Zâriyât suresi

Zâriyât suresi, 28. ayet

Zâriyât suresi, 28. ayet. فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُوا۟ لَا تَخَفْ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍ

feevcese minhüm ḫîfeh. ḳâlû lâ teḫaf. vebeşşerûhü bigulâmin `alîm.

Diyanet İşleri

(Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zâriyât 25–31 · surenin 28. ayeti / 60

Konu İbrâhim'in misafirleri ve Lût kavmi Zâriyât 24–37 3

  1. Zâriyât 25

    Hani onlar, İbrahim'in yanına varmışlar ve "Selam olsun sana!" demişlerdi. O da "Size de selam olsun." demiş, "Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler" (diye düşünmüştü).

  2. Zâriyât 26

    Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.

  3. Zâriyât 27

    Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.

  4. 28

    (Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.

  5. Zâriyât 29

    Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi.

  6. Zâriyât 30

    Onlar dediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir."

  7. Zâriyât 31

    İbrahim, onlara: "O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

28. İbrahim aleyhisselam ellerinin buzağıya uzanmadığını görünce: “içinde onlardan yana bir korku hissetti. Onlar da: “Korkma!” dediler” ve ona niçin geldiklerini haber verdiler. “Ve ona çok bilgili bir oğul” olan İshak aleyhisselam’ın doğacağı “müjdesini verdiler.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar yemeyince İbrahim -aleyhisselam-'ın nefsinde bir korku meydana geldi. Melekler bunu fark ettiler ve ona güven vererek; "Korkma! Bizler Allah katından gönderilmiş olan elçileriz." dediler. Sonra İbrahim -aleyhisselam-'a kendisini sevindirecek olan; çokça ilmi olacak olan erkek bir çocuğun doğum müjdesi haberini verdiler. Onun, kendisi ile müjdelendiği (çocuk), İshak -aleyhisselam- idi.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَوْجَسَ feevcese içine düşürdü kök: وجس
  2. مِنْهُمْ minhum onlardan
  3. خِيفَةًۭ ۖ hifeten bir korku kök: خوف
  4. قَالُوا۟ kalu dediler kök: قول
  5. لَا la
  6. تَخَفْ ۖ tehaf korkma kök: خوف
  7. وَبَشَّرُوهُ ve beşşeruhu ve ona müjdelediler kök: بشر
  8. بِغُلَـٰمٍ bigulamin bir oğlan çocuğu kök: غلم
  9. عَلِيمٍۢ alimin bilgin kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وجس (3 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: خوف (124 geçiş)

    Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lut kavmine…

  • Aynı kıssa: Hz. İshak · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: بشر (123 geçiş)

    İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakub'u.

  • Aynı kıssa: Hz. İshak · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: بشر (123 geçiş)

    Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik.

  • Aynı kök: وجس (3 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Bunun üzerine Musa, içinde bir korku hissetti.

  • Aynı kök: غلم (13 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: بشر (123 geçiş)

    Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.

  • Aynı kök: غلم (13 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, "Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı…

  • Aynı kök: غلم (13 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Onlar, "Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz" dediler.

  • Aynı kıssa: Hz. İshak · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Karısı, "Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şey!" dedi.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Yemediklerini görünce) onlardan korkmaya başlamıştı. (Melekler) "Korkma!" demiş ve ona bilen bir erkek çocuğu müjdelemişlerdi. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Hûd 11:69-70.

Mustafa İslamoğlu

Derken, onlardan yana içini bir korku ve endişe kapladı. "Endişeye mahal yok!" dediler ve ona sıra dışı bir bilgi ile donatılmış bir oğlan çocuğu müjdelediler.

Muhammed Esed

(İbrahim, misafirlerin yemediklerini görünce,) onlardan endişeye kapıldı; (ama) onlar: "Korkma!" dediler ve derin bilgi ile donatılan bir erkek çocuk (sahibi olacağı) müjdesini verdiler.

