Bakara suresi

Bakara suresi, 286. ayet

Bakara suresi, 286. ayet. لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ

lâ yükellifü-llâhü nefsen illâ vus`ahâ. lehâ mâ kesebet ve`aleyhâ me-ktesebet. rabbenâ lâ tüâḫiẕnâ in nesînâ ev aḫṭa'nâ. rabbenâ velâ taḥmil `aleynâ iṣran kemâ ḥameltehû `ale-lleẕîne min ḳablinâ. rabbenâ velâ tüḥammilnâ mâ lâ ṭâḳate lenâ bih. va`fü `annâ. vagfir lenâ. verḥamnâ. ente mevlânâ fenṣurnâ `ale-lḳavmi-lkâfirîn.

Diyanet İşleri

Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): "Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 283–286 · surenin 286. ayeti / 286

Konu Kapanış: peygamberin ve mü'minlerin imanı, son dua Bakara 284–286 3

  1. Bakara 283

    Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah'tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkardır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.

  2. Bakara 284

    Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

  3. Bakara 285

    Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır."

  4. 286

    Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): "Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 285–286. ayetler için yazılmıştır.

285-286. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den sabit olduğuna göre geceleyin bu iki âyeti okuyan kimseye bu iki âyet bütün kötülüklere karşı yeterli gelir, ona isabet edecek kötülükleri önler. Buna sebep ise bu iki âyet-i kerimenin ihtiva ettiği oldukça yüce manalardır.

Yüce Allah, bu surenin baş tarafında: “Deyin ki: Biz Allah’a ve bize indirilene... iman ettik” (el-Bakara, 2/136) buyruğu ile bütün insanlara imanın bütün esaslarına iman etmeyi emretmektedir. Bu âyet-i kerimede ise Peygamberin de onunla birlikte olan mü’minlerin de bu büyük esaslara, özellikle de bütün peygamberlere ve bütün kitaplara iman ettiklerini ve bunların bir bölümüne iman edip bir bölümünü inkar edenlerin yaptığını yapmadıklarını haber vermektedir. Nitekim haktan sapan din mensuplarının ve doğru yoldan uzaklaşmış kimselerin böyle yaptıkları malumdur.

Mü’minlerin peygamber ile birlikte söz konusu edilip, hepsi hakkında aynı haberin verilmesi mü’minler için büyük bir şereftir. Ayrıca bu Peygamberin de şer’i hitaplarda ümmeti ile ortak olduğunu, bu şer’i hitapları tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, mü’minlerden bu hususta üstün olduğunu, hatta ve hatta iman hukukunu yerine getirmekte bütün peygamberlerden de ileri olduğunu ortaya koymaktadır.

“İşittik, itaat ettik” buyruğu mü’minlerin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiği Kitab’ın ve Sünnetin tamamına uyup bağlandıklarını, onların bu buyrukları -kabul etmek ve dinleyip itaat etmek anlamında- işittiklerini bildirmektedir. Bunun muhtevasında, bu görevleri yerine getirmeleri hususunda Allah’tan yardım talebinde bulunmak, Allah’ın, yerine getirmekte kusurları bulunan görevlerini bağışlaması, işledikleri haramları affetmesi de vardır. Onlar bu faydalı dualar ile Yüce Allah’a yalvarıp yakarmaktadırlar. Yüce Allah da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’ın ifadesi ile onların bu dualarına “Evet, öyle yaptım” diye cevap vermiştir. Bu dualar topluca bütün mü’minlerden kabul edildiği gibi eğer duanın kabulüne bir engel yoksa her bir ferdinden de kabul edilir.

Yüce Allah unutma ve yanılma hallerinde onlardan sorumluluğu kaldırmıştır. Ayrıca Yüce Allah şeriatini mü’minlere son derece kolaylaştırmış, kendilerinden öncekilere yüklemiş olduğu zorlukları, ağır yükleri ve sorumlulukları onlara yüklememiştir. Takat getiremeyecekleri şeyleri de sırtlarına yük olarak vurmamıştır. Allah onlara mağfiret buyurmuş, merhamet eylemiş, kâfirler topluluğuna karşı onlara zafer vermiş, yardım etmiştir.

Yüce Allah’tan isimleri, sıfatları ve bize lütfetmiş olduğu dinine bağlılık ile bize yönelik Peygamberinin dili ile yaptığı vaatlerini gerçekleştirmesini ve mü’minlerin hallerini ıslah etmesini niyaz ederiz.

Bu buyruktan dinin bütün emirlerinde zorluğun kaldırılıp kolaylığın sağlanması kaidesi anlaşılmaktadır. “İbadetlerde ve Allah’ın haklarında unutma ve yanılmanın affedildiği” kaidesi de buradan anlaşılmaktadır. İnsanların hakları ile ilgili hususlarda ise bu, sadece günahın ve yerilmenin kaldırıldığını gösterir. Can veya mala yanılarak yahut unutarak zarar verilmesi halinde tazminatlarının ödenme gereği, bunları haksız yere telef etmenin bir sonucudur. Böyle bir tazminat, hem unutma ve yanılmayı hem de kasti halleri kapsamına almaktadır.

