Ahzâb suresi

Ahzâb suresi, 51. ayet

Ahzâb suresi, 51. ayet. تُرْجِى مَن تَشَآءُ مِنْهُنَّ وَتُـْٔوِىٓ إِلَيْكَ مَن تَشَآءُ وَمَنِ ٱبْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَ ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن تَقَرَّ أَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَآ ءَاتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِى قُلُوبِكُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَلِيمًا

türcî men teşâü minhünne vetü'vî ileyke men teşâ'. vemeni-btegayte mimmen `azelte felâ cünâḥa `aleyk. ẕâlike ednâ en teḳarra a`yünühünne velâ yaḥzenne veyerḍayne bimâ âteytehünne küllühünn. vellâhü ya`lemü mâ fî ḳulûbiküm. vekâne-llâhü `alîmen ḥalîmâ.

Diyanet İşleri

Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahzâb 48–54 · surenin 51. ayeti / 73
  1. Ahzâb 48

    Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

  2. Ahzâb 49

    Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut'a verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın.

  3. Ahzâb 50

    Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da (sana helal kıldık.) Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

  4. 51

    Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

  5. Ahzâb 52

    Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir.

  6. Ahzâb 53

    Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber'in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber'i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah'ın Resulüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikahlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.

  7. Ahzâb 54

    Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

51. Bu da aynı şekilde Yüce Allah’ın Rasûlüne sağladığı bir genişlik ve ona rahmetinin bir tecellisidir. Ona (başka erkekler hakkında) farz olan hanımlar arasında günleri paylaştırmayı terk etmeyi mubah kılmıştır. Eğer o günlerini aralarında paylaştıracak olursa bu, onun bir bağışıdır. Bununla birlikte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem her hususta aralarında adaleti sağlamaya gayret eder ve şöyle derdi: “Allah’ım! Bu, benim imkânlarım ölçüsündeki paylaştırmamdır. Benim sahip olamayıp da Senin sahip olduğun (kalbî) hususlar hakkında da beni kınama.”[9]

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Hanımlarından kimi dilersen geri bırakabilir” yani onları geri bırakarak yanına almaz ve onun yanında geceyi geçirmezsin; “kimi dilersen yanına alabilirsin” ve onun yanında geceyi geçirebilirsin.

Bununla birlikte bunu yapman senin hakkında kesin ve değişmez bir husus değildir. “Geri bıraktıklarından kimi yanına almak istersen sana vebal yoktur.” Yani bütün bu hususlarda sen dilediğini tercih edebilirsin.

Çoğu müfessir şöyle demiştir: Bu, kendilerini ona bağışlayan hanımlara hastır. O, bunlardan dilediği kimseyi geri bırakabilir, dilediğini de yanına alabilirdi. Yani arzu ettiği takdirde kendisini ona bağışlayanı kabul eder, dilemezse kabul etmezdi. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.

Daha sonra Yüce Allah, bu husustaki hikmeti açıklayarak şöyle buyurmaktadır: “Bu” sana gösterdiğimiz genişlik kararının sana ait olması, senin elinde bulunması ve senin onlara bağışta bulunman “mutlu olmaları, üzülmemeleri ve kendilerine verdiklerine hepsinin razı olmaları için daha uygundur.” Çünkü onlar, senin farz olan bir hususu terk etmeyeceğini ve yerine getirilmesi gereken bir hakkı yerine getirmekte kusurlu hareket etmeyeceğini bilirler.

“Allah kalplerinizde olanı bilir.” Yani farz ve müstehap hakları eda ederken ve hakların çakıştığı ve tercih yapmak gerektiği hallerde kalplere arzı olan düşünce ve niyetleri bilir. İşte bundan dolayı ey Allah’ın Rasûlü, hanımlarının kalpleri huzur bulsun diye Yüce Allah, senin için böyle bir genişliği teşrî’ buyurmuştur.