Ahmed Hulusi

(Yemediklerini görünce İbrahim'in içine) onlardan bir korku düştü! "Korkma" dediler ve Onu Aliym bir erkek çocuk ile müjdelediler.

Ali Bulaç

(Onlar yemeyince) Bunun üzerine içine bir tür korku düştü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir erkek çocuk müjdesini verdiler.

Ali Özek ve heyeti

Derken onlardan korkmaya başladı. «Korkma» dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.

Ali Rıza Safa

Bu yüzden, onlardan dolayı içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler ve bilgili bir oğulu, sevinçli bir haber olarak Ona verdiler.

Bayraktar Bayraklı

Hallerinden dolayı içinden bir korku duydu. "Korkma!" dediler ve ona bilgin bir çocuk müjdesi verdiler.

Edip Yüksel

Onlardan bir korku duydu. Bunun üzerine onlar, "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul müjdelediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlardan bir korku duydu. Bunun üzerine onlar, 'Korkma' dediler ve ona bilgin bir oğul müjdelediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlardan ötürü içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler ve kendisine bilgili bir oğlan müjdelediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt onlardan içine bir korku düştü. Korkma dediler ve kendisine alim bir oğlan tebşir ettiler.

Erhan Aktaş

Durumlarından dolayı içine bir korku düştü. "Korkma." dediler ve ona bilgin bir çocuk müjdelediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Durumlarından dolayı içine bir korku düştü. "Korkma." dediler ve ona bilgin bir çocuk müjdelediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Durumlarından dolayı içine bir korku düştü. "Korkma." dediler ve ona bilgin bir çocuk müjdelediler.

Gültekin Onan

(Onlar yemeyince) Bunun üzerine içine bir tür korku düştü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir erkek çocuk müjdesini verdiler.

Hasan Basri Çantay

Derken içine onlardan gizli bir korku çökdü. "Korkma" dediler ve onu çok bilgin bir oğulla müjdelediler.

İbni Kesir

Derken onlardan endişeye düşmüştü. Korkma; demişler ve onu bilgin bir oğulla müjdelemişlerdi.

Mehmet Alagaş

(24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlardan dolayı içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler. Ona bilgin bir erkek çocuğu müjdelediler.

Süleyman Ateş

(Yemediklerini görünce) Onlardan içine bir korku düşürdü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hallerinden içine korku düştü. "Korkma" dediler ve ona, bilgili bir oğul müjdesi verdiler.

Şaban Britch

Onlardan dolayı içine bir korku düştü. Korkma, dediler. Ona bilgin bir erkek çocuğu müjdelediler.

Şaban Piriş

Onlardan dolayı içine bir korku düştü. -Korkma, dediler. Ona bilgin bir erkek çocuğu müjdelediler.

Yaşar Nuri Öztürk

O arada, içine bunlardan bir kuşku düştü. "Korkma!" dediler. Ve ona bilgin bir oğlan müjdelediler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

back he recoiled apprehensive and pervaded with fear, but they consoled him and in good will they said: "Do not be afraid " and they authoritatively made to him the intimation of the coming of a well informed and wise son who would have a sound judgment and the ability to perceive and adopt the best means for accomplishing an end.

Abdul Haleem

beginning to be afraid of them, but they said, ‘Do not be afraid.’ They gave him good news of a son who would be gifted with knowledge.

Abdullah Yusuf Ali

(When they did not eat), He conceived a fear of them. They said, "Fear not," and they gave him glad tidings of a son endowed with knowledge.

