Diyanet İşleri
Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, "Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.
Yûsuf suresi
Yûsuf suresi, 19. ayet. وَجَآءَتْ سَيَّارَةٌ فَأَرْسَلُوا۟ وَارِدَهُمْ فَأَدْلَىٰ دَلْوَهُۥ قَالَ يَٰبُشْرَىٰ هَٰذَا غُلَٰمٌ وَأَسَرُّوهُ بِضَٰعَةً وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ
vecâet seyyâratün feerselû vâridehüm feedlâ delveh. ḳâle yâ büşrâ hâẕâ gulâm. veeserrûhü biḍâ`ah. vellâhü `alîmüm bimâ ya`melûn.
Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, "Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kardeşlerin tuzağı ve kuyu Yûsuf 7–20 3
(Yusuf'u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.
"Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın" dediler.
Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: "Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah'tır."
Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, "Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.
Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona değer vermiyorlardı.
Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece biz Yusuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
19. Yani Yusuf aleyhisselam bir süre kuyuda kaldıktan sonra nihâyet Mısır’a doğru gitmekte olan “bir yolcu kafilesi gelip sucularını yolladılar.” Yani onlar için su aramak, suyun bulunduğu yeri tespit etmek, onlar için havuz gibi bir yerde su hazırlamak vb. işleri görmek üzere önden giden öncülerini gönderdiler. “O da” bu sucuları “kovasını (kuyuya) sarkıttı.” Yusuf aleyhisselam da ona tutunarak çıktı. “Müjde, işte genç bir çocuk, dedi.” Sevindi ve: Bu çok değerli bir köledir, dedi. “Onu bir ticaret malı gibi sakladılar.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yoldan geçen bir kervan geldi ve kendileri için su getirecek olan kimseyi (sucularını kuyuya) gönderdiler. O da (gidip) kovasını kuyuya saldı. Yusuf ipe tutundu. Gönderilen adam Yusuf -aleyhisselam-'ı görünce sevinçli bir şekilde: "Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Sucu ve kafileden bazı kimseler Yusuf -aleyhisselam-'ı kafileden gizleyerek, O'nu bir ticaret malı edineceklerini zannettiler. Allah onların Yusuf'a kötü davranma ve satma isteklerini çok iyi bilmektedir. Onların amellerinden hiçbir şey Yüce Allah'a gizli kalmaz.
Aynı kök: بضع (7 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Yusuf, onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye, "Efendinin yanında beni an", dedi. Fakat şeytan onu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o,…
Aynı kök: بضع (7 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Yusuf, adamlarına dedi ki: "Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine…
Aynı kök: بضع (7 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. "Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri…
Aynı kök: غلم (13 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Onlar, "Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz" dediler.
Aynı kök: غلم (13 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
(Allah, şöyle dedi:) "Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik."
Aynı kök: غلم (13 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Meryem, "Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi.
Aynı kök: دلو (4 geçiş)
Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet…
Aynı kök: دلو (4 geçiş)
Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bir kervan gelmiş ve sucularını (kuyuya) göndermişler, o da kovasını (kuyuya) salmıştı. (Yusuf'u görünce) "Aa, müjde! İşte bir erkek çocuk!" demişti. Onu bir ticaret için saklamışlardı. Allah onların yaptıklarını bilendir.
Beri yandan, bir kervan geldi ve sucularını suya gönderdi; kovasını kuyuya salmasıyla (gördüğü karşısında) bağırması bir oldu: "A, ne kısmet! Bir oğlan çocuğu bu!" Onu ticari bir mal olarak satmak üzere yanlarında gizlediler; oysa ki Allah ne yapacaklarını çok iyi biliyordu.
Ve bir kervan çıkageldi; (kervancılar) sucularını (su kuyusuna) gönderdiler; onlardan biri kovasını kuyuya salıyordu ki (orada Yusuf'u gördü) ve: "Ne kısmet!" diye bağırdı, "Bir oğlan çocuğu bu!" Ve böylece kervancılar o'nu, satmak niyetiyle yanlarına aldılar. Oysa, Allah yaptıklarını (adım adım izliyor ve) biliyordu.
Bir kafile geldi kuyu başına ve sucuları kovasını saldı kuyuya ve görünce seslendi: "Hey müjde! Burada bir erkek çocuk var". . . Onu satmak için çıkarıp sakladılar. Allah onların yapmakta olduklarını (onların hakikati ve fiillerinin yaratanı olarak) Aliym'dir.
Bir yolcu kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret konusu bir mal' olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını bilendi.
Bir kervan geldi ve sucularını (kuyuya) gönderdiler, o da (gidip) kovasını saldı, (Yusuf'u görünce) «Müjde! İşte bir oğlan!» dedi. Onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını çok iyi bilir.