Bakara Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd-ü senalarımız Yüce Allah’adır, efendimiz Muhammed’e, onun aile halkına ve ashabına salat ve selam olsun.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah, bir kimseyi ancak güç yetirebileceği amellerden sorumlu tutar. Çünkü Allah'ın dini kolaylık üzerine bina edilmiştir ve O'nun dininde meşakkat yoktur. Kim hayırlı bir amel yaparsa ona yaptığı amelin sevabı eksiltilmeden verilir. Kötü amel işleyen kimseye de yaptığı kötü amelin karşılığı olarak günah vardır. Bu kimsenin günahını bir başkası yüklenmez. Peygamber ve Müminler, Rabbimiz! Eğer unutursak, bir işte hata yaparsak yahut kasıtsız olarak bir söz söyleyecek olursak bizden önce zulümleri sebebiyle cezalandırdığın Yahudiler gibi bizi de cezalandırma. Rabbimiz! Emirlerden ve yasaklardan gücümüzün yetmeyeceği ve bize meşakkat verecek şeyleri bize yükleme. Günahlarımızı bağışla. Bizi affet ve fazlın ile bize merhamet et. Sen bizim mevlamız ve yardımcımızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.

Kelimeler

49 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَا la
  2. يُكَلِّفُ yukellifu teklif etmez kök: كلف
  3. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  4. نَفْسًا nefsen kimseye kök: نفس
  5. إِلَّا illa başkasını
  6. وُسْعَهَا ۚ vus'aha gücünün yettiğinden kök: وسع
  7. لَهَا leha (herkesin) kendine
  8. مَا ma şey
  9. كَسَبَتْ kesebet kazandığı kök: كسب
  10. وَعَلَيْهَا ve aleyha ve aleyhinedir
  11. مَا ma şey (kötülük)
  12. ٱكْتَسَبَتْ ۗ ktesebet işlediği kök: كسب
  13. رَبَّنَا rabbena Rabbimiz kök: ربب
  14. لَا la
  15. تُؤَاخِذْنَآ tu'ahizna bizi sorumlu tutma kök: اخذ
  16. إِن in eğer
  17. نَّسِينَآ nesina unutursak kök: نسي
  18. أَوْ ev ya da
  19. أَخْطَأْنَا ۚ ehta'na yanılırsak kök: خطا
  20. رَبَّنَا rabbena Rabbimiz kök: ربب
  21. وَلَا ve la
  22. تَحْمِلْ tehmil yük yükleme kök: حمل
  23. عَلَيْنَآ aleyna bize
  24. إِصْرًۭا isran ağır kök: اصر
  25. كَمَا kema gibi
  26. حَمَلْتَهُۥ hameltehu yüklediğin kök: حمل
  27. عَلَى ala üzerine
  28. ٱلَّذِينَ ellezine
  29. مِن min
  30. قَبْلِنَا ۚ kablina bizden öncekilerin kök: قبل
  31. رَبَّنَا rabbena Rabbimiz kök: ربب
  32. وَلَا vela
  33. تُحَمِّلْنَا tuhammilna bize yükleme kök: حمل
  34. مَا ma şeyleri
  35. لَا la
  36. طَاقَةَ takate gücümüzün yetmediğimiz kök: طوق
  37. لَنَا lena bizim
  38. بِهِۦ ۖ bihi ona
  39. وَٱعْفُ vea'fu ve affet kök: عفو
  40. عَنَّا anna bizi
  41. وَٱغْفِرْ vegfir bağışla kök: غفر
  42. لَنَا lena bizi
  43. وَٱرْحَمْنَآ ۚ verhamna bize merhamet et kök: رحم
  44. أَنتَ ente sen
  45. مَوْلَىٰنَا mevlana bizim sahibimizsin kök: ولي
  46. فَٱنصُرْنَا fensurna bize yardım eyle kök: نصر
  47. عَلَى ala karşı
  48. ٱلْقَوْمِ l-kavmi toplumuna kök: قوم
  49. ٱلْكَـٰفِرِينَ l-kafirine kafirler kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: اصر (3 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Hani, Allah peygamberlerden, "Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka…

  • Aynı kök: اصر (3 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resule, o ümmi peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten…

  • Aynı kök: خطا (22 geçiş) · Aynı kök: حمل (64 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş)

    Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.

  • Aynı kök: وسع (32 geçiş) · Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af

    İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: نسي (45 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: نسي (45 geçiş) · Ortak kavram: Af

    İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip)…

  • Aynı kök: كلف (8 geçiş) · Aynı kök: وسع (32 geçiş)

    -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…

  • Aynı kök: كلف (8 geçiş) · Aynı kök: وسع (32 geçiş)

    Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah hiçbir canı gücünün yetmeyeceği şeyle sorumlu tutmaz. dipnot 1 (Herkesin) kazandığı (iyilik) kendi lehine, kazandığı (kötülük) de kendi aleyhinedir. dipnot 2 "Rabbimiz! Unutur veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma! Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük dipnot 3 yükleme! Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyler yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize merhamet et! Sen bizim mevlamızsın (efendimizsin)! kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!"