“Allah her şeyi bilendir, Halimdir.” Yani hem ilmi geniştir, hem hilmi boldur. İlminin bir tecellisi olarak O, sizler için işlerinizi daha da düzene koyacak, ecirlerinizi daha çok artıracak hükümler teşrî’ buyurmuştur. Hilminin bir tecellisi de O’nun, yaptığınız kötü işler ve kalplerinizin ısrar ettiği kötülükler dolayısı ile sizi hemen cezalandırmamasıdır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Peygamber! Hanımlarından dilediğini yanlarında geceleme hususunda erteler, dilediğini de yanına alır ve onunla gecelersin. Geriye bıraktıklarından birini yanına geri almak istersen bunda sana bir günah yoktur. Senin için olan bu seçme ve genişlik; senin kadınlarının sevinmeleri ve kendilerine verdiğin şeylerle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Bu; onların, senin vacibi (gerekli olanı) terk etmediğini ve hak hususunda eli sıkı davranmadığını bilmeleri içindir. Ey erkekler! Allah sizin, kalplerinizde hanımlarınız arasında hangisine karşı daha çok meyliniz olduğunu bilir. Zira Allah; kullarının amellerini hakkıyla bilendir. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Olur da tövbe ederler diye kullarını cezalandırmakta acele etmeyendir, Halîm'dir.

Kelimeler

35 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. تُرْجِى turci geri bırakır kök: رجو
  2. مَن men kimseyi
  3. تَشَآءُ teşa'u dilediği kök: شيا
  4. مِنْهُنَّ minhunne onlardan
  5. وَتُـْٔوِىٓ vetu'vi ve alırsın kök: اوي
  6. إِلَيْكَ ileyke yanına
  7. مَن men kimseyi
  8. تَشَآءُ ۖ teşa'u dilediğin kök: شيا
  9. وَمَنِ ve meni ve kimseye
  10. ٱبْتَغَيْتَ btegayte arzu ettiği(ne dönmekte) kök: بغي
  11. مِمَّنْ mimmen
  12. عَزَلْتَ azelte ayrıldıklarından kök: عزل
  13. فَلَا fela yoktur
  14. جُنَاحَ cunaha bir günah kök: جنح
  15. عَلَيْكَ ۚ aleyke senin üzerine
  16. ذَٰلِكَ zalike budur
  17. أَدْنَىٰٓ edna en elverişli olan kök: دنو
  18. أَن en
  19. تَقَرَّ tekarra aydınlanmasına kök: قرر
  20. أَعْيُنُهُنَّ ea'yunuhunne onların gözlerinin kök: عين
  21. وَلَا ve la ve
  22. يَحْزَنَّ yehzenne tasalanmamalarına kök: حزن
  23. وَيَرْضَيْنَ ve yerdeyne ve razı olmalarına kök: رضو
  24. بِمَآ bima
  25. ءَاتَيْتَهُنَّ ateytehunne senin verdiklerine kök: اتي
  26. كُلُّهُنَّ ۚ kulluhunne hepsinin kök: كلل
  27. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  28. يَعْلَمُ yea'lemu bilir kök: علم
  29. مَا ma olanı
  30. فِى fi
  31. قُلُوبِكُمْ ۚ kulubikum sizin kalblerinizde kök: قلب
  32. وَكَانَ ve kane ve kök: كون
  33. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  34. عَلِيمًا alimen bilendir kök: علم
  35. حَلِيمًۭا halimen halimdir kök: حلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    (7-8) Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya;…

  • Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah'ın emri olarak yazılmıştır. Bunların…

  • Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    Artık evlenme ümidi beslemeyen, hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri…

  • Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş)

    Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü'minlere (şefkat) kanadını indir.

