Diyanet İşleri
Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler, hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın?
Zümer suresi
Zümer suresi, 19. ayet. أَفَمَنْ حَقَّ عَلَيْهِ كَلِمَةُ ٱلْعَذَابِ أَفَأَنتَ تُنقِذُ مَن فِى ٱلنَّارِ
efemen ḥaḳḳa `aleyhi kelimetü-l`aẕâb. efeente tünḳiẕü men fi-nnâr.
Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler, hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Emrolunan ibadet; ateş katmanları ve üst üste odalar Zümer 11–20 3
Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar, altlarında (ateşten) katmanlar vardır. İşte Allah, kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, bana karşı gelmekten sakının.
Tağut'tan, ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah'a yönelenler için müjde vardır. O halde, kullarımı müjdele!
Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah'ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.
Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler, hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın?
Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur. Allah, va'dinden dönmez.
Görmedin mi, Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp haline getirir. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır.
Allah'ın, göğsünü İslam'a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah'ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
19. Yani sapıklığı, inadı ve küfrünü sürdürmesi sebebi ile hakkında azap sözü hak olmuş kimsenin, hidâyet bulmasına imkan yoktur. Sen de kaçınılmaz olarak ateşe girmek durumunda olan böyle bir kimseyi asla kurtaramazsın.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! Küfründe ve sapıklığında devam eden bir kimsenin hakkında azap sözü gerçekleştiyse, onu hidayete erdirmeye ve muvaffak kılmaya vesile olman için elinde herhangi bir çaren yoktur. Ey Resul! Bu vasıfta olan bir kimseyi sen cehennem ateşinden kurtarabilir misin?
Aynı kök: نقذ (5 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize…
Aynı kök: نقذ (5 geçiş)
Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah'tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için…
Aynı kök: نقذ (5 geçiş)
"O'nu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahman bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni…
Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Allah'ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey…
Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Böylece Rabbinin, inkar edenler hakkındaki, "Onlar cehennemliklerdir" sözü gerçekleşmiş oldu.
Aynı kök: كلم (75 geçiş)
Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti.…
Ortak kavram: Nûr (Işık)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Ortak kavram: Nûr (Işık)
Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hakkında azap sözü gerçekleşmiş kimse (diğerleri gibi olur mu)! Ateşte olanı sen mi kurtaracaksın! dipnot 1
Ne o, hakkında azap vaadi gerçekleşmiş olan kimseyle (böyle olmayan) kimse bir olabilir mi? Şimdi, ateşin göbeğine düşmüş birini sen kurtarabilir misin?
Peki, ya (Allah'ın) azabına çarpılmış olan kimse(yi insanlar kurtarabilir) mi? Ateşi hak eden kimseyi sen kurtarabilir misin?
Yanan kimseyi sen mi kurtaracaksın, azap çekmesi için varolmuş (şaki) ise?
Azab sözü kendisi üzerinde hak olmuş kimse mi (onlarla bir tutulur)? Ateşte olanı artık sen mi kurtaracaksın?
(Rasûlüm!) Hakkında azap hükmü gerçekleşmiş kimseyi ve ateşte olanı sen mi kurtaracaksın!
Üzerine ceza sözü gerçekleşenlere gelince; ateşte olanı, sen mi kurtaracaksın?
Hakkında azap kesinleşmiş olanı, ateştekini, sen mi kurtaracaksın?
Azap sözünü hakedenlere gelince, sen ateştekini kurtarabilir misin?
Azap sözünü hakedenlere gelince, sen ateştekini kurtarabilir misin?
Ya üzerine azap hükmü sabit olan kimse de mi (böyledir)? Artık o ateşteki kimseyi sen mi çıkaracaksın?
Ya üzerine "kelime-i azab" hakk olmuş kimse de mi? Artık o ateşteki kimseyi sen mi çıkaracaksın?
Hakkında azap kararı gerçekleşmiş olana gelince; ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?
Hakkında azap kararı gerçekleşmiş olana gelince; ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?
Hakkında azap kararı gerçekleşmiş olana gelince; ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?
Azab sözü kendisi üzerinde hak olmuş kimse mi (onlarla bir tutulur)? Ateşte olanı artık sen mi kurtaracaksın?
Kendisine azab hükmü hak olmuş kimseyi, (bu yüzden) ateşde bulunan kişiyi artık sen mi kurtaracaksın (Habibim)?
Hakkında azab hükmü gerçekleşmiş kimseyi mi? Ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?
