Diyanet İşleri
Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Ahzâb suresi
Ahzâb suresi, 58. ayet. وَٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ بِغَيْرِ مَا ٱكْتَسَبُوا۟ فَقَدِ ٱحْتَمَلُوا۟ بُهْتَٰنًا وَإِثْمًا مُّبِينًا
velleẕîne yü'ẕûne-lmü'minîne velmü'minâti bigayri me-ktesebû feḳadi-ḥtemelû bühtânev veiŝmem mübînâ.
Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ev âdâbı, salât ü selâm ve örtünme Ahzâb 53–59 3
Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mü'min kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla şahittir.
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salat ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin, selam edin.
Şüphesiz Allah ve Resulünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lanet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.
Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
(60-61) Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine'de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 57–58. ayetler için yazılmıştır.
57. Yüce Allah, Rasûlünün tazim edilmesini, ona salât ve selâm getirilmesini emrettikten sonra ona eziyet etmeyi yasaklamış ve böyle bir davranışa karşılık da tehditte bulunarak şöyle buyurmaktadır: “Allah’a ve Rasûlüne eziyet edenler” bu buyruk, ister sözlü, ister fiilî olsun her türlü eziyeti, sövme, hakaret, ona veya dinine dil uzatma vb. gibi ona eziyet teşkil edecek her türlü hususu kapsamına alır.
“şüphesiz Allah onlara dünya ve âhirette lanet etmiş” onları rahmetinden kovup uzaklaştırmıştır. Dünyada lanete uğramalarının bir parçası da Rasûlullah’a söven ve ona eziyet eden kimsenin öldürülmesi hakkındaki hükmüdür.
“Ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.” Ona eziyet etmenin cezası, bu eziyette bulunanın hor ve hakir kılıcı azapta eziyete uğratılmasıdır. Allah Rasûlüne eziyet etmek, başkasına eziyet etmek gibi değildir. Çünkü kul, Allah’ın Rasûlüne iman etmedikçe Allah’a da iman etmiş olmaz. Ayrıca Allah Rasûlüne tazim edilmesi imanın gereklerindendir. Mü’minlere eziyet etmek büyük bir günah ve vebali çok büyük olduğuna göre böyle bir şeyin Peygamber’e yapılması çok çok daha büyük bir günahtır. Nitekim Yüce Allah müminlere eziyet hakkında da şöyle buyurmaktadır:
58. “Mümin erkeklere ve mü’min kadınlara işlemedikleri şeylerden dolayı” eziyet edilmelerini gerektiren herhangi bir suçları bulunmaksızın “eziyet edenler,” sebepsiz yere mü’minlere eziyet ettiklerinden dolayı “kesinlikle bir iftira ve apaçık bir günah” yükünü sırtlarına alıp “yüklenmiş olurlar.”
Çünkü bu yolla mü’minlere haksızlık yapmış ve zulmetmiş, Allah’ın saygı gösterilmesini emrettiği bir yasağı da çiğnemiş olurlar. Bundan dolayı mü’minlerden bir ferde sövmek, kişinin haline ve mertebesinin yüksekliğine göre taziri (hakimin uygun göreceği bir cezaya çarptırılmayı) gerektirir. Bu nedenle sahabeye sövenlerin taziri daha ileri derecede olur. İlim adamlarına ve dine bağlı sövmenin taziri de diğerlerine göre daha büyük çapta olur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bir ezaya uğratılmalarını gerektirecek bir cürüm ve günah işlemedikleri halde bir söz yahut fiil ile Mümin erkeklere ve Mümin kadınlara eziyet edenler, şüphesiz bir yalan ve iftirayı yüklenmişler ve apaçık bir günah işlemişlerdir.
Aynı kök: بهت (8 geçiş) · Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: حمل (64 geçiş)
Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.
Aynı kök: بهت (8 geçiş) · Aynı kök: اثم (49 geçiş)
Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira…
Aynı kök: اذي (24 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş)
Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve…
Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş)
Kim bir günah kazanırsa, onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş)
Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır.
Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş)
O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan…
Aynı kök: حمل (64 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş)
Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua…
Aynı kök: بهت (8 geçiş)
Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, "Benim Rabbim…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, elbette bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Bir de, mü'min erkekler ve kadınları işlemedikleri şeylerle suçlayarak eza edenler var: İşte bunu yapanlar, iftira atmış ve apaçık bir suç işlemiş olurlar.
Mümin erkekleri ve mümin kadınları yapmadıkları bir fiilden dolayı suçlayanlara gelince, onlar iftira atma suçu işlemiş ve böylece açık bir günaha girmiş olurlar.
İman etmiş erkeklere ve iman etmiş kadınlara yapmadıkları şeyler (iftira) ile eziyet edenlere gelince, onlar gerçekten bir iftira ve apaçık bir vebal yüklenmişlerdir.
Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara irtikab etmedikleri (bir suç) sebebiyle eziyet edenler ise, gerçekten bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.
Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
İnanan erkekleri ve inanan kadınları, yapmadıkları bir şeyden dolayı tedirgin edenler, onları karalamışlar ve apaçık bir suç yüklenmişlerdir.
İnanan erkek ve kadınları, yapmadıkları bir şeyden dolayı incitenler, şüphesiz iğrenç bir iftira ve günah yüklenmiş olurlar.