Bir kervan geldi; sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıttığında, "Sevinçli bir haber; bir erkek çocuk bu!" dedi. Satmak amacıyla, Onu sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler, kovasını sarkıttı: "Müjde" dedi, "İşte bir erkek çocuk!" Onu ticaret için sakladılar. Halbuki Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Oradan geçmekte olan bir kervan, sucularını gönderdi, kovasını sarkıtınca: "Müjde, burada bir erkek çocuğu var!" dedi. Onu ticari bir mal olarak sakladılar. ALLAH onların yaptıklarını biliyordu.
Oradan geçmekte olan bir kervan, sucularını gönderdi, kovasını sarkıtınca: 'Müjde, burada bir erkek çocuğu var!,' dedi. Onu ticari bir mal olarak sakladılar. ALLAH onların yaptıklarını biliyordu.
Öteden bir kervan gelmiş, sucularını göndermişlerdi; vardı, kovasını saldı ve: "A, müjde, bu bir erkek çocuk!" dedi. Onu tutup bir ticaret malı olarak gizlediler. Allah ise, ne yapacaklarını biliyordu.
Öteden bir kafile gelmiş, sucularını göndermişlerdi, vardı koğasını saldı, a... müjde bu bir gulam dedi ve tuttular onu ticaret için gizlediler, Allah ise biliyordu ne yapacaklar
Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, "Müjde! Burada bir çocuk var." dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.
Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, "Müjde! Burada bir çocuk var" dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.
Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, "Müjde! Burada bir çocuk var" dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.
Bir yolcu kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret konusu bir mal' olarak sakladılar. Oysa Tanrı, yapmakta olduklarını bilendi.
Bir yolcu kaafilesi gelib sakalarını (kuyu başına) yolladılar, o da kofasını saldı. "A, müjde, dedi, işte bir civan"! Onu bir ticaret malı gibi sakladılar. Allah ise ne yapacaklarını pek a'la bilici idi.
Bir kervan gelip sucularını gönderdiler. O da kovasını salıp dedi ki: Müjde; işte bir oğlan. Onu bir mal olarak sakladılar. Allah, yaptıklarını bilendir.
(19-22) Yolcu kafilesi geldi, sucularını gönderdi ve kovasını sarkıttı , Müjde burada bir çocuk var / gulam var dedi se rmaye / dââh olarak sakladılar, Allah yaptıklarını / amellerini biliyordu, Onu değeri / semeni düşük birkaç dirheme sattılar, onun hakkında pek de ilgili değillerdi. B ir Mısırlı onu karısı için satın aldı ve dedi ki ona ikramda bulun ve bakımını iyi yap , umulur ki bize faydası olur yahut onu evlat ediniriz. Böylelikle Yusuf’u arza, ona hadiselerin ne ifade ettiğini / tevilini öğretmek için yerleştir dik, Allah işinde / emrinde sonuç alır / galiptir ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Yusuf fiziksel erişkin olduğunda ona yargı / hüküm ve ilim verdik, biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız.
Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca; “Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!” dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler,(o da gidip kuyuya) kovasını sarkıttı: "Müjde, dedi, işte bir oğlan!" Onu ticaret için sakladılar, halbuki Allah, onların ne yaptıklarını biliyordu.
Bir kafile geldi, sucularını (kuyuya) gönderdiler. O da kovasını kuyuya sarkıttı. "Müjde müjde! Bu bir erkek çocuk!" dedi. Ticari mal olsun diye onu (insanlardan) sakladılar; ama Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler. Kovasını suya sarkıttı. "Ne mutlu bana! İşte bir oğlan çocuğu!" diye haykırdı. Yusuf'un kardeşleri satılık köle olsun diye gerçeği gizlediler. Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kuyuya kovayı saldı. “Müjde, bir çocuk!” dedi. Onu ticaret malı olarak saklayıp, gizlediler. Allah ise ne yapacaklarını çok iyi biliyordu.
Bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kuyuya kovayı saldı. "Müjde, bir çocuk!" dedi. Onu satmak için gizlediler. Allah ise ne yapacaklarını çok iyi biliyordu.
Bir yolcu kafilesi gelmişti. Sucularını gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Müjde! Bu bir oğlan!" diye haykırdı. Ticaret maksadıyla onu sakladılar. Allah ne yaptıklarını çok iyi biliyordu.
There came a caravan of merchants traveling to Egypt with merchandise. They sent on their water purveyor, the harbinger, who found a well; he let his bucket to draw water. But as he hauled up the bucket, he did not find water but a youth clinging to the rope and the bucket instead. There he announced with joy the good news of hauling up a youth, and they hid him in their merchandise, and Allah was fully aware of what they were doing.
Some travellers came by. They sent someone to draw water and he let down his bucket. ‘Good news!’ he exclaimed. ‘Here is a boy!’ They hid him like a piece of merchandise- God was well aware of what they did-
Then there came a caravan of travellers: they sent their water-carrier (for water), and he let down his bucket (into the well)... He said: "Ah there! Good news! Here is a (fine) young man!" So they concealed him as a treasure! But Allah knoweth well all that they do!