  • Aynı kök: اوي (36 geçiş) · Aynı kök: قرر (38 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş)

    Meryem oğlu İsa'yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine…

  • Aynı kök: قرر (38 geçiş) · Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş)

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. (Bir süre) ayrı kaldığın (hanımlar)ından (yolculuğa çıkarken gelmelerini) istemende sana herhangi bir vebal yoktur. Böyle (yapman), onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. dipnot 1 Allah kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah bilendir, hoşgörülüdür.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle Hz. Muhammed'in mevcut eşleriyle ilgili özel bir durumu içermektedir. Boşanıp aynı hanımla tekrar evlenmeyi değil, geçici ayrılık yaşananlarla birleşmesi ve savaş yolculuklarında yanına alma konusunda mevcut eşleriyle ilgili bir serbestiyi ortaya koymaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Onlardan dilediğini daha sonraya bırakabilir, dilediğini de yanına alabilirsin; ilişkini dondurup (sonraya) bıraktıklarından birini yeniden istemende senin için bir beis yoktur: bu (seni her görüşte) onların gözlerinin ışımasını, üzülmemelerini ve onlara verdiğin şeylerden razı olmalarını sağlar; ve sadece Allah kalplerinizde olanı bilir: ama zaten Allah her şeyi bilir, tarifsiz bir ilim sahibidir.

Muhammed Esed

(Şunu bil ki,) onlardan dilediğini bir süre yanından uzaklaştırabilirsin ve dilediğini de yanına alabilirsin; ve (bir süre) uzaklaştırdıklarından birini yeniden istemende bir vebal yoktur: bu, (seni her gördüklerinde) gözlerinin parlamasını ve (gözden çıkarıldıkları zaman) üzülmemelerini ve onlara vermek zorunda olduğun her şeyden hoşnutluk duymalarını sağlar: çünkü (yalnız) Allah kalplerinizden geçeni bilir; ve Allah her şeyi bilendir, halimdir.

Ahmed Hulusi

Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini de yanına alırsın. . . Uzlet ettiğin (sırasını geri bıraktığın hanımlardan) kimi (tekrar yanına almak) istersen, sana bir vebal yoktur. . . Bu, onların gözlerinin aydın olmasına, mahzun olmamalarına ve kendilerine verdiğin ile hepsinin razı olmalarına en uygundur. . . Allah kalplerinizde olanı bilir. . . Allah Aliym'dir, Haliym'dir.

Ali Bulaç

Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alıp barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir.

Ali Özek ve heyeti

Ey Peygamber! Kadınlarından dilediğini bırakır, dilediğini kendine alırsın. Ayrıldığın eşlerinden arzu ettiğini almanda sana bir sakınca yoktur. Bu, onların sevinmeleri, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah, hakkıyla bilendir; Halîm'dir.

Ali Rıza Safa

Onlardan istediğini bir süre uzaklaştırabilir; istediğini de yanına alabilirsin. Uzaklaştırdıklarının arasından istediğini tekrar yanına almanda da sakınca yoktur. Onların gözlerinin parlaması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için böylesi daha uygundur. Allah, yüreğinizde olanları bilir. Çünkü Allah, Bilendir; Hoşgörülüdür.

Bayraktar Bayraklı

Hanımlarından dilediğinin yanında kalma sırasını erteler, dilediğini de öne alabilirsin. Sırasını ertelediklerinden arzuladıkların olursa onlara dönmende sana bir sakınca yoktur. Böyle yapman onları mutlu etmen, üzülmemelerini sağlaman, kendilerine verdiklerinle hepsinin razı olması için daha uygundur. Allah, sizin kalplerinizde olanı bilir ve son derece yumuşak davranır.

