Zâriyât suresi

Zâriyât suresi, 27. ayet

Zâriyât suresi, 27. ayet. فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

feḳarrabehû ileyhim ḳâle elâ te'külûn.

Diyanet İşleri

Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zâriyât 24–30 · surenin 27. ayeti / 60

Konu İbrâhim'in misafirleri ve Lût kavmi Zâriyât 24–37 3

  1. Zâriyât 24

    (Ey Muhammed!) İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?

  2. Zâriyât 25

    Hani onlar, İbrahim'in yanına varmışlar ve "Selam olsun sana!" demişlerdi. O da "Size de selam olsun." demiş, "Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler" (diye düşünmüştü).

  3. Zâriyât 26

    Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.

  4. 27

    Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.

  5. Zâriyât 28

    (Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.

  6. Zâriyât 29

    Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi.

  7. Zâriyât 30

    Onlar dediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir."

Tefsir4

1 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

el-Muhtasar 5

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Buzağıyı onlara yaklaştırdı ve onlara yumuşak bir şekilde hitap ederek: "Sizin için sunulan bu yemekten yemez misiniz?" dedi.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَقَرَّبَهُۥٓ fe karrabehu onu yaklaştırdı kök: قرب
  2. إِلَيْهِمْ ileyhim önlerine
  3. قَالَ kale dedi kök: قول
  4. أَلَا ela
  5. تَأْكُلُونَ te'kulune yemez misiniz? kök: اكل

Keşif6

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: "Yemez misiniz?"

  • Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…

  • Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Onlar, "Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti" dediler. De ki: "Benden önce size nice…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…

  • Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…

  • Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

66 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(26, 27) Hemen ailesinin yanına giderek besili bir dana (eti) getirmiş, onu onlara yaklaştırıp "Yemez misiniz?" demişti.

Mustafa İslamoğlu

derhal önlerine sunarak "Buyurmaz mısınız?" demişti.

Muhammed Esed

ve "Yemez misiniz?" diye önlerine koymuştu.

Ahmed Hulusi

Onu onlara yaklaştırıp: "Yemeyecek misiniz?" dedi.

Ali Bulaç

Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); "Yemez misiniz?" dedi.

Ali Özek ve heyeti

Onların önüne koyup «Yemez misiniz?» demişti.

Ali Rıza Safa

Önlerine koydu; "Yemiyor musunuz?" dedi.

Bayraktar Bayraklı

Onların önüne koyup, "Yemez misiniz?" dedi.

Edip Yüksel

Onu onların önüne sürüp, "Yemez misiniz?" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onu onların önüne sürüp, 'Yemez misiniz?' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onu yakınlarına koyarak: "Yemeğe buyurmaz mısınız?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu yakınlarına koydu, yemeğe buyurmaz mısınız? dedi.

Erhan Aktaş

Onları buyur ederek: "Yemez misiniz?" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onları buyur ederek: "Yemez misiniz?" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onları buyur ederek: "Yemez misiniz?" dedi.

Gültekin Onan

Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); "Yemez misiniz?" dedi.

Hasan Basri Çantay

Bunu onlara yaklaşdırdı. "Yemez misiniz?" dedi.

İbni Kesir

Onlara yaklaştırıp; yemez misiniz? demişti.

Mehmet Alagaş

(24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bunu onların önüne yaklaştırdı ve: "Yemez misiniz?" dedi.

Süleyman Ateş

Onu, önlerine yaklaştırdı, "Yemez misiniz?" dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Önlerine koydu; "Yemez misiniz?" dedi.

Şaban Britch

Bunu onların önüne yaklaştırdı ve: Yemez misiniz? dedi.

Şaban Piriş

Bunu onların önüne koydu ve: -Yemez misiniz? dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Danayı misafirlerin önüne sürdü. "Yemez misiniz?" dedi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He set it before them and cordially said: "Would you not like to eat!" but when they did not.

Abdul Haleem

and placed it before them. ‘Will you not eat?’ he said,

Abdullah Yusuf Ali

And placed it before them.. he said, "Will ye not eat?"

Abul A'la Maududi

and laid it before them, saying: "Will you not eat?"

Aisha Bewley

He offered it to them and then exclaimed, ‘Do you not then eat?’

Al-Hilali & Khan

And placed it before them, (saying): "Will you not eat?"

Ali Quli Qarai

and put it near them. He said, ‘Will you not eat?’

Amatul Rahman Omar

And he placed it before them. (Seeing their hesitation) he said, `Will you not eat?'

Arthur John Arberry

and he laid it before them saying, 'Will you not eat?'

Bijan Moeinian

When they did not touch the food, Abraham asked "Do not you want to eat?"

E. Henry Palmer

and brought it nigh unto them; said he, 'Will ye then not eat?'

Edip-Layth

He offered it to them, he said, "Do you not eat?"

George Sale

And he set it before them, and when he saw they touched it not, he said, do ye not eat?

Hamid S. Aziz

And placed it before them. He said, "What! Will you not eat?"

Mahmoud Ghali

So he laid it near them and said, "Will you not eat?"

Marmaduke Pickthall

And he set it before them, saying: Will ye not eat?

Mohamed Ahmed - Samira

And placing it before them said: "Won't you eat?"

Muhammad Asad

and placed it before them, saying, "Will you not eat?"

Mustafa Khattab

and placed it before them, asking, "Will you not eat?"

Progressive Muslims

He offered it to them, he said: "Do you not eat"

Rashad Khalifa

When he offered it to them, he remarked, "Do you not eat?"

Sahih International

And placed it near them; he said, "Will you not eat?"

Sam Gerrans

And he placed it near them; he said: “Will you not eat?”

Shabbir Ahmed

And placed it before them, saying, "Will you not eat?"

Syed Vickar Ahamed

And placed it before them. .. He said, "Will you not eat?"

Taqi Usmani

So he presented it before them (to eat, but being angels, they refrained.) He said, "Would you not eat?"

The Monotheist Group

He offered it to them, he said: "Do you not eat?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 27. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki eser tek görüş olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 27. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  6. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