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah hiç kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez ve hiç kimseyi gücünün yetmeyeceği şeylerle sorumlu tutmaz. Mâide 5:48, En‘âm 6:165 ve Talâk 65:7'de yer alan bilgiye göre "Yüce Allah insanlara ne kadar imkân vermişse herkesi verdiği imkân kadar imtihana tabi tutacaktır." Esasında bu tür ifadelerin hepsi devam eden cümledeki şu duanın da kabul edildiğinin bir delilidir: "Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme; bizi onlarla sorumlu tutma!" Bazılarının sandığı veya iddia ettiği gibi mahşerdeki sorgulama standart değildir; herkese aynı sorular da sorulmayacaktır. Aksi takdirde tam bir adaletsizlik söz konusu olur ki Rabbimiz hem adaletsizlikten hem de zulümden uzaktır. Benzer mesajlar: Bakara 2:233; Mâide 5:48; En‘âm 6:152, 165; A‘râf 7:42; Mü'minûn 23:62; Talâk 65:7.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu mesaj Bakara 2:134, 141, 272, Nisâ 4:111; En‘âm 6:52, 164, İsrâ 17:13-15, Lokmân 31:33, Fâtır 35:18, Zümer 39:7, Fussilet 41:46, Câsiye 45:15, Necm 53:38-39 ve Zilzâl 99:7-8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Burada sözü edilen [ısr] yani "ağır yük", Al-i İmrân 3:81'de geçen ve Hz. Muhammed'e kadar gönderilen bütün peygamberlerden alınan "gelecek olan yeni Elçi'ye inanıp ona yardım etmeleri" şeklindeki sözdür. A‘râf 7:157'den anlaşıldığı üzere Hz. Muhammed son peygamber olduğu için bu dua haliyle kabul edilmiştir.

Mustafa İslamoğlu

Allah hiç kimseye taşıyacağından fazlasını yüklemez. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği kötülük de kendi aleyhinedir. Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak, bundan dolayı bizi sorguya çekme! Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükü bize taşıtma! Günahlarımızı affet, bizi bağışla, bize merhamet et! Sen bizim Mevla'mızsın; Kafirler güruhuna karşı Sen bize yardım et!

Muhammed Esed

"Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez: Kişinin yaptığı her iyilik kendi lehinedir, her kötülük de kendi aleyhine." "Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama!" "Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yükler yükleme! Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma!" "Ve günahlarımızı affet, bizi bağışla ve rahmetini yağdır üstümüze! Sen Yüce Mevlamızsın, hakikati inkar eden topluma karşı bize yardım et!"

Ahmed Hulusi

Allah kimseyi kapasitesi dışındakinden mükellef tutmaz. (Yaptığı iyi işler sonucu) kazandığı da kendinedir, (zararlı işler sonucu) alacağı karşılık da kendinedir. Rabbimiz, unutursak veya hataya düşersek bizi bundan dolayı cezalandırma. Rabbimiz, bizden öncekilere yüklemiş olduğun ağır vecibeleri bize yükleme. Rabbimiz, takatimizin yetmeyeceği şeyleri de bize yükleme. Bizi affeyle, mağfiret eyle, rahmet et. Sen mevlamızsın. Tüm hakikati örten seni inkar edenlere (kafirlere) karşı bizi zafere erdir.

Ali Bulaç

Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. (Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et."

Ali Özek ve heyeti

Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!

Ali Rıza Safa

Allah, hiç kimseye, gücünün yeteceğinden aşırısını yüklemez. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına yönelik, yaptığı kötülük kendi yitimine yönelik olacaktır. "Efendimiz; unutur veya yanılırsak, bizi sorumlu tutma!" "Efendimiz; bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme!" "Efendimiz; gücümüzün yetmeyeceği şeyleri bize yükleme!" "Bize hoşgörülü ol, bizi bağışla ve bize merhamet et. Bizim Sahibimiz Sensin; nankörlük eden topluma karşı bize yardım et!"

Bayraktar Bayraklı

Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez. Kişinin yaptığı her iyilik kendi lehinedir, her kötülük de kendi aleyhine. Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yükler yükleme! Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma!Günahlarımızı affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen yüce mevlamızsın, hakikatı inkar eden topluma karşı bize yardım et!

Edip Yüksel

ALLAH kişiye ancak kapasitesi kadar yükler. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kazandığı kötülükse kendi zararınadır. "Efendimiz, unutur yahut yanılırsak bizi sorumlu tutma! Efendimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize ağır sorumluluk yükleme! Efendimiz, gücümüzün yetmeyeceği şeyleri bize yükleme! Bizi hoş gör, bizi bağışla ve bize acı! Sensin bizim efendimiz/egemenimiz (mevlana). İnkarcılar topluluğuna karşı bize yardım et!" dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * "Mevla" (egemen/koruyucu/efendi) kelimesi Kuran'da 18 kez geçmekte ve bunlardan 13 tanesi Tanrı için kullanılır (2:286; 3:150; 6:62; 8:40; 9:51; 10:30; 22:78; 47:11; 66:2, 4); geri kalan 5 tanesi de Tanrı'dan başkaları için putperestlerin bir yakıştırması olarak veya olumsuz anlamda kullanılır (16:76; 22:13; 44:41; 57:15). * Kuran'da sadece Tanrı için kullanılan "Mevlana (Bizim dostumuz/egemenimiz/koruyucumuz)" ifadesi, halk tarafından din adamlarına yakıştırılmıştır. * Hatta Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerde din adamları, bu ayete rağmen kendilerini, dinsel amaçla, "Mevlana" ünvanlıyla anmayı adet haline getirmişlerdir. * Bak 6:62; 8:40; 9:31; 9:51; 10:30; 22:13, 78; 34:41; 42:21; 47:11; 66:2, 4. "Veli" (dost/yakın arkadaş) kelimesi ise hem Tanrı için ve hem insanlar için kullanılır. * Tanrı müminlerin velisidir ve müminler de birbirlerinin velisidir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH kişiye ancak kapasitesi kadar yükler. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kazandığı kötülükse kendi zararınadır. 'Rabbimiz, unutur yahut yanılırsak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize ağır sorumluluk yükleme! Rabbimiz, gücümüzün yetmeyeceği şeyleri bize yükletme! Bizi hoşgör, bizi bağışla ve bize acı! Sensin bizim mevlamız (efendimiz ve egemenimiz). İnkarcılar topluluğuna karşı bize yardım et!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah, kimseye gücünün ötesinde bir teklifte bulunmaz. Herkesin kazandığı yararına, yüklendiği günahı zararınadır. Ey Rabbimiz, eğer unutarak veya yanılarak yaptıksa, bizi sorgulama! Ey Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi, ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz bize gücümüzün yetmediğini yükletme, günahlarımızı affet, bizleri bağışla ve bize acı! Sensin mevlamız! Bizi, Seni tanımayanlara karşı yardımınla zafere eriştir, kahrolsun kafirler