Edip Yüksel

Onlardan dilediğini erteler, dilediğini de yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduğun birisini tekrar istemende bir sakınca yoktur. Böylece onlar hoşnut olurlar, üzülmezler ve senin her birisine verdiğine razı olurlar. Kalbinizde olanı ALLAH iyi bilir. ALLAH Bilendir, Şefkatlidir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlardan dilediğini erteler, dilediğini de yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduğun birisini tekrar istemende bir sakınca yoktur. Böylece onlar hoşnut olurlar, üzülmezler ve senin herbirisine verdiğine razı olurlar. Kalbinizde olanı ALLAH iyi bilir. ALLAH Bilendir, ?efkatlidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından arzu ettiğinde sana günah yoktur. Onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmaları için en elverişli olan budur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, herşeyi bilir, halimdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan dilediğini giri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın, azleylediğinden de arzu ettiğinde sana günah yoktur, Onların gözleri aydınlanıb mahzun kalmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnud olmalarına en elverişli olan budur, Allah kalblerinizdekini bilir, Allah hem alim hem halim bulunuyor

Erhan Aktaş

Onlardan dipnot 1 dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından, dipnot 1 istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. En uygun olanı budur. Bu, onların gözlerinin aydın olması dipnot 2 ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nebi'nin dilediğini yanına almasını, dilediğini ertelemesinin Nebi'nin özel hayatıyla ilgisi yoktur.
  2. metne dön, dipnot 2
    Sevinmeleri.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlardan dipnot 1 dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından dipnot 1 , istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. En uygun olanı budur. Bu, onların gözlerinin aydın olması dipnot 2 ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ertelediklerinden. Bir önceki ayette sayılanlardan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Sevinmeleri.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın. dipnot 1 Bıraktıklarından dipnot 2 , istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. Bu, onların gözlerinin aydın olması dipnot 3 ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Birlikte olma sıralarını değiştirebilirsin.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bir süre uzak kaldıklarından.
  3. metne dön, dipnot 3
    Sevinmeleri.

Gültekin Onan

Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alıp barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Tanrı, kalplerinizde olanı bilir. Tanrı bilendir, halimdir.

Hasan Basri Çantay

Onlardan kimi dilersen (nevbetinden) geri bırakır, kimi de dilersen yanına alabilirsin. (Nevbetinden) geri bırakdıklarından kimi istersen (nezdine almak) da da sana güçlük yokdur. Gözleri aydın olub tasalanmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnud olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah (her şey'i) hakkıyle bilendir, ukubetde acele etmeyendir.

İbni Kesir

Onlardan istediğini bırakabilir, istediğini alabilirsin. Bırakmış olduklarından da arzu ettiğini almanda sana bir vebal yoktur. Bu, onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha elverişlidir. Allah, kalblerimizde olanı bilir. Ve Allah; Alim, Halim olandır.

Mehmet Alagaş

(49-52) Ey İman edenler, kadınları nikahladığınızda, sonra da onlardan herhangi bir temasınız olmadan önce boşandığınızda, sizlere iddet süresi beklemek sorumluluğu yoktur , onların geçimliklerini verin, güzel bir salıverme ile onları salın. Ey Nebi; sana ücretlerini / mehirlerini verdiğin zevcelerini helal ettik, elinin altında ki Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerini de (cariye) sana helal kıldık , amcalarının kızlarını, halalarının kızlarını, dayılarının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, -ki senle beraber hicret ettiler- helal ettik, ayrıca kendini Allah Resulüne hibe etmiş mümin kadınları da sana helal ettik, eğer ki Nebi de nikahına almak isterse, o kadının, müminlerin dışında sadece sana has olması gerekir, (Resul hanımları ile başkaları evlenemez.) kesinlikle biz de onların zevcelerinin ve elleri altında kimlerin onlarda olduğunu biliyoruz, bu, sana bir darlık olmasın diyedir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir. İstediğini geri bırakır, istediğini edinirsin, azlettiğin eşini tekrar almakta sana bir vebal yoktur , onların göz aydınlığı ve hüzünlenmemeleri, verdiğin şeylere razı gelmeleri için böylesi daha uygundur. (Savaş esirlerinden cariye olmadan direk nikahladığı iki eşi; Safiye ve Cüveyriye) Allah kalplerinizde olanı bilir , Allah bilendir, uysal davranandır. Bundan sonrasında kadınlar sana helal değildir , eşlerinden değişikliğe gitmen de güzellikleri hoşuna dahi gitse sana helal değildir. Sadece mevcut elinde olanlar sana helaldir, (artık senin için evlenme boşanma konuları bitmiştir) Allah her şeyi gözetleyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey Peygamber! Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bıraktığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmaları için bu daha uygundur. Allah, kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah; hakkıyla bilendir, Halîm'dir.