Abul A'la Maududi

Then he became afraid of them. dipnot 1 They said: "Fear not," and announced to him the good news of (the birth of) a boy endowed with knowledge. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, when they did not stretch out their hands for food, the Prophet Abraham (peace be upon him) became afraid in his heart. The reason for this fear could be that in tribal life the strangers’ going to a house and avoiding food used to be an indication that they had come with an evil design. But most probably when they refrained from food the Prophet Abraham (peace be upon him) realized that they were angels, who had come in human guise; and since the angels came in human guise only on extraordinary occasions, he became afraid that they must have come in that guise on some dreadful mission.
  2. metne dön, dipnot 2
    According to( Surah Hood, Ayat 71), this was the good news of the birth of the Prophet Isaac and this also contained the good news that through the Prophet Isaac he would have a grandson like the Prophet Jacob (peace be upon them all).

Aisha Bewley

He felt afraid of them but they said, ‘Do not be afraid!’ and gave him the good news of a son imbued with knowledge.

Al-Hilali & Khan

Then he conceived fear of them (when they ate not). They said: "Fear not."[1] And they gave him glad tidings of a son having knowledge (about Allâh and His religion of True Monotheism).

Ali Quli Qarai

Then he felt a fear of them. They said, ‘Do not be afraid!’ and they gave him the good news of a wise son.

Amatul Rahman Omar

(When they did not eat) he felt afraid of them. They said, `Have no fear.' And they proclaimed to him the good news of (the birth of) a son who would be blessed with knowledge

Arthur John Arberry

Then he conceived a fear of them. They said, 'Be not afraid!' And they gave him good tidings of a cunning boy.

Bijan Moeinian

As they refused to eat, fear overtook him. The angles said: "Do not be afraid, we are here to give you a good news: Pretty soon God will give you a wise and knowledgeable son."

E. Henry Palmer

And he felt a secret fear of them: said they, Fear not. ' And they gave him glad tidings of a knowing boy.

Edip-Layth

He then became fearful of them. They said, "Do not fear," and they gave him good news of a knowledgeable son.

George Sale

And he began to entertain a fear of them. They said, fear not: And they declared unto him the promise of a wise youth.

Hamid S. Aziz

(When they did not eat) he conceived in his mind a fear of them. They said, "Fear not." And they gave him the good news of a son endowed with knowledge.

Mahmoud Ghali

Then he entertained a fright of them. They said, "Do not fear (anything)." And they gave him good tidings of a knowledgeable youth.

Marmaduke Pickthall

Then he conceived a fear of them. They said: Fear not! and gave him tidings of (the birth of) a wise son.

Mohamed Ahmed - Samira

He felt afraid of them; but they said: "Have no fear, " and gave him the good news of a wise son.

Muhammad Asad

[And when he saw that the guests would not eat, ] he became apprehensive of them; [but] they said, "Fear not" - and gave him the glad tiding of [the birth of] a son who would be endowed with deep knowledge.

Mustafa Khattab

˹They did not eat,˺ so he grew fearful of them.[1] They reassured ˹him˺, "Do not be afraid," and gave him good news of a knowledgeable son.[2]

Progressive Muslims

He then became fearful of them. They said: "Do not fear, " and they gave him good news of a knowledgeable son.

Rashad Khalifa

He harbored fear of them. They said, "Have no fear," and they gave good news of a knowledgeable son.

Sahih International

And he felt from them apprehension. They said, "Fear not," and gave him good tidings of a learned boy.

Sam Gerrans

And he sensed fear from them. They said: “Fear thou not!” And they gave him glad tidings of a learned lad.

Shabbir Ahmed

Then he felt apprehensive of them. They said, "Fear not!" And gave him the glad news of a son who would be endowed with knowledge. (Abraham was concerned, since people with aggressive designs used to refuse hospitality. But they were hurrying to Sodom (11:69-76), (15:50-55), (26:69), (29:31)).

Syed Vickar Ahamed

(When they did not eat), he became afraid of them. They said, "Fear not," and they gave him glad tidings of a son endowed with knowledge.

Taqi Usmani

So he felt some fear in his heart. They said, "Be not scared." And they gave him the good news of (the birth of) a knowledgeable boy.

The Monotheist Group

He then became fearful of them. They said: "Do not fear," and they gave him good news of a knowledgeable son.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 28. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 28. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 28. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