Diyanet İşleri
İbrahim, onlara: "O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?" dedi.
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 31. ayet. قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ
ḳâle femâ ḫaṭbüküm eyyühe-lmürselûn.
İbrahim, onlara: "O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim'in misafirleri ve Lût kavmi Zâriyât 24–37 3
(Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.
Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi.
Onlar dediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir."
İbrahim, onlara: "O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?" dedi.
(32-34) Onlar şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavme (Lut'un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
31. İbrahim aleyhisselam onlara: “Ey elçiler! O halde asıl işiniz nedir?” Niye geldiniz, ne istiyorsunuz? “dedi.” Çünkü o, gelenlerin Allah’ın önemli bazı işler için göndermiş olduğu elçileri olduklarını fark etmişti.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İbrahim -aleyhisselam- meleklere şöyle dedi: "Sizin işiniz/göreviniz nedir? Maksadınız nedir?"
Aynı kök: خطب (12 geçiş)
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Aynı kök: خطب (12 geçiş)
"Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır."
Aynı kök: خطب (12 geçiş)
Kral, kadınlara, "Yusuf'tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?" dedi. Kadınlar, "Haşa! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz"…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(İbrahim:) "Ey elçiler (melekler)! (Başka) ne işiniz var?" diye sormuştu. dipnot 1
(İbrahim): "Peki ey Elçiler!" dedi, "Nedir bu olağandışı ziyaretinizin (gerçek) sebebi?"
(İbrahim,) "Peki" dedi, "(başka) ne görüyorsunuz, ey (semavi) elçiler?"
(İbrahim): "Ey irsal olunanlar. . . (Esas) işiniz (amacınız) nedir?" dedi.
(İbrahim) dedi ki: "Şu halde sizin asıl isteğiniz nedir, ey elçiler?"
(İbrahim:) O halde işiniz nedir, ey elçiler? dedi.
Dedi ki: "Asal göreviniz nedir; ey elçiler?"
İbrahim, "Ey elçiler! Sizin göreviniz nedir?" dedi.
(İbrahim:) "Ey elçiler asıl göreviniz nedir?" dedi.
(İbrahim:) 'Ey elçiler asıl göreviniz nedir?' dedi.
İbrahim: "O halde asıl göreviniz nedir ey elçiler?" dedi.
İbrahim, o halde asıl me'muriyyetiniz nedir? ey mürselun, dedi
İbrahim: "O halde ey elçiler! Sizin geliş amacınız nedir?" dedi.
İbrahim: "O halde ey elçiler! Sizin geliş amacınız nedir? dedi.
İbrahim: "O halde ey elçiler! Sizin geliş amacınız nedir? dedi.
(İbrahim) dedi ki: "Şu halde sizin asıl isteğiniz nedir, ey elçiler?"
(İbrahim) "Ey gönderilmiş (melekler) sizin haal-ü şanınız nedir?" dedi.
Ey elçiler, işiniz nedir? dedi.
(24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.
İbrahim, onlara: “O halde göreviniz nedir ey elçiler?” dedi.
(İbrahim): "O halde göreviniz nedir ey elçiler?" dedi.
İbrahim: "Sonraki göreviniz nedir, ey elçiler?" dedi dipnot 1 .
İbrahim: "Elçiler! Asıl göreviniz nedir?" diye sordu.
O halde işiniz nedir, ey elçiler? dedi.
-Sizin asıl göreviniz nedir, ey elçiler? dedi.
İbrahim sordu: "Amacınız ne, ey elçiler?"
And now, said Ibrahim to his guests, "what is the purpose of your visit, O you itinerant messengers?".
Abraham said, ‘What is your errand, messengers?’
(Abraham) said: "And what, O ye Messengers, is your errand (now)?"
Abraham said: "Envoys (of Allah), what is your errand?" dipnot 1
He inquired, ‘What, then, is your business, messengers?’
[Ibrâhîm (Abraham)] said: "Then for what purpose you have come, O Messengers?"
He said, ‘O messengers, what is now your errand?’
(Abraham) said (to them), `Now what is your errand, O you who have been sent (by God)!
Said he, 'And what is your business, envoys?'
Abraham asked then: "It sounds that you have come to accomplish an important mission. "
Said he, 'And about what is your errand, O ye messengers?'
He said, "What is your undertaking, O messengers?"
And Abraham said unto them, what is your errand, therefore O messengers of God?
He said, "What is your errand then, O Messengers!"
Said he, "So, what is your concern, you Emissaries?"
(Abraham) said: And (afterward) what is your errand, O ye sent (from Allah)?
He said: "What is then your business, O messengers?"
Said [Abraham]: "And what [else] may you have in view, O you [heavenly] messengers?"
˹Later,˺ Abraham asked, "What is your mission, O messenger-angels?"
He said: "What is your undertaking, O messengers"
He said, "What are you up to, O messengers?"
[Abraham] said, "Then what is your business [here], O messengers?"
He said: “Then what is your business, O emissaries?”
Abraham said, "And now what is your task, O Messengers!"
(Ibrahim) said: "Then for what purpose have you have come, O messengers?"
He (Ibrāhīm) said (to the angels), "Then, what is your mission O messengers?"
He said: "What is your undertaking, O messengers?"