki, onların çoğu üzerine söz dipnot 1 hakk oldu. Artık onlar iman etmezler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Karar, ilke. Azap. Gerçeği yalanlayarak nankörlük edenlerin, büyüklenerek yeryüzünde haksızlık yapanların, ortak koşanların; yapılan bütün uyarılara aldırmamaları ve bu tutumlarını baskı ve zulme dönüştürmeleri durumunda, yani zulmetmeleri onların cezalandırılmalarını zorunlu kıldığından, Allah, onlara hiçbir zaman iman nasip etmeyecektir. Ki zulümleri karşılıksız kalmasın. Bu zalimlerin Cehennem'e gideceklerine dair alınan bir karardır, gerçekleşecek bir sözdür. Allah, zalimlere, yaptıklarının karşılığını görmeleri, hak ettikleri cezayı bulmaları için onlara hidayet nasip etmeyecektir. Bu husus yüzlerce ayette açıkça ifade edilmektedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki, onların çoğu üzerine söz dipnot 1 hakk oldu. Artık onlar inanmazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Karar, ilke. Azap. Gerçeği yalanlayarak nankörlük edenlerin, büyüklenerek yeryüzünde haksızlık yapanların, ortak koşanların, yapılan bütün uyarılara aldırmamaları ve bu tutumlarını baskı ve zulme dönüştürmeleri durumunda, yani zulmetmeleri onların cezalandırılmalarını zorunlu kıldığından, Allah, onlara hiçbir zaman iman nasip etmeyecektir. Ki zulümleri karşılıksız kalmasın. Bu zalimlerin Cehennem'e gideceklerine dair alınan bir karardır, gerçekleşecek bir sözdür. Allah, zalimlere, yaptıklarının karşılığını görmeleri, hak ettikleri cezayı bulmaları için onlara hidayet nasip etmeyecektir. Bu husus yüzlerce ayette açıkça ifade edilmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki, onların çoğu üzerine söz dipnot 1 hakk oldu. Artık onlar inanmazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Karar, ilke. Azap. Gerçeği yalanlayarak nankörlük edenlerin, büyüklenerek yeryüzünde haksızlık yapanların, ortak koşanların, yapılan bütün uyarılara aldırmamaları ve bu tutumlarını baskı ve zulme dönüştürmeleri durumunda, yani zulmetmeleri onların cezalandırılmalarını zorunlu kıldığından, Allah, onlara hiçbir zaman iman nasip etmeyecektir. Ki zulümleri karşılıksız kalmasın. Bu zalimlerin Cehennem'e gideceklerine dair alınan bir karardır, gerçekleşecek bir sözdür. Allah, zalimlere, yaptıklarının karşılığını görmeleri, hak ettikleri cezayı bulmaları için onlara hidayet nasip etmeyecektir. Bu husus yüzlerce ayette açıkça ifade edilmektedir.

Gültekin Onan

Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur, artık inanmazlar.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki bunların çoğunun üzerine o söz hak olmuşdur. Artık bunlar iman etmezler.

İbni Kesir

Andolsun ki; onların, çoğunun üzerine, söz hak olmuştur. Onlar, artık iman etmezler.

Mehmet Alagaş

(1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

Süleyman Ateş

Andolsun onların çoğuna o söz (cinlerden ve insanlardan bir kısmını cehenneme dolduracağım, sözü) hak oldu; artık onlar inanmazlar.