Süleyman Ateş

Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. (Geçici olarak) Ayrıldıklarından (tekrar birleşmeyi) arzu ettiğine (dönmekte) senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp tasalanmamalarına ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına en elverişli olan budur. Allah sizin kalblerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir (birden öfkeye kapılıp ceza vermez).

Süleymaniye Vakfı

Eşlerinden istediğini kendinden uzak tutabilir, istediğini yanına alabilirsin. Ayrı tuttuklarından hangisini yanına almak istersen bunun sana bir günahı olmaz. Bu, onların mutlu olmaları, üzülmemeleri ve senin kendilerine verdiğine hepsinin razı olması için daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah her şeyi bilen ve pek yumuşak davranandır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlardan istediğine ilgini azaltır, istediğini yanına alabilirsin. Ayrı bıraktığını arzularsan onu yanına almaktan da sorumlu tutulmazsın. Bu onların gözlerinin aydın olması (bir arayış içinde olmamaları), üzülmemeleri ve hepsine verdiğin şeylerden mutlu olmaları açısından daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir; Allah bilir, yumuşak davranır.

Şaban Britch

Bunlardan dilediğini (yanında geceleme hususunda) ertelersin, dilediğini de yanına alabilirsin. (Yanında kalma gününü ertelediğin) eşlerinden dilediğinin (yanında tekrardan) (gecelemeyi) istemende bir günah yoktur. Bu, onların sevinmeleri, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah, Alim'dir, Halim'dir.

Şaban Piriş

Bunlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alabilirsin. Ayrıldığın eşlerinden dilediğini almanda da bir sakınca yoktur. Bu, onların sevinmeleri, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha uygundur. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah, herşeyi bilen ve halden anlayandır.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Bir süre için uzaklaştığın hanımlarından dilediğini yanına almanda bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanmasında, tasalanmalarında ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmasında bu daha uygun bir yoldur. Allah sizin kalplerinizde olanı bilir. Allah Alim'dir, Halim'dir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

You incur no blame should you defer the turn of whom you will and bring over to your side whom you will and whom you choose of those whose turn you have deferred. This will make them happy and their eyes will speak content and they will not grieve at heart, they will all be satisfied with what you have accorded them and Allah knows what is in your hearts and in your minds. Allah has always been 'Alimun and Halimun (Forbearing toward His creatures).

Abdul Haleem

You may make any of [your women] wait and receive any of them as you wish, but you will not be at fault if you invite one whose turn you have previously set aside: this way it is more likely that they will be satisfied and will not be distressed and will all be content with what you have given them. God knows what is in your hearts: God is all knowing, forbearing.

Abdullah Yusuf Ali

Thou mayest defer (the turn of) any of them that thou pleasest, and thou mayest receive any thou pleasest: and there is no blame on thee if thou invite one whose (turn) thou hadst set aside. This were nigher to the cooling of their eyes, the prevention of their grief, and their satisfaction - that of all of them - with that which thou hast to give them: and Allah knows (all) that is in your hearts: and Allah is All-Knowing, Most Forbearing.

