Diyanet İşleri
Sonra onlar, Yusuf'un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular.
Yûsuf suresi
Yûsuf suresi, 35. ayet. ثُمَّ بَدَا لَهُم مِّنۢ بَعْدِ مَا رَأَوُا۟ ٱلْـَٔايَٰتِ لَيَسْجُنُنَّهُۥ حَتَّىٰ حِينٍ
ŝümme bedâ lehüm mim ba`di mâ raevu-l'âyâti leyescününnehû ḥattâ ḥîn.
Sonra onlar, Yusuf'un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Şehirdeki kadınlar Yûsuf 30–35 3
Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak."
Yusuf, "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum" dedi.
Rabbi, onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Şüphesiz ki O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Sonra onlar, Yusuf'un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular.
Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri, "Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm" dedi. Diğeri, "Ben de rüyamda başımın üzerinde, kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz" dedi.
Yusuf dedi ki: "Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce, onun ne olduğunu bildiririm. Bu, bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden bir milletin dinini bıraktım."
"Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah'ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
35. Onun efendilerine gelince bu haber yaygınlaşıp ortaya çıkınca insanların kimi kadını mazur görürken, kimisi de kınayıp eleştirmeye koyuldu. “Sonra” Yusuf’un suçsuzluğuna delâlet eden “bütün delilleri gördükleri halde yine de onu bir süreye kadar zindana atmak onlara uygun göründü.” Böylelikle konuya dair haberlerin ardı arkası kesilsin ve insanlar onu unutsun istediler. Çünkü bir şey bir kere yaygınlık kazandı mı sebepleri var olduğu sürece anılmaya ve yaygınlaşmaya devam eder. Sebepleri ortadan kalktığında ise unutuluverir. Bu yüzden böyle bir işin maslahatlarına olduğu görüşüne sahip oldular ve bu sebeple onu hapse attılar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonra Aziz ve kavmi, Yusuf -aleyhisselam-'ın masum olduğunu gördükleri halde -bu skandalın ortaya çıkmaması için- onu belli olmayan bir süre hapsetmek görüşünü benimsediler.
Aynı kök: سجن (12 geçiş) · Aynı kök: بدو (31 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yusuf'a) saygı ile eğildiler. Yusuf dedi ki: "Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın…
Aynı kök: سجن (12 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene…
Aynı kök: سجن (12 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı…
Aynı kök: بدو (31 geçiş) · Aynı kök: حين (35 geçiş)
Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur'an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size…
Aynı kök: بدو (31 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Dediler ki: "Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı." Yusuf, bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. İçinden, "Siz kötü bir…
Aynı kök: بدو (31 geçiş)
Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…
Aynı kök: حين (35 geçiş)
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…
Aynı kök: حين (35 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonunda kesin delilleri görmelerine rağmen onu bir süreliğine mutlaka hapse atmaları (gerektiği fikri), onlar (Aziz ve arkadaşları) için belirmişti. dipnot 1
En sonunda yetkililer, gördükleri belge ve delillerin ardından (olayın sırrına ermelerine rağmen), belli bir süre onu hapsetmenin kesinlikle daha uygun olacağını düşündüler.
Sonra, o kişizade ve ev halkı bütün delilleri(n Yusuf'un lehinde olduğunu) gördükten sonra bile o'nu bir süre için hapsetmeyi uygun gördüler.
Sonra, (bunca) delilleri görmelerine rağmen, Onu belli bir süre için zindana koymaya karar verdiler.
Sonra onlarda (Yusuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü) ağır bastı.
Sonunda (aziz ve arkadaşları) kesin delilleri görmelerine rağmen (halkın dedikodusunu kesmek için yine de) onu bir zamana kadar mutlaka zindana atmaları kendilerine uygun göründü.
Sonra, kanıtları görmelerine karşın, belirli bir süreye dek, Onu, tutukevine atmayı uygun gördüler.
Sonunda, kesin delilleri görmelerine rağmen halkın dedikodusunu kesmek için yine de onu bir zamana kadar zindana atmayı uygun buldular.
Sonra, kanıtları görmelerine rağmen, onu belli bir süreye kadar hapishaneye atmayı uygun gördüler.
Sonra, (vali ve adamları Yusuf'un suçzuzluğuna dair) kanıtları görmelerine rağmen, onu belli bir süreye kadar hapishaneye atmayı uygun gördüler.
Sonra bu kadar delili gördükleri halde onlar, onu mutlaka bir sure için zindana atma görüşüne vardılar.