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah kimseye vüs'unden öte teklif yapmaz, herkesin kazandığı lehine yüklendiği aleyhinedir, ya rabbena! eğer unuttuk veya kasdımız bize bizden evvelkilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme, ya rabbena! hem de bize takatımız olmayanı yükletme, ve bizden günahlarımız afiv buyur ve bizlere mağfiretini reva, rahmetini ata kıl, sensin mevlamız, bizi mansur buyur artık seni tanımıyanlara karşı, kahrolsun kafirler

Erhan Aktaş

Allah, hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla yük yüklemez. Herkesin yaptığı iyilik lehine, kötülük de aleyhinedir. "Rabb'imiz! Unutur veya yanlış yaparsak, bizi sorumlu tutma. Rabb'imiz! Bize daha öncekilere yüklediğin gibi zor şeyler yükleme. dipnot 1 Rabb'imiz! Bize gücümüzün üzerinde bir sorumluluk yükleme. Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen, Mevlamız'sın. Kafirlere karşı bize yardım et.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Daha önce sınandıkları şeyler konusunda sorumluklarını yerine getirmeyenlerin karşılaştıkları sorunlarla bizi karşı karşıya bırakma. Onların yaşadıkları zor sınavlarla bizi sınama. Bu durumlarda bize dayanma gücü ver.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah, hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla yük yüklemez. Herkesin yaptığı iyilik lehine, kötülük de aleyhinedir. "Rabb'imiz! Unutur veya yanlış yaparsak, bizi sorumlu tutma. Rabb'imiz! Bize daha öncekilere yüklediğin gibi zor şeyler yükleme. dipnot 1 Rabb'imiz! Bize gücümüzün üzerinde bir sorumluluk yükleme. Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen, Mevlamız'sın. Gerçeği yalanlayan nankörler toplumuna karşı bize yardım et.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Daha önce sınandıkları şeyler konusunda sorumluklarını yerine getirmeyenlerin karşılaştıkları sorunlarla bizi karşı karşıya bırakma. Onların yaşadıkları zor sınavlarla bizi sınama. Bu durumlarda bize dayanma gücü ver.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah, hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla yük yüklemez. Herkesin yaptığı iyilik lehine, kötülük de aleyhinedir. "Rabb'imiz! Unutur veya yanılırsak, bizi sorumlu tutma. Rabb'imiz! Bize daha öncekilere yüklediğin gibi ağır yük dipnot 1 yükleme. Rabb'imiz! Bize gücümüzün üzerinde bir sorumluluk yükleme. Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen, Mevla'mızsın. Gerçeği yalanlayan nankörler toplumuna karşı bize yardım et.".

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Büyük sıkıntı verecek şeyler.

Gültekin Onan

Tanrı hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. (Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. "Rabbimiz unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge. Sen bizim mevlamızsın. Kafirler kavmine karşı bize yardım et."

Hasan Basri Çantay

Allah hiç bir kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez. (Herkesin) kazandığı (hayır) kendi faidesine, yapdığı (Şer) kendi zararınadır. "Ey Rabbimiz, unutduk, yahud yanıldıysak bizi tutub sorguya çekme. Ey Rabbimiz, bizden evvelki (ümmet) lere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz, taakat getiremeyeceğimizi bize taşıtma. Bizden (saadır olan günahları) sil, bağışla, bizi yarlığa, bizi esirge. Sen mevlamızsın bizim. Artık kafirler güruhuna karşı da bize yardım et".

İbni Kesir

Allah, kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez. Kazandığı lehine, yüklendiği aleyhinedir. Ey Rabbımız, unuttuk veya yanıldıysak sorumlu tutma bizi. Ey Rabbımız, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme. Ey Rabbımız, bize gücümüzün yetmeyeceğini yükleme. Affet bizi, bağışla bizi. Sen Mevlamızsın. Kafirler güruhuna karşı yardım et bize.