Abul A'la Maududi

Of them you may put off any of them you wish, and you may take any of them whom you wish, and you may call back any of those whom you had (temporarily) set aside: there will be no blame on you (on this account). It is likelier that they will thus be comforted, and will not grieve, and every one of them will be well-pleased with what you give them. dipnot 1 Allah knows what is in your hearts. Allah is All-Knowing, All-Forbearing. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This verse was meant to relieve the Prophet (peace be upon him) of the domestic worries and anxieties so that he could carry out his duties with full peace of mind. When Allah clearly gave him the power and the authority to treat any of his wives as he liked, there remained no chance that those believing ladies would trouble him in any way, or would create complications for him by their mutual rivalries and domestic squabbles. But in spite of having this authority from Allah the Prophet (peace be upon him) meted out full justice to his wives. He did not prefer one to the other and would visit each of them regularly by turns. Only Abu Razin from among the traditionalists has said that the Prophet (peace be upon him) visited only four of his wives, Aishah, Hafsah, Zainab and Umm Salamah by turns and no turn had been fixed for the other wives. But all other traditionalists and commentators contradict this and prove by authentic traditions that even after having this authority the Prophet (peace be upon him) visited all his wives in turn and treated there alike. Bukhari, Muslim, Nasai, Abu Daud and others have reported on the authority of Aishah that even after the revelation of this verse the Prophet’s (peace be upon him) practice was that whenever he wanted to visit any of us, his wives, on the turn of another wife, he would first ask her permission for it. Abu Bakr al-Jassas relates from Urwah bin Zubair that Aishah told him, "As to our rants the Prophet (peace be upon him) never preferred any of us to the other, although it seldom happened that he did not visit all his wives on the same day, but he never touched a wife unless it was her day by turn." And this also is a tradition from Aishah that during his last illness when it became difficult for him to move about he asked for his other wives’ permission to stay with her, and only on their approval he passed his last days in her apartment. Ibn Abi Hatim has cited this from Imam Zuhri that the Prophet (peace be upon him) is not known to have deprived any of his wives of her turn. To this only Saudah was an exception, who on account of her advanced age had willingly surrendered her turn in favor of Aishah.
  2. metne dön, dipnot 2
    Here, nobody should entertain the doubt that Allah had, God forbid, shown an undue privilege to His Prophet (peace be upon him) and deprived his wives of their rights. As a matter of fact, the great objectives for the sake of which the Prophet (peace be upon him) had been made an exception to the general rule in respect of the number of wives, also demanded that he should be afforded full peace in domestic life and anything that could cause him distraction and embarrassment should be eradicated. It was a unique honor for the wives that they were privileged to be the life-partners of the greatest of all men like the Prophet (peace be upon him), and by virtue of this they got the opportunity to become his companions and helpers in the great task of reform and invitation that was to become the means of true success for mankind till the end of time. Just as the Prophet (peace be upon him) was offering every kind of sacrifice for the sake of this objective and the companions were also following his example according to their capabilities, so it was also the duty of his wives to display selflessness in every way. Therefore, all the wives accepted Allah’s decision with regard to themselves happily and willingly.

Aisha Bewley

You may refrain from any of them you will and keep close to you any of them you will. And if you desire any you have left alone, there is nothing wrong in that. This makes it more likely they will be comforted and not be grieved, and all of them will be content with what you give them. Allah knows what is in your hearts. Allah is All-Knowing, All-Forbearing.

Al-Hilali & Khan

You (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) can postpone (the turn of) whom you will of them (your wives), and you may receive whom you will. And whomsoever you desire of those whom you have set aside (her turn temporarily), it is no sin on you (to receive her again): that is better that they may be comforted and not grieved, and may all be pleased with what you give them. Allâh knows what is in your hearts. And Allâh is Ever All-Knowing, Most Forbearing.

Ali Quli Qarai

You may put off whichever of them you wish and consort with whichever of them you wish, and as for any whom you may seek [to consort with] from among those you have set aside [earlier], there is no sin upon you [in receiving her again]. That makes it likelier that they will be comforted and not feel unhappy, all of them being pleased with what you give them. Allah knows what is in your hearts, and Allah is all-knowing, all-forbearing.