(11-20) De ki muhakkak ki Allah’a katışıksız olarak ibadet etmekle emredildim , din O’nundur ve teslim olanların ilki olmakla emredildim. De ki Rabbime isyan etmekten büyük bir azap gününden korkuyorum, De ki Allah’a katışıksız bir şekilde / halis bir şekilde, ibadet edin, din O’nundur, sizler de O’nun dışındaki istediğinize ibadet edin. De ki hasara uğrayanlar kendilerini ve yakın çevrelerini kıyamet günü hasara uğratmışlardır. Dikkat edin! işte bu a paçık bir hasar değil midir? Onlara üstlerinde ateşten gölge katmanlar altlarında yine gölge katmanlar vardır, Allah işte bununla kullarını korkutuyor, ey kullarım benden sakının. Taşkınlık edene / Tağuta ibadet etmekten çekinip Allah’a yönelenlere, onlara müjde var, müjdele kullarımı! Onlar ki söz işittiklerinde işittiklerinin en güzeline tabi olurlar, Allah onları yola iletmiştir / hidayet etmiştir, işte onlar akıl ulularıdır. Sen mi, Azap kelimesi kendisine hak olmuş kimseyi, ateştekini kurtaracaksın? Rablerinden sakınanlara, onlara da odalar ve onların üzerlerinde de bina edilmiş ayrıca odalar vardır. (Apart yahut rezidans benzeri) Altlarından nehirler akar / cereyan eder, Allah’ın söz vermesidir / vaadidir, Allah sözleşmesi aksine / hilafına davranmaz.
Üzerine azap kelimesi hak olmuş kimseye (hidayet edemezsin), ateşte olanı da sen mi kurtaracaksın?
Üzerine azab kararı hak olanı mı, sen ateşte bulunanı mı kurtaracaksın?
Peki, aleyhinde azap hükmü kesinleşen biri (onlar gibi) midir? dipnot 1 Ateşte olan birini sen mi kurtaracaksın?
Azap konusunda söylenenleri hak eden biri, (sözün en güzeline uyan) o kişi ile aynı olur mu? Ateşte olanı kurtarmak senin elinde mi?
Üzerine azap kelimesi hak olmuş kimseye (hidayet edemezsin), ateşte olanı da sen mi kurtaracaksın?
Hakkında azap verilen kimseyi sen mi ateşten kurtaracaksın?
Üzerine azap sözü hak olanı, ateşe dalmış olanı sen mi kurtaracaksın?
Can he whom Allah has justly destined to the abode in Hell escape his destiny! would you be able, O Muhammad to rescue anyone imprisoned in the fire!
What about the one who has been sentenced to punishment? Can you [Prophet] rescue those already in the Fire?
Is, then, one against whom the decree of Punishment is justly due (equal to one who eschews Evil)? Wouldst thou, then, deliver one (who is) in the Fire?
(O Prophet), can you save him (from chastisement) against whom the sentence of chastisement has become due; dipnot 1 him who has, (as it were), already fallen into the Fire?"
But as for those against whom the decree of Punishment is justly carried out, can you rescue those who are in the Fire?
Is, then one against whom the Word of punishment is justified (equal to the one who avoids evil)? Will you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) rescue him who is in the Fire?
Can he against whom the word of punishment has become due? Can you rescue someone who is in the Fire?
Can he then, against whom the verdict of punishment becomes due (and who therefore merits punishment, be saved?) Can you rescue him who is consigned to the Fire?
He against whom the word of chastisement is realized -- shalt thou deliver him out of the Fire?
Who can save the person who has already been sentenced to be thrown into the Fire?
Him against whom the word of torment is due, - canst thou rescue him from the fire?
As for those who have deserved the retribution; can you save those who are in the fire?
Him therefore on whom the sentence of eternal punishment shall be justly pronounced, canst thou, O Mohammed, deliver him who is destined to dwell in the fire of hell?
What! Is he against whom the sentence of chastisement is justly due (equal to one who avoids evil): What! Can you save him who is in the Fire?
Is he then against whom the Word of torment comes true (truthfully rewarded)? Can you then rescue him who is in the Fire?
Is he on whom the word of doom is fulfilled (to be helped), and canst thou (O Muhammad) rescue him who is in the Fire?
Can he against whom the sentence of punishment has been justified (be rescued)? Can you save him who is in the Fire?
On the other hand, could one on whom [God’s] sentence of suffering has been passed [be rescued by man]? Couldst thou, perchance, save one who is [already, as it were,] in the fire?
What about those against whom the decree of torment has been justified? Is it you ˹O Prophet˺ who will then save those bound for the Fire?
As for those who have deserved the retribution; can you save those who are in the Fire
With regard to those who have deserved the retribution, can you save those who are already in Hell?
Then, is one who has deserved the decree of punishment [to be guided]? Then, can you save one who is in the Fire?
Is then he upon whom the word of punishment has become binding[...]? Art thou then to rescue him who is in the Fire?
On the other hand, he who has inevitably deserved suffering (for his persistence in following the non-divine 'authorities') - can you save someone who is already consumed in the Fire?
Then, is the one against whom the judgment of punishment is justly due (equal to one who avoids evil)? Then, would you save one who is in the Fire?
So tell Me about the one for whom the word of punishment is destined, - is it you, then, who would save someone who is already in the Fire?
As for those who have deserved the retribution; can you save those who are in the Fire?