Gerçeği onaylayan erkeklere ve kadınlara, haksız yere hakaret edenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
İnanan erkeklere ve kadınlara, haksız yere hakaret edenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
İnanan erkeklere ve inanan kadınlara hak etmedikleri bir biçimde eziyet edenler de şüphesiz bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.
Mü'minin ve mü'minata istihkak kesbetmedikleri bir vechile eza edenler de şübhesiz bir bühtan (açık bir vebal) yüklenmişlerdir
Mü'min erkeklere ve Mü'min kadınlara yapmadıkları bir şey nedeniyle eziyet eden kimseler, bu durumda iftira ve apaçık günah yüklenmiş oldular.
Mü'min erkeklere ve Mü'min kadınlara yapmadıkları bir şey nedeniyle eziyet eden kimseler, bu durumda iftira ve apaçık günah yüklenmiş oldular.
Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara yapmadıkları bir şey nedeniyle eziyet eden kimseler, bu durumda iftira ve apaçık günah yüklenmiş oldular.
İnançlı (erkek)lere ve inançlı (kadın)lara irtikab etmedikleri (bir suç) sebebiyle eziyet edenler ise gerçekten bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.
Erkek mü'minlerle kadın mü'minlere işlemedikleri (bir günah) yüzünden eza edenler de muhakkak bir yalan ve apaçık bir günah yüklenmiş (ler) dir.
Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları yapmadıkları bir şeyle incitenler; doğrusu bir iftirayı ve apaçık bir günahı yüklenmişlerdir.
(58-59) Erkek müminlere ve Kadın müminlere yapmadıkları şeyler dışında eziyet edenler, iftira / bühtan ve açık bir günah yüklenmişlerdir. Ey Nebi , zevcelerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına deki , dış örtülerini üzerlerine salsınlar, tanınmamaları ve eziyet edilmemeleri için bu daha iyi seçenektir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Mümin erkeklere ve Mümin kadınlara yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları yapmadıkları bir şeyle (suçlayıp) incitenler bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.
Mümin erkeklerle mümin kadınları yapmadıkları bir şeyden ötürü incitenler, iftira suçunu ve apaçık bir günahı yüklenmiş olurlar dipnot 1 .
Mümin erkeklerle mümin kadınları, yapmadıkları bir şeyden ötürü incitenler, iftira suçunu ve apaçık bir günahı yüklenmiş olurlar.
Mü’min erkek ve kadınlara yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler de bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Mü'min erkek ve kadınlara suçsuz yere eziyet edenler de bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Mümin erkeklerle mümin kadınları, yapmadıkları bir şeyden dolayı rahatsız edenler, bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.
And those who unjustly hurt the men or the women in whose hearts reigns piety or offend them for no valid reason will have born malice against themselves and shall stand manifest of a major sin.
and those who undeservedly insult believing men and women will bear the guilt of slander and flagrant sin.
And those who annoy believing men and women undeservedly, bear (on themselves) a calumny and a glaring sin.
Those who cause hurt to believing men and to believing women have invited upon themselves a calumny dipnot 1 and a manifest sin.
And those who abuse men and women who are muminun, when they have not merited it, bear the weight of slander and clear wrongdoing.
And those who annoy believing men and women undeservedly, they bear (on themselves) the crime of slander and plain sin.
Those who torment faithful men and women undeservedly, certainly bear the guilt of slander and flagrant sin.
And those who malign believing men and believing women for no fault of theirs, are guilty of false accusation and bear the burden of flagrant sin.
And those who hurt believing men and believing women, without that they have earned it, have laid upon themselves calumny and manifest sin.
Those who do or say something wrong against the believing men and women, are engaged in slandering, which is a great sin.
And those who annoy the believers for what they have not earned, such have to bear (the guilt of) calumny and obvious sin.
Those who harm the acknowledging men and the acknowledging women, with no just reason, they have brought upon themselves a slander and a gross sin.
And they who shall injure the true believers of either sex, without their deserving it, shall surely bear the guilt of calumny and a manifest injustice.
Surely, those who speak evil things of Allah and His Messenger, Allah has cursed them in this world and the Hereafter, and He has prepared for them a humiliating chastisement.
And the ones who hurt male believers and female believers, without that they have earned it, then they have readily burdened themselves calumny and evident vice.
And those who malign believing men and believing women undeservedly, they bear the guilt of slander and manifest sin.
Those who slander believing men and women for what they have not done, will bear the burden of calumny and clear iniquity.
And as for those who malign believing men and believing women without their having done any wrong - they surely burden themselves with the guilt of calumny, and [thus] with a flagrant sin!
As for those who abuse believing men and women[1] unjustifiably, they will definitely bear the guilt of slander and blatant sin.
And those who harm the believing men and the believing women, with no just reason, they have brought upon themselves a slander and a gross sin.
Those who persecute the believing men and the believing women, who did not do anything wrong, have committed not only a falsehood, but also a gross sin.
And those who harm believing men and believing women for [something] other than what they have earned have certainly born upon themselves a slander and manifest sin.
And those who hinder believing men and believing women with what they have not earned: they bear a calumny and obvious sin.
And those who malign the believing men and the believing women undeservedly, they bear the guilt of slander and manifestly drag down their own humanity.
And those who annoy (and unjustly displease) believing men and women have (the guilt on themselves of) slander and an evident sin.
As for those who hurt believing men and believing women without their having done anything (wrong), they shall bear the burden of slander and a manifest sin.
And those who harm the believing males and the believing females, with no just reason, they have brought upon themselves a slander and a gross sin.