Mehmet Alagaş

(285-286) Resul ve iman edenler kendisine Rabbinden indirilene iman etti, hepsi Allah’a meleklerine, kitaplarına Resullerine iman etti, hiçbir Resul arasında ayırım yapma yız ve dediler ki işittik ve itaat ettik, Rabbimiz senden bağışlanmayı dileriz ve dönüş sanadır. Allah kişiye kapsamı / genişliği kadar teklifte bulunur . K azandığı ne varsa kendinedir aleyhine kazandıkları da kendinedir. Rabbimiz eğer unutursak yahut hata edersek bizi sorumlu tutma . Rabbimiz bizden öncekilere taşıttığın ağır yük gibi bize de yük yükl eme, Rabbimiz gücümüzün / takatimizin yetmeyeceği şeyi bize taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla, bizi esirge, sen bizim dostumuzsun, bize kafir kavme karşı yardım et.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir şey (sorumluluk) yüklemez. (Herkesin) kazandığı (iyilik) lehine ve işlediği (kötülük) ise aleyhinedir! Rabbimiz, eğer unuttuk veya hata yaptıysak bizi hesaba çekme. Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir görev yükleme. Rabbimiz! Gücümüzün yetmeyeceğini bize taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim mevlâmızsın. Kâfir topluma karşı bize yardım et.

Süleyman Ateş

Allah, kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmez. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. "Rabbimiz, unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Rabbimiz, bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim mevlamız(sahibimiz, efendimiz)sin! kafirler toplumuna karşı bize yardım eyle!"

Süleymaniye Vakfı

Allah hiç kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. dipnot 1 Kişinin kimi kazancı lehine, kimi kazancı da aleyhinedir. dipnot 2 (Siz şöyle deyin:) "Rabbimiz! Eğer unutur veya hata edersek bizi sorumlu tutma! Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin ısrı /ağır yükü dipnot 3 bize yükleme! Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükü de bize yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! dipnot 4 Bize ikramda bulun! Sen bizim mevlamız /en yakınımızsın. dipnot 5 Kafirler toplumuna karşı bize yardım et!"

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3
    Üstlenilen ağır bir görev anlamındaki 'ısr' (Lisan'ul-arab), gelecek yeni resule /kitaba inanma görevidir. (Al-i İmran 3/81) Kur'an'ın inmesi ile birlikte ısr yükü kalkmıştır (A'raf 7/157). O yükün artık bulunmadığı, buradaki dua cümlesi ile müminlerin zihinlerinde canlı tutulmaktadır.
  4. metne dön, dipnot 4
    Kur'an-ı Kerim'de suçların bağışlanması anlamında afv (عفو), safh (صفح) ve mağfiret (مغفرة) olmak üzere üç ayrı kelime kullanılır. Bunlardan afv (عفو) kelimesinin sözlükteki temel iki anlamından biri, bir şeyi terk etmektir (Mekayisü'l-lüğa). Bu anlamdan ve ilgili ayetlerden hareketle "afv", yapılan kötü işleri görmezlikten gelmektir. Sözlükte bir kişinin günahından yüz çevirme anlamına gelen safh da (Sıhah) yeni bir sayfa açmak anlamındadır. Mağfiretin sözlükteki anlamı ise örtmektir (Sıhah, Mekayisü'l-lüğa). Dolayısıyla ilgili ayetlerde geçen suç ve günahları mağfiret etmek, onları örtüp bağışlamak anlamındadır.
  5. metne dön, dipnot 5
    Bkz. Bakara 2/107. ayetin dipnotu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah, kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. Kişinin kimi kazancı lehine, kimi kazancı da aleyhinedir. (Siz şöyle dua edin:) "Rabbimiz! Eğer unutur veya hata edersek, bizi sorumlu tutma! Sahibimiz (Rabbimiz)! Bizden öncekilere yüklediğin ısr yükünü dipnot 1 bize de yükleme! Sahibimiz (Rabbimiz)! Zorlanacağımız yükü bize taşıtma! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize ikramda bulun! Bizim mevlamız (en yakınımız) dipnot 2 Sensin. Kafirlere dipnot 3 karşı bize yardım et!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Isr, gelen yeni nebiye inanma görevidir. "Allah nebilerden kesin söz almıştı: "Size kitap ve hikmet veririm de sonra sizdekini tasdik eden bir elçi gelirse, ona kesinlikle inanacak ve yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Bu hususta ısr'ımı üzerinize aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul ettik" demişlerdi."  (Al-i İmran 3/81)  Bu sebeple önceki nebilerin ümmetlerinin Muhammed aleyhisselama inanma görevleri vardır. Son nebi ile birlikte ısr yükü kalktı. Burada o yükün olmadığı, bir dua cümlesi ile müminlerin zihinlerinde canlı tutulmaktadır. İlgili ayet şöyledir: "Yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları bu elçiye, bu ümmi Nebiye uyanlar... O, onlara iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar. Temiz ve lezzetli şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Isr'larını ve üzerlerindeki bağları kaldırıp atar. Ona inanan, onu destekleyen, ona yardım eden ve onunla birlikte indirilen nura uyanlar umduklarına kavuşurlar." (A'raf 7/157)
  2. metne dön, dipnot 2
    Veli kelimesi için (Bakara 2/107) ayetin dipnotuna bkz.
  3. metne dön, dipnot 3
    Ayetleri görmezlikten gelenlere.

Şaban Britch

Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemez. (Herkesin) kazandığı (iyilik) lehine ve işlediği (kötülük) ise aleyhinedir! Rabbimiz, eğer unuttuk veya hata yaptıysak, bizi hesaba çekme. Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir görev yükleme. Rabbimiz, gücümüzün yetmeyeceğini bize taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim mevlâmızsın. kâfir topluma karşı bize yardım et.

