Diyanet İşleri
Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 27. ayet. فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
feḳarrabehû ileyhim ḳâle elâ te'külûn.
Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim'in misafirleri ve Lût kavmi Zâriyât 24–37 3
(Ey Muhammed!) İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?
Hani onlar, İbrahim'in yanına varmışlar ve "Selam olsun sana!" demişlerdi. O da "Size de selam olsun." demiş, "Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler" (diye düşünmüştü).
Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.
Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.
(Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.
Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi.
Onlar dediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir."
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Buzağıyı onlara yaklaştırdı ve onlara yumuşak bir şekilde hitap ederek: "Sizin için sunulan bu yemekten yemez misiniz?" dedi.
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: اكل (109 geçiş)
İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: "Yemez misiniz?"
Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)
Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…
Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)
Onlar, "Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti" dediler. De ki: "Benden önce size nice…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…
Aynı kök: اكل (109 geçiş)
Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…
Aynı kök: اكل (109 geçiş)
Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(26, 27) Hemen ailesinin yanına giderek besili bir dana (eti) getirmiş, onu onlara yaklaştırıp "Yemez misiniz?" demişti.
derhal önlerine sunarak "Buyurmaz mısınız?" demişti.
ve "Yemez misiniz?" diye önlerine koymuştu.
Onu onlara yaklaştırıp: "Yemeyecek misiniz?" dedi.
Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); "Yemez misiniz?" dedi.
Onların önüne koyup «Yemez misiniz?» demişti.
Önlerine koydu; "Yemiyor musunuz?" dedi.
Onların önüne koyup, "Yemez misiniz?" dedi.
Onu onların önüne sürüp, "Yemez misiniz?" dedi.
Onu onların önüne sürüp, 'Yemez misiniz?' dedi.
Onu yakınlarına koyarak: "Yemeğe buyurmaz mısınız?" dedi.
Onu yakınlarına koydu, yemeğe buyurmaz mısınız? dedi.
Onları buyur ederek: "Yemez misiniz?" dedi.
Onları buyur ederek: "Yemez misiniz?" dedi.
Onları buyur ederek: "Yemez misiniz?" dedi.
Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); "Yemez misiniz?" dedi.
Bunu onlara yaklaşdırdı. "Yemez misiniz?" dedi.
Onlara yaklaştırıp; yemez misiniz? demişti.
(24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.
Bunu onların önüne yaklaştırdı ve: "Yemez misiniz?" dedi.
Onu, önlerine yaklaştırdı, "Yemez misiniz?" dedi.
Onu konukların önüne koydu. (Buzağıya el sürmediklerini görünce dipnot 1 ) "Yemiyor musunuz?" dedi.
Önlerine koydu; "Yemez misiniz?" dedi.
Bunu onların önüne yaklaştırdı ve: Yemez misiniz? dedi.
Bunu onların önüne koydu ve: -Yemez misiniz? dedi.
Danayı misafirlerin önüne sürdü. "Yemez misiniz?" dedi.
He set it before them and cordially said: "Would you not like to eat!" but when they did not.
and placed it before them. ‘Will you not eat?’ he said,
And placed it before them.. he said, "Will ye not eat?"
and laid it before them, saying: "Will you not eat?"
He offered it to them and then exclaimed, ‘Do you not then eat?’
And placed it before them, (saying): "Will you not eat?"
and put it near them. He said, ‘Will you not eat?’
And he placed it before them. (Seeing their hesitation) he said, `Will you not eat?'
and he laid it before them saying, 'Will you not eat?'
When they did not touch the food, Abraham asked "Do not you want to eat?"
and brought it nigh unto them; said he, 'Will ye then not eat?'
He offered it to them, he said, "Do you not eat?"
And he set it before them, and when he saw they touched it not, he said, do ye not eat?
And placed it before them. He said, "What! Will you not eat?"
So he laid it near them and said, "Will you not eat?"
And he set it before them, saying: Will ye not eat?
And placing it before them said: "Won't you eat?"
and placed it before them, saying, "Will you not eat?"
and placed it before them, asking, "Will you not eat?"
He offered it to them, he said: "Do you not eat"
When he offered it to them, he remarked, "Do you not eat?"
And placed it near them; he said, "Will you not eat?"
And he placed it near them; he said: “Will you not eat?”
And placed it before them, saying, "Will you not eat?"
And placed it before them. .. He said, "Will you not eat?"
So he presented it before them (to eat, but being angels, they refrained.) He said, "Would you not eat?"
He offered it to them, he said: "Do you not eat?"