Amatul Rahman Omar

(Prophet!) You may put aside such of them (- your wives) as you like and you may keep with yourself such of them as you like. (Similarly) no blame shall lie on you if you take back such of them as you desire of those (wives) whom you have had put aside (in the matter) provisionally. It is more likely this should console them and relieve them of their grief; and make everyone of them well-pleased with what you have given them. And Allâh knows best what lies hidden in your hearts. And Allâh is All-Knowing, All-Clement.

Arthur John Arberry

Thou mayest put off whom thou wilt of them, and whom thou wilt thou mayest take to thee; and if thou seekest any thou hast set aside there is no fault in thee. So it is likelier they will be comforted, and not sorrow, and every one of them will be well-pleased with what thou givest her. God knows what is in your hearts; God is All-knowing, All-clement.

Bijan Moeinian

[In order to relieve you (Mohammad) of the domestic worries so that you could carry out your duties, ] Your are granted the option to shun away any of your wives, bring closer to you any one of them and there will be no blame on you, if you reconcile with the ones that you have put aside. It is expected from them to understand [that as the wife of Prophet they cannot expect an ordinary life and] that they will be content with whatever you give them. God knows what is going on in your heart. God knows everything [and due to his knowledge of the situation, He is understanding] and the Most Merciful.

E. Henry Palmer

Put off whomsoever thou wilt of them and take to thyself whomsoever thou wilt, or whomsoever thou cravest of those whom thou hast deposed, and it shall be no crime against thee. That is nigher to cheering their eyes and that they should not grieve, and should be satisfied with what thou dost bring them all; but God knows best what is in their hearts; and God is knowing, clement.

Edip-Layth

You may postpone whom you will of them, and you may receive whom you will. Whomsoever you seek of those whom you have set aside then there is no sin upon you. Such is best that they may be comforted and not grieve, and may all be pleased with what you give them. God knows what is in your hearts. God is Knowledgeable, Compassionate.

George Sale

Thou mayest postpone the turn of such of thy wives as thou shalt please, in being called to thy bed; and thou mayest take unto thee her whom thou shalt please, and her whom thou shalt desire of those whom thou shalt have before rejected: And it shall be no crime in thee. This will be more easy, that they may be entirely content, and may not be grieved, but may be well pleased with what thou shalt give every of them: God knoweth whatever is in your hearts; and God is knowing and gracious.

Hamid S. Aziz

O Prophet! Surely We have made lawful to you your wives whom you have given their dowries, and those whom your right hand possesses out of those whom Allah has given to you as prisoners of war, and the daughters of your paternal uncles and the daughters of your paternal aunts, and the daughters of your maternal uncles and the daughters of your maternal aunts who fled with you; and a believing woman if she gave herself to the Prophet, if the Prophet desired to marry her especially for you, not for the rest of believers; We know what We have ordained for them concerning their wives and those whom their right hands possess in order that no blame may attach to you; and Allah is Forgiving, Merciful.

Mahmoud Ghali

You may put off whom you decide of them, and you may give abode to whom you decide of them; and whomever you seek (again) of the ones you have kept apart, then there is no fault in you. That (makes) it likelier for them to comfort (Literally: so that their eyes may settle down) their eyes and not to grieve, and for all of them to be satisfied with what you bring them. And Allah knows what is in your hearts; and Allah has been Ever-Knowing, Ever-Forbearing.

Marmaduke Pickthall

Thou canst defer whom thou wilt of them and receive unto thee whom thou wilt, and whomsoever thou desirest of those whom thou hast set aside (temporarily), it is no sin for thee (to receive her again); that is better; that they may be comforted and not grieve, and may all be pleased with what thou givest them. Allah knoweth what is in your hearts (O men), and Allah is ever Forgiving, Clement.