Şaban Piriş

Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemez. (Herkesin) kazandığı (iyilik) lehine ve işlediği (kötülük) ise aleyhinedir! -Rabbimiz, eğer unuttuk veya hata yaptıysak, bizi hesaba çekme, Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir görev yükleme. Rabbimiz, gücümüzün yetmeyeceğini bize taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Kafir topluma karşı bize yardım et.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah hiç bir benliğe, yaratılış kapasitesinin üstünde bir yük yüklemez/teklifte bulunmaz. Her benliğin yaptığı iyilik kendi lehine, işlediği kötülük kendi aleyhinedir/kişinin hem kendisi hem başkaları için kazandığı onun lehine, yalnız kendi nefsi için kazandığı onun aleyhinedir/kişinin kendi emeği ile kazandığı lehine, başkalarının sırtından kazandığı aleyhinedir. "Ey Rabb'imiz! Unutur yahut hata edersek bizi hesaba çekme. Ey Rabb'imiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabb'imiz! Bize, güç yetiremeyeceğimiz şeyleri de yükleme. Affet bizi, bağışla bizi, acı bize. Sen bizim Mevla'mızsın. Küfre sapanlar topluluğuna karşı yardım et bize!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah does not charge a soul except with what it can bear; a soul shall qualify to reap the fruit it merits for its innocence and piety, and it shall pay its own debt and suffer accordingly. Therefore, beseech Him in heaven to take mercy on your souls, praying thus: "O Allah, our Creator, do not condemn us if we fail to remember, if we err innocently, if our imperfections fall short of the purpose, if we dissatisfy Your standard or neglect a duty. And present us not, O Allah, our Creator, with difficulties as the difficulties you imposed on those who came before us in consequence of their arrogance and wrongful actions." "And charge us not O Allah, our Creator, with the unbearable, pardon us, forgive us and have mercy on us; You are our Protective Guardian; help us gain advantage over those who deny you.

Abdul Haleem

God does not burden any soul with more than it can bear: each gains whatever good it has done, and suffers its bad- ‘ Lord, do not take us to task if we forget or make mistakes. Lord, do not burden us as You burdened those before us. Lord, do not burden us with more than we have strength to bear. Pardon us, forgive us, and have mercy on us. You are our Protector, so help us against the disbelievers.’

Abdullah Yusuf Ali

On no soul doth Allah Place a burden greater than it can bear. It gets every good that it earns, and it suffers every ill that it earns. (Pray:) "Our Lord! Condemn us not if we forget or fall into error; our Lord! Lay not on us a burden Like that which Thou didst lay on those before us; Our Lord! Lay not on us a burden greater than we have strength to bear. Blot out our sins, and grant us forgiveness. Have mercy on us. Thou art our Protector; Help us against those who stand against faith."

Abul A'la Maududi

Allah does not lay a responsibility on anyone beyond his capacity. dipnot 1 In his favour shall be whatever good each one does, and against him whatever evil he does. dipnot 2 (Believers! Pray thus to your Lord): "Our Lord! Take us not to task if we forget or commit mistakes. Our Lord! Lay not on us a burden such as You laid on those gone before us. dipnot 3 Our Lord! Lay not on us burdens which we do not have the power to bear. dipnot 4 And overlook our faults, and forgive us, and have mercy upon us. You are our Guardian; so grant us victory against the unbelieving folk." dipnot 5

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Man's answerability to God is limited by the extent of his ability. If a man does not have the ability to do a certain thing, God will not take him to task for not having performed it. In the same way, if it is really beyond a man's ability to abstain from something, God will not blame him for having failed to abstain from it. It should be noted here that man will not be the final judge as to whether he had the ability to do something or not. Such judgement will be made by God alone.
  2. metne dön, dipnot 2
    This is the second fundamental principle of God's law of retribution. Every man will be rewarded for the services he has rendered, none will be rewarded for services rendered by others. The same applies to punishment. It is the one who is guilty who will be punished. It is possible, however, that if a man has initiated either good or bad practices, they will continue to affect people's lives. The resulting good and bad deeds of people will be reckoned either to their credit or against them, since they are clearly related to their efforts and actions. It is impossible, however, that a map should be either rewarded for an act of goodness or punished for an act of evil in which he has had no share - neither by intent nor practical action. The requital of acts is not transferable.
  3. metne dön, dipnot 3
    The prayer made here is that God should not subject them to the severe tests and the terrible persecutions and hardships undergone by their predecessors. It is God's law that those who commit themselves to follow Truth and righteousness are subjected to severe tests and tribulations, and it is a believer's duty to meet them with patience and fortitude. At the same time, the believer should always pray that God may make it easy for him to follow the path of Truth and righteousness.
  4. metne dön, dipnot 4
    Believers pray to God not to place upon them a burden beyond their capacity of endurance, and to subject them only to those tests from which they may emerge triumphant. May it not happen that the hardships are too much for them to bear, and that their feet falter and are turned away from the path of righteousness,
  5. metne dön, dipnot 5
    In order to appreciate fully the spirit of this prayer, one should remember that these verses were revealed on the occasion of the ascension of the Prophet, a year before his migration to Madina. At that time the struggle between Islam and unbelief had reached its climax. Not only in Makka, but throughout the Arabian peninsula, there was no place where the lives of those who wished to follow the religion of God had not been made extremely difficult. In these circumstances the Muslims were told in what manner they ought to pray to their Lord. It is obvious that if the bestower himself tells one how to present one's request, the granting of the request becomes virtually assured. Hence, this prayer greatly strengthened the hearts of the Muslims. Moreover, this prayer implicitly taught the Muslims not to allow their feelings to flow along undesirable channels. They should instead mould them into a prayer to their Lord. Think of the heart-rending cruelties to which the Muslims were subjected merely because of their devotion to Truth, and then turn to the contents of this prayer, where there is no trace of bitterness against the enemies. Consider the physical afflictions and material losses which the Muslims suffered, then note how this prayer does not contain the slightest hint of worldly ambition. Compare the wretchedness and misery of these devotees of Truth with the pure, exalted feelings with which this prayer is overflowing. This comparison will enable us to appreciate the nature of the spiritual and moral training provided to men of faith.