And a caravan came, and they sent their water drawer to draw water. As he let down his bucket in the well he (observed Joseph) and cried out: "This is good news. There is a boy." They concealed him, considering him as part of their merchandise, while Allah was well aware of what they did.
Some travellers came that way and then dispatched their water-drawer who let his bucket down. He said, ‘Good news for me, I’ve found a boy!’ They then hid him away among their goods. Allah knew very well what they were doing.
And there came a caravan of travellers and they sent their water-drawer, and he let down his bucket (into the well). He said: "What good news! Here is a boy." So they hid him as merchandise (a slave). And Allâh was the All-Knower of what they did.
And there came a caravan, and they sent their water-drawer, who let down his bucket. ‘Good news!’ he said. ‘This is a young boy!’ So they hid him as [a piece of] merchandise, and Allah knew best what they were doing.
(Now) there came a caravan of travellers and they sent their water-drawer (to fetch water) and he let down his bucket (into the well). And behold! he cried, `Oh, glad tidings, here is a young boy.' So they (- Joseph's brothers) presented him (in this way) as (if) a piece of merchandise, and Allâh was Well-Aware of their doings.
Then came travellers, and they sent one of them, a water-drawer, who let down his bucket. 'Good news!' he said. 'Here is a young man.' So they hid him as merchandise; but God knew what they were doing.
Then a caravan passed by the well. When the person in charge of water supply threw his bucket in the well, he screamed joyfully and said: "How lucky! There is a boy here!" Then they took him along as a slave according to the pre-destined will of God.
And travellers came and sent their water-drawer; and he let down his bucket. Said he, 'O glad tidings! this is a youth.' And they kept him secret, as a chattel; but God knew what they were doing.
A traveling caravan came and they sent their water-drawer. When he let down his bucket he said, "Good news, there is a boy!" So they hid him as merchandise. God knows what they do.
And certain travellers came, and sent one to draw water for them: And he let down his bucket, and said, good news! This is a youth. And they concealed him, that they might sell him as a piece of merchandize: but God knew that which they did.
And they brought his shirt with false blood upon it. Said he, "Nay, but your souls have beguiled you into some deed; but patience is more fitting for me. And Allah alone is He whose aid is to be sought against that which you describe."
And (there) came travelers; so they sent their water-drawer; then he let down his bucket. He said, "What good tidings! Here is this youth." And they secretly kept him (i.e., the travelers hid him) as merchandise; and Allah is Ever-Knowing of whatever they do.
And there came a caravan, and they sent their waterdrawer. He let down his pail (into the pit). He said: Good luck! Here is a youth. And they hid him as a treasure, and Allah was Aware of what they did.
A caravan happened to pass, and sent the water-carrier to bring water from the well. He let down his bucket (and pulled Joseph up with it). "What luck," said the man; "here is a boy;" and they hid him as an item of merchandise; but what they did was known to God.
AND THERE CAME a caravan; and they sent forth their drawer of water, and he let down his bucket into the well - [and when he saw Joseph] he exclaimed: "Oh, what a lucky find, this boy!" And they hid him with a view to selling him: but God had full knowledge of all that they were doing.
And there came some travellers, and they sent their water-boy who let down his bucket into the well. He cried out, "Oh, what a great find! Here is a boy!" And they took him secretly ˹to be sold˺ as merchandise, but Allah is All-Knowing of what they did.
And a traveling caravan came and they sent their man to draw water, but when he drew he said: "Good news, there is a boy!" So they hid him as merchandise. And God is aware of what they do.
A caravan passed by, and soon sent their waterer. He let down his bucket, then said, "How lucky! There is a boy here!" They took him along as merchandise, and GOD was fully aware of what they did.
And there came a company of travelers; then they sent their water drawer, and he let down his bucket. He said, "Good news! Here is a boy." And they concealed him, [taking him] as merchandise; and Allah was knowing of what they did.
And there came a caravan; and they sent their water-drawer, and he let down his pail. He said: “O glad tidings: here is a lad!” And they hid him as merchandise; and God knows what they did.
And, there came a caravan, and they sent their water drawer. He let down his rope and pail into the well. He called in excitement, "Oh, what a lucky find! It is a teenage boy!" People of the caravan took him along as treasure. And Allah was Aware of what they did.
And there came a group of travelers: They sent their water-bearer (for water), and he let down his bucket (in the well). .. He (the bearer) said: "Oh there! Good news! Here is a (handsome) boy!" So they kept him hidden like a treasure! But Allah knew well all that they did!
And some wayfarers came (near the pit in which Yūsuf was thrown), and sent their water-drawer (to bring water for them). So, he let down his bucket. He said, "What a good news! Here is a boy." And they kept him hidden as merchandise, while Allah was aware of what they were doing.
Anda traveling caravan came and they sent their man to draw water, but when he drew he said: "Good news, there is a boy!" So they hid him as merchandise. And God is aware of what they did.