Sonra bu kadar ayatı gördükleri halde o adamlara şu reiy galebe etti: behemehal onu bir müddet zindana atsınlar
Suçsuzluğuna dair kanıtlara rağmen yine de onu belli bir süre zindana atmaya karar verdiler.
Suçsuzluğuna dair kanıtlara rağmen yine de onu belli bir süre zindana atmaya karar verdiler.
Suçsuzluğuna dair kanıtlara rağmen yine de onu belli bir süre zindana atmaya karar verdiler.
Sonra onlarda [Yusuf'un iffettine ilişkin] ayetleri görmelerinin ardından mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü) ağır bastı.
Sonra, bütün o delilleri gördüklerinin ardından mutlakaa onu bir zamana kadar zindana atmaları (reyi) onlara zaahir oldu.
Sonra bütün delilleri onun lehine gördükleri halde yine de bir süre için onu zindana atmayı uygun buldular.
(23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.
Sonra onlara (Yûsuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, onu belli bir vakte kadar zindana atma (görüşü) belirdi.
Sonra (aziz Kıtfir ve adamları, Yusuf'un masumluğu hakkındaki) bu delilleri gördükleri halde yine onu bir süre zindana atmaları kendilerine uygun geldi.
Bütün delilleri gördükten sonra yine de Yusuf'u bir süre için hapse atmaları görüşü öne çıktı.
Sonra bütün belgeleri gördükleri halde Yusuf'u bir süre için hapse atma düşüncesi öne çıktı.
Onun (suçsuz olduğuna dair) delilleri gördükleri halde, yine de bir süre için hapsetmeyi uygun buldular.
Onun suçsuz olduğunu anladıkları halde, yine de bir süre için hapsetmeyi uygun gördüler.
Bunca delili gördükten sonra bile Yusuf'u bir süreye kadar zındana tıkmaları kararı onlara egemen oldu.
But they -the men- thought it would be in the best interests of all concerned that he be put in prison for a while, albeit they saw all the signs confirming his innocence.
In the end they thought it best, after seeing all the signs of his innocence, that they should imprison him for a while.
Then it occurred to the men, after they had seen the signs, (that it was best) to imprison him for a time.
Then it occurred to them to cast Joseph into prison for a while even though they had seen clear signs dipnot 1 (of Joseph's innocence and of the evil ways of their ladies).
Then, after they had seen the Signs, they thought that they should still imprison him for a time.
Then it occurred to them, after they had seen the proofs (of his innocence), to imprison him for a time.
Then it appeared to them, after they had seen all the signs [of his innocence], that they should confine him for some time.
Then it occurred to them (-the companions of the `Azîz) after they had examined all the circumstances and signs (of Joseph's innocence) that they had better imprison him for a time. (So Joseph was consigned to the prison.)
Then it seemed good to them, after they had seen the signs, that they should imprison him for a while.
Eventually (out of vindication) they decided to cast him into the jail for a while.
Then it appeared good to them, even after they had seen the signs, to imprison him until a time.
But it appealed to them, even after they had seen the signs, to imprison him until a time.
And it seemed good unto them even after they had seen the signs of his innocency, to imprison him for a time.
And his Lord answered him and turned from him their wiles; verily, He is Hearer, Knower.
Thereafter it seemed good to them even after they had seen the signs, that indeed they should definitely imprison him for (Literally: till a while (had passed) a while (of time).
And it seemed good to them (the men-folk) after they had seen the signs (of his innocence) to imprison him for a time.
And yet in spite of having seen these clear proofs they found it proper to incarcerate him for a time.
For, presently it occurred to the nobleman and his household _ [even] after they had seen all the signs [of Joseph's innocence] - that they might as well imprison him for a time.
And so it occurred to those in charge, despite seeing all the proofs ˹of his innocence˺, that he should be imprisoned for a while.[1]
But it appealed to them, even after they had seen the signs, to imprison him until a time.
Later, they saw to it, despite the clear proofs, that they should imprison him for awhile.
Then it appeared to them after they had seen the signs that al-'Azeez should surely imprison him for a time.
Then was it clear to them, after they had seen the proofs, that they should imprison him for a time.
(The women brought a suit against him. ) The judges after seeing the marks on their hands put him in prison for a time.
Then it came to the minds of the men, after they had seen all the proof (of his innocence), (that they should) send him to the prison for a while.
Later on, even after having seen the clear signs (of his innocence), they deemed it proper to imprison him for some time.
But it appealed to them, even after they had seen the signs, to imprison him for a time.