Aisha Bewley

Allah does not impose on any self any more than it can stand. For it is what it has earned; against it, what it has merited. Our Lord, do not take us to task if we forget or make a mistake! Our Lord, do not place on us a load like the one You placed on those before us! Our Lord, do not place on us a load we have not the strength to bear! And pardon us; and forgive us; and have mercy on us. You are our Master, so help us against the people of the kafirun.

Al-Hilali & Khan

Allâh burdens not a person beyond his scope. He gets reward for that (good) which he has earned, and he is punished for that (evil) which he has earned. "Our Lord! Punish us not if we forget or fall into error, our Lord! Lay not on us a burden like that which You did lay on those before us (Jews and Christians); our Lord! Put not on us a burden greater than we have strength to bear. Pardon us and grant us Forgiveness. Have mercy on us. You are our Maulâ (Patron, Supporter and Protector, etc.) and give us victory over the disbelieving people.[1]"

Ali Quli Qarai

Allah does not task any soul beyond its capacity. Whatever [good] it earns is to its benefit, and whatever [evil] it incurs is to its harm. ‘Our Lord! Take us not to task if we forget or make mistakes! Our Lord! Place not upon us a burden as You placed on those who were before us! Our Lord! Lay not upon us what we have no strength to bear! Excuse us and forgive us, and be merciful to us! You are our Master, so help us against the faithless lot!’

Amatul Rahman Omar

Allâh charges no soul but to its capacity. It (- the soul) shall be paid for that which it has done (of good) and against it who has incurred (evil deliberately). (Pray, ) `Our Lord! take us not to task if we forget or (if) we make a mistake. Our Lord! lay not upon us the burden (of disobedience) as You laid upon those before us. Our Lord! charge us not with the responsibility which we have not the strength to bear; therefore overlook our faults and grant us protection and have mercy on us. You are our Master, therefore help us against the disbelieving people.'

Arthur John Arberry

God charges no soul save to its capacity; standing to its account is what it has earned, and against its account what it has merited. Our Lord, take us not to task if we forget, or make mistake. Our Lord; charge us not with a load such as Thou didst lay upon those before us. Our Lord, do Thou not burden us beyond what we have the strength to bear. And pardon us, and forgive us, and have mercy on us; Thou art our Protector. And help us against the people of the unbelievers.

Bijan Moeinian

God never tries someone with a difficulty beyond his capacity. You will be rewarded for what you earned and punished for your disobediences. [Therefore ask in your prayers:] "Lord please do not punish us for our sins and shortcomings. Lord; please do not try us with more difficult trials than the ones before us. Lord please do not make us go through the difficulties that we are not capable of standing them; pardon us and forgive us. You are our Lord; then help us [your soldiers] to overcome the disbelievers."

E. Henry Palmer

God will not require of the soul save its capacity. It shall have what it has earned, and it shall owe what has been earned from it. Lord, catch us not up, if we forget or make mistake; Lord, load us not with a burden, as Thou hast loaded those who were before us. Lord, make us not to carry what we have not strength for, but forgive us, and pardon us, and have mercy on us. Thou art our Sovereign, then help us against the people who do not believe!'

Edip-Layth

God does not impose a person beyond its capacity. For it is what it earns, and against it is what it earns. "Our Lord, do not mind us if we forget or make mistakes. Our Lord, do not place a burden upon us as You have placed upon those before us. Our Lord, do not burden us beyond our power; pardon us, and forgive us, and have compassion on us; You are our patron, help us against the ingrates."

George Sale

God will not force any soul beyond its capacity: It shall have the good which it gaineth, and it shall suffer the evil which it gaineth. O Lord punisth us not, if we forget, or act sinfully: O Lord lay not on us a burden like that which thou hast laid on those who have been before us; neither make us, O Lord, to bear what we have not strength to bear, but be favourable unto us, and spare us, and be merciful unto us. Thou art our patron, help us therefore against the unbelieving nations.

Hamid S. Aziz

Allah will not require of the soul beyond its capacity. It shall have what it has earned, and it shall owe what it deserves. "Our Lord, condemn us not, if we forget or miss the mark; Our Lord, load us not with a burden as Thou hast loaded those before us. Our Lord, impose not on us what we have not strength to bear, but forgive us, absolve us, and have mercy on us. Thou art our Sovereign, then give us victory against the faithless!"

Mahmoud Ghali

Allah does not charge a self (anything) except its capacity; it has whatever it has earned, and against it is whatever it has acquired. Our Lord, do not take us to task in case we forget or we make mistakes. Our Lord, and do not burden us with an obligation as You burdened (the ones) who were before us. Our Lord, and do not over-burden us with whatever is beyond our capability. And be clement towards us, and forgive us, and have mercy on us. You are our Supreme Patronizer, so give us victory over the disbelieving people."