Mohamed Ahmed - Samira

You may defer the turn of any of your wives you like, and may take any other you desire. There is no harm if you take any of those (whose turn) you had deferred. This would be better as it would gladden their hearts and they will not grieve, and each will be happy with what you have given her. God knows what is in your heart, for He is all-wise and benign.

Muhammad Asad

[know that] thou mayest put off for a time whichever of them thou pleasest, and mayest take unto thee whichever thou pleasest; and [that,] if thou seek out any from whom thou hast kept away [for a time], thou wilt incur no sin [thereby]: this will make it more likely that their eyes are gladdened [whenever they see thee], and that they do not grieve [whenever they are overlooked], and that all of them may find contentment in whatever thou hast to give them: for God [alone] knows what is in your hearts - and God is indeed all-knowing, forbearing.

Mustafa Khattab

It is up to you ˹O Prophet˺ to delay or receive whoever you please of your wives. There is no blame on you if you call back any of those you have set aside.[1] That is more likely that they will be content, not grieved, and satisfied with what you offer them all. Allah ˹fully˺ knows what is in your hearts. And Allah is All-Knowing, Most Forbearing.

Progressive Muslims

You may postpone whom you will of them, and you may receive whom you will. And whomsoever you seek of those whom you have set aside then there is no sin upon you. Such is best that they may be comforted and not grieve, and may all be pleased with what you give them. God knows what is in your hearts. God is Knowledgeable, Compassionate.

Rashad Khalifa

You may gently shun any one of them, and you may bring closer to you any one of them. If you reconcile with any one you had estranged, you commit no error. In this way, they will be pleased, will have no grief, and will be content with what you equitably offer to all of them. GOD knows what is in your hearts. GOD is Omniscient, Clement.

Sahih International

You, [O Muúammad], may put aside whom you will of them or take to yourself whom you will. And any that you desire of those [wives] from whom you had [temporarily] separated - there is no blame upon you [in returning her]. That is more suitable that they should be content and not grieve and that they should be satisfied with what you have given them - all of them. And Allah knows what is in your hearts. And ever is Allah Knowing and Forbearing.

Sam Gerrans

Thou deferest whom thou wilt of them, and thou takest to thee whom thou wilt; and whom thou desirest of those thou hast set aside: there is no blame upon thee. That tends to the comfort of their eyes, and that they grieve not, and that they be pleased with what thou givest them; and God knows what is in your hearts, and God is knowing and clement.

Shabbir Ahmed

You may let any of your wives leave amicably if they so wish, and likewise you may keep close those who accept the extra responsibilities as the mothers of believers (33:6), (33:28). If you reconcile with anyone you had estranged, you commit no error. This will gladden their eyes, their grief will disappear and all of them will be content with whatever you give them. Allah alone knows what is in your hearts, and Allah is Knower, Clement.

Syed Vickar Ahamed

You can postpone (the turn of) any of them (the women) whom you please, and you may receive any whom you please: And there is no blame on you if you invite one whose (turn) you had put aside. This is better for (their peace of mind), the cooling of eyAes (in the joy of seeing you), to keep off their sorrow, and for their satisfaction— That all of them (are happy) with what you have to give to them: And Allah knows (all) that is in your hearts: And Allah is All Knowing (Aleem), Most Forbearing (Haleem).

Taqi Usmani

You may postpone (the turn) of any one you wish from among them, and may accommodate with you any one you wish. And should you recall any one from those whom you kept aside, there is no blame on you. It is more likely, in this way, that their eyes will stay content, and they will not grieve, and all of them will be happy with whatever you give to them. Allah knows whatever lies in your hearts, and Allah is All-Knowing, All-Wise.

The Monotheist Group

You may postpone whom you will of them, and you may receive whom you will. And whomsoever you seek of those whom you have set aside then there is no sin upon you. Such is best that they may be comforted and not grieve, and that they may all be pleased with what you give them. And God knows what is in your hearts. And God is Knowledgeable, Compassionate.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 51. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 51. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 51. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