Süleymaniye Vakfı

Onların çoğu için o söz /cezalandırma sözü hak oldu, çünkü onlar inanıp güvenmiyorlar dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an'ın Allah'ın sözü olduğunu anlayan ona inanır, ama hayat tarzını ve beklentilerini değiştirmek istemeyen, Kur'an'ı görmezlikte direnerek kafir olur. Arapçada bir şeyin üstünü örtene kafir denir. Kafirler doğruları bilirler ama hesaplarına uymadığı için görmezlikten gelirler (Al-i İmran 3/106, En'am 6/109, A'raf 7/146, Yunus 10/33, 96-97, Şuara 26/201).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlardan çoğu, bunun gerçek anlamda Allah'ın sözü olduğunu anladıkları halde inanmıyorlar dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tıpkı şu ayette olan durum meydana gelmişti: النمل (27) وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَيْقَنَتْهَا أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدِينَ  14} Burada fa, önceki cümleyi, sonraki cümlenin hali yapar. Bkz. Muhamme İsbir, Bilal Cüneydi, eş-Şamil, Mucem fi ulum'il-luğa'l-arabiyye ve mustalahatiha, Ahkam'ul-fa,  Beyrut 1985, ikinci baskı. Daha geniş bilgi kitabın sonundadır. (Kn.ile ilg. Bkz. Ennahvü-l vafi c. 3 s. 575) Kur'an'ın Allah'ın sözü olduğunu anlayınca ona önce inanırlar ama hayat tarzlarını değiştirmek istemezlerse görmezlikten gelmeye başlar kafir olurlar. Zaten inanmadan kafir olunmaz.. Allah Teala şöyle buyurur: O gün nice yüzler ak çıkar, nice yüzler de kararır. Yüzleri kararanlara şöyle denir: "Siz inandıktan sonra kafir oldunuz, değil mi? Kafir olmanıza karşılık, tadın şu azabı!"(Al-i İmran 3/106)

Şaban Britch

Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

Şaban Piriş

Çoğu için buyruk gerçekleşmiştir, onlar iman etmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki, onların çoğuna söz hak olmuştur, artık onlar iman etmezler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The prophecy of their aversion to the divine message by the majority has been fulfilled, for they decline to accept it.

Abdul Haleem

The verdict has been passed against most of them, for they refuse to believe.

Abdullah Yusuf Ali

The Word is proved true against the greater part of them: for they do not believe.

Abul A'la Maududi

Surely most of them merit the decree of chastisement; so they do not believe. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is about those people who were being obstinate and stubborn with regard to the message of the Prophet (peace be upon him) and had made up their minds not to listen to him at all. This is because: They have already deserved the torment; therefore, they do not believe. It means: The people who do not heed the admonition, and persist in their denial and hostile attitude to the truth in spite of the final warning from Allah conveyed through the Prophets, are themselves overwhelmed by the evil consequences of their misdeeds and deprived of every opportunity to believe. The same thing has been expressed more clearly in (verse 11 )below: You can only warn him who follows the admonition and fears the Merciful God though he cannot see Him.

Aisha Bewley

The Word has been justly carried out against most of them so they have no iman.

Al-Hilali & Khan

Indeed the Word (of punishment) has proved true against most of them, so they will not believe.

Ali Quli Qarai

The word has certainly become due against most of them, so they will not have faith.

Amatul Rahman Omar

Surely, most of them merit the sentence of Our punishment for they would not believe.

Arthur John Arberry

The Word has been realised against most of them, yet they do not believe.

Bijan Moeinian

Although our message is proven to be true to most of them, still they do not believe.

E. Henry Palmer

Now is the sentence due against most of them, for they will not believe.

Edip-Layth

The retribution has been deserved by most of them, for they do not acknowledge.

George Sale

Our sentence hath justly been pronounced against the greater part of them; wherefore they shall not believe.

Hamid S. Aziz

That you may warn a people whose fathers were not warned, and so they are heedless.

Mahmoud Ghali

Indeed the Saying has already come true against most of them, so they do not believe.

Marmaduke Pickthall

Already hath the judgment, (for their infidelity) proved true of most of them, for they believe not.

Mohamed Ahmed - Samira

The sentence is surely justified against most of them, for they do not believe.

Muhammad Asad

Indeed, the word [of God’s condemnation] is bound to come true against most of them: for they will not believe.

Mustafa Khattab

The decree ˹of torment˺ has already been justified against most of them, for they will never believe.

Progressive Muslims

The retribution has been deserved by most of them, for they do not believe.

Rashad Khalifa

It has been predetermined that most of them do not believe.

Sahih International

Already the word has come into effect upon most of them, so they do not believe.

Sam Gerrans

Binding has become the word upon most of them, so they do not believe.

Shabbir Ahmed

The Word is bound to come True that since most of them will deny the Message they will suffer the consequences.

Syed Vickar Ahamed

Indeed, the Word (Punishment of Allah) is proved true against the greater part (or most) of them: Still, they do not believe,

Taqi Usmani

The word has indeed come true about most of them, so they will not believe.

The Monotheist Group

The retribution has been deserved by most of them, for they do not believe.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 7. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 7. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 7. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