Marmaduke Pickthall

Allah tasketh not a soul beyond its scope. For it (is only) that which it hath earned, and against it (only) that which it hath deserved. Our Lord! Condemn us not if we forget, or miss the mark! Our Lord! Lay not on us such a burden as thou didst lay on those before us! Our Lord! Impose not on us that which we have not the strength to bear! Pardon us, absolve us and have mercy on us, Thou, our Protector, and give us victory over the disbelieving folk.

Mohamed Ahmed - Samira

God does not burden a soul beyond capacity. Each will enjoy what (good) he earns, as indeed each will suffer from (the wrong) he does. Punish us not, O Lord, if we fail to remember or lapse into error. Burden us not, O Lord, with a burden as You did those before us. Impose not upon us a burden, O Lord, we cannot carry. Overlook our trespasses and forgive us, and have mercy upon us; You are our Lord and Master, help us against the clan of unbelievers.

Muhammad Asad

God does not burden any human being with more than he is well able to bear: in his favour shall be whatever good he does, and against him whatever evil he does. O our Sustainer! Take us not to task if we forget or unwittingly do wrong! "O our Sustainer! Lay not upon us a burden such as Thou didst lay upon those who lived before us! O our Sustainer! Make us not bear burdens which we have no strength to bear! "And efface Thou our sins, and grant us forgiveness, and bestow Thy mercy upon us! Thou art our Lord Supreme: succour us, then, against people who deny the truth!"

Mustafa Khattab

Allah does not require of any soul more than what it can afford. All good will be for its own benefit, and all evil will be to its own loss. ˹The believers pray,˺ "Our Lord! Do not punish us if we forget or make a mistake. Our Lord! Do not place a burden on us like the one you placed on those before us. Our Lord! Do not burden us with what we cannot bear. Pardon us, forgive us, and have mercy on us. You are our ˹only˺ Guardian. So grant us victory over the disbelieving people."

Progressive Muslims

God does not burden a soul beyond its means. For it is what it earns, and against it is what it earns. "Our Lord, do not mind us if we forget or make mistakes; our Lord, do not place a burden upon us as You have placed upon those before us; our Lord, do not place upon us what we cannot bare; pardon us, and forgive us, and have mercy on us; You are our patron, grant us victory over the disbelieving people."

Rashad Khalifa

GOD never burdens a soul beyond its means: to its credit is what it earns, and against it is what it commits. "Our Lord, do not condemn us if we forget or make mistakes. Our Lord, and protect us from blaspheming against You, like those before us have done. Our Lord, protect us from sinning until it becomes too late for us to repent. Pardon us and forgive us. You are our Lord and Master. Grant us victory over the disbelieving people."

Sahih International

Allah does not charge a soul except [with that within] its capacity. It will have [the consequence of] what [good] it has gained, and it will bear [the consequence of] what [evil] it has earned. "Our Lord, do not impose blame upon us if we have forgotten or erred. Our Lord, and lay not upon us a burden like that which You laid upon those before us. Our Lord, and burden us not with that which we have no ability to bear. And pardon us; and forgive us; and have mercy upon us. You are our protector, so give us victory over the disbelieving people."

Sam Gerrans

God burdens not a soul save to its capacity; it has what it earned, and it answers for what it acquired. “Our Lord: take Thou us not to task if we forget or commit offence. Our Lord: lay Thou not upon us a burden as Thou didst lay upon those before us. Our Lord: give Thou us not to bear what we have not strength for. And excuse Thou us, and forgive Thou us, and have Thou mercy upon us; Thou art our protector. And help Thou us against the people of the false claimers of guidance.”

Shabbir Ahmed

Allah tasks not and expects not from anyone more than his capacity. Any challenges that come your way, afford you a chance to expand your "Self". For the "Self" is what it earns and against it is only what it deserves. Pray, "Our Lord! Take us not to task if we forget or miss the mark! Our Lord! Do not place a burden on us as you did place on those before us. Our Lord! Impose not on us what we have not the strength to bear! Pardon us, absolve us, and bestow Grace on us, You are our Supreme Master, so help us prevail over those who reject the Truth."

Syed Vickar Ahamed

On no soul does Allah place a burden greater than it can bear. It enjoys every good that it earns, and it suffers every ill it earns. (Pray:) "Our Lord! Forgive us if we forget or make mistakes (on our part.)" (Pray:) "Our Lord! Place not on us a burden like that which You placed on those before us; Our Lord! Place not on us a burden greater than we have the strength to bear. Wipe out our sins, and grant us forgiveness. Have mercy on us. You are our Protector (Maulâ, Benefactor): Help us against those who stand against Faith."

Taqi Usmani

Allah does not obligate anyone beyond his capacity. For him is what he has earned, and on him what he has incurred."Our Lord, do not hold us accountable, if we forget or make a mistake, and, Our Lord, do not place on us such a burden as You have placed on those before us, and, Our Lord, do not make us bear a burden for which we have no strength. And pardon us, and grant us forgiveness, and have mercy on us. You are our Lord. So then help us against the disbelieving people."

The Monotheist Group

God does not burden a soul except with what it can bear. For it is what it earns, and against it is what it earns. "Our Lord, do not mind us if we forget or make mistakes; our Lord, do not place a burden upon us as You have placed upon those before us; our Lord, do not place upon us what we cannot bear; pardon us, and forgive us, and have mercy on us; You are our patron, so grant us victory over the disbelieving people."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 286. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 286. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 286. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